SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/757

Karar No

2024/1263

Karar Tarihi

18 Eylül 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/757

KARAR NO : 2024/1263

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 30/05/2016 (Dava) - 02/02/2024 (Karar)

NUMARASI : 2023/318 Esas - 2024/43 Karar

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

BAM KARAR TARİHİ : 18/09/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 18/09/2024

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/318 Esas-2024/43 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... isimli kişi ile askeri ihalelere girebilmek için vekaletname verilmesi konusunda anlaştıklarını ve bu amaçla ...'a 10.12.2015 tarihli vekaletnameyi verdiğini, ...'ın bu vekaletname ile müvekkili adına girdiği bir askeri ihaleyi alarak güven tesis ettiğini, daha sonra Yeni Foça'da askeri malzeme satan bir arkadaşının işyerini devretmek istediğini ve çok kar edeceğini söyleyerek müvekkilini ... isimli bir kişi ile tanıştırdığını, ...'ın bu işyerini resmi olarak arkadaşı olan davalı ... adına açtığını ve devretmek istediklerini söyleyerek müvekkilini ikna ettiğini, söz konusu işyerinin 2016 Şubat, Mart ve Nisan aylarında 3 taksit halinde ödemek şartıyla toplam 25.000,00-TL karşılığında müvekkiline devri konusunda 2016 yılı Ocak ayında sözlü anlaşma yapıldığını, işyerinin resmi işleteni olan ... ile de tanışan müvekkiline davalının da işyerinin çok karlı olduğunu ancak fazla ilgilenemediğini söylediğini, işyerini teslim alacağı gün işyerinin mal sahibi olan ...'ın işyerine geldiğini ve ...'in kendisine 5.000,00-TL kira borcu olduğunu, bu borcu ödemesi şartıyla müvekkili ile kira sözleşmesi yapacağını söylediğinden 5.000,00-TL eski kira borcunu ...'a müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, işyerinin devir alınıp kira akdi yapıldıktan sonra ...'ın bu işyerini kendisinin daha iyi işleteceğini söyleyerek müvekkilinden 01/03/2016 tarihli ikinci vekaletnameyi aldığını, bu arada ...'ın müvekkilini arayarak 5.000,00-TL'ye acil ihtiyacı olduğunu, taksitleri davalı ...'a değil kendisine ödemesi gerektiğini söylemesi üzerine müvekkilinin 5.000,00-TL nakit gönderdiğini, ...'ın müvekkiline taksitler konusunda acele etmesine gerek olmadığını, arkadaşı olan ...'la müvekkili namına devir sözleşmesi yaptığını ve senet verdiğini, bu senetleri ödediğine dair yazılı belge aldığını ve senetleri de yırtarak iptal ettiğini, işyerinin mülk sahibi olan ...'a verdiği 5.000-TL için de yazılı belge aldığını, ...'a herhangi bir borcunun kalmadığını, kalan 15.000-TL'yi kendisine ödemesi gerektiğini, dükkanda para kazandıkça peyderpey ödeyebileceğini söyleyerek bir yandan müvekkilini rahatlatırken diğer yandan müvekkilini oyaladığını sonradan öğrendiğini ve verdiği vekaletnameleri daha sonra iptal ettirdiğini, müvekkilinin ... veya ... ile hiçbir yazılı sözleşme yapmadığını, senet vermediğini, işyerinin devrinden kalan 15.000-TL borcu güvendiği ve aynı zamanda vekili olan ...'a peyderpey ödeyeceğini düşünürken Bakırköy 8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/6544 sayılı ödeme emrini tebliğ aldığını, tamamen gerçek dışı ve olmayan bir sözleşmeye dayandırılan bu ödeme emrinin ekinde herhangi bir yazılı devir sözleşmesi de gönderilmediğini, ödeme emrinde takibe dayanak olarak ''işyeri devir sözleşmesi'' ibaresini gören müvekkilinin doğal olarak aklına gelen ilk şeyin ...'ın müvekkilini haksız yere borçlandırmış olabileceği olduğunu, müvekkilinin yaptığı itirazın Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünce kabul edilmediğini ve işyerindeki mallarının kaldırılması için hacze gelindiğini, hacze gelen stj. Av. ...'ın da kendisini kandıran ve dolandıran ...'ın oğlu olduğunu öğrendiğini, ...'ın müvekkilini tamamen maddi ve manevi baskı altına alarak korkutarak ... ve ...'a yapılan toplam 10.000-TL ödemeyi kabul etmediklerini, asıl alacaklının ... olduğunu, 4.000-TL'nin hemen peşin ve nakit para olarak, kalan 41.395-TL için de 01/06/2016 vade tarihli 2 adet senedi hemen verdiği takdirde malları kaldırmayacağını, tapudaki hacizleri de kaldırarak sattırmayacağını söylediğini, müvekkilinin o andaki çaresizlikten dolayı herşeyi kabul etmek zorunda kaldığını, zar zor bulabildiği 4.000-TL'yi ...'a elden nakit olarak ödediğini, biri 31.395-TL, diğeri 10.000-TL meblağlı, 12/05/2016 tanzim, 01/06/2016 vade tarihli, alacaklısı ... olan iki senedi de ...'ın talimatı gibi yazarak imzalayıp verdiğini, ...'ın almış olduğu 4.000-TL için yazılı ve imzalı bir belge verdiğini, ancak senetler için belge vermediği gibi parayı ve senetleri haciz tutanağına da yazdırmadığını, alacaklı vekilinin 13/05/2016 tarihli yazı ile 4.000-TL haricen tahsilat yaptığını 16/05/2016 tarihinde Uyap sisteminden icra dosyasına gönderdiğini, senetlerin davalı ..., ... veya kötüniyetle ciro edecekleri bir başka kişi tarafından takibe konulma ihtimalinin olduğunu, bu konuda Foça C. Başsavcılığına şikayette de bulunduklarını ve 2016/927 soruşturma sayısına kaydedildiğini, müvekkilinin işyerinin devrinden dolayı gerçek borcu 25.000-TL iken mal sahibi ...'a 5.000-TL eski kira borcunu ödemesi ve ...'a gönderdiği 5.000-TL'den sonra kalan borcunun 15.000-TL olduğunu, haciz baskısı ile ödediği 4.000-TL'nin de mahsubu ile şu andaki borcun 11.000-TL olduğunu, icra takibinde istenen asıl alacağın ise 58.000-TL olduğunu belirterek, icra takibinde 58.000-TL olarak gösterilen asıl alacaktan kabul ettikleri 11.000-TL'nin mahsubu ile kalan 47.000-TL tutarındaki gerçek dışı alacak nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, yine haciz baskısı altında aynı icra takibindeki haksız borç nedeniyle alınan 12/05/2016 tanzim, 01/06/2016 vadeli ve 31.395-TL ve 10.000-TL meblağlı iki adet bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve senetlerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının borcunu ödememek için kötü niyetli olarak iftira attığını, taraflar arasındaki işyeri devir sözleşmesinin, davacının ticari vekili ve temsilcisi ... ile müvekkili ... arasında imzalandığını, bu sözleşme uyarınca işyeri devir bedelinin 58.000,00-TL olduğunu, davacının belirttiği gibi işyerinin gerçekteki sahibinin ... olduğunu, ancak resmi olarak müvekkili ... adına kayıtlı olduğunu, değeri 58.000,00-TL olan işyerinin 41.350,00-TL'lik değerinin ...'a, geri kalan 16.650,00-TL'lik değerinin ise ...'e ait olduğunu, devir bedelinin kendi aralarında bu şekilde taksim edileceğini, davacının işyeri devir sözleşmesinden kaynaklanan borcuna karşılık hiçbir ödeme yapmadığını, bu nedenle davacı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davacının icra takibine itiraz dilekçesinde borca itiraz etmediğini, alacaklıyla arasında imzalı hiçbir belge olmadığını belirtmekle yetindiğini, davacının işyerine hacze gidildiğinde davacının, müvekkili ...'i arayarak haciz mahalline çağırdığını, telefon bağlantısıyla ...'la da kendi aralarında konuşarak anlaştıklarını, davacının şimdilik 4.000,00-TL kısmi ödeme yapabileceğini, geriye kalan bakiye borcunu bankadan kredi çekmek suretiyle ödeyebileceğini, banka hesabındaki ve tapularındaki hacizlerin kaldırılmasını talep ettiğini, bu teklifin müvekkili tarafından kabul edildiğini, 4.000,00-TL kısmi ödemenin icra vekalet ücreti borcu için kısmi ödeme olarak kararlaştırıldığını, davacı, kalan vekalet ücreti ve tahsil harcı, posta giderleri toplamı olan 5.900,00-TL'yi ödeyince tapudaki hacizlerin kaldırılacağını, ancak bu icra giderlerini göndermeyince hacizlerin kaldırılamadığını, 4.000,00-TL yaptığı kısmi ödeme için belge verildiğini ve icra dosyasına da bildirildiğini, haciz mahallinde haciz tutanağı kapandıktan sonra davacının, bizzat müvekkili ...'in kendisine icra müdürünün ve stajyer avukatın bilgisi ve görgüsü olmadan iki adet bono verdiğini, müvekkilinin, davacıdan iki adet bono aldığını haciz mahallinden çıktıktan sonra Stj. Av. ...'a söylediğini, bunun üzerine müvekkiline, bonoların vadesinde ödenmesi halinde kendilerine bilgi vermesinin söylendiğini, böylece bu ödemelerin de icra dosyasına bildirileceğini, ancak daha sonra bonoların vadesinde ödenmediğini öğrendiklerini, davacı ile alacaklılar arasındaki anlaşmaya göre bu bonoların ...'a verileceğini, geri kalan bakiye borcun 16.650,00-TL (faiz ve masraflar hariç) ise müvekkili ...'e ödeneceğini, müvekkilinin, davacıdan aldığı bonoları ...'a verdiğini, verilen bonoların değerinin 41.350,00-TL olduğunu, ödendiği takdirde tahsilat olarak Bakırköy 8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/6544 sayılı dosyaya bildirilerek borcundan 41.350,00-TL düşüleceğini, bu hususun icra dosyasına da bildirildiğini, burada borcun, edimin yerine getirildiği anda değil, bu edimin paraya çevrilip, bu suretle alacaklının tatmin edildiği ölçüde ifa edilerek sona ereceğini, alacaklının, asıl edim yanında ek bir alacak kazandığını, böylece yeni bir tatmin imkanı elde ettiğini, ancak, bu iki edimin birbiriyle yarıştığını, birinin ifasıyla diğerinin de sona erdiğini, bono verilmiş olmasının kendiliğinden ödeme (eda) olarak kabul edilemeyeceğini, ayrıca taraflar arasında açık bir anlaşma mevcut olmadığından borcun yenilendiğinden de söz edilemeyeceğini, öte yandan icra dosyasından feragat edileceğine dair bir anlaşma yapılmadığını, davacının davaya konu işyerini devraldığını kabul ettiğini, ihtilafın devir bedeline ilişkin olduğunu, davacının temsilcisi ile davalı arasında imzalanan yazılı sözleşme uyarınca devir bedelinin 58.000,00-TL olduğunu, müvekkilinin işyeri devri sözleşmesinden doğan 58.000-TL alacak hakkını yazılı sözleşme ile ispatladığını, davacının ise işbu yazılı delil karşısında yasal bir delil sunmadan devir bedelinin 25.000,00-TL olduğunu iddia ettiğini, iddiasını yazılı delille ispatlayamadığını, davacının borcuna ilişkin 41,325,00-TL bedelli bono vermiş olmasından dahi açıkça anlaşılmakta olduğu üzere devir bedeline ilişkin iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının tacir olup basiretli bir işadamı gibi hareket etmesi yükümlülüğü olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI:

Mahkemece daha önceden yapılan yargılama sonucunda "davanın kısmen kabulü"ne dair verilen kararın Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde 26.04.2023 tarihli, 2023/479 E.- 2023/677 K. Sayılı karar ile; "....1-Davalı ...'in mahkeme kararından ve hükme karşı istinaf kanun yoluna da başvurduktan sonra 30.05.2021 tarihinde vefat ettiği, bu nedenle vekilinin vekalet yetkisinin sona erdiği, Dairemizce dosyanın mahalline geri çevrilmesi suretiyle, mahkemesince mirasçılarına gerekli tebligatların yapılıp taraf teşkilinin sağlandığı anlaşılmıştır. 2-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı, davalının resmiyette sahibi göründüğü, ancak esasen davadışı ...'a ait olduğunu beyan ettiği işyerini devraldığını, devir bedelinin 25.000-TL olup, bu konuda herhangi bir yazılı sözleşme yapmadıklarını ileri sürerek, bu tutarın da 5.000-TL'sini davalının eski kira borcuna mahsuben dükkan sahibine ödediğini, 5.000-TL'sini gerçek işyeri sahibi olduğunu belirttiği ...' a ödediğini, ayrıca haciz baskısı altında 4.000-TL ödeme yapıp, iki adet de bono vermek zorunda kaldığını ileri sürerek, bu iki bonodan dolayı ve takipteki 58.000-TL'lik borcun ise 47.000-TL'sinden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davalı ise; davacının verdiği vekaletname ile ticari vekili sıfatıyla hareket eden davadışı ... ile 07.01.2016 tarihli yazılı işyeri devir sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmede de açıkça devir bedelinin 58.000-TL olduğunun yazılı olduğunu, davacının hiçbir ödeme yapmadığını, işyerinin gerçek sahibi ... olmakla birlikte, resmi olarak işyerinin davalı ... adına kayıtlı olduğunu, ... ile davalı arasındaki iç ilişki uyarınca 58.000-TL'lik bedelin 16.650-TL'sinin davalıya, 41.350-TL'sinin ise ...' a ait olacağını, devir bedelini bu şekilde kendi aralarında taksim edeceklerini, haciz günü alınan 4.000-TL nakit paranın icra dosyasına bildirildiğini, ayrıca toplam 41.350-TL bedelli iki adet bononun da haciz günü davacıdan alındıktan sonra ...'a verildiğini, bedeli davacı tarafından ödense idi bunun da takip dosyasına bildirilecek olduğunu, ancak bedelinin ödenmediğini ve 3.şahıslara ciro edildiğini öğrendiklerini beyanla, davanın reddini talep etmiştir. 3-İşyeri devri taraflar arasında ihtilafsız olmakla birlikte, devir bedeli konusunda uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının vekalet verdiği davadışı ... (davacı adına) ile davalı arasında yapılan (ve ...'ın da şahit olarak yazıldığı) 07.01.2016 tarihli sözleşme incelendiğinde; devir bedelinin 58.000-TL olarak yazıldığı, bu bedelin yarısının Ocak 2016'da ve kalan yarısının da Şubat 2016'da ödeneceğinin belirtildiği, davalı ...'in o güne kadarki işyeri kira, elektrik ve su bedelini kendisinin ödeyeceğinin de yazılmış olduğu görülmektedir. Davadışı ...'a davacı tarafından verilen vekaletnamelerin incelenmesinde; verilen ilk vekaletnamenin 10.12.2015 tarihli olup, vekaletname bütününe bakıldığında, "askeriye, hastane, üniversite, belediye ve bilimum resmi ve özel dairelerin, gerçek ve tüzel kişilerin açtığı veya açacağı ihalelere" katılmaya, ihalenin üzerinde kalması durumunda bu kapsamda sözleşmeler yapmaya, makbuz, belge, hakediş imzalamaya dair sınırlı yetki içeren bir vekaletname olup, dava konusu işyeri devir sözleşmesinin yapılmasına yönelik bir yetkiyi kapsamadığı görülmüştür. Davacının daha sonradan vermiş olduğu 01.03.2016 tarihli vekaletname ise daha geniş yetkiler içermekte olup, açıkça işyeri adresi de belirtilerek bu işyeri ile ilgili tüm işlemleri yürütmeye dair yetki de verildiği görülmekte ise de, davalının dayandığı sözleşmenin tarihi ise 07.01.2016 olup, buna göre sözkonusu devir sözleşmesinin yapıldığı tarihte davadışı ...'ın davacı adına davalı ile işyeri devir sözleşmesi yapma yetkisi bulunmadığı, bahse konu sözleşmenin davacı tarafça kabul edilmeyip, sözlü olarak 25.000-TL üzerinden devir anlaşması yapıldığının beyan edilmesi karşısında, kendi adına bu bedelle devir sözleşmesi imzalanmasına açık/zımni bir muvafakatinin de davalı tarafça ispatlanamadığı anlaşılmakla; davalının, davacının kabulündeki 25.000-TL devir bedelinin üzerinde bir devir bedeli kararlaştırıldığını ispat etmesi gerekmekte olup, mahkemece bu hususlara dikkat edilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının kabulü ile, kararın eksik incelemeden dolayı kaldırılması gerekmiştir. 4-Somut uyuşmazlıkta, davacı taraf takibe konu miktar kadar borçlu olmadığını iddia ederek, borçlu olmadığını ileri sürdüğü miktar üzerinden dava açmıştır. Mahkemece, davacının takipteki borcun bir kısmına yönelik menfi tespit davası açtığı hususu dikkate alınmadığı gibi, ayrıca hükümde her ne kadar "davacı tarafça yapılan ödemelerin infazda dikkate alınmasına" şeklinde genel bir ifade kullanılmış ise de, davacının gerek takipten önce ve gerekse takipten sonra ödeme yaptığına dair iddialarına göre de bu kabul müphem olup, bu şekilde hüküm tesisi de doğru görülmemiştir. Dosya kapsamına göre, takip kesinleştikten sonra davacı/borçlunun mal varlığından takip dosyasına birtakım tahsilatlar yapıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre, davalı/alacaklının kabulünde olan tahsilatlar bakımından davacı/borçlunun menfi tespit isteminde bulunmasında hukuki yararı yok ise de, bununla birlikte, menfi tespit davalarında alacak-borç durumu dava tarihi itibarıyla hesaplanacağından takip tarihi itibarıyla borcun tespiti ile takipten sonra yapılan ödemeler de nazara alınarak dava tarihi itibarıyla alacak-borç miktarının belirlenmesi ile varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi, başka bir deyişle; dava tarihi itibariyle alacak borç miktarı ve davacı ödemeleri araştırılıp sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir (Bu yönde bknz. Yargıtay 11. HD. 2020/5924 E.-2021/6744 K., 2020/6944 E.-2021/6680 K., Yargıtay (kapatılan) 19. HD. 2017/2622 E.-2019/2548 K., 2012/14356 E.-2012/19009 K..). 5-Haciz işlemi yapıldığı gün verildiği her iki tarafın da kabulünde bulunan iki adet bono bakımından yapılan değerlendirmede; bahse konu bonoların davacının işyerindeki haciz nedeniyle, haciz baskısı altında -herhangi bir borcu kabul beyanı bulunmaksızın- verilmiş olduğu, senetler üzerinde "nakden" ibaresi bulunsa da, davalı tarafça da bonoların işbu dava konusu alacağın teminatı olarak verildiği ve bu suretle haciz işlemine son verildiği anlaşılmakla, 3.kişilere ciro edildiği de dosya kapsamından anlaşılan bu senetlerden dolayı davacının mükerrer ödemesine neden olunmaması bakımından ve ileride davadışı şahıslara davacı tarafından ödeme yapılmak durumunda kalınması halinde rücu edilebilmesi imkanı bakımından mahkemece bu senetlerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine dair verilen hükümde hukuka aykırı bir yön görülmediğinden, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir. Bununla birlikte, sözkonusu senetlerin 3.kişilere ciro edilmesi nedeniyle "senetlerin iptali" talebinin reddinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin bu yöndeki itirazlarının da reddi gerekmiştir. 6-Kabule göre de, hüküm fıkrasında hükmedilen %20 tazminatın hangi miktar üzerinden hesaplanacağına dair bir ifadeye yer verilmemiş olması nedeniyle mahkeme hükmü müphem kaldığı gibi, bu konuda mahkemece gerekçe ile hüküm kısmının farklı yazılmış olması da doğru görülmemiştir. 7-Yine kabule göre, İİK 72. maddesinde belirtilen menfi tespit ve istirdat davalarının birbirine dönüşebilen dava türleri olduğu da gözetilerek, dosya içerisindeki kapak hesabına göre 92.037,60-TL ödemenin irdelenerek, "icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesine" dair ihtiyati tedbir kararına rağmen davalıya ödeme yapıldığına dair davacı vekilinin 24.05.2019 tarihli duruşmadaki beyanı ve davalı vekilinin de kabulü gözetilip araştırılarak, sonucuna göre menfi tespit ya da istirdata dair hüküm tesis edilmesi gerekliliğine dikkat edilmemiş olması doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-1. madde uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine...." gerekçeleriyle kararın kaldırıldığı anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda, "....Dosyanın icra müdürü bilirkişiye tevdii ile alınan bilirkişi raporunda; davacı/borçlu ... tarafından Bakırköy İcra Dairesi Müdürlüğü' nün 2016/6544 sayılı icra takip dosyasına haciz işlemleri baskısı ile 97.447,33 TL ödeme yapması gerekir iken 99.581,05 TL ödeme yaptığı, fazladan ödeme miktarı olan 2.135,71 TL paranın Bakırköy 8. İcra Dairesi Müdürlüğü' nün 2016/6544 sayılı dosyasından talep edilmesi gerekeceği; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Başkanlığı 2023/479 E. sayılı 2023/677 K. sayılı 26/04/2023 tarihli kararları tahtında Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/88 Esas sayılı 2019/558 Karar sayılı hükümleri gereği borç olarak kabul edilen 27.585,59 TL asıl alacak ve icra takip fer'ileri harçlar ve icra masrafları için ödemesi gereken alacak miktarının; yapılan ödemelerin gününde BK m. 100 tahtında mahsubu sureti ile 48.498,37 TL olduğu, alacağın tamamının tahsil edilmiş durumda olduğu, davalı/borçlunun kabul edilmeyen alacağı olan 30.424,11 TL miktarın % 20'si oranında tazminat ödeyebileceğinin değerlendirildiği, huzurda görülen yeni 2023/318 Esas sayılı menfi tespit davasına konu alacak miktarının 48.946,96 TL olduğunun bildirildiği, tüm dosyanın bütün olarak değerlendirilmesinde; davacı ile davalı ... arasında işyeri devrinin davacının kabulünde olduğu üzere 25.000-TL üzerinden yapıldığı ve davalının aksine bir delil sunmadığı alaşıldığından asıl borç miktarının 25.000,00 TL olarak kabul edilmesi gerektiği, yine davacının 25.000,00 TL' nin 14.000,00 TL' sinin ödendiği ve 11.000,00- TL borcu kaldığını bildirerek dava açtığı, davacı tarafından Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün 2026/6544 sayılı dosyasından 58.000,00 TL asıl alacak üzerinden takip başlatıldığı, davacının 47.000,00 TL borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, aldırılan bilirkişi raporuna göre, Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün 2026/6544 sayılı dosyasında 05/02/2019 tarihi itibariyle borç miktarının 97.445,33 TL olduğu, ancak 99.581,05 TL yatırıldığı, fazladan ödeme miktarı olana 2.135,71 TL' nin Bakırköy 8. İcra Müdürlüğü'nün 2026/6544 sayılı dosyasından talep edilmesi gerektiği, yine bilirkişi raporunda aynı icra dosyasında ödenmesi gereken bedelin 48.498,37 TL olması gerektiği ve alacağın tamamının tahsil edildiği, menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü, her ne kadar bilirkişi tarafından Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün 2026/6544 sayılı dosyasında mahkemenin 2019/88 E - 2019/558 K sayılı kararı ile kabul edilen alacak 27.585,89-TL üzerinden hesaplama yapılmış ise de davalıların bilirkişi raporuna itiraz etmediği, davacı vekilinin dava dilekçesinde 47.000,00 TL yönünden menfi tespit talebinde bulunduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davalı tarafça da bonoların işbu dava konusu alacağın teminatı olarak verildiği ve bu suretle haciz işlemine son verildiğinin belirtildiği, 3.kişilere ciro edilen bu senetlerden dolayı davacının mükerrer ödemesine neden olunmaması bakımından ve ileride davadışı şahıslara davacı tarafından ödeme yapılmak durumunda kalınması halinde rücu edilebilmesi imkanı bakımından senetlerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, senetlerin 3.kişilere ciro edilmesi nedeniyle 'senetlerin iptali' talebinin reddine, davacı vekilince dava dilekçesinde kötüniyet tazminatı talep edilmediği, alacağın likit olmadığı, davalının kötüniyetle icra takibi başlattığına dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığı anlaşıldığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair hüküm kurulmakla; DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, davacının Bakırköy 8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/6544 sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, 47.000,00 TL'nin 05/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacının %20 tazminat talebinin reddine, davacının 01/06/2016 ödeme tarihli, 12/05/2016 düzenleme tarihli, borçlusunun ... olduğu 31.395,00 TL ve 01/06/2016 ödeme tarihli, 12/05/2016 düzenleme tarihli, borçlusunun ... olduğu 10.000,00 TL meblağlı bonolardan dolayı davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, senetlerin iptali yönündeki istemin REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

DAHİLİ DAVALI ... TARAFINDAN; "...İlk derece mahkemesince, mirasçı sıfatı olmamasına rağmen aleyhinde hüküm kurulduğunu, Foça Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 19.06.2021 tarihli, 2021/244 Esas-2021/300 Karar sayılı ilamı incelendiğinde görüleceği üzere davalı müteveffa ...'ten intikal eden mirası reddettiğini, ayrıca çocuğunun da Foça Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/331 Esas-2021/567 Karar sayılı ilamıyla mirası reddettiğini, böylelikle davalı müteveffa ...'in ölümüyle mirası 1 pay kabul edilerek bu 1 payın tamamının ...'e kaldığını, mirası reddetmiş bir kimseye karşı mirasçı sıfatıyla dava açılırsa davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddedileceğini, aleyhinde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.

DAHİLİ DAVALI ... TARAFINDAN; "...İlk derece mahkemesince yazılı iş yeri devir sözleşmesine itibar edilmediğini, devir bedeli hususunda sadece davacının beyanı esas alınarak hüküm kurulduğunu, dava konusu iş yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış olsaydı davacının beyan ettiği devir bedeli üzerinden devir yapılmasının mümkün olamayacağının açıkça anlaşılmış olacağını, kaldı ki, davacının verdiği bonoların miktarlarına bakıldığında dahi davacının beyan ettiği devir bedeli üzerinden devir yapılmasının mümkün olamayacağının aşikar olduğunu, ayrıca haciz tutanağı incelendiğinde de görüleceği üzere davacının borç miktarına itiraz etmediğini, borç miktarını kabul ettiğini, tanıklar dinlenmeden karar verildiğini, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, işyeri devir sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibinden dolayı ve bu takipte haciz baskısı altında verildiği ileri sürülen bonolardan dolayı menfi tespit istemine ilişkindir.

Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı dahili davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; mahkemece kaldırma kararı uyarınca yeniden bilirkişi raporu alındığı ve bu rapor ve dosya kapsamına göre yapılan değerlendirme sonucunda, davacıdan sadır veya onun verdiği yetki dahilinde düzenlenen bir işyeri devir sözleşmesi bulunmadığından, dosyaya sunulu bulunan ve vekil aracılığıyla yapıldığı iddia olunan 58.000-TL devir bedelli sözleşmedeki rakama itibar edilmeyerek, davacının da kabulündeki 25.000-TL üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle, davacının icra takibinde borçlu olmadığı tutarın ve bu kapsamda davadan sonra ödenmiş bulunan tutarların hesaplandığı, davanın istirdat davasına dönüştüğü gözetilerek davacı tarafça icra dosyasına fazladan ödendiği belirlenen tutar üzerinden hüküm tesis edildiği anlaşılmakla, bu hususlarda davalı ...'in istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.

Dahili davalı ... bakımından ise; davalı muris ...'in ilk karara yönelik istinaf isteminde bulunduktan sonra istinaf aşamasında 30.05.2021 tarihinde vefatından sonra, dahili davalı ...'in (ve tek çocuğunun da) muris ...'den kalan mirası "mirasın gerçek reddi" davası yolu ile reddetmiş olduğu ve Foça Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/244 E. sayılı dosyasından bu yönde verilen 19.06.2021 tarihli kararın da 23.06.2021 tarihinde istinaftan vazgeçme suretiyle kesinleştirildiği ne dair evrakların son olarak verilen karara yönelik istinaf dilekçesi ile dosyaya sunulmuş olduğu görülmekle, davalı ... bakımından mahkeme kararının kaldırılarak, davanın pasif husumetten reddine dair Dairemizce yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; dahili davalı ...'in istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine, dahili davalı ...'in istinaf itirazlarının kabulü ile, kararın kaldırılarak HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Dairemizce yeniden hüküm tesisine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

I-Dahili davalı ...'in istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

II-Dahili davalı ...'in istinaf itirazlarının KABULÜ ile, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/318 Esas - 2024/43 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;

"DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,

  1. Dahili davalı ... yönünden davanın PASİF HUSUMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE,

  2. Dahili davalı ...' e yönelik davanın ise KISMEN KABULÜ İLE, davacının Bakırköy 8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/6544 sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine,

  3. 47.000,00 TL'nin 05/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte DAHİLİ DAVALI ...'TEN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,

  4. Davacının %20 tazminat talebinin REDDİNE,

  5. Davacının 01/06/2016 ödeme tarihli, 12/05/2016 düzenleme tarihli, borçlusu ... olan, 31.395,00 TL bedelli ve 01/06/2016 ödeme tarihli, 12/05/2016 düzenleme tarihli, borçlusu ... olan 10.000,00 TL meblağlı BONOLARDAN DOLAYI DAVALIYA BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,

6-SENETLERİN İPTALİ YÖNÜNDEKİ İSTEMİN REDDİNE,

  1. Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.210,57 TL harcın peşin alınan 1.510,00 TL harç ile 33,25 TL tamamlama harcının mahsubu ile noksan kalan 1.667,32 TL karar ilam harcının dahili davalı ...'ten tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

  2. Davacı tarafından sarf edilen 29,20 TL başvuru harcı, 1.510,00 TL peşin harç, 48,10 TL tedbir talebi harcı, 4,30 TL vekalet harcı, 33,25 TL tamamlama harcı ile 3.167,18 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 4.792,03 TL masrafın kabul ve ret oranına göre hesaplanan takdiren 2.547,94 TL masrafın dahili davalı ...'ten tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

  3. Davalı tarafça sarf edilen 350,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre hesaplanan takdiren 163,90 TL'lik kısmının davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

10-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT hükümleri uyarınca kabul edilen alacak miktarı üzerinden belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin dahili davalı ...'ten tahsili ile davacıya verilmesine,

11-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine",

ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,

III-İSTİNAF AŞAMASINDA;

a-Dahili davalı ... tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının istek halinde bu dahili davalıya iadesine,

b-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı dahili davalı ...'ten peşin alındığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına,

IV-Dahili davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,

V-Dahili davalı ... tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak dahili davalı ...'e verilmesine,

VI-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

VII-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınyerinetespitineTespitkaldırılmasınatarafındanMenfi(KıymetliesastanKaynaklanan)Evraktandahilireddireddineizmirkararıngeçmeküzeredavalıreddine"kısmenkabulkabulütarihihükümnumarasıkaldırılancevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim