Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1073
2024/1297
19 Eylül 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1073
KARAR NO : 2024/1297
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/04/2021
NUMARASI : 2015/142 Esas - 2021/190 Karar
DAVA : İşletme Devrinden Kaynaklanan İstirdat ve Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 09/03/2015
BAM KARAR TARİHİ : 19/09/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 19/09/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/04/2021 tarihli, 2015/142 Esas ve 2021/190 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ün ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... Sokak, N:... de bulunan "..." ünvanlı işletmeyi dava dışı ... Ltd. Şti. ile yapmış bulunduğu "Franchis Sözleşmesi" kapsamında işletmekte iken iş bu işletmeyi ve bu işletmeye ait işletme hakkının tamamını bütün hukuk ve vecibeleri, her türlü hak ve alacakları, içinde bulunan bilumum demirbaşları ile birlikte müvekkiline Karşıyaka 2.Noterliğinde düzenlenen 28.11.2014 tarih ve 41093 yevmiye sayılı "İşletme Devri Sözleşmesi" ile 20.000,00 TL bedel mukabilinde devir ve teslim ettiğini, davalının bununla birlikte iş bu sözleşmenin eki olan İzmir 21.Noterliğinin 12.12.2014 tarih ve 35445 yevmiye sayılı "İşletmenin Devri Ek Sözleşme" sini ve aynı tarihli 35446 yevmiye sayılı "Taahhütname"yi imza ettiğini, davalının, iş bu 28.11.2014 tarihli "İşletme Devri Sözleşmesi" ve eki 12.12.2014 tarihli "İşletme Devri Ek Sözleşmesi" ile ... ünvanlı işletmeyi iş bu devir sözleşmesi ile müvekkiline devrederken bu marka ve ünvanın "Franchise " verenin, dava dışı ... Ltd. Şti. olduğunu, bu firma ile yapmış bulunduğu "Franchising Sözleşmesi" ndeki ... Marka ve Ünvanının kendisi tarafından üçüncü şahıslara devir ve temlikinin yasak olduğunu, keza adı geçen akademi firmasından muvafakat alma şartının gerekliliğini bilmesine rağmen iş bu devir yasağı olan marka ve ünvan karşılığı olarak; usulsüz şekilde tanzim ve imza ettirdiğini, 30.10.2014 tarihli "Protokol" başlıklı belge ile müvekkilinden toplamda 490.000,00 TL talep ederek bu miktarın 350.000,00 TL sının müvekkili tarafından kendisine banka ile yapılan ... Ödemesi meşruhatlı 4 adet havale ödemesi ile nakit olarak geriye kalan 140.000,00 TL sı içinde sonradan yaptığı öğrenci ücretleri tahsilatları nedeni ile aldığı nakit yerine senet bedellerinden indirim yaparak aylık vadeli 16.000,00 TL bedelli 6 adet ve Haziran 2015 vadeli 17.500,00 TL olmak üzere toplam 113.500,00 TL miktarında senetler aldığını, devrin akabinde ticari dürüstlük kuralları ile rekabet yasağını ihlal ederek aradan geçen bir ay gibi zaman zarfında yaklaşık 15-20 öğrencinin kaydını halen kendi adına işletmekte olduğu "Bostanlı ..." şubesine naklettiğini, 25.12.2014 tarihine kadar öğrenci ücretlerinin bir kısmını da tahsil ettiği halde müvekkiline devretmeyerek servis ücretlerini de kendi şubesine kanalize ederek keza devir sözleşmesine bu suretle de aykırı hareket ederek müvekkilinin devraldığı ana okulunu işletmesi yönünde ciddi engeller ortaya çıkmasına sebebiyet verdiğini, ayrıca davalının hukuka aykırı iş ve işlemlerine devam ederek usulsüz ve yasaya aykırı olarak devrettiği işletmenin binası ile ilgili olarak 12.01.2014 tarihli yazılı kira sözleşmesinde mal sahibinden habersiz olarak mal sahibi adına imza attığını, müvekkilinin mal sahibi ile görüşerek 01.12.2014 başlangıç, 01.07.2019 bitiş tarihli yeni bir kira sözleşmesi tanzim ettirdiği, esaslı yönü ile hatalı ve geçersiz olan iş bu devir sözleşmesi üzerine dava dışı ... Limited Şirketi'nin kendisine ait olan marka ve ünvanın davalı tarafından üçüncü şahıslara devir ve temlikini öğrenmesi üzerine davalı ile yapmış bulunduğu ... ili ... ilçesi, ... Mahallesi, ... sokak. N:... ... mevkiinde mukin ... ile olan "Franchise Sözleşmesi" ni Beyoğlu 18.Noterliğinin 24.12.2014 tarih ve 31831 yevmiye sayılı ihtarı ile fesh ettiğini, davalının bunları öncesinde bilerek müvekkili ile işletme devri sözleşmesi ve eki sözleşme akdetmesi neticesinde alenen hukuk ve mevzuata keza yasaya aykırı davranarak müvekkilinden haksız ve sebepsiz yere nakit ve senetler iktisap ederek zenginleştiği ileri sürülerek müvekkilinden haksız ve sebepsiz olarak talep edilen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL alacağın 23.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek % 9 banka reeskont faizi ile birlikte istirdadına, davalı tarafından usulsüz olarak tanzim edilen senetlerden 20.03.2015 vadeli 16.000,00 TL bedelli, 20.04.2015 vadeli 16.000,00 TL bedelli, 20.05.2015 vadeli, 16.000,00 TL bedelli ve vade tarihinin gün olarak kendileri tarafından bilinmeyen Haziran 2014 vadeli 17.500,00 TL bedelli olmak üzere toplam 65.500,00 TL miktarlı senetlerin bedelsiz kalması nedeni ile iptaline ve senetler yönünden ihtiyati tedbire karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın yerinde olmadığını, davacının dava dışı ... ile 26.11.2014 tarihinde marka ve lisans sözleşmesi yaptığını, davacı ile müvekkili arasında işletmenin devri sözleşmesinin 28.11.2014 tarihinde Karşıyaka 2.Noterliğinde 41093 yevmiye numarası ile imzalandığını, yine davacı ile müvekkili arasında İzmir 21.Noterliğinin 35445 yevmiye nolu 12.12.2014 tarihli işletmenin devri ek sözleşmesinin imzalandığını, bu ek sözleşmeden de anlaşıldığı üzere Karşıyaka 2.Noterliğinden 28.11.2014 tarih, 41093 yevmiye numaralı tanzim ve tasdikli ... Ünvarlı işletme ile ilgili işletmenin devir sözleşmesinin diğer maddeleri aynen geçerli ve yazılı olduğu şekilde işletmenin devri sözleşmesine ek olmak üzere "kurumun borç ve alacaklarının vadesi gelmemiş olanlarda dahil olmak üzere kurumu devralan gerçek kişi tarafından üstlenileceğini kabul ve beyanla imza ederiz" şeklinde ek devir sözleşmesi hazırlandığını ve davacının kurumun bütün borç ve alacaklarından sorumlu olduğunu kabul ve taahhüt ettiğini, tüm bu noterlik sözleşmelerinden anlaşıldığı üzere davacının hiç bir baskı tehdit ve yalan dolana maruz kalmadan kendi hür iradesi ile hem noter sözleşmelerini hem de dava dışı şirketle franchise sözleşmelerini imzaladığını, yine davacı ile bina sahibi ... arasında 01.12.2014 tarihli kefilleri ... ve ... olan 12 maddeden ibaret kira sözleşmesi imzalandığını, bu kira sözleşmesinde kiraya konu yerin kreş-ana okulu kullanım amacı ile kullanılacağını ve kiralandığının açıkça belirtildiğini, yine 4 maddeden ibaret mutabakat metninde davacı ile davalı arasındaki ... Ana Okulu devir süreci ile ilgili maddelerin yazıldığnı ve tüm bu maddeler üzerinde mutabakata varıldığının bir kez daha imza altına alınmış olduğunu, müvekkili tarafından alınan satış bedeline karşılık müvekkiline 01.12.2014 tarihli 531368-531369 nolu faturaların tanzim edilerek davacıya ihtarname ile gönderildiğini ve KDV bedellerinin ödenmesinin talep edildiğini, müvekkilinin sözleşmeye aykırı herhangi bir işleminin söz konusu olmadığını, bu nedenle haksız açılan davanın reddine, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:
Mahkemece; "....Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; davacı ile davalı arasında ... ili ... ilçesi, ... Mahallesi, ... sokak. N:... ... mevkiinde bulunan ... Anaokulunun davalıya devri konusunda sözleşme imzalandığı, bu sözleşmelere göre devir bedelinin 490.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı 350.000,00 TL sinin peşin geri kalan 140.000,00 TL için ise senet düzenlendiği, davacının ... Limited Şirketi ile yapılan francranchise sözleşmesi, işletmenin binası ile ilgili olarak 12.01.2014 tarihli yazılı kira sözleşmesi ile ilgili olarak haksız ve sebepsiz zenginleştiğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL nin istirdadını ve 20.03.2015 vadeli 16.000,00 TL bedelli, 20.04.2015 vadeli 16.000,00 TL bedelli, 20.05.2015 vadeli, 16.000,00 TL bedelli ve vade tarihini gün olarak bilmedikleri Haziran 2014 vadeli 17.500,00 TL bedelli olmak üzere toplam 65.500,00 TL miktarlı senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ettiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında bulunan frenchise sözleşmesi incelendiğinde davacı ... ile dava dışı ... Limited Şirketi arasındaki franchise sözleşmesinin 26 Kasım 2014 tarihinde imzalandığı, davalı ile arasındaki işyeri devir sözleşmesinin ise Karşıyaka 2. Noterliğinin 41093 yevmiye numarası ile 28/11/2014 tarihinde imzalandığı yani sözleşmenin imzalanmasından iki gün önce franchise sözleşmesinin imzalandığı kira sözleşmesi ile ilgili olarak davacı ile bina sahibi ... arasında 01/12/2014 tarihli kefilleri ... ve ... olarak kira sözleşmesinin imzalandığı, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre davacının basiretli bir iş insanı şeklinde davranışta bulunması gerektiği serbest iradesi ile tüm riskleri gözönüne alarak yatırım yaptığı, sözleşmeleri imzaladığı dava dilekçesindeki iddiaların yerinde olmadığı ve davacı tarafça her ne kadar davalının haksız rekabet hükümlerine aykırı davrandığından bahsedilmiş ise de talebinin haksız rekabetten doğan alacağa ilişkin olmadığı, davacının dava dilekçesinde taraflar arasında düzenlenen mutabakat metninin 3 maddesi (Ekim 2014 itibariyle çalışanların giderleri okulun Kasım ayı giderlerinden ödendiği için söz konusu giderlerin satıcıya verilen borç senetlerinden 6 eşit taksitle mahsup edilmesine karar verilmiştir (18.400,00 TL maaş, 5.400,96 TL SGK 2.665,25 TL muhtasar )" uyarınca davacının bu meblağların toplamı olan 26.467,21 TL üzerinden borçlu olmadığına, davacının menfi tespit dasının kısmen kabul kısmen reddine, istirdat isteğinin reddine.... " şeklinde karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; işbu dava 2015 tarihinde ikame edilmiş olup, tüm tanıkların dinlendiğini, delil olarak sundukları belgeler ışığında, konunun uzmanlık alanı gerektiren bilirkişilerce her yönü ile incelenmesi amacıyla dosyanın İstanbul Üniversitesi'den temin edilecek Ticaret Hukuku ve Rekabet Hukuk alanlarında kürsü sahibi kişilerce incelenmesi yönünde 04/12/2020 ve önceki 17/03/2018 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ve de 04/12/2020 günü dahil tüm duruşmalardaki müteaddit taleplerine rağmen, taleplerinin kabul edilmeyerek, eksik incelemelerle karar yoluna gidildiğini, mahkemece, hüküm gerekçesinde; müvekkiline ...'in “..basiretli bir iş insanı şeklinde davranışta bulunmadığı" ileri sürülürken; dava konusu olayın bidayetindeki 30/10/2014 günlü “Protokol” ün tanzimi sırasında, davalı tarafça müvekkilline de algı yaratmaya yönelik nitelikli verdiği ortam nedeniyle, serbest piyasada 40-50 bin TL değerindeki demirbaşların 490 bin TL gibi bir rakamla devir edilmesi vakıası ve davalının aleni kötü niyetinin varlığının gözden kaçırıldığını, 30/10/2014 tarihli “Protokol”ün 1. Maddesinde de “... İsim Hakkı Kullanılarak İşletilen Okulun Hak ve Yükümlülüklerinin Devir Şartlarının Tesisi İçin Düzenlenmiştir.” şeklindeki ifadenin devrin frenchise hakları ile beraber devredildiğini belirttiğini, ancak müvekkiline; yaklaşık bir ay sonra davalının kötü niyetini öğrencileri ve öğretmenleri kendisine ait olan ... anaokuluna çekmeye başlayınca bu durumu fark ettiğini ve davalıdan parasını geri iade etmesini istediğini, çünkü bu durumun kendisini yıprattığını, ancak davalı parayı geri iade etmeyeceğini söyleyince bu sefer davacı hemen resmi noter kanalı ile devirin yapılmasını istediğini, marka ve lisans sözleşmesinde yazan 26.11.2014 tarihi matbu bir tarih olduğunu, dava dışı “... Akademisi ”nin 2. Başkanı olan ...' in asistanı ...' ın sehven yazmış olduğu bir tarih olduğunu, bunun en büyük ispatının ... Akademisinin 24.12.2014 tarihinde okulun daha önceki kurucusu olan ... 'e Beyoğlu 18. Noterliğinden 31831 nolu gönderilmiş olan fesih ihtarnamesi olduğunu, bu ihtarnameden anlaşılacağı gibi frenchise sahibi firmanın kendisi ile anlaşma yapmış olan şahsın kendi izni olmadan kurumu 3. şahsa devretmesinin yasak olduğunu, müvekkilli ile davalı arasında yaşanan anlaşmazlıkların kendi ismine zarar vereceğini düşünen dava dışı ... Akademi yetkilisi ... sorunları ortadan kaldırmak için müvekkilli ile kendi arasındaki frenchise anlaşmasını imzaladıktan sonra yine aynı gün davalıyı da kendi ofisine çağırarak 29.12.2014 tarihli kendisinin, davalı, müvekkiline ve şahitlerin de imzalarının bulunduğu 4 maddelik mutabakat metnini düzenlediğini, böylece davacının yaşamış olduğu haksızlıkları bir nebze gidermeye çalıştığını, ancak davalı mutabakat metninde yer alan maddelerin hiç birine uymadığını, öğrencileri kendi okuluna aldığını; karşılığında mutabakat metninin 2. maddesinde yazan kendisinin de ıslak imzalı olarak kabul etmiş olduğu maddeye göre müvekkiline hiçbir ödeme yapmadığını, bu durum tanık ifadelerinden özellikle ...'ni ifadesinde açıkça “Evet çocuğumu davalının Bostanlıda işletmekte olduğu ... Anaokuluna naklettim” şeklindeki ifadesinde itiraf ettiğini, aynı şekilde yine mutabakat metninin 1. maddesinde yer alan ... haricindeki öğretmenleri almayacağı maddesine davalının uymadığını, tanık ifadelerinde de görüldüğü gibi; “...” adlı ingilizce öğretmenini, ... yine davalının Bostanlıda işletmekte olduğu ... anaokuluna geçtiğini, hatta tanık ... ifadesinde bunu itiraf ettiğini, burada da görüleceği üzere, davalı mutabat metnine uymadığını, mutabakat metninde olan bir diğer madde de; müvekkili tarafından davalıya ödenmiş olan 3. madde yer alan Ekim 2014 giderlerin müvekkiline geri iade edilmesinin kaydı olduğunu, fakat davalının bu iadeyi yapmadığını, bu madde de “İade 6 adet senetten eşit olarak kesilecektir” şeklinde olduğunu, ancak müvekkiline; senetleri tam bedelleri ile, hatta durdurulmuş olan senedin icra kanalı ile ödenmesiden dolayı fazla bile ödeme yapmış olduğundan bu bedellerin kesilmediğini, yani müvekkiline, davalıya borçlu değil de, aksine müvekkiline davalıdan halen alacaklı olduğunu, bu bedelin davalıdan alınarak davacıya iadesini talep ettiklerini, müteaddit dilekçeleri ile ve duruşmalardaki açık beyanları ile “davalının haksız rekabet içinde hareket ettiği” hususu dillendirilmesine rağmen, hüküm gerekçesinde anlaşılmaz bir şekilde “davacı tarafça her ne kadar davalının haksız rekabet hükümlerine aykırı davrandığından bahsedilmiş ise de talebinin haksız rekabetten doğan alacağa ilişkin olmadığı“ şeklinde kanaatte bulunulduğunu, ancak, gerek dinlenen tanıklarının çoğu ve gerekse dosyaya sunulu gerek beyan ve gerekse bilirkişi raporlarına ilişkin itiraz dilekçelerinin de, mahkemece tüm iddia ve taleplerine rağmen, işletmenin bulunduğu mahaldeki emtea ve demirbaşların Ekim/2014 yılı itibariyle değerlerinin tespiti amacıyla keşif ve bilirkişi incelemesinin yapılmadığını, mahkemece; dinlenen tanıkların yeminli beyanlarına ve sundukları yazılı belgelere karşılık; davalının müvekkillini algı oyunlarıyla kandırmaya yönelik kötü niyetli eylemleri yerine, müvekkilinin basiretsizliğinin hükme gerekçe yapıldığını, bunun kabul edilemez bir durum olduğunu, mahkemece; davalının kötü niyetini ortaya koyan “Mutabakat Metni" ne yönelik sadakatsizliği kabul edilmesine rağmen, bu gerçeği nazari itibare almaksızın müvekkilinin olmayan basiretsizliğinden hareketle hüküm kurulmasının kabul edilemeyeceğini, işbu mutabakat metnine uymayarak, kötü niyetini izhar eden davalının, aynı şekilde 30/10/2014 tarihinde de, müvekkilinin meslekte acemiliğinden bil'istifade ederek, bu yerdeki isim hakkının 5 yıl süre ile kendisinde olduğunu, toplam da 490.000,00-TL gibi fahiş ve kabul edilemez miktarlarla müvekkiline devrini gerçekleştirdiğini, sonradan noterden yapılan tüm iş ve işlemler, fazla harç ödenmemesi amacıyla yine davalı tarafça yaptırılmış bir eylem olduğunu, kandırılmanın gerçekleştirildiği tarihin 30/10/2014 tarihi olduğunu, tesadüf edilecek sair nedenlerle, istinaf edilen hükmün kaldırılmasına, mürafaa ve tehiri icra taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, işletme devrinin aldatma nedeniyle geçersizliğine dayalı ödenen işletme devir bedelinin istirdadı ve kambiyo senetleri nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile senetlerin iptaline ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Somut olayda; uyuşmazlık, davacı ile davalı arasında, davalı tarafından işletilen İzmir ile Çiğli ilçesindeki "... Anaokulu" işletmesinin davacıya devrine ilişkin imzalanan protokol, işletme devir sözlemesi, işletme devri ek sözlemesi, taahhütname, mutabakat metni ile dava dışı ... Ticaret Ltd. Şti.'ye ait "... (...)" marka ve logosunun kullanım hakkının da devredilip devredilmediği, işletme devir bedeli içerisinde"... (..." marka ve logosunun kullanım bedelinin bulunup bulunmadığı, davacının işletme devir sözleşmesi yapılırken, sözleşme kapsamında "... (...)" marka ve logosunun kullanım hakkının da devredildiği konusunda davalı tarafından aldatılıp aldatılmadığı, davalı ile dava dışı "... (...)" marka ve logosunun sahibi olan ... Ticaret Ltd. Şti. Arasındaki franchise sözleşmesindeki davalının, franchise verene ait marka ve loguyu kullanım hakkını üçüncü kişilere devredemeyeceğine ilişkin devir yasağı ile anaokulunun bir başka şahsa devredilmesi için marka ve lisans sahibinin onayının alınması gerektiği yönündeki sözleşme hükümlerine aykırı hareket edip etmediği, öyle ise bu hususun taraflar arasındaki işletme devir sözleşmesi ve tüm eklerini geçersiz hale getirip getirmeyeceği, protokol ile belirlenen işletme devir bedeli içinde KDV'nin dahil olup olmadığı, davalının taraflar arasındaki 29/12/2014 tarihli mutabakat metnindeki yükümlülüklerini ihlal edip etmediği, sonucuna göre davacının, davalıya ödediği işletme devir bedelinin istirdadı ile devir bedeline mahsuben verilen bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep edip edemeyeceği hususlarında toplanmaktadır.
Davacı taraf, davalı tarafından işletilen İzmir ile Çiğli ilçesindeki "..." işletmesinin kendisine devrine ilişkin sözleşmelerin imzalanması sürecinde, davalının "..." markasının kullanım hakkının da devrin kapsamında olduğu ve "..." markasının kullanım hakkını devretme yetkisinin bulunduğu hususlarında kendisini aldattığını ve yanılttığını, marka kullanım hakkının devrin kapsamında olduğu inancıyla protokolde devir bedelinin yüksek belinlendiğini iddia etmiş, mahkemece davacının aldatma iddiasına itibar edilmemiştir.
Aldatmayı/hileyi ispat yükü, aldatılan tarafa aittir. Yanılma, aldatma ve korkutma senede bağlanması mümkün olmadığından senetle ispat edilmesinde maddi imkânsızlık vardır. Bu nedenle hukuki işlemlerdeki irade bozukluğu iddiaları, 6100 sayılı Kanun'un 203/1-ç maddesinde senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayılmıştır. Sözleşme resmî senetle yapılmış olsa dahi 4721 sayılı Kanun'un 7. maddesi; “Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, her hangi bir şekle bağlı değildir” hükmünü taşıdığından, aldatma olgusunun tanık dâhil her türlü delille ispatı mümkündür.
Davacı, aldatma/hile iddialarına ilişkin olarak davalı hakkında Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı'na dolandırıcılık ve özel evrakta sahtecilik suçlarından şikayette bulunmuş olup, Karşıyaka Cumhuriyet Başsvcılığı'nın 2015/4809 soruşturma sayılı, 2015/5446 karar sayılı, 11/05/2015 tarihli kararı ile davacı ile davalı arasındaki işletme devir sözleşmesinin Karşıyaka 2. Noterliğinde 28/11/2014 tarihinde yapıldığı, bu tarihten 2 gün önce 26/11/2014 günü ... ile davacı müştekinin marka ve lisans sözleşmesi yaptığının görüldüğü, bu husus dikkate alındığında müşteki davacının şüphelinin marka ve lisans devri yapma konusunda yetkisinin bulunmadığını bilmesi gerektiği, bu nedenle dolandırıcılık suçunun aldatma unsurunun gerçekleşmediği, müşteki ...'ın imzasının taklit edilmek suretiyle sahte kira sözleşmesi düzenlenmesi eyleminden soruşturma yapılmış ise de, müşteki ...'ın şikayetçi olmadığı, bir mağduriyetinin bulunmadığı, sahteliği ileri sürülen kira kontratının bir formalitenin tamamlanması amacıyla düzenlendiği, müşteki İbrahim'in ifadesinden kontratın düzenlenmesine zımni rızasının bulunduğu kanaatine varıldığı, davalı şüphelinin sahte özel evrak düzenleme kastının bulunduğuna ilişkin yeterli delil olmadığından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği görülmüştür. Taraflar arasında işletme devrine ilişkin olarak düzenlenen 30/10/2014 tarihli protokolden sonra davacının, "... (...)" marka ve logosunun sahibi olan ... Ticaret Ltd. Şti. ile 26/11/2014 düzenleme tarihli franchise sözleşmesi imzaladığı, bu sözleşmenin 8. maddesinde marka ve logonun kullanım hakkının franchise alan tarafından bir başka şahsa devredilemeyeceği, bu marka ve logonun kullandığı işletmenin bir başka şahsa devri halinde marka sahibinin onayının alınması gerektiğinin yazılı olduğu, davacının franchise sözleşmesini imzaladıktan 2 gün sonra davalı ile Karşıyaka 2. Noterliği'nde 28/11/2014 tarihli işletmenin devri sözleşmesini, 12/12/2014 tarihinde de İzmir 21. Noterliği'nde işletmenin devri ek sözleşmesi ve taahhütname belgesini imzaladığı, dava dışı marka sahibi ile işletmenin devrine ilişkin resmi sözleşmeler yapılmadan önceki tarihte franchise sözleşmesi imzalayan davacının, davalının marka kullanım hakkını devir yetkisinin bulunmadığını ve işletmenin devri için marka sahibinin onayının alınması gerektiğini bilmediği iddiası hayatın olağan akışına aykırıdır. Her ne kadar davacı taraf, dava dışı marka sahibi ile imzaladığı Franchise Sözleşmesindeki "26/11/2014" düzenleme tarihinin sözleşmede matbu olarak sehven kaldığını, aslında anılan sözleşmenin işletme devrinden çok sonra 29/12/2014 tarihli mutabakat metniyle aynı tarihte düzenlendiğini iddia etmiş ise de, dosya kapsamında bu iddiasını ispata elverişli her hangi bir delilinin mevcut olmadığı görülmüştür. Ayrıca davacı ile "... (...)" marka ve logosunun sahibi olan ... Ticaret Ltd. Şti. arasında uyuşmazlık konusu işletmeye ilişkin franchise sözleşmesinin, taraflar arasındaki resmi işletme devir sözleşmesinden 2 gün önce imzalanması, anaokulu işletmesinin devrine ilişkin taraflar arasındaki 29/12/2014 tarihli mutabakat metninin dava dışı marka sahibi şirketin Yönetim Kurulu 2. Başkanı olduğu anlaşılan ... huzurunda ve bu kişi tarafından tanık sıfatıyla imzalanması, marka sahibi şirketin Yönetim Kurulu 2. Başkanı olan ...'in devredilen anaokulunda eğitim gören öğrencilerin velilerine hitaben hazırladığı ve taraflar vekillerinin de kabulünde olan 30/12/2014 tarihli e-posta içeriği dikkate alındığında, davalıya marka hakkı sahibi tarafından 24/12/2014 tarihli franchise sözleşmesinin feshine ilişkin ihtarname gönderilmiş ise de; dava dışı marka sahibinin, anaokulu işletmesinin devrinden, resmi devir tarihinden önce haberdar olduğunu, işletmenin davacı tarafından işletilmesine onayının bulunduğu göstermektedir.
Mahkemece, aldatma/hile iddialarına ilişkin davacı ve davalı tarafın tanıkları dinlenmiş, davacının eşi tanık ... dışındaki diğer tanıkların aldatma/hile iddialarına ilişkin bilgilerinin bulunmadığı görülmüştür. Tanık ...'in davacının eşi olması ve işletme devir bedelinin bir kısmını kendi banka hesabından davalıya ödemesi karşısında bu tanığın ifadesinin tek başına aldatmanın varlığını ispata elverişli olmadığı, davacı tarafça aldatma iddiasının yasal ve geçerli delille ispatlanamadığı kanaatine varılmakla davacı vekilinin aldatma/hile iddiasına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
İşletme devrine ilişkin, taraflar arasında imzalanan 30/10/2014 tarihli Protokol, Karşıyaka 2. Noterliği'nin 28/11/2014 tarihli işletmenin devri sözleşmesi, İzmir 21. Noterliği'nin 12/12/2014 tarihli işletmenin devri ek sözleşmesi ve taahhütname belgesi, 29/12/2014 tarihli mutabakat metni hükümleri irdelendiğinde; "... (...)" marka ve logosunun kullanım hakkının, anaokulu işletmesi ile birlikte davacıya devredildiğine,30/10/2014 tarihli Protokol ile belirlenen 490.000,00 TL devir bedelinin içinde "... (...)" marka ve logosunun kullanım bedelinin de dahil olduğuna ilişkin bir düzenleme ve ifadenin yer almadığı görülmektedir. Davacı vekili, 30/10/2014 tarihli Protokolün 1. maddesinden, markanın kullanım hakkının devredildiğinin açıkça anlaşıldığını iddia etmiş ise de, anılan protokolün 1. maddesinde "İş bu Protokol ... Sokak, No:... ... .../... adresinde faaliyette bulunan ... Turizm Ticarete ait olan ve küçükşeyler anaokulu isim hakkı kullanılarak işletilen okulun hak ve yükümlülüklerinin devir şartlarının tesisi için düzenlenmiştir." yazılı olup, bu maddenin lafzından, yalnızca devre konu anaokulu işletmesinin küçükşeyler anaokulu isim hakkıyla işletildiği anlaşılmakta olup, isim hakkının da işletme ile birlikte devredildiği sonucunun çıkarılması mümkün değildir. Protokolün diğer hükümleri ile işletme devrine ilişkin yapılan diğer sözleşmeler ve mutabakat metni hükümleri bir bütün halinde yorumlandığında, tarafların iradesinin anaokulu işletmesinin tüm demirbaşları, alacakları ve hakları ile birlikte davacıya devrine yönelik olduğu, "..." isim hakkı kullanımının devrin kapsamına alınmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
TTK'nın 18. maddesinde tacir olmanın hükümleri başlığı ile ikinci fıkrada, her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekeceği belirtilmiştir. Davacı, davalıdan ticari nitelikte bir işletmeyi tüm demirbaşları ve müşteri portföyü ile birlikte devralmış olup, böyle bir işletmeyi devralan davacının devir sözleşmesi gerçekleştirilmeden önce devre ilişkin her türlü araştırmayı yaptığının kabulü gerekir. İşletmenin devrine ilişkin protokolle birlikte devir bedelinin büyük bir kısmının ödenmiş olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, demirbaşların değeri incelenmeksizin peşin ödemenin gerçekleştirilmiş olması da basiretli tacir gibi davranışla bağdaşır hareket olarak değerlendirilemez. Sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, işletmenin devrine ilişkin protokol ile diğer sözleşme ve eklerinin davacının özgür iradesi ile imzalandığı, aldatma iddiasının da yasal ve geçerli delille ispatlanamamış olduğu gözetildiğinde, davacının protokolde belirlenen devir bedeli ile bağlı olduğunun kabul edilmesi gerekir. Buradan hareketle davacı vekilinin, işletme devir bedeli içindeki demirbaş bedelinin fahiş olduğu iddiasına yönelik keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması yönündeki isteklerinin mahkemece reddedilmesinde bir isabetsizlik olmayıp, bu husustaki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir.
Haksız rekabet, TTK'nun 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, haksız rekabet halinde açılabilecek dava türleri de TTK'nun 56. Maddesinde sayılmıştır. Dava konusu istek, irade sakatlığı nedeniyle baştan geçersiz olduğu iddia olunan işletme devir sözleşmesi nedeniyle peşin ödenen devir bedelinin iadesi ile devir bedelinin bir kısmı için verilen senetler nedeniyle borçlu olunmadığının tespitinden ibaret olup, davacının TTK'nun 56. maddesindeki haksız rekabete dayanan bir talebinin bulunmaması karşısında, mahkemece uyuşmazlığın işletme devrine ilişkin hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi doğru olup, davacı vekilinin bu konudaki istinaf itirazının reddi gerekmiştir.
Karşıyaka 2. Noterliği'nin 28/11/2014 tarihli işletmenin devri sözleşmesinde devir bedeli 20.000,00 TL olarak gösterilmiş ise de, her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere gerçek devir bedeli 30/10/2014 tarihli Protokolün 2. maddesinde 490.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Protokolün 2. maddesi uyarınca devir bedelinin 350.000,00 TL'sinin peşin, kalan 140.000,00 TL'sinin ise 01/07/2015 -01 numaralı 140.000,00 TL bedelli tanzim edilerek ödeneceği, 3. maddesinde devir nedeniyle davacıya intikal edecek olan mal ve haklar demirbaşlar (taşınır ve taşınmaz mallar) şeklinde kararlaştırılmıştır. Tarafların dilekçeler aşamasında sundukları tüm layihaların içeriği ve yargılama sırasındaki yazılı beyanları ile, bakiye devir bedeli için düzenlenen 01/07/2015 -01 numaralı 140.000,00 TL bedelli senet yerine, davacının keşidecisi, davalının lehtarı olduğu 16.000,00 TL bedelli 6 adet ve 17.500,00 TL bedelli 1 adet olmak üzere toplam 7 adet bononun, işletme devri temel ilişkisine dayanılarak ve devir bedeline mahsuben verildiği sabittir.
Taraflar arasındaki 29.12.2014 tarihli mutabakat metninin, 1. maddesinde ... isimli öğretmen hariç devir sözleşmesinin gerçekleştiği tarihten itibaren 30 Haziran 2015 tarihine kadar ... Anaokulundan ... Anaokuluna öğretmen transferi olmayacağı, 2. maddesinde 28/12/2014-30/05/2015 tarihleri arasında ... Anaokulundan ... Anaokuluna öğrenci kaydı gider ise ücretinin ...Anaokulunun senet ödemelerinden mahsup edileceği, 3. maddesinde Ekim 2014 itibariyle çalışanların giderleri Kasım ayı giderlerinden ödendiği için söz konusu giderlerin satıcıya verilen borç senetlerinden 6 eşit taksitle mahsup edilmesine karar verildiği, bu giderlerin 18.400,00 TL maaş, 5.401,96 TL SGK ve 2665,25 TL muhtasar olduğu, 4. maddesinde alınan kitapların ücretlerinin 4/10'nun davalı ... ..., 6/10'nun ... tarafından ödenmesine, yaklaşık kitap ücretinin 10.000,00 TL olduğu kararlaştırılmıştır.
Davacı vekilinin, davalı tarafça mutabakat metnine aykırı hareket edilerek devre konu işletmede çalışan 3 öğretmen ile 10/07/2015 tarihli dilekçesi ekinde verdiği öğrencilerin davalı tarafından işletilen ... Anaokuluna geçiş yaptığını, davalının kitap ücretini ödemediğini iddia ederek mutabakat metnine aykırılık nedeniyle de istirdat isteğinde bulunulduğu, taraflar tanıklarının anlatımlarından, işletme devrinden sonra bir kısım öğrenciler ile 3 öğretmenin davalı tarafından işletilen ...Anaokuluna geçiş yaptığının anlaşıldığı, mahkemece birden fazla bilirkişi raporu alındığı halde bilirkişiler tarafından öğrenci geçişlerine ilişkin hususun yeterince irdelenmediği, kitap ücretleri yönünden bir araştırma yapılmadığı, bilirkişilerin mutabakat metninin yalnızca 3. maddesindeki giderler yönünden değerlendirme yaptığı, bilirkişi raporlarının açıklanan nedenlerle hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmadığı, mahkemece eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu husustaki istinaf itirazlarının kabulü gerekmiş olup, karar bu gerekçeyle ortadan kaldırılmıştır.
Mahkemece yapılacak iş, taraflardan, kendilerince işletilen Anaokullarına ilişkin eğitim ücretlerinin hangi banka/bankalardaki hesaplarına yatırıldığı sorularak, ilgili bankalardan taraflara ait hesapların, 2014-2015 eğitim yılı dönemini kapsar şekilde işlem açıklamalı hesap hareketlerinin getirtilmesi, bankadan getirtilecek hesap hareketleri, taraflara ait ticari defter, kayıt ve belgeler ile Özel Eğitim Kurumları Kanunu ve Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde taraflarca tutulması zorunlu öğrenci kayıt ve nakil belgeleri de temin edilerek, sektör bilirkişi, mali müşavir bilirkişi ve bankacı bilirkişiden oluşacak yeni bir heyet tarafından inceleme yapılarak, davacı vekilinin 10/07/2015 tarihli dilekçesi ekinde verdiği listedeki öğrencilerin davacı tarafça devralınan ... Anaokulu'nun öğrencileri olup olmadığı, bu öğrencilerin 28/12/2014-30/05/2014 tarih aralığında davalı tarafından işletilen ... Anaokuluna geçiş yapıp yapmadıkları, geçiş yapan öğrenciler varsa ise bu öğrencilerin eğitim ücretlerinin davalı tarafından tahsil edilip edilmediği, tahsil edilmiş ise miktarının ne olduğu, geçiş yapan öğrenciler nedeniyle tahsil edilen eğitim ücretlerinden davalı tarafça davacıya iade edildiği savunulan tutarların iade edilip edilmediği denetlenerek, iade edilen tutarların davalı tarafça tahsil edilen eğitim ücretlerinden indirilmesi gerektiği de gözetilerek, sonucuna göre de geçiş yapan öğrenciler nedeniyle davalı taraça tahsil edilen ve uhdesinde kalan bakiye tuturların, taraflar arasındaki mutabakat metninin 2. maddesi uyarınca senet bedellerinden mahsup edilip edilemeyeceğinin değerlendirilmesi, davalı tarafça davacıya iade edilen mutabakat metninin 4. maddesi uyarınca işletme devrine konu anaokolundaki kitap ücretlerinin hangi tarafça ödendiği, davalının kitap ücretinden payına düşen 4/10 tutarındaki ödeme sorumluluğunu yerine getirip getirmediğinin tespiti, yine mutabakat metninin 3. maddesindeki senet bedellerinden mahsubu gereken giderlerin de hesaplama da dikkate alınması, davacı tarafça, davalı tarafından düzenlenen demirbaş ve işletme devri faturalarına yasal süresi içerisinde Bornava 6. Noterliği'nin 29/01/2015 tarihli ihtarnamesi ile KDV yönünden itiraz edildiği gözetilerek, 30/10/2014 tarihli protokoldeki işletme devir bedelinin KDV dahil toplam bedel mi, yoksa KDV hariç bedel mi olduğu tartışılarak, davalının toplam devir bedeli olarak kararlaştırılan 490.000,00 TL üzerinden ayrıca KDV talep edip edemeyeceğinin belirlenmesi, davacının keşidecisi, davalının lehtarı olduğu 16.000,00 TL bedelli 6 adet ve 17.500,00 TL bedelli 1 adet olmak üzere toplam 7 adet bononun, işletme devri temel ilişkisine dayanılarak ve devir bedeline mahsuben verildiği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığından, senet bedellerinin işletme devir bedeli içerisinde kaldığının hesaplamada gözden kaçırılmaması, dava devam ederken menfi tespite konu senetlerden ödenenler olduğu iddia edilmekle, bu senetler yönünden davanın kendiliğinden istirdat davasına dönüşeceği gözetilerek, davacının davalıdan istirdadını talep edebileceği alacağının bulunup bulunmadığı, ödenmeyen senetler yönünden ise dava tarihi itibariyle borçlu olup olmadığı hususlarında gerekçeli ve denetime elverişli rapor almak, hasıl olacak neticeye göre de davacının istirdat ve menfi tespit istekleri hakkında karar vermekten ibarettir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜNE; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/04/2021 tarihli, 2015/142 Esas ve 2021/190 Karar sayılı kararının HMK 353/1. a. 6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
-
İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 118,60. TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
-
İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32