Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2024/1345
2024/1264
18 Eylül 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1345
KARAR NO : 2024/1264
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/12/2018 (Dava) - 25/04/2024 (Karar)
NUMARASI : 2023/162 Esas - 2024/312 Karar
DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan)
BAM KARAR TARİHİ : 18/09/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 18/09/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/162 Esas-2024/312 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'nın olay günü olan 02/11/2017 tarihinde trafik kurallarına uygun yürürken, davalı ...'ın sürücüsü olduğu ve diğer davalı ... Kooperatifi'ne ait ... plakalı aracı hatalı kullanımı nedeniyle muris ...'nın ölümüne neden olduğunu, kaza tespit tutanağından görüldüğü üzere olayın oluşumunda davalı ...'ın asli kusurlu olduğunu, aracın davalı ... Şirketi tarafından sigortalı olduğunu, geriye mirasçıları eşi ... ile evli kızı ...'nın kaldığını, davalı ... hakkında İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/98 E. sayılı dosyasında ...'yı taksirle öldürmekten dava açıldığını, davalı ... Şirketinin ...'ya 42.536,00-TL ödeme yaptığını, ancak bu ödemenin yetersiz olduğunu, ibranamenin iptali ile bakiye zararı istediklerini, müteveffanın ölümüyle müvekkili ...'nın destekten yoksun kaldığını, kaza sonrası ...'nın ağır yaralandığını ve hastane tedavi giderleri de olduğunu, Yargıtay kararları uyarınca bunların uzman bilirkişiye hesaplatılarak hüküm altına alınması dileğinde bulunduklarını, müteveffanın ölümüyle mirasçı müvekkillerinin tarifi mümkün olmayan acı ve elem duyduklarını, bunun için manevi tazminat talepleri olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesi uyarınca şimdilik, davacı eş için 10.000-TL olarak belirledikleri destekten yoksun kalma tazminatı ile ölüm öncesi tedavi giderlerinin bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenecek rakama göre arttırılmak kaydıyla olay tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline (sigorta şirketi için sorumlu olduğu limitle sınırlı kalmak kaydıyla), ayrıca müvekkil eş ... için 60.000,00-TL manevi, kızı ... için 40.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 100.000-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalı ... şirketi haricindeki davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, talep açıklama beyanı ile 10.000-TL maddi tazminatın 2.000-TL'sinin tedavi gideri ve bakiyesinin destekten yoksun kalma tazminatı olduğunu açıkladığı, ayrıca davacılar vekilinin talep arttırım dilekçesi ile davacı ... için istenen DYKT'nı 37.496,15-TL'ye çıkardığı görülmüştür.
CEVAP:
Davalı ... AŞ. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... için 42.536,00-TL'nin 22/12/2017 tarihinde ibraname karşılığında davacı vekiline ödendiğini ve müvekkili şirketin ibra edildiğini, kayıtsız ve şartsız ibra edilmiş olan müvekkili şirket açısından davanın reddi gerektiğini, ibranamenin geçersizliğinin ancak tutarda açıkça ve fahiş bir fark olması halinde kabul edilebilir olduğunu, dava konusu olayda böyle bir durum söz konusu olmadığından ibranamenin geçersizliğinden bahsedilemeyeceğini, ödeme tarihindeki veriler dikkate alınarak tazminat hesaplaması yapılması, bu hesaplamaya göre bulunan miktar ile yapılan ödemenin mukayese edilmesi, bariz bir fark yok ise davanın reddedilmesi, yetersizlik olgusu var ise; bu sefer rapor tarihindeki verilere göre, evvelce yapılan ödemelerin faiz uygulanarak güncellenmesi suretiyle nihai tazminat rakamının belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, olay tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini, gerekli tüm belgelerle birlikte yapılan müracaattan 8 işgünü sonrasından itibaren, böyle bir müracaat bulunmadığı takdirde ise, ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini, davacı tarafın avans faiz talebinin de hatalı olduğunu, haksız fiillerden mütevellit tazminat taleplerinde yasal faiz talep edilebileceğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... Kooperatifi vekili cevap dilekçesinde özetle; olayın oluşu ve gelişiminin davacı tarafın anlattığı şekilde olmadığını, kazanın meydana geldiği yerin köy meydanı olduğunu, herhangi bir trafik levhası, işareti, yönlendirme tabelası bulunmadığını, müvekkili ...'ın köy meydanının dolu olması sebebi ile aracıyla geri manevra yapmak zorunda kaldığını, hareket ettirmeden önce ön ve arka tarafını kontrol ettiğini, kimse olmadığını gördükten sonra aracı geriye doğru yavaş yavaş hareket ettirdiğini, müteveffa ...'nın trafik kurallarına uygun yürüdüğünün iddia edildiğini, bu hususun doğru olmadığını, vefat eden ...'nın 82 yaşında olması ve fiziki rahatsızlıklarından kaynaklı aracın kör noktasında kaldığını, yaşa bağlı kulaklarının ağır işitmesi nedeni ile de aracın sesini duymaması sureti ile istenmeyen bu üzücü olayın gerçekleştiğini, asli kusurun müvekkili ...'a ait olduğu iddiasının doğru olmadığını, davacı tarafın talep ettiği tazminat miktarının fazla olduğunu, müvekkilinin ve ailesinin kaza anında, hastane aşaması ve cenaze dahil her an müteveffanın ailesinin yanında olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI:
Mahkemece daha önceden yapılan yargılama sonucunda "davanın kısmen kabulü"ne dair verilen kararın Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen 01/02/2023 tarihli, 2020/1989 E. - 2023/145 K. sayılı karar ile; "...Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, kusur yönünden tarafların istinafa gelmediği ve bu hususun kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacılar vekili aktüer raporuna yönelik istinaf itirazlarında bulunmuş olup, bir kısım itirazları ek aktüer raporu ile karşılanmışsa da, hesaplama yöntemine dair istinaf itirazının kabulü gerekmiştir. Şöyle ki, bilindiği üzere trafik kazasında bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak işgücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında,Yargıtay tarafından da tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Diğer yandan; Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, TRH 2010 yaşam tablosuna göre, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen "progresif rant yöntemi" kullanılarak yapılması gereklidir (Bu yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2021/15412 E.- 2022/10678 K). Mahkemece hükme esas alınan aktüer raporunda da TRH 2010 tablosu kullanılmış ise de, 1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulandığı görülmekle, bu hesap yöntemi doğru olmamıştır. Ek aktüer raporunda progresif rant yöntemi kullanılarak yapılan hesaplamada ise bu defa PMF yaşam tablosu esas alınmış olduğundan ek aktüer raporu da hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemece yapılacak iş; davacı tarafın itirazlarını da karşılayacak ve denetime elverişli şekilde, TRH 2010 tablosu ve progresif rant formülü kullanılarak, bilinen dönem hususunda güncel veriler de dikkate alınarak, ayrıntılı ek aktüer raporu alınıp sonucuna göre dava öncesi ödemenin yeterli olup olmadığının tespitine göre bir karar verilmesinden (istinaf kapsamlarına ve usuli müktesep haklara da dikkat edilerek) ibarettir. Manevi tazminat tutarları yönünden her iki taraf da istinafa gelmiş olup, davacı tarafça talep edilen tutar ve mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarları da dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; müteveffanın kazadaki kusur durumuna, yaşına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın oluş şekline ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemece hüküm altına alınmış olan manevi tazminat tutarları bakımından bir isabetsizlik görülmediğinden, her iki tarafın da bu yöndeki istinaf itirazlarının ayrı ayrı reddi gerekmiştir. Kabule göre, davacının dava dilekçesindeki faiz talebi "avans faizi" iken, mahkemece hüküm fıkrasında "ticari faiz"iyle denilerek hüküm tesis edilmesi de hükmü müphem hale getirdiğinden, yerinde görülmemiştir. Yine kabule göre, mahkeme hükmünün 1.fıkrasındaki son cümledeki; "Davacı ...'nın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... Kooperatifi ve ...'dan 02/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" şeklindeki kısım, tavzih kararı ile "....davacı ...'ya verilmesine" şeklinde düzeltilmiş ve anılan yanlışlığın cümle başlangıç şekline göre maddi hata olduğu anlaşılmışsa da, mahkemece yeniden verilecek kararda bu hususun da düzeltilmesine dikkat edilmesi için burada eleştiri yapılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalılar ... ve ... Kooperatifi vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-1. madde uyarınca esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılmasına..." gerekçeleriyle mahkeme kararının kaldırıldığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının, 02/11/2017 günü davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyoneti ile meydanda geri manevra yaptığı esnada kamyonetin arka kısmıyla aracın manevra alanına giren davacıların murisi olan müteveffa yaya ...'ya çarpması neticesinde meydana geldiği, trafik kazası neticesinde davacıların murisi ...'nın vefat ettiği, kazanın oluşumunda, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile gerekli-yeterli ayna kontrollerini yapması, teknik özellikleri gereği aracın gerisini yeterince görememiş olması durumunda ise geri manevrasını bir gözcü yardımıyla gerçekleştirmesi gerektiği hususlarına riayet etmediği, yeterli kontrolü yapmadan gerçekleştirdiği manevra esnasında da gerisinde hareket alanına girmiş yayayı fark etmeyerek önlemsizce yayaya çarptığı olayda asli derecede-%75 oranında kusurlu olduğu, müteveffa yaya ...' nın olay mahallinde geri manevra ile yaklaşan kamyonete karşı gerekli korunma tedbiri almadığı kazada tali derecede-%25 oranında kusurlu olduğu, kaza tespit tutanağı, İzmir 7.Asliye Ceza Mahkemesince Adli Trafik bilirkişisinden aldırılan rapor ile mahkemece Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinden aldırılan kusur raporunun aynı yönde olduğu, BAM kaldırma kararı gereği yerine getirilerek, davacıların maddi tazminat alacaklarının tespitine yönelik TRH 2010 tablosu ve progresif rant formülü kullanılarak, bilinen dönem hususunda güncel veriler de dikkate alınarak, dava öncesi davalı ... şirketi tarafından yapılan ödemenin yeterli olup olmadığı hususlarında alınan raporda, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve Progresif Rant Yöntemi kullanılarak yapılan hesaplamada, davacıların murisi müteveffanın %25 kusur oranı indirimi ve sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin mahsubu sonrasında bakiye destekten yoksun kalma tazminatı alacağının 37.496,15 TL olduğunun belirtildiği, davacı eş ...'nın müteveffanın desteğinden yoksun kaldığı anlaşılmış olmakla davacının bu kazadan kaynaklı BAM kaldırma kararı sonrası aktüer bilirkişiden aldırılan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda tespit edilen 37.496,15-TL tutarında DYK talep etmesinde hukuki yararının bulunduğu değerlendirilerek DYK tazminatı yönünden davanın kabulüne, hükmedilen maddi tazminatın davalı ... şirketi yönünden kısmi ödeme tarihi olan 22/12/2017 tarihinden itibaren, davalılar ... Kooperatifi ve ... yönünden kaza tarihi olan 02/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine karar verildiği, davalıların, davacı tarafın belgesiz tedavi giderlerinden sorumlu oldukları, bu kapsamda kaldırma kararı öncesinde aldırılan bilirkişi raporunda hesap edildiği üzere SGK tarafından karşılanmayan ölümden önceki tedavi amaçlı giderlerinden müteveffanın kusuru oranında indirim yapıldığında 375,00-TL olacağından talebin bu miktar üzerinden kabulüne karar verildiği, somut olayda davalı araç sürücüsünün kazadaki kusuru oranı, davacıların ve davalının sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş şekli gözetilerek davacı ... lehine 35.000,00-TL, davacı ... lehine 25.000,00-TL manevi tazminata hükmetmenin hakkaniyete uygun olduğu değerlendirilerek, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmekle, sonuç olarak; DAVANIN MADDİ TAZMİNAT TALEBİ YÖNÜNDEN KABULÜNE; 37.496,15-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 375,00-TL tedavi giderinin davalı ... şirketi yönünden 22/12/2017 tarihinden itibaren, davalılar ... Kooperatifi ve ... yönünden 02/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılar ... Kooperatifi, ... ve ... Sigorta AŞ'dan alınarak davacı ...'ya verilmesine, DAVACI ...'NIN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜNE; 35.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... Kooperatifi ve ...'dan 02/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, DAVACI ...'NIN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜNE; 25.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... Kooperatifi ve ...'dan 02/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine, FAZLAYA İLİŞKİN İSTEMİN REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacılar vekili tarafından, "...Davalarının tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin dava dilekçesinde belirttikleri hususlarda yeterli araştırma yapmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verdiğini, uzman olmayan bilirkişi tarafından verilen rapora itirazları değerlendirilmeden ve Yargıtay'ın emsal içtihatlarına da aykırı biçimde yeni bir rapor alınmadan hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, delillerinin tamamının kendilerinin iddialarını ispat ettiğini, mahkemenin karar gerekçesinde belirttiği hususların delilleri ile çeliştiğini, mahkemenin toplanan delilleri hatalı değerlendirerek ve hatalı bilirkişi raporundaki değerlendirmelerle yetinerek hatalı bir karar verdiğini, manevi tazminat taleplerinde mahkemece belirlenen rakamların, müvekkillerinin murisin ölümü nedeniyle çektiği acı ve elemi telafi etmekten uzak olduğunu, taleplerinin rakamsal bazda son derece yerinde olup makul karşılanacak seviyede olduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma, tedavi gideri ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı yalnızca davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde mahkeme kararının yukarıda yazılı gerekçelerle kaldırılması üzerine, mahkemece daha önceden aktüer raporunu düzenleyen bilirkişiden ek aktüer raporu alındığı, 02.02.2024 tarihli bu ek aktüer raporunda aktüer bilirkişinin usule uygun şekilde, sigorta şirketinin ödeme tarihi olan 22.12.2017 tarihindeki verilere göre TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant formülüne göre hesaplama yaptığı, bu hesaplama yönetimince dahi sigortanın yapmış olduğu 42.536-TL DYKT ödemesinin, ödeme tarihinde ödenmesi gereken tutar olarak hesaplanan 35.261,64-TL'nin üzerinde kaldığının belirlendiği, buna göre dava öncesinde yapılan ödeme ve alınan ibraname uyarınca esasen davacı ...'nın bakiye DYKT alacağı kalmadığı yönünde görüşünü de açıkça bildirdiği, bununla birlikte, mahkemece güncel verilere göre de yine de hesaplama yapılması istendiğinden güncel verilere göre de yeniden hesap yapılarak bakiye tutarın bu kabulde 37.496,15-TL olacağının bildirildiği, usul ekonomisi bakımından alınan aktüer raporunda iki durumun da hesaplatılmasında bir isabetsizlik yok ise de, yerel mahkemece alınan bu ek aktüer raporunun yanlış değerlendirilerek, bakiye 37.496,15-TL üzerinden kabul kararı verildiği, esasen ödeme tarihi itibariyle davacı ...'nın tüm tazminat alacağı karşılanmış ve eksik ödeme bulunmamakta olup, aktüer raporunda da yerinde olarak bu hususa vurgu yapılması karşısında, davacı ... yönünden doğru hesaplama yöntemi uyarınca yapılan hesaba göre de DYKT kalmadığından red kararı verilmesi gerekirken, mahkemece hataya düşülerek DYKT alacağının kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemece verilen bu son karara karşı sadece davacılar vekilinin istinafa gelmesi, davalı tarafça bir istinaf isteminde bulunulmaması karşısında davacı yararına bu aşamada oluşan usuli müktesep haklar gözetilerek, bu husus kaldırma nedeni yapılmamıştır.
Önceki istinaf incelemesinde manevi tazminata dair hususlar incelenip değerlendirilmek suretiyle netleştirildiğinden, bu hususta davacılar vekilinin ilk istinaf istemiyle aynı yönde ileri sürdüğü istinaf itirazlarının kabulü mümkün görülmemiştir.
Bununla birlikte, Dairemizce daha önce verilen kaldırma kararında açıkça hüküm kısmındaki müphemliğe neden olması bakımından "ticari faiz" şeklindeki söz grubunun "avans faizi" şeklinde düzeltilmesi gerektiği hususu vurgulandığı halde, mahkemece kaldırma kararı gereklerine yeterince uyulmadığı görülmüştür. Bu kapsamda hükümdeki "ticari faiz" şeklindeki kelime gruplarının HMK 353/1-b-2.madde uyarınca kaldırılarak, "avans faizi" şeklinde düzeltilmek suretiyle Dairemizce yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
Mahkemece davacı ...'nın maddi tazminat istemi, tedavi giderleri bakımından kısmen kabul edildiğinden esasen davanın maddi tazminat yönünden kısmen kabulü denilmesi gerekirken, sehven "Davanın maddi tazminat talebi yönünden kabulüne" denildiği, ancak kısa karar ve gerekçeli karar çelişkisi yaratmamak adına bu cümleye dokunulmayıp, yargılama giderlerinin ise doğru hesaplandığının gerekçeli kararda belirtilmiş olduğu görülmekle, esasen sonuca etkili görülmeyen bu husus bakımından, Dairemizce HMK 353/1-b-2.madde uyarınca karar kaldırılacağından, yeni kurulacak hükümde bu hususun da düzeltilmesi ve "kısmen kabulü" şeklinde yazılması uygun görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, mahkeme kararının HMK 353/1-b-2. madde uyarınca kaldırılıp, Dairemizce yeniden hüküm tesisine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I-Davacılar vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/162 Esas - 2024/312 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"1-Davanın maddi tazminat talebi yönünden kısmen kabulüne; 37.496,15-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 375,00-TL tedavi giderinin davalı ... şirketi yönünden 22/12/2017 tarihinden itibaren, davalılar ... Kooperatifi ve ... yönünden 02/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılar ... Kooperatifi, ... ve ... Sigorta A.Ş' den alınarak davacı ...'ya verilmesine,
-
Davacı ...'nın manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne; 35.000,00. TL manevi tazminatın davalılar ... Kooperatifi ve ...'dan 02/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
-
Davacı ...'nın manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne; 25.000,00. TL manevi tazminatın davalılar ... Kooperatifi ve ...'dan 02/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
-
Karar tarihi itibariyle alınması gereken 2.586,97. TL karar ve ilam harcından peşin alınan 34,15. TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 100,75. TL harcın mahsubu ile bakiye 2.452,07. TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
-
Davacı ... tarafından yatırılan 34,15. TL peşin harç ve 100,75. TL olarak yatırılan ıslah harcı olmak üzere toplam 134,90. TL harç yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...' ya verilmesine,
-
Davacı ...'nın maddi tazminat davası yönünden yaptığı ve karşıladığı toplam 1.271,40. TL yargılama giderinden 1.207,01. TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...' ya verilmesine, bakiye kısmın davacı ... üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı ... Kooperatifinin işbu dosyada yaptığı ve karşıladığı toplam 100,00. TL yargılama giderinden 5,07. TL yargılama giderinin davacı ...'dan alınarak davalı ... Kooperatifine verilmesine, bakiye kısmın anılan davalı üzerinde bırakılmasına,
-
Davacı ... kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 17.900,00. TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine,
-
Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden AAÜT gereğince hesaplanan 1.625,00. TL vekalet ücretinin davacı ...' dan alınarak davalılara verilmesine,
MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
10-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 4.098,60-TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 341,56-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.757,04-TL harcın davalılar ... Kooperatifi ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
11-Davacılar tarafından yatırılan 341,56-TL peşin harçtan oluşan yargılama giderinin davalılar . Kooperatifi ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
12-Davacıların manevi tazminat davası yönünden yaptığı ve karşıladığı toplam 2.450,00-TL yargılama giderinden 1.470,00-TL'sinin davalılar ... Kooperatifi ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, bakiye kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,
13-Davacı ... kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince davanın kabul edilen bölümü üzerinden hesap edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... Kooperatifi ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...' ya verilmesine,
14-Davacı ... kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince davanın kabul edilen bölümü üzerinden hesap edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... Kooperatifi ve ...' dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...' ya verilmesine,
15-Davalılar ... Kooperatifi ve ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiklerinden AAÜT gereğince davanın davacı ... yönünden reddedilen bölümü üzerinden hesap edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacı ...' dan alınarak davalılar ... Kooperatifi ve ...' a verilmesine,
16-Davalılar ... Kooperatifi ve ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiklerinden AAÜT gereğince davanın davacı ... yönünden reddedilen bölümü üzerinden hesap edilen 15.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...' dan alınarak davalılar ... Kooperatifi ve ...'a verilmesine,
17-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine",
ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
II-Davacılar vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE,
III-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacılar tarafından karşılanan 427,60 TL istinaf karar harcının istek halinde davacılara iadesine,
IV-İstinaf incelemesi esnasında davacılar tarafından yapılan 60,00 TL tebligat masrafı ve 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin toplam 1.229,40 TL istinaf yargılama giderinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
V-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
VI-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32