Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2024/1260
2024/1340
25 Eylül 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1260
KARAR NO : 2024/1340
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/05/2015 (Dava) - 10/07/2018 (Karar)
NUMARASI : 2015/577 Esas - 2018/849 Karar
DAVA : Alacak
BAM KARAR TARİHİ : 25/09/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 25/09/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/577 Esas ve 2018/849 Karar sayılı dosyasının yapılan istinaf incelemesi neticesinde Dairemizce verilen 26/01/2022 tarihli ve 2020/911 Esas-2022/123 Karar sayılı ilamının taraf vekillerinin temyiz istemi sonucunda, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.03.2024 tarihli ve 2022/5523 Esas - 2024/2097 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine dosyanın yukarıda yer alan esasa yeniden kaydı sonrası duruşma açılarak yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 3 yıldan bu yana süre gelen ve silsile halinde devam eden sigorta sözleşmeleri olduğunu, son olarak 06/01/2014-06/01/2015 tarihleri arasında yürürlükte bulunan "gümrük müşavirleri mesleki sorumluluk sigorta poliçeleri" tanzim edildiğini, müvekkilinin davadışı ... Tic. Ltd. Şirketi'nin gümrük işlemlerini yürüttüğünü, bu firmanın ve diğer firmaların yıllara sarih ithal ettikleri "..." adlı ürünü 1204.00.9000.00 GTİP tarife kodu ile beyan ettiklerini, bu tarife beyanını uygulamada gümrük müşavirlerinin tayin ettiğini, 2013 yılında tereddüt hasıl olunca gümrük mali müşaviri müvekkili adına Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na başvuruda bulunularak inceleme yapılmasını talep ettiklerini, bu incelemeler üzerine müvekkiline ve davadışı şirkete ayrı ayrı para cezaları tanzim edildiğini, ceza tutanağı üzerine davalı şirketin acentesi olan ... Ltd. Şirketi'nin bilgisi dahilinde Bakanlıkla uzlaşmaya gidildiğini ve 22/01/2015 tarihli uzlaşma tutanağının imza altına alındığını, uzlaşmaya gitmenin esasen B.2.c.klozu gereğince sözleşmesel bir yükümlülük olduğunu, bu ceza sigorta poliçesinin 9.a klozu çerçevesinde sigorta kapsamında kaldığından davalı tarafa başvuruda bulunulduğunu, ancak 24/03/2015 tarihli red cevabi yazısı verildiğini, davalı tarafın ret nedeni olarak 9.c.11 klozunu ileri sürdüğünü, oysaki bu klozun müvekkili aleyhine tanzim edilen Kabahatler Kanunu'nu kapsamadığı gibi çelişen iki kloz olması halinde sigortalı lehine olan klozun kabulü gerektiğinin herkesçe malum olduğunu, bu durumun TTK'nın 1425/2. maddesi ve yine 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11.maddesinde belirtildiğini, yine Bilgilendirme Yönetmeliği madde 7'de kapsam dışı hallerin ayrıca bir formda açıkça bildirilmesi gerektiğinin vurgulandığını, davacı şirketin uzlaşma sonucunda 300.000,00 TL para cezasına çarptırıldığını, dört eşit taksitte ödenmesi konusunda anlaşma yapıldığını, ilk iki taksit toplamı olan 150.000,00 TL'nin müvekkilince ödendiğini, davalı ... acentesinin dava konusu poliçeyi müvekkili yana göndermediğini, ayrıca tek taraflı olarak dayatılmak suretiyle tanzim edilen poliçenin teminat dışında bırakılan hallerinin ve diğer hususların müvekkili şirket ile müzakere edilmediğinin sabit olduğunu, genel işlem koşullarına aykırı şartların geçersiz olduğunun ortada olduğunu, sigortacının bilgilendirme yükümlülüğünü hiç yahut gereği gibi yerine getirmediğini, gerçekleşen riziko sigorta teminatı dışında yer alıyor ve kişi zararına kendisi katlanmak zorunda kalıyorsa; bu takdirde sigorta ettiren bilgilendirme yükümlülüğe uygun yapılmış olsaydı gerçekleşen rizikoyu da sigorta teminatı kapsamına dahil ettirebilecekti ise, zararının tazminini talep edebileceğini, davalı şirketin hasarı reddetmesinin basiretli tacir sıfatı ile bağdaşmadığını, TTK'nın 1409/2.maddesi gereğince "Hasarı ret eden sigortacı bunu ispat külfetindedir." denildiğini, işbu davada temerrüt tarihinin sigorta şirketi tarafından hasarın reddedildiği 24/03/2015 tarihi olduğunu belirterek, kesilen 300.000,00 TL para cezasının, 50.000,00 TL'nin (şimdilik) 6100 sayılı yasanın 107.maddesi gereğince toplanacak deliller ve bilirkişi raporuna göre fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıdan hasar ret tarihi olan 24/03/2015 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, daha sonra ıslah dilekçesi ile davalarının kısmi dava olduğunu, para cezası tutarının 300.000,00-TL olduğunu, ödenen bedel olan 150.000,00-TL'sinin kısmi dava olarak işbu davada talep edildiğini beyan ettikleri anlaşılmıştır.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın HMK'nın 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası koşullarını taşımadığını, dava konusu (300.000,00 TL) alacak olduğundan ve 150.000,00 TL'sinin ödendiği ileri sürüldüğünden, davacının ödemiş olduğu (belirli) alacağın tamamı yerine alacağının 50.000,00 TL'lik kısmını belirsiz alacak davası olarak açmasının HMK'nın 107.maddesi uyarınca mümkün olmadığını, hukuksal yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı .... Şirketinin Gümrük Müşavirleri Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçeleri ile 06.01.2012-06.01.2015 tarihleri arasında müvekkili ... Sigorta AŞ'ye sigortalı bulunduğunu, davacının öncelikle aktif dava ehliyetine sahip olduğunu ispat etmesi gerektiğini, 150.000,00 TL ödediğini ileri sürmüş ise de bunu ispatlayan herhangi bir belgenin dosyaya sunulu olmadığını, dava dilekçesi içeriğine göre davacının teminat talebinin dava dışı ... Ltd. Şirketi adına gerçekleştirdiği gümrük işlemleri nedeniyle tanzim edilen cezaya ilişkin olduğunu, uzlaşmaya konu diğer alacaklar yönünden bir tazminat talebinde bulunulmadığının anlaşıldığını, dava konusu edilmeyen ... Ltd.Şirketi adına düzenlenmiş olan 300.000,00 TL alacak içerisinde yer alan 18.962,86 TL alacak dava konusu edilmediğinden hüküm altına alınmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının aleyhine Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nca Kabahatler Kanununa istinaden tanzim edilen ve uzlaşma sonucu ödediği para cezalarının karşılanması için yapmış olduğu başvuru üzerine müvekkili şirket nezdinde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, davacının tazminat talebi teminat dışında kaldığından reddolunduğunu, tazminat talebinin reddinin haklı sebeplere dayalı olduğunu, müvekkili şirketin yazılı muvafakati alınmaksızın uzlaşma sonucunda ödenen para cezasının sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, davaya konu para cezasının davacı sigortalının müşterisi olan ... Ltd.Şti'nin ihlal ettiği ... ürününe ait tarife kodunun hatalı beyan edilmesinden kaynaklandığını ve bu para cezasının uzlaşma sonucunda davacı tarafından ödendiğini, Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.1.a maddesinde "Sigortacının bilgisi ve yazılı muvafakati dahilinde olmak koşuluyla sigortalı tarafından ödeme yapılması halinde rizikonun gerçekleşmiş olduğu"nun belirtildiğini, poliçenin "Tenzili Muafiyet ve Koasürans" başlıklı 6.maddesinde de; "Yargılama sonucunda veya sigortacının muvafakati ile yargılama safhasına geçilmeden Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na bağlı kurumlar tarafından uluşturulan "Uzlaşma Komisyonları" ile uzlaşmaya varılması veya "Uzlaşma Komisyonlarınca" uzlaşma talebinin yasal sürelere uyulmaması hariç kalmak üzere kapsam ve içeriği yönünden reddedilmesi durumunda ödeme yükümlülüğü "Beher Tazminat talebi için uygulanacak muafiyet, asgari miktarı sigorta bedelinin %2'sinden az olmamak üzere tazminat talebinin %10 ödenir" hükmü yer aldığını, Genel Şartların 9/c maddesinde ise, itirazları zamanında yapılmamış rizikolara ilişkin tazminat taleplerinin sigorta teminatı dışında olduğunun belirtildiğini, uzlaşma sonucunda ödenen tazminatın ilgili sigorta poliçesinden karşılanabilmesi için uzlaşma konusunda sigorta şirketinin bilgisinin ve yazılı muvafakatinin alınmasının şart olduğunu, dava konusu olayda ise davacıya dava konusu para cezası ile ilgili olarak yargılama safhasına geçmeden uzlaşma yapması hususunda müvekkili ... Sigorta AŞ tarafından verilmiş bir muvafakat bulunmadığını, davacının yaptığı iddia ettiği ödeme kesinleşmiş bir yargı kararına dayanmadığından sigorta teminatı dışında olduğunu, davaya konu ceza sigortalının müşterisinin vermiş olduğu hatalı tarife bilgisinden kaynaklandığından sigorta poliçesi özel şartlarının 9.c.11 maddesi uyarınca teminat dışında olduğunu, sigorta poliçesinin 9.c.11 maddesi uyarınca "Sigortalının hizmet verdiği müşterisi veya müşterisi adına hareket eden kişilerin gümrük müşavirine verdiği her türlü tarife bilgisinin yanlışlığından kaynaklanan tazminat talepleri"nin sigorta teminatı dışında olduğunun kararlaştırıldığını, davacının para cezasına itirazda bulunmayıp yargı kararı ile para cezasını ortadan kaldırmadığını, gümrük müşavirinin vermiş olduğu beyannamelerde ithal edilen ürün tarifesini bildirme yükümlülüğü bulunmasına karşın, doğru tarifeyi bulma yükümlülüğünün Gümrük İdaresine ait olduğunu, bu tarifenin hatalı beyan edilmesinde müşteri ya da gümrük müşavirinin kastı ispatlanmadıkça Kabahatler Kanunu'nun 14.maddesi uyarınca para cezası tatbikinin mümkün olmadığını, davacının, usul ve yasaya aykırı şekilde tesis edilmiş bulunan para cezasına süresi içerisinde mahkeme nezdinde itiraz ederek yargı kararı ile para cezasını ortadan kaldırma imkanına sahip olmasına karşın, uzlaşma yaparak para cezasını ödemesi nedeniyle sigorta poliçesinden karşılanmasının mümkün olmadığını, davaya konu sigorta poliçelerinin sigortalıya teslim edildiğini, aksi iddiaların TMK' nın 2.fıkrasında yer alan dürüstlük kuralları ilkesine açıkça aykırı olduğunu, aynı zamanda tacir olan davacı tarafın kendilerine gerekli bilgilendirme yapılmadığına dair mesnetsiz iddialarının da reddi gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece; "...Somut olayda; davacı ....Şti.'nin dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.’nin gümrük işlemlerini yürüttüğü, davacı şirketin tarife kod hatası nedeni ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na başvuruda bulunarak, inceleme yapılmasını talep ettiği, bu incelemeler üzerine uzlaşma yoluna giden davacının, Ticaret Bakanlığınca Kabahatler Kanunu’na istinaden kesilen 300.000-TL para cezasını ödeme hususunda bakanlık ile uzlaştığı, davacı şirketçe ödenen 150.000-TL idari para cezasının, sigorta poliçesi özel şartlarının 9/a maddesinde teminat altına alınan idari para cezaları kapsamında kaldığı, davacı sigortalının davalı ... şirketine poliçe kapsamında zararının giderilmesi için yapmış olduğu başvurunun, davalı ... şirketince poliçenin 'teminat dışı kalan haller' 9/c 11 maddesi, 'sigortalının hizmet verdiği müşterisinin veya müşteri adına hareket eden kişilerin, Gümrük Müşavirine verdiği her türlü tarife bilgisinin yanlışlığından kaynaklanan tazminat taleplerinin teminat dışında kaldığı' ve 'davalı ... şirketinin yazılı olurunun alınmadığı' gerekçesiyle reddedildiği, uyuşmazlığın da dava konusu tarife kod hatasının davacı sigortalının müşterisinin yanlış bilgi vermesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, sigorta genel şartları gereğince yazılı olur şartının gerçekleşip gerçekleşmediği, davalı sigortanını aydınlatma yükümlüğünü yerine getirip getirmediği noktasında toplandığı, davaya konu rizikoda davacı sigortalının tarife bilgisi yanlışlığının söz konusu olduğu, davacı sigortalının, müşterisinin bir kusurunun bulunmadığı, davacı ... müşavirinin tarife bilgisi hatası nedeni ile yani kendi kusuru ile hareket ettiği, bu nedenle de Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na başvuruda bulunduğu ve daha sonra da uzlaşma yoluna gittiğinin sabit olduğu, davacı sigortalının, sigorta sözleşme süresi içinde yürüttüğü mesleki faaliyeti dolayısıyla, sözleşme yürürlükteyken meydana gelen bu olaya bağlı olarak -davalı sigortacının bilgisi dahilinde- ödeme yaptığı, dolayısıyla gerçekleşen rizikonun davalı sigortacının Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve sigorta poliçesi özel şartları hükümlerine uyduğu ve teminat kapsamında olduğu, her ne kadar davalı ... yazılı onay şartının gerçekleşmediğini savunmuş ise de; davacının rizikoyu dava konusu poliçenin düzenlenmesinde de aracılık eden ... isimli acentesine ihbar ettiği, sigorta şirketi tarafından hasar dosyası açıldığı, dosyaya ibraz edilen 04.08.2015, 10.02.2015, 11.02.2015, 04.02.2015 tarihli e-mail çıktıları ve 22.01.2015 tarihli otel faturası ile dinlenen tanık anlatımlarına göre davacının uzlaşma görüşmelerine bu acentenin oluru ve yönlendirmesi ile katıldığı, acentenin yönlendirdiği avukat ile birlikte hareket ettiği ve bu gelişmelerin davalının bilgisi dahilinde olduğu anlaşılmakla, davalı ... şirketi tarafından uzlaşma konusunda olur verildiği kanaatine varıldığı, davalı sigortacının aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği davacı tarafça iddia edilmiş ise de, TTK'nın 1423/2. fıkrası uyarınca davacı sigortalı sigorta sözleşmesine 14 gün içinde itiraz etmediğinden ve sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış sayıldığından, tacir olan davacının bu yöndeki iddiasına itibar edilemeyeceği, sigorta poliçesi özel şartlarının 6.a ve 6.c maddelerine göre davacının sigorta poliçesi kapsamında talep edebileceği en çok miktarın 240.000 TL olarak hesaplanmasına ilişkin son bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu, dava konusu olan ve ıslahla artırılan 150.000 TL' lik talebin bu limit içinde kaldığı, davacı tarafından hasar ret tarihi olan 24/03/2015 tarihinden itibaren avans faizi talep edilmiş ise de, davacı sigortalının, hüküm altına alınan miktarın 75.000 TL'sini 24/03/2015 tarihinde, bakiye 75.000 TL'sini ise 27/04/2015 tarihinde ödediği dikkate alınarak ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi yürütülmesine karar verilmekle, sonuç olarak; DAVANIN KABULÜNE, 150.000 TL maddi tazminatın 75.000 TL'sine 27/04/2015 tarihinden, bakiye 75.000 TL'sine ise 24/03/2015 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine...." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
DAİREMİZİN İSTİNAF KARARI:
Dairemizce verilen 2020/911 Esas-2022/123 Karar sayılı karar ile; "...Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesi incelendiğinde; davacı vekilinin davayı açarken '...kesilen 300.000,00 TL para cezasının, 50.000,00 TL'sinin (şimdilik) 6100 sayılı yasanın 107.maddesi gereğince toplanacak deliller ve bilirkişi raporuna göre fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla...' demek suretiyle, açıkça HMK 107. maddeye dayandırdığı ve belirsiz alacak davası şeklinde dava açmış olduğu, ancak cevap dilekçesi ile davalı vekilinin miktarı belirli bir alacak için belirsiz alacak davası açılamayacağı yönünde itirazı üzerine davacı vekilinin bu defa ıslah dilekçesi sunarak, davalarının kısmi dava olduğunu ve 300.000,00-TL'lik para cezasının fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik ödenen 150.000,00-TL'sinin tahsilini talep ettiklerini beyan ettiği anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde de belirtildiği üzere somut uyuşmazlıkta uzlaşma bedelinin 300.000,00-TL olduğu ve davacı tarafça ilk iki taksit olan 150.000,00-TL'nin ödendiği konusunda bir belirsizlik olmadığı gibi, bakiye tutarın da miktarı belirlidir. 6100 S. HMK 107.maddede; '(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.' denilmiştir. Buna göre, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkânsızlığa dayanmalıdır. Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarı yahut değeri belirlenebilir durumda ise, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmelidir. Buradaki dava şartı olan 'hukuki yarar' eksikliği tamamlanabilir bir dava şartı da değildir. Bu nedenle, eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün değildir. Islah dilekçesi ile de davanın türünün değiştirilmesi mümkün değildir (Bu hususlarda bknz. Yargıtay HGK 2017/(7)9-1812 E.-2021/185 K, Yargıtay 9.HD 2021/11789 E.- 2021/15887 K). Açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının re'sen kaldırılarak, dava şartı (hukuki yarar) yokluğundan dolayı reddine dair HMK 353/1-b-2. madde uyarınca Dairemizce hüküm tesis edilmesi gerekmiştir..." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
YARGITAY 11. HD. BOZMA İLAMI:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/5523 Esas - 2024/2097 Karar sayılı bozma ilamında; "....Davacı dava dilekçesinde, 6100 sayılı Yasanın 107 nci maddesinden bahsetmiş ise de, 300.000,00 TL para cezası olduğunu, 150.000,00 TL ödediğini, şimdilik 50.000,00 TL'nin toplanacak deliller ve bilirkişi raporuna göre fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıdan hasar ret tarihi olan 24.03.2015 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Dava tarihinde ceza miktarı belli olmakla birlikte davacının cevaba cevap dilekçesinden de kısmi dava açtığı anlaşılmaktadır. Ön inceleme aşamasında vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile davanın kısmi dava olarak açıldığını beyan etmiş olup ıslah dilekçesi netice-i talebin artırılmasına ilişkin olduğundan kısmi ıslah mahiyetindedir. Bu nedenle davanın esasına ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının incelenerek esas hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş olup, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine
..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; gümrük müşavirleri mesleki sorumluluk sigortası kapsamında ödenen para cezasının sigorta poliçesi uyarınca sigorta şirketi tarafından ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece; yapılan yargılama sonucunda yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Dairemizce HMK 353/1-b-2. madde uyarınca ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçelerle kaldırılarak "hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın dava şartından reddi" ne dair hüküm tesis edilmesine karar verildiği, bu istinaf kararına yönelik davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine de Yargıtay 11. HD'nin 14.03.2024 tarihli ve 2022/5523 Esas - 2024/2097 Karar sayılı ilamı ile, yukarıda yazılı gerekçelerle Dairemiz kararının bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Dairemizce daha önceden yapılan istinaf incelemesi neticesinde, dava dilekçesinde uyuşmazlığa konu olay nedeniyle kesilen toplam idari yaptırım tutarının 300.000-TL olup, davacı tarafça dava tarihi itibariyle 150.000-TL ödeme yapıldığına ve davanın HMK 107.maddeye göre açıldığına dair de açık beyan bulunduğu, bu hususlar uyarınca, bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı gerekçesiyle ve özellikle Yargıtay HGK'ın 2017/(7)9-1812 E.-2021/185 K., Yargıtay 9.HD'nin 2021/11789 E.- 2021/15887 K sayılı emsal kararları da gözetilerek, ıslah yoluyla dahi dava türünün değiştirilemeyeceği, belirsiz alacak davasının kısmi davaya dönüştürülemeyeceği gerekçeleriyle belirsiz alacak davası şeklinde açılan ve esasen belirli bir alacağın talep edildiği eldeki dava bakımından hukuki yarar yokluğundan dolayı davanın reddine karar verilmiş ise de, anılan kararımıza yönelik temyiz incelemesi neticesinde verilen Yargıtay bozma ilamında; dava tarihinde ceza miktarı belli olmakla birlikte davacının cevaba cevap dilekçesinden kısmi dava açtığının anlaşılmakta olduğu, ön inceleme aşamasında vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile de davanın kısmi dava olarak açıldığını beyan etmiş olup ıslah dilekçesinin netice-i talebin artırılmasına ilişkin olması nedeniyle kısmi ıslah mahiyetinde olduğu, esasa girilmesi gerektiği belirtilerek kararımızın bozulduğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler ile Yargıtay ilamının Dairemizce duruşma açılarak incelenmesi ve yapılan yargılama neticesinde; davacı vekili dava dilekçesinde HMK 107.maddeyi belirterek fazlaya dair haklarını saklı tutarak şimdilik 50.000-TL üzerinden belirsiz alacak davası açmış ise de, davalı tarafın bu husustaki itirazları üzerine davacı tarafça verilmiş olan 13.08.2015 tarihli cevaba cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin sadece belirsiz alacak davası niteliğinde olmayıp, fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere denilmekle kısmi davayı da ifade ettiğinin ve uzlaşma kapsamında ödedikleri 150.000-TL'nin bakiye harcını ıslah dilekçesi ile tamamlayacaklarının beyan edildiği, aynı tarihte (13.08.2015 tarihli) sunulan ıslah dilekçesi ile de yine davanın kısmi dava olarak açıldığı hususu tekrar edilerek, dava değerinin 150.000-TL olarak ıslah edildiğinin beyan edildiği, bu durumda Yargıtay bozma ilamı uyarınca davanın kısmi dava olarak açılıp akabinde ıslah yolu ile dava değerinin 150.000-TL'ye çıkarıldığının kabulü gerekmiştir.
Esasa dair yapılan incelemede; davacının davadışı ... Ltd. Şirketi'nin gümrük işlemlerini yürüttüğü, mesleki sorumlulukları kapsamında da davalı taraf ile "gümrük müşavirleri mesleki sorumluluk sigorta poliçeleri" tanzim edildiği, davadışı firmanın ithal ettiği "..." adlı ürünün 1204.00.9000.00 GTİP tarife kodu ile beyan edildiği, bu tarife beyanını uygulamada gümrük müşavirlerinin tayin ettiği, 2013 yılında tereddüt hasıl olunca gümrük mali müşaviri olan davacı adına Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na başvuruda bulunularak inceleme yapılmasının talep edildiği, bu incelemeler üzerine davacıya ve davadışı şirkete ayrı ayrı para cezaları tanzim edildiği, ceza tutanağı üzerine davalı şirketin acentesi olan ... Sigorta Aracılık Hizm. Ltd. Şirketi'nin bilgisi dahilinde Bakanlıkla uzlaşmaya gidildiği ve 22/01/2015 tarihli uzlaşma tutanağının imza altına alındığı, uzlaşmaya gitmenin esasen B.2.c.klozu gereğince sözleşmesel bir yükümlülük olduğu gibi, bu şekilde idari para cezasının davalı ... şirketi bakımından da yararına olacak şekilde düşürülmüş olduğu, bu ceza bizzat davacıya yüklenen idari para cezası olup sigorta poliçesinin 9.a klozu çerçevesinde açıkça sigorta kapsamında kaldığından davalı tarafa başvuruda bulunulduğu, ancak 24/03/2015 tarihli red cevabi yazısı verilmesi üzerine ödeme tutarının sigorta poliçesi kapsamında iadesi için eldeki davanın açıldığı, davalı tarafça ise bahse konu uzlaşma süreci ve ödemenin sigorta şirketinin bilgisi ve izni olmaksızın yürütüldüğü, ödemenin teminat kapsamında da olmadığının savunularak davanın reddinin talep edildiği görülmektedir.
Tüm dosya kapsamına göre; davalı ... şirketinin bahse konu uzlaşmanın tüm aşamalarından haberdar olduğu, bu hususta davalı şirketin yetkili müdürlerinin tanık sıfatıyla alınan beyanları ve yine davalı şirketin kendi acentesinin beyanı ile, ilaveten yine bizzat davalı tarafın bu aşamada bir miktar hatır ödemesi yapmayı teklif ettiğine dair beyanına göre, davacı tarafça davalı ... şirketine ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediği ya da davalının rızası hilafına zararına olacak şekilde ödeme yapıldığı yönündeki savunmalara itibar edilemeyeceği anlaşılmıştır. Davaya konu poliçe hükümlerinin 9-a maddesinde açıkça Kabahatler Kanunu 14. maddeye göre verilen cezaların teminata dahil olduğunun belirtildiği, idare tarafından uygulanan para cezalarında da bu maddeye atıf yapılmış olduğu görülmekle, müteselsil sorumluluğu bakımından davacı, kendisine kesilen ceza tutarını davalıdan talep etmiş olup, davacının müşterisine kesilen cezalara dair bir talebinin sözkonusu olmadığı, dosya kapsamına ve alınan bilirkişi raporundaki tespitlere göre davaya konu hatanın gümrük müşaviri davacının yanlış kodlamasından kaynaklanmış bulunduğu, davadışı firmadan kaynaklı olmadığı, bunun aksine dair somut bir delilin davalı tarafça sunulmuş da olmadığı, rizikonun teminat dışı olduğu iddiasının sigorta şirketi tarafından ispatlanması gerektiği, 9-c-11.maddesine göre para cezasının uzlaşmaya gidilmesi suretiyle 1.828.239-TL' den 300.000-TL'ye düşürülmüş olduğu, poliçe hükümlerine göre sigortalı davacının zararın artmasına engel olmakla yükümlü olduğu da dikkate alındığında davacının uzlaşmaya gitmesinde TMK 2. madde de gözönüne alınarak yasaya aykırı bir yön görülmediği, kaldı ki bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere para cezasına itiraz edilmesi durumunda uzlaşmaya gidilme hakkının ortadan kalkacak olduğu, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgelere göre davalı ... şirketinin uzlaşma sürecinden haberdar olduğu, davacının davalı acentesiyle birlikte sözkonusu süreci yönetmesinin yanısıra, uzlaşma talebinin 03.01.2014'de yapılmasına (mail ile karşı tarafa bildirim de yapıldığı) ve uzlaşmanın 22.01.2015'de gerçekleşmesine rağmen aradaki uzun süre boyunca davalı ... şirketinin davacının tazmin talebine dair bir red cevabı vermeyip, uzlaşma bittikten sonra 19.03.2015 tarihli yazı ile talebin reddedildiğini bildirmesinin basiretli bir davranış olmadığı gibi TMK 2. madde uyarınca iyiniyetli de sayılamayacağı anlaşılmakla, açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiş, ödeme tarihleri ve faiz bakımından ilk verilen mahkeme kararına yönelik tarafların bir itirazı bulunmadığı görülmekle, usuli müktesep haklar gözetilerek, ilk derece mahkemesi kararındaki tarihler ile bağlı kalınarak hüküm tesis edilmesi suretiyle avans faizine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, yapılan inceleme neticesinde; davanın kabulü yönünde hüküm tesis edilmiş, istinaf incelemesi sırasında açılan duruşma bozma ilamı gereği olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı emsal içtihadı da dikkate alınarak, istinaf mahkemesi sıfatıyla taraflar yararına ayrıca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
DAVANIN KABULÜNE, 150.000,00 TL maddi tazminatın 75.000,00 TL'sine 27/04/2015 tarihinden, bakiye 75.000,00 TL'sine ise 24/03/2015 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Kabul edilen miktar üzerinden hesaplanmış olan 10.246,50 TL nispi harçtan, peşin alınan ve ıslahla tamamlanan 2.561,63 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.684,87 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine’ye gelir kaydına,
-
Dava tamamen kabul edildiğinden davacı tarafın yaptığı ve karşıladığı 0,60 TL dosya gideri, 4,10 TL vekalet suret harcı, 27,70 TL başvuru harcı, 2.561,63 TL peşin ve ıslahla tamamlanan harç, 345,00 TL davetiye ve posta gideri, 2.600,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.539,03 TL yargılama gideri ve başvurma ve peşin harcın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
-
Dava tamamen kabul edildiğinden davalı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
-
Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir ve hesaplanmış olan; 24.000,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
-
HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
İSTİNAF AŞAMASINDAKİ YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN (tekerrüre neden olmayacak şekilde işlem tesisi suretiyle);
-
Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
-
YARGITAY AŞAMASINDAKİ YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN (tekerrüre neden olmayacak şekilde işlem tesisi suretiyle);
-
Davacı tarafından karşılanan 122,00 TL yargılama gideri ile 397,80 TL temyiz kanun yoluna başvurma harcına ilişkin toplam 519,80 TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
10-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/2-96 E.-2021/205 K. Sayılı kararı uyarınca Dairemizce yapılan duruşma bakımından taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
11-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dair; hazır bulunan davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde yapılan duruşma sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15