Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1573
2024/1295
19 Eylül 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1573
KARAR NO : 2024/1295
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/03/2021
NUMARASI : 2015/1545 Esas - 2021/266 Karar
ASIL DAVADA
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 30/12/2015
KARAR TARİHİ : 18/03/2021
GEREKÇELİ K.TARİHİ : 31/03/2021
BİRLEŞEN İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2016/273 ESAS - 2016/287 KARAR SAYILI DOSYASINDA ;
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 04/03/2016
KARAR TARİHİ : 15/03/2016
BİRLEŞEN İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2020/624 ESAS - 2021/152 KARAR SAYILI DOSYASINDA ;
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 30/10/2020
BAM KARAR TARİHİ : 19/09/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 19/09/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/03/2021 tarihli 2015/1545 Esas ve 2021/266 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı takip borçlusu ... İşl.Tic.San.Ltd.Şti.’nin ... A.Ş. ... şb. kullandığı kredi için ... ... İlçesi ... Ada ...-... pafta ... parsel de kayıtlı gayrimenkulünü ipotek olarak verdiğini, dava dışı borçlu şirketin kredi borcunu ödememesi üzerine ... A.Ş. tarafından müvekkili aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi talebiyle İzmir 15.İcra müdürlüğü 2015/2622 E sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, müvekkilinin satışa engel olmak için bankayla görüşmeler yaptığını, 190.000TL ödeme yapılması halinde gayrimenkul üzerindeki şerhlerin kaldırılacağı taahhüt edildiğini, müvekkilinin gayrimenkule alıcı bulduğunu 190.000TL ödemeyi yaptığını, gayrimenkulü dava dışı alıcı ...’na devrini gerçekleştirdiğini, müvekkilinin takip borçlusu ... İşl.Tic.San.Ltd.Şti.’nin bankaya olan borcunu ödemek zorunda kaldığını, ödenen miktarın henüz müvekkiline geri ödenmiş olmadığını, dava dışı borçlu şirketin hastane ve işletmesinin davalı şirkete devredildiğini, dava dışı borçlu şirketin sahip olduğu ruhsat ile Sağlık Bakanlığı tarafından verilen 12 adet Branş kadroların tümünün davalı şirkete devredildiğini, dava dışı borçlu şirket tarafından davalı şirkete tüm demirbaş ve ekipmanların devredildiğini, dava dışı borçlu şirketin 26 çalışanından 25 çalışanın davalı şirkette çalışmaya başladığını, dava dışı borçlu şirket faalken aynı adreste dava dışı borçlu şirketin mesul müdürü tarafından davalı şirketin kurulduğunu, davalı şirket sahibinin dava dışı borçlu şirketin mesul müdürü Dr. ... olduğunu, yapılan işlemlerin işletmenin devri olarak kabul edilmesi gerektiğini, mahkeme farklı kanaatte ise davalı şirket ile dava dışı şirket arasındaki organik bağ dikkate alınarak özdeş şirket olduklarının kabul edilmesi gerektiğini herhalükarda davalı şirketin dava dışı borçlu şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, açıkladığı sebeplerle itirazın iptali takibin devamını, en az borcun %20’si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesi, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili asıl dava cevap dilekçesinde özetle; kredi ilişkisinin taraflarının dava dışı ... İşl. Tic. San. Ltd. Şti. ile ... A.Ş. olduğunu müvekkilinin ne sözkonusu kredi ilişkisinden ne de verilen ipotekten haberinin olmadığını, dolayısıyla ipotek takibine ilişkin yapılan ödemeden müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun olmadığını, herne kadar davacının işletme devrinden bahsetmekte ise de sözkonusu ilişkinin devir değil satın alma olduğunu, satın almadan sonra dava dışı şirketin başka bir adreste ticari faaliyetine ve 3.kişilere fatura kesmeye devam ettiğini, dava dışı şirketin kira bedelini ödeyememesi sebebiyle taşınmazı tahliye ettiğini, ve tıp merkezini bir bütün olarak satışa çıkardığını, müvekkili şirketin dava dışı şirketle ilgi olmayan personel ve demirbaşı da gereksinimi doğrultusunda başka firmalardan ve başka kimselerden temin ettiğini, kadro devrinin çalışanların devri anlamına gelmemekle birlikte branşların devri olduğunu nitekim işbu geçişin Sağlık bakanlığınca verilen onay neticesinde usul ve yasaya uygun şekilde gerçekleşmekte olduğunu, davacının iddialarının kabulü halinde hastane satışlarının hukuki olmaktan çıkacağını her hastane satışının muvazalı işletme devri sayılacağını, müvekkili ile dava dışı şirket arasında hiçbir şekilde organik bağ bulunmadığı gibi işletme devrinin de bulunmadığını, açıkladığı nedenlerle haksız ve yersiz açılan davanın reddini, davacının %20 kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilerek yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Birleşen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/273 Esas - 2016/287 Karar sayılı dosyasında;
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ... İşlt.Tic.ve İlaç San. Ltd. Şti.nin .... A.Ş. ... Şubesinden kullandığı kredi için ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı gayrimenkulünü ipotek olarak verdiğini, dava dışı borçlu şirketin alacaklı bankaya borcunu ödememesi üzerine alacaklı banka tarafından müvekkili aleyhine ipoteğin paraya çevirilmesi talebi ile İzmir 15.İcra Müdürlüğünün 2015/2622 esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, müvekkilinin verdiği 2 gayrimenkul için ipoteğin paraya çevirilmesinin talep edildiği, diğer gayrimenkul için de bu dosyadan birkaç ay önce ödeme yapıldığını, davalı şirketin dava dışı şirket aleyhinde İzmir 16.İcra Müdürlüğünün 2015/17433 esas sayılı dosyası kanalı ile takip başlattığını, itiraz sonrasında açılan itirazın iptali davasının İzmir 4.ATM'nin 2015/1545 E.sayılı dosyasında derdest olduğunu, mahkeme dosyası ile İzmir 4.ATM dosyasının birleştirilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin dava dışı şirketinin bankaya olan borcunu ödemek zorunda kaldığını, bu ödenen miktarın henüz müvekkiline geri ödenmediğini belirterek İzmir 25.İcra Müdürlüğünün 2016/1964 esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ve davalının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/624 Esas - 2021/152 Karar sayılı dosyasında;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkilinin dava dışı icra takip borçlusu ... İşletmeleri Tic. ve İlaç San. Ltd. Şti.'nin ... T.A.O. ... Şubesinden kullandığı kredi için ... İli ... İlçesi ... Ada ... Parsel'de kayıtlı gayrimenkulünü ipotek olarak verdiğini, dava dışı borçlu şirketin alacaklı bankaya borcunu ödememesi üzerine ... T.A.O tarafından müvekkili aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi talebiyle İzmir 1. İcra Md. 2016/15416 sayılı dosyası kanalı ile icra takibi başlatıldığı, müvekkilinin daha fazla zarar etmemek ve gayrimenkulün cebri işlemleri ile satışına engel olabilmek için davalı bankayla görüşmeler yaptığını ve 250.000,00 TL ödeme olması halinde bahsi geçen gayrimenkul üzerindeki şerhlerin kaldırılacağı kendisine taahhüt edildiğini ve müvekkilinin de rücuen daha sonra almak üzere ödemeyi yapacağına dair 23.11.2018-05.12.2018-20.09.2019 tarihli dilekçeleri sunarak 3 defa da toplamda 250.000,00TL ödeme yaptığını ve gayrimenkulünün cebri icra yoluyla satışını engellediğini, müvekkilinin dava dışı icra takip borçlusu ... İşletmeleri Tic. ve İlaç San. Ltd. Şti.'nin bankaya olan borcunu ödemek zorunda kaldığı, bu ödenen miktarın henüz müvekkiline geri ödenmediğini, oluşan zararın davalı ve dava dışı borçlu şirketten rücuen istenmesi zorunluluğunun hasıl olduğunu, takip öncesi haricen takip borçlusu dava dışı şirket için araştırma yaparken aleyhinde birçok dava ve icra takibi olduğunun ve işletmesini davalı şirkete devrettiğinin taraflarınca öğrenildiği ayrıca dava dışı borçlu şirketin sicilden terkin edildiği ve ihyası için davaların açıldığının da taraflarınca öğrenildiğini, borçlu şirketin ihya işlemleri de gerçekleştirdiğini, bu nedenlerle hem dava dışı borçlu şirket hem de işletmeyi devrettiği davalı şirket aleyhinde takip başlatıldığını, dava dışı ... İşletmeleri Tic. ve İlaç San. Ltd. Şti. işletmesini davalı ... Tic. Ltd. Şti.'ne devrettiğini, dava dışı borçlu şirketin sahip olduğu ruhsat ile Sağlık Bakanlığı tarafından verilen 12 adet branş kadrolarının tümünün davalı şirkete devredildiğini, dava dışı borçlu şirket tarafından davalı şirkete tüm demirbaş ve ekipmanlarının devredildiğini, dava dışı borçlu şirketin 26 çalışanından 25'inin davalı şirkette çalışmaya başladığını, dava dışı borçlu şirket faalken aynı adreste dava dışı borçlu şirketin mesul müdürü tarafından davalı şirketinin kurulduğunu, dava dışı borçlu şirketin işletmesini tüm kadroları ile birlikte davalı şirkete devrini karar altına aldığını, dava dışı borçlu şirkete ait tüm bilgisayar lisanslarının da diğer her şey gibi davalı şirkete devredildiğini, davalı şirket sahibinin dava dışı borçlu şirketin mesul müdürü Dr. ... olduğu belirtilerek arz olunan nedenlere binaen davanın kabulü ile İzmir 6. İcra Md. 2019/13061 sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, alacak likit olduğundan davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
CEVAP:
Davalı ... Hiz. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının alacağı muvazaalı olup davacının alacağının gerçek bir alacağı yansıttığına itirazları olduğu, içtihat gereğince davacının alacağının gerçek bir ilişkiden meydana geldiğini, muvazaalı olmadığını ispatlamakla; mahkemenin de öncelikle alacağın varlığını araştırmakla yükümlü olduğunu, zira ... ile dava dışı borçlu şirket ... yetkilisi ... arasında danışıklı bir şekilde müvekkilinin aleyhine sahte borç yaratılmaya çalışıldığını, bu nedenle halihazırda İzmir CBS'nin 2020/94892 soruşturma numarası ile yürütülen soruşturma dosyası ile aradaki bağlantı ortaya çıkacağından ve bu soruşturma faaliyeti kapsamında banka kayıtlarının celbi, mizanların incelenmesi neticesinde ortada gerçek bir alacağın var olmadığını ve taraflar arasındaki kötü niyetli ilişkiler ispatlanacağından, soruşturma sonucunun işbu davada bekletici mesele yapılmasının gerektiğini, bununla birlikte mahkemece; dava dışı ... şirketine tasfiye memuru olarak atanan ...’e bir müzekkere yazılarak bu şirketin tüm ticari defter ve kayıtlarının ibraz edilmesinin istenmesini, bu belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığında, şirket defterlerinde, mizanlarında bu nevi bir borcun var olmadığının ispatlanacağını, davacının gerçekten bir alacağının bulunmadığı tespit edildikten sonra da müvekkiline karşı haksız ve kötü niyetli olarak bir dava yöneltildiğinin anlaşılacağı ve davanın reddine karar verilmesinin gerekeceğini, aksi şekilde davacı yanın böyle bir alacağının bulunduğu tespit edilse dahi, organik bağ iddialarının somut bir şekilde ispatlanması gerekeceğini, zira müvekkili şirket ile dava dışı borçlu şirket arasında yönetimsel, muhasebesel anlamda bir birliktelik, iç içe geçme bulunmamakta, aynı faaliyet konusuna ilişkin hizmet verilmesini ve bir kısım tıbbi cihaz satın alınmasının organik bağın varlığının kabulü için yeterli olmayacağını, açıklanan nedenlerle davanın hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra ikame edildiği gözetilerek davanın usulden reddine, mahkemece aksi kanaatte olunduğu takdirde öncelikle alacağın varlığına itirazları nedeniyle mahkemece davacının alacağının varlığının gerçek olup olmadığının ve muvazaalı olup olmadığının incelenmesine, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde 2020/94892 soruşturma numaralı dosyanın bekletici mesele yapılmasına, hukuki mesnetten yoksun, varlığı somut delillerle ispatlanamayan ve kesinleştirilemeyen alacak sebebi ile haksız davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:
Mahkemece; "...25.11.2015 tarihinde alacaklı bankanın haklarına halef olarak alacaklı sıfatını kazandığı görülmekle, davacının ticari işletmesini devreden dava dışı şirketten olan alacaklarının ticari işletme devrinden sonra doğduğu ve ödeme tarihinin davacı alacağının doğum tarihi olarak esas alınması gerekeceği, devreden ... Ltd. Şti.’nin 2014 yılının Ocak ayında yapılan ticari işletme devrinden sonra doğan bu borçlarından TBK m. 202 gereğince ticari işletmeyi devralan davalı şirketin sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılarak asıl davanın ve birleşen davaların reddine...." şeklinde karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; toplanan deliller üzerine ortaya çıktığı üzere dava dışı şirketin borca batık olması ve davalı yanla arasındaki organik bağ alacaklardan kurtulmak için organize bir çaba olduğunu ortaya koyduğunu, davalı şirketin kurucusunun dava dışı borçlu şirketin mesul müdürü olması, tüm personel ve menkullerin davalı şirkete devredilmesi, şirketlerin aynı adreste kurulmasını ve daha dava dışı şirket ayrılmadan aynı adreste faaliyet göstermeleri gibi somut gerekçelere bakıldığında davalı şirketin dava dışı borçlu şirketin devamı olduğunun görüldüğünü, davalı şirket gerek işletme devri nedeni ile gerekse dava dışı borçlu şirket ile arasındaki organik bağ ve önceki şirketin devamı olması nedeniyle borçlardan sorumlu olduğunu, bu şirketler arasındaki yazılı işletme devri sözleşmesi ve işletme devrini bildirir şekilde resmi kurumlara yazılı başvuruları da iddiaları kanıtladığını, dava dilekçelerindeki beyanlarını tekrarla, kararda müvekkilinin davalara konu alacağının bulunduğunu ve dava dışı şirket ile davalı şirket arasında işletme devri olduğunu; "Dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti. ... Tic. Ltd. Şti. arasında 31/12/2013 tarihinde imzalanan sözleşme gereğince ... Tic. İlaç San. Tic. Ltd. Şti. bünyesinde faaliyet gösteren ...’nin tüm kadroları ile birlikte davalı ... Tic. Ltd. Şti.’ne devredilmesinin kararlaştırıldığı ve bu sözleşme çerçevesinde dava dışı ... İşletmeleri Tic. İlaç San. Ltd. Şti. bünyesinde faaliyet gösteren tıp merkezinin 08.01.2014 tarihinde tüm kadroları ile birlikte davalı ... Tic.Ltd.Şti.’ne devrine karar verildiği anlaşıldığı, dava dışı ... İşletmesi Ltd. Şti.’ye ait tıp işletmesinin TBK m. 202 hükmü anlamında ticari işletme devri yoluyla davalı şirkete devredildiği, yani dava dışı ve davalı şirketler arasında TBK m. 202 hükmü anlamında bir ticari işletme devrinin söz konusu olduğu..." bu aşamaya kadar işbu dosyada alınan tüm raporlarda, dosyada mübrez olan başka bir müvekkilinin alacağı için açtıkları dosyanın bilirkişi raporlarında sürekli aynı sonuca varıldığını, hukuk kitaplarındaki işletme devri konusuna girebilecek kadar açık bir işletme devrinin söz konusu olduğunu, bu nedenle mahkemenin bu husustaki işletme devrinin varlığına dair kabulü olaya uygun ve haklı olduğunu, kararda her ne kadar borcun doğum tarihi için hatalı değerlendirme yapsa da müvekkilinin dava dışı bankanın halefi olduğu hususunda doğru sonuca vardığını, kararın 8. Sayfasında bu husus şu cümle ile belirtildiğini: "... tarihinde alacaklı bankanın haklarına halef olarak alacaklı sıfatını kazandığı görülmekle..." müvekkilinin verdiği ipotek nedeniyle yaptığı ödeme ile alacaklı bankanın halefi olduğu hususunun doğru olduğunu, banka dava dışı şirketin alacaklısı olduğunu, borcun ödenmemesi sonrasında müvekkilinin vermiş olduğu ipoteklerin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini, müvekkilinin farklı tarihlerde alacaklı bankaya ödemeler yaparak artık halefi olduğunu, borcun tek olduğunu, sonradan yeni bir borcun doğmadığını, sadece alacaklının değiştiğini, bu nedenlerle borcun doğum tarihi olarak müvekkilinin bankaya ödeme tarihi değil, asıl borçlunun krediyi kullandığı tarihin kabul edilmesi gerektiğini, kredinin imza tarihinin de işletme devri öncesi olduğu zaten dosyada toplanan delillerle tartışmasız olduğunu, sözleşme ve ipotek tarihleri: Banka ile dava dışı takip borçlusu şirket arasındaki kredi sözleşmesi tarihi : 19.04.2013Müvekkiline ait ... İli ... İlçesi ... Mh. ... Ada ... parselde kayıtlı taşınmazın ipotek tarihi: 06.05.2013 Müvekkiline ait ... İli ... İlçesi ... Mh. ... Ada ... parselde kayıtlı taşınmazın ipotek tarihi: 07.05.2013, işletme devri ve ödemelerin ise bu tarihlerden sonra olduğunu, bilirkişi raporlarında da kredi ve ipotek tarihinin işletme devrinden önce olduğunun dosyadaki deliller ışığında doğru bir şekilde tespit edildiğini, bankanın alacaklı olduğu icra dosyalar için yapılan ödemelerın ise işletme devrinden sonra olduğu raporlarda da kararda da gösterildiğini, arz olunan nedenlere binaen; başvurularının kabulü ile, kararın incelenerek kaldırılmasına ve gerek kök dosya gerekse birleşen davaların kabulüne, her dosya için ayrı ayrı davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini, kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl dava ve birleşen davalar, dava dışı asıl borçlunun Genel Kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borcu için ipotek veren davacının, yapmış olduğu ödemelerin asıl borçlunun işletmesini devralan davalıdan tahsili için başlattığı icra takiplerine vaki itirazın iptali davalarıdır.
Mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Asıl ve birleşen davalarda davacı, dava dışı ... İşletmeleri Tic. ve İlaç San. Ltd. Şti.'nin asıl borçlu sıfatıyla ... Barkası T.O.A ile .... A.Ş. İle Genel Kredi Sözleşmeleri imzaladığını, dava dışı asıl borçlunun anılan bankalara genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borcu için kendisine ait taşınmazları ipotek verdiğini, asıl borçlu tarafından kullanılan kredilerin ödenmemesi üzerine dava dışı bankalar tarafından hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, takipte taşınmazların düşük bedelle satılmasının önüne geçmek için bankalar ile görüşme yapılarak genel krediden kaynaklanan borç için talep edilen tutarların, ipotekli taşınmazların piyasada üçüncü kişilere satışını gerçekleştirerek ödediğini, dava dışı asıl borçlu şirketin işletmesinin tümünü davalı şirkete devrettiğini, işletmenin devri hükümleri uyarınca davalı şirketin devraldığı asıl borçlu şirketin tüm borçlarından sorumlu olduğunu, davalı şirketin dava dışı asıl borçlu şirketin devamı niteliğinde olduğunu, tüzel kişilik perdesinin aralanması kapsamında davalının anılan borçtan sorumlu olduğunu iddia ederek, asıl ve birleşen davalarda başlatılan icra takiplerine vaki itirazın iptalini talep etmiş, davalı şirket ise dava dışı ... İşletmeleri Tic. ve İlaç San. Ltd. Şti. ile aralarında işletme devri sözleşmesinin bulunmadığını, dava dışı bu şirkete ait bir kısım malları satın aldığını, dava dışı şirket ile aralarında hiçbir organik bağın olmadığını, işletme devri hükümleri ile tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, dava dışı ... İşletmeleri Tic. ve İlaç San. Ltd. Şti. İle davalı şirket arasındaki hukuki ilişkinin ticari işletme devri niteliğinde olduğu, TBK'nun 202/2. Fıkrası uyarınca ticari işletmeyi devralan davalı şirketin, dava dışı devreden şirketin devir tarihinden önce doğmuş olan borçlarından sorumlu tutulabileceği, davacının alacağının doğum tarihinin, dava dışı bankalara ödeme yaptığı tarihler olduğu, bu tarihlerin ise işletmenin devrinden sonra olduğu gözetilerek davalı devralan şirketin bu borçlardan sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılarak asıl ve birleşen davalar reddedilmiştir.
Davacı vekili, alacağın doğum tarihinin ödeme tarihi olarak yanlış belirlendiğini, davacının dava dışı ... İşletmeleri Tic. ve İlaç San. Ltd. Şti.'nin asıl borçlu sıfatıyla ... Barkası T.O.A ile ... A.Ş. İle Genel Kredi Sözleşmelerinden kaynaklanan borcunun kendisi tarafından ödenmesi nedeniyle dava dışı alacaklı bankanın haklarına halef olduğunu, halefiyet kuralı gereğince davacının alacağının doğum tarihinin ödeme tarihi değil, dava dışı asıl borçlu şirket ile bankalar arasındaki genel kredi sözleşmelerinin imzalanma tarihi olduğunu, bu tarihlerin ise işletmenin devri tarihinden önce olduğunu iddia ederek mahkeme kararını istinaf etmiştir.
TTK'nın 11/3. maddesinde "Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir." hükmü düzenlenmiştir.
TBK 202. maddesinde "Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar." hükmüne yer verilmiştir.
TBK m. 202 hükmü anlamında bir ticari işletme devrinden söz edebilmek için ticari işletmenin malvarlığına dahil olan tüm unsurların devri zorunlu olmayıp, ticari işletmenin bir işletme olarak devamını mümkün kılacak kapsam ve miktarda malvarlığı unsurlarının devredilmiş olması gerekli ve yeterlidir. Diğer taraftan, ticari işletmeye ait aktiflerin devri ile pasiflerin de devralana geçmesi, TBK m . 202 hükmü ile alacaklıların korunması amacıyla getirilmiş emredici bir kuraldır. Bu nedenle, ticari işletme devrinde, işletmeye ait pasiflerin yani borçların devrin kapsamı dışında tutulması mümkün değildir.( Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2013, s.42)
Somut olayda, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü'nden getirtilen işlem dosyasında, davalı şirket ile dava dışı ... San. Ltd. Şti. arasında, 31/12/2013 tarihinde imzalanan sözleşme ile dava dışı şirket tarafından işletilen "..." isimli ticari işletmenin tüm kadroları ile birlikte davalı tarafından devralınmasının kararlaştırıldığı, bu sözleşme çerçevesinde dava dışı ... İşletmeleri Tic. İlaç San. Ltd. Şti. bünyesinde faaliyet gösteren tıp merkezinin 08/01/2014 tarihinde tüm kadroları, demirbaşları ile birlikte davalı ... Tic.Ltd.Şti.’ne devrine her iki şirket tarafından karar verildiği ve Genel Kurul karar defterlerinde imza altına alındığı, bu işlemle ilgili olarak idari düzenlemeler gereğince 24/01/2014 tarihinde İzmir Valiliği'nden olur alındığı, davalı şirket adına 27/01/2014 tarih ve 151 sayılı Çalışma Uygunluk Belgesinin düzenlendiği, mahkemece alınan bilirkişi heyetlerinin kök ve ek raporlarında, davalıya geçen işletmede çalışan 55 personelin 24'ünün daha önce dava dışı ... İşletmeleri Tic. İlaç San. Ltd. Şti. bünyesinde çalıştığının, davalının, dava dışı ... İşletmeleri Tic. İlaç San. Ltd. Şti.'nden devraldığı demirbaşlar ve kadrolarla tıp merkezini işletmeye devam ettiğinin tespit edildiği, davalının aynı adreste "..." ismiyle faaliyetine devam ettiği, dava dışı ... İşletmeleri Tic. İlaç San. Ltd. Şti.'nin ise devirden bir süre sonra 12/08/2014 tarihinde TTK'nun geçici 7. maddesine göre ticaret sicilden terkin edildiği, İzmir 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/315 Esas, 2017/911 Karar sayılı dosyasında, dava dışı ... İşletmeleri Tic. İlaç San. Ltd. Şti. ile davalı şirkete karşı açılan istihkak davasında verilen red kararına karşı yapılan istinaf isteğinin, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. H.D. 'nin 2018/918 esas, 2018/2150 karar sayılı kararı ile reddi üzerine, istihkak iddiasında bulunan davacının temyiz yoluna başvurduğu, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2019/326 esas, 2019/1723 karar sayılı kararında "...üçüncü kişi ... Tic.Ltd.Şti.'nin 31.12.2013 tarihinde haciz adresinde kurulduğu, borçlu şirketin ise 24.01.2014 tarihinde haciz adresinden taşındığı, bu bilgilere göre her iki şirketin borcun doğum tarihinden sonra haciz adresinde belli bir süre birlikte faaliyet gösterdikleri, üçüncü kişi şirketin tek ortağı olan doktor ...'in borçlu şirket çalışanı iken üçüncü kişi şirketin kuruluş tarihinden sonra 31.01.2014 tarihinde işten ayrıldığı, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket arasındaki demirbaş satımına ilişkin fatura tarihleri 13.01.2014 olup 18 adet faturanın toplam tutarının 941.008,46 TL olduğu, SGK kayıtları uyarınca borçlu şirketçe 29.01.2014 tarihinde haciz adresi tıp merkezinin üçüncü kişi şirkete devredildiğinin beyan edildiği, üçüncü kişi şirketin 02.02.2014 tarihi itibarıyla toplam 31 çalışanı olduğu, bu çalışanlardan 25 tanesinin 31.01.2014 tarihinde borçlu şirketten çıkışlarının yapılıp 01.02.2014 tarihinde üçüncü kişi şirkette çalışmaya başladıkları, yine üçüncü kişi şirket bünyesinde çalışan 44 doktordan 15 tanesinin öncesinde borçlu şirkette çalıştıkları, haciz adresine ilişkin olarak üçüncü kişi adına düzenlenen 26.03.2014 tarihli ruhsatnamede yazılı olan telefon numarasının borçlu şirket tarafından üçüncü kişi şirkete kesilen faturalar üzerinde borçlu şirket telefon numarası olarak yer aldığı, bu koşullarda, istihkak iddiasının, alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla danışıklı olarak ileri sürüldüğünün ve muvazaalı işlemler yapıldığının kabulü gerekeceği" belirtilerek ilk derece mahkemesi kararının bozulduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirket ile dava dışı şirket arasındaki ilişkinin ticari işletme devri niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. ( bknz Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/1855 esas, 2020/4642 Karar sayılı emsal kararı)
TMK'nın ipoteğin sona ermesi hallerinden birini düzenleyen ve "Borçtan sorumlu olmayan malikin hakkı" başlığını taşıyan 884/1 maddesinde, borçtan kişisel olarak sorumlu olmayan rehinli taşınmaz malikinin, borçluya ait koşullar içinde borcu ifa ederek taşınmaz üzerindeki ipoteği kaldırılmasını isteyebileceği hükme bağlanmıştır. Böylece, TMK'nın 884/1 maddesi hükmüyle borçtan kişisel olarak sorumlu olmayan taşınmaz malikine, borçluyla aynı koşullar altında taşınmaz rehnini sona erdirme yetkisi verilmiştir. Malikin bu yetkiyi kullanabilmesi için, rehin alacaklısının alacağının ödenmesi ön koşulu bulunmaktadır. Diğer taraftan, TMK'nın 884/1 maddesinde düzenlenen ipotekten kurtarma hakkının kullanılması sadece taşınmaz üzerindeki ipoteği sona erdirir; borcu sona erdirmez. Nitekim TMK'nın 884/2 maddesinde, ipotekten kurtarma hakkının kullanılması sonucunda, alacağın borcu ifa eden malike geçeceği açıkça hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla, üçüncü kişi ipoteğinde taşınmaz malikinin, TMK'nın 884/1 maddesi uyarınca, borçluyla aynı koşullarda borcu ifa ederek alacaklıyı tatmin etmesi, alacağın sona ermesine değil; alacağın kanun gereği borcu ifa eden taşınmaz malikine geçmesine neden olur. Bu durum, borcu ifa eden taşınmaz maliki ile alacaklı arasında bir halefiyet ilişkisinin doğması sonucunu ortaya çıkarır. Tüm bunlar, TBK'nın 127. maddesinin taşınmaz rehni bakımından da uygulama alanı bulmasına yol açar ve alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin alacaklının haklarına halef olması sonucunu doğurur. TMK'nın 884/1 ve TBK'nın 127. maddesindeki bu sonuçların doğabilmesi için, taşınmaz üzerinde ayni hakka sahip olan rehinli taşınmaz malikinin taşınmazla güvence altına alınan borcun kişisel borçlusu olmaması gerekir. Bu kapsamda, taşınmazını başkasının borcu için ipoteğe konu edene malik, aynı zamanda aynı borç için kefil olarak borç ilişkisine dahil olursa, ikincil borçlu statüsüne gireceğinden, rehne konu alacağın ipotekli taşınmazın maliki olan kefil tarafından ödenmesi halinde, kefil ve alacaklı arasındaki halefiyet ilişkisi sadece kefilin rücu hakkını düzenleyen yasal düzenlemelere tabi olur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ''Kefilin Rücu Hakkı'' başlıklı 596. maddesinde de kefilin alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olacağı düzenlenmiştir.
Buna göre somut olaya dönüldüğünde, asıl ve birleşen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/273 esas sayılı dosyasında, dava dışı banka ... A.Ş. İle dava konusu işletmeyi devreden dava dışı ... İşletmeleri Tic. İlaç San. Ltd. Şti. arasında 19.04.2023 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme yönünden davacı ...'un kişisel olarak borçlanmadığı, davacının, dava dışı asıl borçlu şirketin bankaya olan borcu için kendisine ait ... ili, ... ilçesi, ... Mahellesi, ... ada, ... parseldeki ... numaralı bağımsız bölümü 07/05/2013 tarihinde 350.000,00 TL bedelle ipotek verdiği, yine aynı borç için ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... ada, ... parsel, 1. Kat ... numaralı bağımsız bölümü, 06/05/2013 tarihinde 320.000,00 TL bedelle ipotek verdiği, dava dışı bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine hesapları kat ederek, davacı ... ve dava dışı asıl borçlu ... İşletmeleri Tic. İlaç San. Ltd. Şti. aleyhine İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün 2015/2622 esas sayılı takip dosyasında iptoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığı, davacının piyasada kendisinin bulduğu müşterilere ipotekli taşınmazları satarak, dava dışı ... A.Ş.ye borcu 25/11/2015 tarihinde 190.000,00 TL, 26/01/2016 TL tarihinde 190.00,00 TL şekilde ödediği, ödeme yapan ipotek borçlusu davacının 25/11/2015 tarihinde ödediği 190.000,00 TL'nin dava dışı asıl borçlu ... İşletmeleri Tic. İlaç San. Ltd. Şti. ile davalı şirketten rücuen tahsili için asıl davaya konu İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2015/17433 esas sayılı ilamsız icra takibini başlattığı, davalı şirketin takibe itiraz etmesi üzerine eldeki asıl davaya konu itirazın iptali davasının açıldığı, 26/01/2016 tarihinde ödediği 190.000,00 TL'nin dava dışı asıl borçlu ... İşletmeleri Tic. İlaç San. Ltd. Şti. ile davalı şirketten rücuen tahsili için birleşen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/273 esas sayılı dosyasına konu İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2016/1964 esas sayılı ilamsız icra takibini başlattığı, davalı şirketin takibe itiraz etmesi üzerine eldeki birleşen itirazın iptali davasının açıldığı, birleşen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/624 esas sayılı dosyasında ise; dava dışı banka ... Barkası T.A.O. ile dava konusu işletmeyi devreden dava dışı ... İşletmeleri Tic. İlaç San. Ltd. Şti. Arasında 07/09/2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davacı ...'un bu sözleşmeyi 20/12/2012 tarihinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, aynı zamanda, davacının, dava dışı asıl borçlu şirketin ... Bankası T.A.O.'ya genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcu için kendisine ait ... ili, ... ilçesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı 19/12/2012 tarihinde 300.000,00 TL bedelle ipotek verdiği, dava dışı bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine hesapları kat ederek, davacı ... ve dava dışı asıl borçlu ... İşletmeleri Tic. İlaç San. Ltd. Şti. Aleyhine İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2016/15416 esas sayılı takip dosyasında iptoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığı, davacının piyasada kendisinin bulduğu müşteriye ipotekli taşınmazı satarak, dava dışı ... Barkası T.A.O.'ya olan borcu 23.11.2018 tarihinde 25.000,00 TL, 05/12/2018 tarihinde 25.000,00 TL, 20/09/2019 tarihinde 200.000,00 TL şeklinde ödediği, ödediği bu tutarların dava dışı asıl borçlu ... İşletmeleri Tic. İlaç San. Ltd. Şti. ile davalı şirketten rücuen tahsili için İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13061 esas sayılı ilamsız icra takibini başlattığı, davalı şirketin takibe itiraz etmesi üzerine birleyen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/624 esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.
Buna göre, asıl davada ve birleşen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/273 esas sayılı dosyasına konu davada, davacı-ipotek borçlusu ödeme yaptığı 25/11/2015 ve 26/01/2016 tarihlerinde alacaklı - bankanın haklarında ona TMK'nun 884/2 ve TBK'nun 127. Maddesi uyarınca halef olmuştur. Bu durumda ipotek borçlusu davacı yönünden borcun doğum tarihinin asıl borcun doğduğu; diğer bir ifade ile ipotek verdiği kredi sözleşmesinin imzalandığı tarih olan 19/04/2013 tarihinin borcun doğum tarihi olarak kabul edilmesi gerekir.
Yine birleşen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/624 esas sayılı dosyasına konu davada, davacı-kefilin ödeme yaptığı 23/11/2018, 05/12/2018 ve 20/09/2019 tarihlerinde alacaklı-bankanın haklarında ona TBK'nun 596. maddesi uyarınca halef olmuştur. Bu halde davacı-kefil yönünden borcun doğum tarihinin asıl borcun doğduğu; diğer bir ifade ile kefil olduğu kredi sözleşmesinin imzalandığı tarih olan 07/09/2012 tarihinin borcun doğum tarihi olarak kabul edilmesi gerekir. (bknz Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/10/2010 tarihli ve 2010/17-398 Esas ve 2010/497 Karar numaralı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.2015 tarihli ve 2013/17-2350 Esas, 2015/1759 karar numaralı ilamı,Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nnin 2015/1713 esas,2018/3875 kara sayılı ilamı)
Uyuşmazlığa konu olaylarda davacının, ödeme yaptığı kredi borçlarının doğum tarihleri genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı 19/04/2013 ve 07/09/2012, işletmenin devir tarihinin ise 31/12/2013 olduğuna göre davalının, TBK'nun 202. maddesi uyarınca işletmenin devrinden önce doğan bu borçlardan sorumlu tutulması gerekir.
Bu durumda mahkemece, davacının asıl ve birleşen davalardaki isteklerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, davalara konu borcun doğum tarihinin ödeme tarihi olacağı şeklindeki yanılgılı gerekçeye dayanılarak davaların reddedilmesinin isabetli olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, belirtilen husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK 353/1-b-2.madde uyarınca davacının asıl ve birleşen davalarının kabulü ile davalının, asıl ve birleşen davalarda icra takiplerine yapmış olduğu itirazların iptali ile icra takiplerinin takip taleplerindeki koşullarla devamına, asıl ve birleşen davalarda İİK'nun 67/2.maddesi uyarınca alacağın likit olması ve davalının itirazlarında haksız olması nedeniyle %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca davacının istinaf kanun yolu başvurusunun esastan HMK 353/(1)-b-2. maddesi uyarınca kabulü ile mahkemece verilen karar kaldırılarak esasa ilişkin yeniden aşağıda belirtilen şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davacı vekilinin istinaf itirazlarının asıl dava ve birleşen davalar yönünden KABULÜ ile, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/03/2021 tarihli 2015/1545 Esas ve 2021/266 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1. b. 2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"A-Asıl dava yönünden;
- Davacının davasının KABULÜ İLE,
Davalının, İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2015/17433 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile 190.000,00 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına,
-
Hüküm altına alınan 190.000,00 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.978,90. TL harçtan peşin olarak alınan 2.294,73. TL harç ile takipte yatırılan 950,00 TL harcın mahbubu ile bakiye 9.734,17 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 30.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yatırılan 27,70 TL başvuru harcı ile 2.294,73. TL peşin karar ve ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B-Birleşen İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/273 Esas sayılı dava dosyası yönünden;
- Davacının davasının KABULÜ İLE,
Davalının, İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2016/1964 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile 190.000,00 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına,
-
Hüküm altına alınan 190.000,00 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.978,90. TL harçtan peşin olarak alınan 2.294,73. TL harç ile takipte yatırılan 950,00 TL harcın mahbubu ile bakiye 9.734,17 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 30.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yatırılan 29,20 TL başvuru harcı ile 2.294,73. TL peşin karar ve ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
C-Birleşen İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/624 Esas sayılı dava dosyası yönünden;
- Davacının davasının KABULÜ İLE,
Davalının, İzmir 6. İcra Müdürlüğünün 2019/13061 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile 250.000,00 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına,
-
Hüküm altına alınan 250.000,00 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 17.077,50. TL harçtan peşin olarak alınan 3.019,38. TL harç ile takipte yatırılan 1.250,00. TL harcın mahbubu ile bakiye 12.808,12 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 39.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yatırılan 54,40. TL başvuru harcı ile 3.019,38. TL peşin karar ve ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
D-)Davacı tarafından yapılan 3 adet vekalet suret harcı 16,20 TL, davetiye ve posta gideri 1.185,60 TL, bilirkişi ücreti 1.700,00 TL olmak üzere toplam 2.901,80 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
E-)HMK.nun 333.maddesi uyarınca davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine."
ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
2-İSTİNAF AŞAMASINDA;
-Asıl dava ve birleşen davalar yönünden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
-
İstinaf incelemesi esnasında davacı tarafça yapılan toplam 486,30. TL kanun yoluna başvurma harcından ibaret yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32