Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2024/1408
2024/1337
25 Eylül 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1408
KARAR NO : 2024/1337
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/08/2020 (Dava) - 27/10/2021 (Karar)
NUMARASI : 2020/433 Esas - 2021/934 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 25/09/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 25/09/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/433 Esas-2021/934 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili banka ile davalı ... arasında genel nakdi-gayrinakdi kredi sözleşmesi imzalandığını ve firmasına krediler tahsis edildiğini, müteveffa ...'ın da sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kullandırılan kredilerin geri ödemelerinin yapılmaması üzerine İzmir 13. Noterliğinin 25/04/2019 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine borçlular ... ve kefil ...'ın mirasçısı ... hakkında İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8887 sayılı dosyasından fazlaya ilişkin her türlü hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 354.896,34 TL asıl alacağın tahsilini teminen genel haciz yoluyla yasal takip işlemlerine geçildiğini, davalı/borçluların borca, faiz oran miktarına ve diğer fer'ilerine itiraz ettiğini, arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşmaya varılamadığını, imzalanan sözleşmenin 13. ve devamı maddelerinde ihtilaf halinde bankanın defter ve kayıtlarının delil olacağı hususunda anlaşmaya varıldığını, yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda borçluların itirazlarında haksız olduklarının ortaya çıkacağını belirterek, fazlaya ilişkin her türlü hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, takibe konu edilen 354.896,34 TL asıl alacak üzerinden ve banka asıl alacağına, takip tarihinden itibaren işleyecek faiz ve fer'ileri yönünden yapılan itirazların iptaline ve takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere davalılar aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8887 sayılı dosyasında eşi muris ... mirasçısı olması nedeniyle borçlu olarak gösterildiğini, icra dosyasına sunulmuş olan itiraz dilekçesinde de açıkça belirtildiği üzere müvekkili tarafından müteveffa ... 09/03/2019 tarihinde vefat ettikten sonra reddi miras talebiyle İzmir 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/587 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açılmış olup İzmir 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 01/04/2019 tarihli, 2019/587 Esas-2019/625 Karar sayılı ilamıyla muris ...'dan intikal eden mirasın müvekkili tarafından kayıtsız şartsız reddedildiğinin tespit ve tescil edildiğini, işbu kararın 02/04/2019 tarihinde kesinleştiğini, bu karar doğrultusunda müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu olmadığından arabuluculuk sürecindeki toplantıda da İzmir 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 01/04/2019 tarihli, 2019/587 Esas2019/625 Karar sayılı ilamının kesinleştiği ve karar ile kesinleşme şerhinin dava konusu icra dosyasına ibraz edildiği belirtilmesine rağmen davacı tarafından mahkeme nezdindeki işbu haksız davanın açıldığını beyanla, davanın reddine, haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasındaki ticari ilişkinin cari hesap usulü şeklinde kurulduğunu, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, buna rağmen davacının müvekkili aleyhinde birden fazla icra takibi başlatarak müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verdiğini, başlatılan İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2019/6508 sayılı ve İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8887 sayılı dosyalarının ödeme emrindeki kalemlerin asıl alacak şeklinde yer alan miktarlarının hangi borçlara ilişkin olduğu konusunda şüphe bulunması nedeniyle ödeme emirlerindeki bu açıklamasız şekilde yer alan alacak kalemlerinin miktarlarının hukuki dayanağının davacıya somut delillerini de sunmak suretiyle açıklatılması gerektiğini, tahsilde tekerrür oluşturmaması ve müvekkilinin davalıya borcu olmadığının ispatı için müvekkili aleyhinde başlatılan tüm icra takibi dosyalarının incelenmesi gerektiğini, ödenmiş olan borca istinaden yapılan icra takibine itirazlarının haklı olduğunu, takibinde haksız olan ve kötü niyetli olduğu aşikar olan alacaklı/davacının mesnetsiz davasının reddi ile alacaklı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, "....Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, genel kredi sözleşmesi ve ticari kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarına istinaden davalılar aleyhinde İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2019/8887 sayılı dosyasından 13/06/2019 tarihinde genel haciz yoluyla ilamsız takip başlattığı, her iki davalının yasal süresi içerisinde borca ve fer'ilerine itiraz ettiği, takip durdurma ve borca itiraz dilekçesinin davacıya 04/08/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 01/08/2019 tarihinde dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa başvurduğu, 26/08/2019 tarihinde arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmazlık ile neticelendiği, davacının 31/08/2020 tarihinde (pazartesi) işbu davayı ikame ettiği, bankacı bilirkişi tarafından düzenlenen 22/06/2021 tarihli rapora göre, davacı banka ile davalı ... arasında toplam 300.000,00 TL limitli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi ve business card üyelik sözleşmesi bulunduğu, davalı ...'ın murisi olan müteveffa ...'ın her iki sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, 6098 sayılı TBK kefalet hükümleri uyarınca kefaletin geçerli olduğu, genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesine istinaden davalı asıl borçluya 0821437 no.lu ... gibi çalışan Ticari KMH'dan 2.000,00 TL kredi kullandırıldığı, kredi ödenmediğinden kredi hesabının 2.076.27 TL anapara tutarı 12.04.2019 tarihinde 2.087.78 TL olarak kat edildiği, gayri nakdi kredi açılarak ... A.Ş'ye hitaben 19.11.2015 tarih ve 10777 no.lu 100.000,00 TL bedelli, 11.08.2017 tarihine kadar geçerli ve 11.08.2016 tarih 011180 no.lu 85.000,00 TL bedelli, 19.11.2016 tarihine kadar geçerli 2 adet teminat mektubu verildiği, 85.000,00 TL bedelli teminat mektubunun 15.000,00 TL artırımla 100.000,00 TL'ye yükseltildiği, teminat mektuplarının süre uzatımları olduğu, her 2 teminat mektubunun tazmin edildiği ve nakdi krediye dönüşen tutarın 19.04.2019 tarihinde kat edildiği, business card üyelik sözleşmesine istinaden davalı ...'a ticari kredi kartı tahsis edilerek kullanıma açıldığı, kredi kartı ile harcamalar yapıldığı, 31.03.2019 hesap kesim,10.04.2019 son ödeme tarihli hesap özetinde borç toplamının 125.381.75 TL, kalan taksitli harcama tutarının 25.237.50-TL olup toplam borcun 150.619.25TL olarak belirlendiği, 25.237.50 TL kalan taksit tutarının 19.04.2019 tarihinde 25.448,17-TL olarak, 125.381.75-TL borç bakiyesinin 12.04.2019 tarihinde faiz ve ekleri ile 127.035.24-TL olarak kat edildiği, kat ihtarnamesinin davalı ...'ın sözleşmedeki adresine tebliğ edilmesi nedeniyle 24/09/2019 tarihinde adı geçen davalının temerrüde düştüğü, takip tarihi itibariyle davacı bankanın 354,896,34 TL asıl alacak, 26.535,93 TL işlemiş faiz, 1.180,15 TL faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 382.612,42 TL' yi davalı ...' dan talep edebileceği, davalı ...'ün ise mirası reddetmesi nedeniyle sorumlu olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, davacı vekilinin bilirkişi raporu doğrultusunda eksik kısım yönünden harcı ikmal ettiği ve davalıdan toplam 382.612,42 TL talepte bulunduğu, her ne kadar davacı tarafından davalı ...'ün müteveffa ...'ın mirasçısı sıfatı ile takip ve dava konusu alacaklardan sorumlu olduğu ileri sürülmüş ise de, davalı ... tarafından müteveffa ...'ın mirasının İzmir 9. Sulh Hukuk mahkemesinin 01/04/2019 tarih 2019/587 Esas-2019/625 Karar sayılı ilamı ile reddedildiği, bu ilamın 02/04/2019 tarihinde kesinleştiği, bu nedenle davalı ...'ün söz konusu kefaletten ötürü sorumluluğunun bulunmadığı, diğer davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede ise adı geçen davalının davacı bankadan ticari kredi kullandığı, teminat mektupları aldığı, almış olduğu teminat mektuplarının nakde döndüğü, ticari kredi kartı kullandığı, bu krediler ile kredi kartı borçlarının ödenmediği, davacı banka tarafından davalının hesaplarının kat edilerek sözleşme adresine tebligat yapılmak suretiyle adı geçen davalının temerrüde düşürüldüğü, takip tarihi itibariyle kat ihtarnamelerinde yer alan asıl alacaklar ve ferilerin talep edilebilir hale geldiği, davacının takip talebinde söz konusu alacaklar için açıkça işlemiş temerrüt faizi talep ettiği, bu halde takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesi gereği davacının söz konusu alacaklara ilişkin olarak takip öncesi dönem yönünden akdi faiz talep edemeyeceğinin kabulü gerektiği, bu nedenle mahkemece bilirkişi raporunda hesaplanan asıl alacakların takip talebi ile bağlı kalınarak işlemiş temerrüt faizi ve diğer takip ferileri (bsmv) ile birlikte hüküm altına alınması gerektiği, takip talebinde belirtilen temerrüt faizi oranlarının taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olduğu, davaya konu takibe konu alacaklar ile davadışı İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2019/6508 sayılı takibine konu alacakların birbirinden farklı olduğu, takipler arasında mükerrerlik bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafından 26/10/2021 tarihli dilekçe ıslah dilekçesi olarak nitelendirilmiş ise de davacının dava dilekçesinin konu kısmında davalının takibe itirazının iptalini talep ettiği dava değeri olarak asıl alacak miktarını gösterdiği, bu nedenle yapılan işlemin ıslah niteliği taşımadığı, harç ikmali ve talebin açıklanması ve somutlaştırılması olarak değerlendirildiği, alınan bilirkişi raporunun yapılan açıklamalar kapsamında dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, davalı ...'in itirazında kısmen haksız olduğu, ayrıca davaya konu alacağın likit olduğu, davacının icra inkar tazminatı talep şartlarının oluştuğu anlaşılmakla, sonuç olarak; DAVANIN KISMEN KABUL İLE KISMEN REDDİNE, davalı ... yönünden davanın REDDİNE, davalı ... yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile, İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8887 sayılı takip dosyasına davalı borçlu ... tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin, A-)Teminat mektubu borcu için, 200.000.00TL asıl alacak, 13.566,67 TL işlemiş temerrüt faizi, 678,34 TL bsmv, B-)Ticari Kredili Mevduat Hesabı için, 2.459.85-TL asıl alacak, 106,81 TL işlemiş temerrüt faizi, 5,34 TL bsmv, C-)Ticari kredi kartı hesabı için, 152.436.49-TL Asıl alacak, 6.330,25 TL işlemiş temerrüt faizi, 316,51 TL bsmv olmak üzere toplam 375.900,26 TL alacağın, 200.000,00 TL'lik Teminat Mektubu asıl alacağı için yıllık % 66 oranında, 154.896,34 TL Ticari kredi kartı ve Ticari KMH asıl alacağı için ise yıllık % 31.80 olmak üzere takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 375.900,26 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 75.180,05 TL icra inkar tazminatının davalı ...'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE......" şeklinde hüküm tesis edilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
DAVALILAR VEKİLİ TARAFINDAN, "...... yönünden istinaf beyanlarının; öncelikle müvekkilinin davalı bankaya herhangi bir borcu bulunmadığını, çeşitli tarihlerde ödemelerde bulunduğunu, ancak bu durumun, yani takip öncesi ödemelerinin mahkeme tarafından dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, kabul anlamına gelmemekle mahkemenin müvekkilinin borçlu olduğuna ilişkin tespit ettiği tutarların da somut gerçeği yansıtmadığını, taleple bağlılık ilkesi dışına çıkılarak belirlendiğini, bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerindeki beyanlarını ve itirazlarını yinelediklerini, her ne kadar bilirkişi tarafından İzmir 1. İcra Müdürlüğü’nün 2019/6508 sayılı dosyası ile müvekkili hakkında başlatılan takibe konu edilen alacakların işbu davaya konu icra dosyasında talep edilen alacakla ilgisi olmadığı belirtilse de, her iki dosyada da müvekkilinden talep edilen alacakların niteliğinin açıklanmadığını, yalnızca asıl alacak ifadesi kullanıldığını, yine raporda bilirkişinin İzmir 1. İcra Müdürlüğü’nün 2019/6508 sayılı dosyasıyla talep edilen alacağın müvekkilinin kullandığı bireysel kredi kartına ait olduğuna ilişkin tespitine ilişkin hiçbir dayanak sunulmadığını, bu sebeple, tahsilde tekerrür oluşmaması adına bu dosyalara yapılan ödemelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, yine bilirkişi raporunda ihtarname Genel Kredi Sözleşmesine göre sözleşmedeki adrese yapıldığında tebliğ olmuş sayılacağından bahisle müvekkilinin 24.04.2019 tarihinde temerrüde düştüğü tespitinde bulunulduğunu, Genel Kredi Sözleşmesinin 12. maddesinde sözleşmede yazan adresin kanuni ikametgah sayıldığını, bildirilen bu adrese yapılacak her türlü tebligatın geçerli olacağı hususunun yer aldığını, Tebligat Kanununun 1. maddesinin; ‘...noterler tarafından yapılacak tüm tebligat, bu kanun hükümlerine göre posta ve telgraf teşkilatı genel müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılır’ şeklinde olduğunu, bu madde hükmüne aykırılık teşkil eden Genel Kredi Sözleşmesinin hukuka aykırı olduğunu, banka tarafından müvekkiline gönderilen ihtarnameyi içeren tebligatın iade olduğunu ve daha sonrasında tekrardan bir tebligat çıkarılmadığını, sözleşmenin ilgili maddesindeki gibi tebligatın yapılması ya da muhtara teslim vs. gibi bir hususun da söz konusu olmadığını, bu anlamda bilirkişinin, müvekkilinin temerrüde düştüğüne ilişkin tespitinin yerinde olmadığını, davacının dava dilekçesiyle fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması kaydıyla 354.896,34- TL asıl alacak üzerinden ve banka asıl alacağına, takip tarihinden itibaren işleyecek faiz ve ferileri yönünden takibinin devamına karar verilmesini talep ettiğini, davacının davaya konu yapmış olduğu tutar -harca esas değer olarak ödenen tutardan da anlaşıldığı üzere- 354.896,34-TL olup davacı yanca faizlerin davaya konu edilmediğini, bu dava belirsiz alacak davası niteliğinde olmadığı gibi yargılamanın sonraki aşamalarında da talep arttırılmasının mümkün olmadığını, davacı yanın ‘fazlaya ilişkin haklarımızın saklı kalması kaydıyla’ ibaresine yer vermiş olması sebebiyle davayı kısmi dava düşüncesiyle açtığı kanaatinde olduklarını, bilirkişi raporundan sonra 26.10.2021 tarihinde ıslah dilekçesi sunmasının da davayı kısmi dava düşüncesiyle açtığını kanıtladığını, itirazın iptali davalarında ıslah yapılarak talep artırımının mümkün olmadığını, davacıdan talebinin açık ve net bir şekilde somutlaştırılmasının istenmesi ve buna göre yargılamaya devam edilmesi gerekmekteyken mahkemece böyle bir yol da izlenmediğini, hukuka aykırı bir usul izlendiğini, dolayısıyla mahkemece hüküm kurulurken taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının harca esas değer olarak belirttiği tutara bağlı kalınarak hüküm kurulması gerekmekteyken ıslah dilekçesini somutlaştırma dilekçesi gibi yorumlayan mahkeme kararının ortadan kaldırılması gerektiğini, davacının dosyaya sunmuş olduğu 26.10.2021 tarihli ıslah dilekçesinin kendilerine gönderilmediğini, bu dilekçeye karşı beyan ve itirazları dinlenilmeden mahkemece hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece bu husus kabul edilmese de davacının işlemi somutlaştırma işlemi olmayıp dava değerinin artışına yönelik ıslah işlemi olduğunu, mahkemece, müvekkili aleyhine alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmişse de dava konusu alacağın likit bir alacak olmadığını, davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine karar verilmesinden de bunun açıkça anlaşıldığını, müvekkili aleyhinde hükmedilen %20 oranındaki icra inkar tazminatının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki müvekkili aleyhine hükmedilen icra inkar tazminatını kabul etmemekle beraber mahkemece davacının talebinin kısmen kabul kısmen reddedilmiş olması nedeniyle reddedilen tutar bakımından müvekkili lehine tazminata hükmedilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalılardan ... yönünden istinaf başvurularına ilişkin olarak; müvekkili aleyhinde başlatılan takibe müvekkili tarafından itiraz edildiğini, yapılan itirazda murisi olan müteveffanın mirasını reddettiğini ve buna ilişkin olarak İzmir 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 01.04.2019 tarihinde kesinleşen kararını dosyaya sunduğunu, aynı zamanda İzmir 4. İcra Hukuk Mahkemesi’nideki takibin ve ödeme emrinin iptaline ilişkin davacı aleyhinde açmış oldukları dava kapsamında da müvekkilinin mirası reddettiğine ilişkin kararın dosyaya sunulduğunu, bunun sonucunda davacının işbu davayı kötü niyetli olarak müvekkili aleyhinde açtığını, reddi mirasa ilişkin kararın sunulmasından itibaren her aşamada davacının bu durumdan haberi bulunduğunu, dolayısıyla müvekkili aleyhinde takip başlatmasında ve dava açmasında kötü niyetle hareket eden davacının tazminata mahkum edilmesi gerektiğini, hükmün müvekkili ... adına davanın reddine ilişkin kısmına herhangi bir itirazları olmamakla beraber bu müvekkili yönünden istinaf başvurularının konusunun %20 tazminat olduğunu, müvekkillerinin maddi durumu nedeniyle mahkemelerde hak arama hakkı ve hürriyetinden mahrum edilmemesi amacıyla işbu istinaf başvurusu bakımından adli yardımdan yararlanmasını talep ettiklerini.." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
KATILMA YOLUYLA DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN; "...Kullandırılan kredilerin geri ödemelerinin yapılmaması üzerine ihtarname keşide edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine takip işlemlerine geçildiğini, davalı/borçlu tarafından yapılan istinaf itirazlarının usul ve yasaya aykırı olup alacağın tahsilini sürüncemede bırakmak amacıyla yapılmış kötü niyetli itirazlar olduğunu, davalı ... yönünden, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de beyanlarında belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığını, davalının 2019/8887 sayılı dosyasına sunulu 29/07/2019 tarihli borca itiraz taleplerinde sadece herhangi bir borcunun bulunmadığı, hukuki bir ilişki olmadığı, sözleşme bulunmadığı, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, faize oranına ve işlemiş faize, ferilerine açıkça itiraz edildiği hususlarını itiraz konusu yaptığını, akabinde arabuluculuk toplantıları yapılarak dava dosyasına sunulduğunu, belirtilen toplantı tutanaklarında da reddi miras hususu yer almadığı gibi aksine 20/08/2019 tarihli arabuluculuk tutanağında ödeme niyetlerinin olduğunu, aylık taksitler halinde ödemek istediklerini, taksit tutarlarını ve toplam ödemek istedikleri rakamı belirlemek için müvekkilleriyle görüşmek istediklerini belirttiklerini, dolayısıyla ne takibe itiraz ne arabuluculuk görüşmeleri ne de dava açılması aşamasına kadar mirasın reddi kararı sunulmadığını, cevap dilekçesi ile beraber mirasın reddi hususunun belirtildiğini, müvekkili bankanın sözleşmenin kendisine tanıdığı yetkiler dahilinde tamamen yasal olarak alacağını tahsil etmek için icra takibi başlattığını, müvekkili banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hukuka ve usule uygun olduğunu, mahkeme kararında AAÜT'nin 3/2, 13/1.fıkrası uyarınca 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'a ödenmesine karar verilmiş ise de bu kararın kabulünün mümkün olmadığını, İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8887 sayılı dosyasına sunulan borca itiraz talebinde ve dahi arabuluculuk toplantılarında ... ile ilgili olarak mirasın reddi hususunu belirtmeyen davalı hakkında aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin Türk Medeni Kanunu'nun 2.maddesine aykırı olduğunu, davalının kusurunu kendilerine yükleyerek menfaat elde ettiğini, müvekkili bankanın kusurunun bulunmadığını, aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi yönünden kararın reddini talep ettiklerini, bilirkişi raporunda gerekli tüm incelemelerin ayrıntılı olarak yapıldığını, akabinde müvekkili banka tarafından dava netice-i talebi ıslah edilerek 382.612,42 TL yönünden itirazın iptali ve takibin devamı talep edilerek eksik harcın dava dosyasına yatırıldığını, dava edilen miktarın ıslahla arttırılması mümkün olup işbu davada müvekkili banka dayanak takip talebinde 383.375,75 TL alacağını istediğine göre işbu davada sonradan ıslahla talep sonucunu 382.612,42 TL'ye çıkarabilmesi gerektiğini, usulüne uygun bir ıslah olarak kabul edilmesi gerektiğini, davalı tarafın takibe konu alacak tutarlarının likit olmadığı yönündeki iddialarının mantık dışı olduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, genel kredi sözleşmesine ve kredi kartı sözleşmesine dayalı alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalılar vekili ve davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalılardan ...'ın davacı banka ile imzaladığı genel kredi sözleşmesi ve business kart sözleşmesi uyarınca bankadan krediler kullandığı, ...'ın ise kefil olmakla birlikte, vefatı üzerine mirasçısı olan ...'a karşı icra takibi yapıldığı, takibe itirazlar üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bankacı bilirkişiden alınan bilirkişi raporu uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmekte olup, alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı ...'in bahsettiği İzmir 1.İcra Müdürlüğü'nün 2019/6508 sayılı icra dosyasındaki kredi kartının bireysel kart olup işbu davadaki kredi kartından farklı numaralı olması, eldeki davaya konu kredi kartının ticari kredi karta ilişkin olup borç tutarlarının da farklı olmasının yanısıra, diğer takip dosyasına dair davada alınan raporda açıkça bu iki kartın farklı olduğuna dair tespitler ve işbu eldeki dosya kapsamındaki tüm evraklar da gözetildiğinde davalının bu yöndeki itirazlarının kabulü mümkün görülmemiştir. Yine, davalı ... bakımından hesap kat ihtarnamesinin gönderildiği adresin, sözleşmedeki adresi olup sözleşme hükümleri ve mevcut tüm evraklara göre bu yöndeki itirazlarının da reddi gerekmiştir. Ayrıca, dava konusu alacak genel kredi sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, alacağın likit, bilinebilir, belirlenebilir durumda olduğu da açık olmakla, %20 icra inkar tazminatına dair istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir.
Davalılar vekilinin, davalılardan mirası reddeden ...'e karşı açılan davanın kötüniyetli olduğuna dair itirazının da, mirası red durumu davacı bankaya dava öncesindeki süreçlerde açıkça bildirilmediği ve bu yönde aksi bir delil de davalı tarafça ibraz edilmediğinden, kabulü mümkün görülmemiştir.
Bununla birlikte, davalı ...'a karşı açılan dava sonucu itibariyle reddedilmiş olduğundan, vekalet ücretine dair itirazların da reddi uygun görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin ve davalılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
- Davacı vekilinin ve davalılar vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/433 Esas . 2021/934 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA;
a-Alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcı temlik alan davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına,
b-Adli yardım sebebiyle başlangıçta alınmayan, ancak alınması gerekli 1.169,40 TL istinaf başvuru harcı ile 25.677,74 TL istinaf karar harcının 6100 sayılı HMK 339/1. madde gereğince davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
-
Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
-
HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15