SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1187

Karar No

2024/1252

Karar Tarihi

12 Eylül 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1187

KARAR NO : 2024/1252

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 29/12/2016 (Dava) - 26/03/2024 (Karar )

NUMARASI : 2022/895 Esas - 2024/298 Karar

DAVA : Tazminat

BAM KARAR TARİHİ : 12/09/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 12/09/2024

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/03/2024 tarihli 2022/895 Esas ve 2024/298 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'un malik ... plakalı aracın davalı ... yönetiminde iken 08/04/2016 tarihinde davacı idaresindeki ... plakalı motorsiklete çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, davalı aracının ... Sigorta AŞ.'ye sigortalı olup, zmms sigortası olduğunu, davacının olay nedeni ile ağır kemik kırığı oluştuğu kazada davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunu, Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi'nde ve Ege Üniversitesi Hastanesi Tıp Fakültesi'nde uzun süre davacının tedavi gördüğünü, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/36602 hazırlık dosyasından soruşturma başlatıldığını ve İzmir 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/887 esas sayılı dosyasından kamu davası açıldığını, davacının kaza tarihinde ithalat ve ihracat yapan özel bir şirkette yönetici pozisyonunda çalıştığı, iyi bir gelirinin bulunduğu, kaza sonrası zorunlu ihtiyaçlarını dahi kendi başına yapamaz hale geldiğini, kalıcı maluliyetinin bulunduğunu, üniversite öğrencisi kızının okulu bırakarak davacıya refakat etmek zorunda kaldığını, bir kısım tedavi masraflarının SGK tarafından karşılanmadığını, yoksun kalınan kazanç kaybının olduğu bildirilmiş ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 1.000,00 TL maddi tazminatın geçici işgöremezlik, tedavi, ulaşım, bakıcı giderleri ve maluliyet için davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 30.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP :

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi gereğince sigortaya yapılan başvurunun süresinde cevaplanmaması nedeni ile tahkime başvurulabileceği veya dava açılabileceği düzenlendiğinden öncelikle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, kazada sigortalının kusur durumunun ve davacının maluliyetini tespiti gerektiğini, davacının motorsiklet sürücüsü olup kask takılmamış olmasının dahi tazminattan indirim gerektireceğini, sair maddi tazminat taleplerinin delillendirilmesi gerektiğini, faizin dava tarihinden değerlendirilmesinin içtihatlara uygun olacağı bildirilmiş ve davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ceza davasının bekletici mesele yapılmasını, kusur oranlarının tespitini, tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılandığından davacının talep hakkı bulunmadığı, maluliyet oranının tespitinin gerektiğini, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu bildirerek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

Mahkemece, ''....... plaka sayılı araç sürücüsünün 2918 sayılı yasanın 46/1-b,c 53/1-b-2, 84/1-a maddelerini ihlal etmek suretiyle kazanın oluşumunda %90 ETKEN OLDUĞUNUN TESPİTİNE, ... plaka sayılı araç sürücüsünün 2918 sayılı yasanın 52/1-a,b maddesini ihlal etmek suretiyle kazanın oluşumunda %10 ETKEN OLDUĞUNUN TESPİTİNE, karar verildiği, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından 06/09/2023 tarihli rapora göre, davacının kask takmış ya da takmamış olmasının kişide meydana gelen boyun ve sırt yaralanması açısından belirgin bir farkının bulunmadığı, var ise de katkı derecesinin tıbben ayırt edilmesinin mümkün olmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının kazanın oluşumunda %10 oranında etken olduğu, manevi tazminat tespitinde bu oranın gözönünde tutulması gerektiği açıktır. Ayrıca kask takıp takmama meselesine dair alınan rapor gereği müterafik kusur indirimi yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Kusur durumu, kask takıp takmamanın zarara etkisi ve dosya içerisindeki diğer rapor ve evraklar bir arada değerlendirilmek koşuluyla...'' gerekçesiyle; ''...Davanın KISMEN KABULÜNE, Davanın maddi tazminat istemi yönünden REDDİNE, 27.000 TL manevi tazminatının davalılar ... ve ...'tan 08.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya VERİLMESİNE....'' şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; istinaf makhemesince belirtilmiş olan ve kaldırma kararına sebebiyet veren eksiklikler giderilmeksizin, yerel mahkeme tarafından verilmiş olan işbu kararın kabulünün mümkün olmadığını, kaldırma kararı neticesinde alınan bilirkişi raporu ile davacının KTK gereğince kusurlu eylemleri olduğunun tespit edildiğini, davacının Karayolları Trafik Kanunu gereğince uyulması gerekli kurallara uymayarak kazanın oluşmasında kusurlu olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından, anılı rapordaki davacının kask takmış veya takmamış olması durumunun Adli Tıp Kurumunca değerlendirilmesi yönündeki görüşü üzerine; dosya Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kuruluna gönderilmiş olup, Adli Tıp 2.İhtisas Kurulunun 06/09/2023 tarihli raporunda:"...uygun bir kaskın, çarpışma esnasında motorsiklet sürücülerini koruyucu en önemli güvenlik ekipmanı olduğu, kask kullanımının, yaralanma ciddiyetinde %70 ve mortalite oranında %40 azalma sağlayabileceği, kask kullanmayan motorsiklet sürücülerinde kullananlara göre daha yüksek oranda (yaklaşık 8 kat daha fazla) kafa ve yüz yaralanması meydana geldiği, travmatik beyin yaralanmasının kask kullanmayanlarda kullananlara göre daha fazla görüldüğü..." şeklinde tespitte bulunulduğunu ancak aynı raporda; "...davacının kask takmış yahut takmamış olmasının kişide meydana gelen boyun ve sırt yaralanması açısından belirgin bir farkının olmadığı, var ise de katkısının hangi derecede olduğunun tıbben ayırt edilemeyeceği..." şeklindeki tespiti çelişkili olup, net bir şekilde kask takmış yahut takmamış olmasının davacının yaralanması açısından fark yaratıp yaratmayacağının belirtilmediğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 2020/1322 Esas, 2022/1429 Karar sayılı ve 29/09/2022 Tarihli kaldırma kararında gerekçelendirildiği gibi, davacının kaza anında kask ve koruyucu ekipmanların kullanımı halinde oluşan zararda ne oranda değişiklik olacağının açık ve net olarak ortaya konulması gerektiğini, bu haliyle Adli Tıp 2.İhtisas Kurulunun 06/09/2023 tarihli raporu eksik olup, hüküm kurmaya da elverişli olmadığından, taraflarınca Yerel Mahkeme'den dosyanın BAM kaldırma kararı doğrultusunda raporlardaki belirsizlik ve çelişkilerin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilmesi talep edildiğini ancak Yerel Mahkemenin işbu talebi 26/03/2024 tarihli duruşmada reddettiğini, BAM kaldırma kararı doğrultusunda giderilmesi gereken eksiklikler giderilmeksizin karar verildiğini, davacının kusurlu olduğu rapor ile sabit olmasına rağmen, müterafik kusur yönünden herhangi bir değerlendirilme yapılmaması, bilirkişi raporundaki çelişkilerin giderilmemesi hatalı olup, kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, davacı tarafça talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, zarar görene tanınmış olan manevi tazminat hakkı kişinin sosyal, fiziksel ve duygusal kişilik değerlerinin saldırıya uğraması durumunda öngörülen bir tazminat türü olduğunu, kişinin, hukuka aykırı olan eylemden dolayı bozulan manevi dengesinin eski haline dönüşmesi, duygusal olarak tatmin edilmesi, zarar verenin de bir daha böyle bir eylemde bulunmaktan alıkonulması amacını güttüğünü, tazminat hukukunda esas olduğu üzere manevi tazminatın; zarar görenin zenginleşmesine, zarar sorumlusunun da fakirleşmesine sebep olmaması gerektiğini, ancak 27.000,00 TL manevi tazminatın huzurdaki dava ve kusur/maluliyet oranları göz önüne alındığında çok yüksek olduğunu, bu manevi tazminatın; tazminat hukuku gereğince müvekkillerini fakirleştireceği, davacıyı da zenginleştireceğini belirterek kaldırılmasına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava; trafik kazasından kaynaklı yaralanma nedeniyle, kalıcı ve geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi giderlerinin tahsiline yönelik maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup; davacı vekilinin, maddi tazminat talebi yönünden davadan feragat ettiği ve manevi tazminat yönünden taleplerinin devam ettiğini bildirdiği anlaşılmıştır.

İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Mahkemece davanın, maddi tazminat yönünden feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davalılar ... ve ... vekilince istinaf edilmiştir.

Somut olayda, ...'un maliki olduğu ... plakalı aracın davalı ... yönetiminde iken 08/04/2016 tarihinde davacı idaresindeki ... plakalı motorsiklete çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır.

Ege Ünv. Adli Sağlık Kurulunun 08/11/2017 tarihli ve 1881 sayılı raporunda, davacının maluliyet tespit işlemleri yönetmeliğine göre maluliyet oranının %31 olduğu, iyileşme süresinin 6 ay olduğu belirtilmiştir.

İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinin 30/11//2018 tarih ve 11048 sayılı raporunda özetle; Çalışma Gücü ve ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre, meslekte kazanma gücünün %20 oranında azaldığı ve iyileşme süresinin olay tarihinden 6 aya dek uzayabileceği bildirilmiştir.

Davalı sigorta vekili, 10/12/2018 tarihli dilekçe ekinde 01/12/2018 tarihli sulh ve ibraname başlıklı belge sunarak tazminat ve ferileri bakımından davalı sigortanın ibra edildiği belirterek davanın feragat nedeniyle reddini talep etmiştir.

Davacı vekili 11/12/2018 tarihli dilekçe ile davalı sigorta yönünden maddi tazminat talebi için tüm davalılar yönünden feragat ettiklerini, manevi tazminat talebi yönünden davalı ... ve ... aleyhine davaya devam ettiklerini bildirmiştir.

Mahkemenin, 28/06/2019 tarihli, 2016/1523 Esas - 2019/748 Karar sayılı kararının davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine; Dairemizin 29/09/2022 tarihli 2020/1322 Esas - 2022/1429 Karar sayılı kararı ile; ".....Mahkemece davacı vekilinin manevi tazminata dair isteminin tarafların kusur durumu netleştirildikten sonra yeniden değerlendirilmesi gerektiğinden, hükmedilecek manevi tazminat tutarının belirlenmesinde nazara alınması gereken hususlardan olan tarafların kusur durumunun tespiti bakımında kusur raporu alınması gerektiği halde, kusur raporu alınmaksızın manevi tazminata ilişkin karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Ayrıca, mahkemece re'sen dikkate alınması gereken müterafik kusur durumu bakımından da, her ne kadar kaza tutanağında motosiklet kullanmakta olan davacının kask takıp takmadığı veya diğer koruyucu ekipmanı (kolluk, dizlik vs.) kullanıp kullanmadığı belirtilmemiş ise de; davacının yaralanmasının niteliğine göre, koruyucu ekipmanları kullanma konusunda davacının müterafik kusuru olup olmadığının mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacının kaza sırasında motosiklet sürücüsü olmasına ve yaralanma şekline göre kask ve koruyucu ekipman kullanıp kullanmadığı, kullanmış olmasının veya kullanılmamış olmasının zararın artmasına sebebiyet verip vermeyeceği hususunun değerlendirilerek, gerekirse bu konuda araştırma yapılarak sonucuna göre müterafik kusur indirimi şartlarının oluşup oluşmadığı hususunun kararda tartışılması gerekir. Açıklanan nedenlerle; davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355/1 ve 353/1-a-6 maddeleri gereğince kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kararın kaldırılma şekli ve sebebine göre davalılar vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; Dairemizin kaldırma kararı üzerine mahkemece kaldırma kararı doğrultusunda işlem yapıldığı; trafik bilirkişisinden kusur raporu alındığı, bilirkişi raporunun somut olayın oluşuna uygun, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli olduğu, ayrıca mahkemece dosya kapsamında oluşa uygun şekilde kusur değerlendirmesi yapıldığı, davacının yaralanmasının niteliği nazara alınarak kararda yazılı gerekçe ile müterafik kusur yönünden yeterli değerlendirme yapıldığı; manevi tazminat yönünden davalılar vekilinin itirazlarının değerlendirilmesinde, tarafların kusur durumu ile tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, davacının kaza tarihindeki yaşına ve yaralanmasının niteliğine, tıbbi iyileşme süresine, uğradığı maluliyet kaybına ve tüm dosya kapsamına göre mahkemece hükmedilen manevi tazminatın yerinde olduğu anlaşılmış, davalılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalılar ... ve ... vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davalılar ... ve ... vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/03/2024 tarihli 2022/895 Esas ve 2024/298 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 1.844,37 TL istinaf karar harcından peşin alınan 461,09 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 1.383,28 TL'nin davalılar ... ve ...' tan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),

  3. Davalılar ... ve ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,

  4. HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,

  5. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

  6. Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

tespitineverilmesine''kabulünereddineizmirTazminattarihietkenolduğununnumarasıkısmenhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim