Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2024/1407
2024/1249
12 Eylül 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1407
KARAR NO : 2024/1249
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/01/2021 (Dava) - 15/03/2023 (Karar)
NUMARASI : 2021/51 Esas - 2023/234 Karar
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
BAM KARAR TARİHİ : 12/09/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/09/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2023 tarihli 2021/51 Esas ve 2023/234 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu ... Şti. arasında kredi genel sözleşmesi uyarınca kredi kullandığını, davalı ...'in müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını, taraflar arasında imzalanan kredi genel sözleşmesi m. 15 ile banka defter ve belgelerinin taraflar arasında kesin delil teşkil edeceği hususunda delil anlaşma yapıldığını, m. 11 ile hesapların kesilmesi, temerrüt ve borçlara muacceliyet verilmesi, sözleşmenin feshi hususlarının belirtildiğini, m. 12 ile temerrüt faizi ve oranının belirlendiğini, kredi borçlarının zamanında ödenmemesi nedeniyle taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmelerinin 11. maddesinde yer alan yetkiye istinaden müvekkil banka alacağına muacceliyet verildiğini ve alacağın ödenmesi için davalı borçlulara Beşiktaş 26. Noterliği’nin 19.09.2017 tarih ve 28847 yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini, müvekkili banka alacağının 18.09.2017 tarihi itibariyle toplam 757.858,31 TL olduğunu, asıl borçlu ... Ltd. Şti. lehine ipotek tesis edildiğinden hakkında ilamsız takip açılmadığını, davalı ...'in alacağın tamamından sorumlu olduğunu, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle asıl borçlu ... Ltd. Şti. lehine rehin/ipotek tesis edildiğinden İİK m. 45 uyarınca ilgili firma hakkında İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7767 Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takip açıldığını, davalı borçlular tarafından itiraz edilmesine üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmeleri sonucunda 18.01.2021 tarihinde anlaşamam tutanağının düzenlediğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalı borçludan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça, borçlu şirket aleyhine İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2018/14704 Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla açılan icra takibinde borçlu şirketin itirazının olmadığından icra takibinin derdest olduğunu, takip konusu taşınmaz değerinin davacının alacağının tümünü karşılar durumda olduğunu, Yargıtay 11. HD'nin 1982/619 E. 1982/1108 K. sayılı ilamı uyarınca davacı bankanın dava konusu takipte hukuki yararının bulunmadığını, müvekkilinin müteselsil kefil olduğu iddiasıyla hakkında yapılan icra takibinin ve itirazın iptali davasının müvekkiline zarar verme amaçlı hakkın kötüye kullanılması eylemi olduğunu, icra takibinin Türk Medeni Kanununun dürüstlük kurallarına aykırı olduğu ve davacının müvekkili hakkındaki icra takibinde hukuki yararının bulunmadığını, genel kredi sözleşmesinde borçlu şirkete açılan kredi limitinin 2.000.000.00 TL, kefalet miktarının ise 5.000.000.00 TL olduğunu, TBK gereğince asıl borç, kefilin kefalet sözleşmesinde güvence altına alınan borç olması gerektiğini, kefilin sorumluluk kabul ettiği borçla, borçlunun asıl borcu aynı olmadığı takdirde kefilin sorumlu olmayacağını, kefaletin geçersiz olduğunu, müvekkilinin ödeme sorumluluğu bulunmadığını, TBK m. 598/1'e göre, hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulacağı, banka ile borçlu arasında yeni bir sözleşme yapılmış ise kefilin sorumlu tutulamayacağını, kredi borcunun yapılandırılması halinde, yapılandırma/kredi sözleşmesini imzalamayan önceki kredi sözleşmesinin kefilinin yenilemeyle sona eren önceki borçtan sorumluluğunun kalkacağını ve kefilin imzasının bulunmadığı yapılandırma kredisinden sorumlu tutulamayacağını, davacı tarafından, dava dışı şirkete, müvekkilinin müteselsil kefil olarak imzaladığı 24.07.2014 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, kredilerin ödenmemesi sebebiyle davacı ve dava dışı şirket arasında düzenlenen yapılandırma (yenileme) sözleşmesiyle açılan ve ödeme planına bağlanan kredi ile kapatıldığını, müvekkilinin yapılandırma kredisinde müteselsil kefil olarak usul ve yasaya uygun olarak düzenlenmiş kefaleti bulunmadığını, kefalet sözleşmesinin tabi olduğu şekil şartları ve yapılandırma işlemi sırasında tekrarlanmadığı takdirde kefilin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini (TBK m. 583/3), 24.07.2014 tarihli sözleşmeye göre kullandırılan kredilerin sonlandırıldığını, müvekkilinin yapılandırma kredisine usul ve mevzuata uygun olarak kefaleti olmadığından hakkında icra takibi yapılmasının mümkün olmadığını, alacağın ne miktarının hangi oran ile hangi tarihler arasında akdi ya da temerrüt faizi ve ne miktarının hangi döneme ait BSMV olduğunun belirtilmeden alacak talebinde bulunulduğunu ve ilaveten ne olduğu belli olmayan masraf talebinde bulunulduğunu, ayrıca icra takibinde alacağın sebebinin belirtilmediğini, müvekkilinin ne sıfatla karşı tarafa borçlu olduğunun açıklanmadığını, bu nedenle icra takibine ve takipte talep edilen alacağın tamamına haklı olarak itiraz edildiğini, kendi temerrüdünden sorumlu olan müteselsil kefil davalı hakkında temerrüt oluşması için kefile, borçlunun borcunu ödemediğinin ihbarının yapılması ve süre verilmesi gerektiğini, müvekkiline gönderilen ve usulüne uygun olarak tebliğ olunan hiçbir muacceliyet ihtarı olmadığını, ihtarnamenin tebliğinin usulsüz olduğunu, asıl alacağın, talep edilen miktar olup olmadığının da denetlenmesi gerektiğini, asıl borcun belirlenmesinde, dava dışı borçlu şirketin yapılandırma kredisi sonrasında davacı bankaya 118.412.12 TL ödeme yaptığını, dava dışı borçlu şirkete de usulsüz tebliğ edildiği anlaşılan hesap kat ihtarı sonrasında 145.001.08 TL ödeme yaptığını, GKS'de akdi ve temerrüt faizi yönünden belirlenmiş faiz oranları bulunmadığından her durumda yasal faiz oranının uygulanması gerektiğini, müvekkilimin kefil sıfatının ve dolayısıyla borçlu sıfatının bulunmadığını belirterek müvekkili hakkında açılan itirazın iptali davasının reddine, %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece, ''...Davacı bankanın davasının KISMEN KABULÜ ile; Davacı bankanın davalı borçlu / kefil ... aleyhine İzmir 11. İcra Müdürlüğünün 2020/7767 Esas sayılı sayılı dosyasında yaptığı ilamsız icra takibine itirazın kısmen iptali ile takibin taleple bağlı kalınarak 519.004,50 TL asıl alacak, 696.673,90 TL işlemiş faiz ve 34.390,87 TL BSMV olmak üzere toplam 1.250.069,27 TL nakit alacak üzerinden takibin devamına, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Takip konusu asıl alacak olan 519.004,50 TL ye takip tarihinden itibaren yıllık %39 temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV uygulanmasına, Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan takip konusu alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı olan 250.013,85 TL'nin davalı borçlu / kefil ...’den tahsili ile davacıya ödenmesine, Ödemelerin, icra giderlerinin, ihtarname giderlerinin (6.789,92 TL) ihtiyati haciz vekâlet ücretinin icra müdürlüğünce nazara alınmasına, Tahsilde tekerrür edilmemesine...'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece karar verildikten ve istinaf süresi başlamadan önce, dava konusu alacağın karar sonrasında ödenmesi sebebiyle dava konusuz kaldığının ve karşılıklı olarak yargılama gideri taleplerinin olmadığını beyanla ek kararla davanın konusuz kalması sebebiyle esastan karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ettiklerini ancak Mahkemece, dosyadan el çekildiğinden dolayı ek karar oluşturularak taraf talepleri doğrultusunda karar verilmediğini, bu nedenle istinaf kanun yoluna başvurarak, mahkeme kararının kaldırılmasıyla, tarafların karşılıklı olarak yargılama gideri talepleri olmadığının gözetilmesiyle davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini istediklerini, dosyaya sunulu 24.07.2014 tarihli 2.000.000,00-TL limitli GKS’ de müvekkilinin imzasının bulunmadığının da mahkemeye sunulan dilekçelerde izah edildiğini, GKS’nin kredi limitinin 5.000.000,00-TL ye çıkarıldığına dair sözleşmeye istinaden müvekkilinin kefalet verdiği iddia edildiğinden ve dosyaya böyle bir sözleşme sunulmadığından müvekkilinin geçerli bir kefaletinin olmadığı gerçeğiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulü kararının doğru olmadığını, Yargıtay emsal kararlarında da belirtildiği üzere kredi yapılandırma işleminin bir tür yenileme (tecdit) niteliğinde olduğunu, yenilemeyle birlikte eski kredi borcunun vadesi, taksit miktarı ve taksit sayısı, akdi ve temerrüt faiz oranı gibi bütün koşullarının sona erdiğini, yenilenen kredi borcu miktarı, vadesi, taksit sayısı ve tutarı, akdi faiz oranı ve temerrüt faiz oranı gibi tüm koşullarıyla yeni bir borç olarak ortaya çıkması nedeniyle eski kredi borcuna bağlı kefalet ve ipotek gibi teminatların da kendiliğinden sona erdiğini, bunun için eski borca kefil olanların yenilenen kredi borcuna da ayrıca kefil olarak imza atmaları gerektiğini aksi halde önceki krediye kefillerin yapılandırılmış yeni kredi sözleşmelerinden kefil olarak sorumlu tutulmalarının mümkün olmayacağını, müteselsil kefil olduğu iddia edilen müvekkilinin de GKS’ye göre kullandırıldığı iddia edilen 4 kredinin yapılandırılması için yeniden yapılandırma sözleşme gereği dava dışı şirkete kullandırılan bu kredi ile GKS’ye istinaden kullandırılan ve yapılandırılan önceki kredi borçları kapatıldığından ve dava dışı şirketin müvekkilinin müteselsil kefil olduğu iddia edilen borçlar sona erdiğinden müvekkilinin yeni olan bu ticari yapılandırma kredisinden doğan borçtan sorumlu tutulabilmesi için bu sözleşmede de müvekkilinin T.B.K. hükümlerinde belirtilen şekle uygun olarak düzenlenmiş imzasının bulunması gerektiğini, halbuki bu ikinci bila tarihli yapılandırma sözleşmesinde müvekkilinin usulüne uygun olarak düzenlenmiş kefalet imzasının bulunmaması karşısında müvekkilinin yenilenen borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davanın bu nedenle de reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, diğer yandan dava dışı şirkete gks ye istinaden kullandırılan ve yapılandırılan kredilerin kapatılması için kullandırılan yeni kredinin kendine has yıllık %29.90 temerrüt faizi ile kullandırılmış olması karşısında dosyaya sunulu bilirkişi raporlarındaki faiz hesaplamalarının da tamamen hatalı olarak yıllık %39 oranı ile yapılması sebebiyle raporların denetime elverişli raporlar olmadığını, davanın bu nedenle de bilirkişiden yıllık %29.90 oranı ile hesaplama yapması istenmeden verilen kararın eksik incelemeye ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporlarına dayalı olduğunu, BCH, KMH ve Ticari Kredi Kartı kredilerinin davacı şirkete hangi kredi sözleşmelerine istinaden kullandırıldığı, bu kredilere ait sözleşmelerde müvekkilinin müteselsil kefil olarak usulüne uygun imzalarının bulunup bulunmadığının ortaya konulmadığını, tebliğin usulsüz olması haline göre yapılacak borç hesaplarının tamamen değişeceği gerçeği maalesef ortaya çıkarılmadan denetime elverişli olmayan bilirkişi raporları yeterli görülerek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, dosyaya sunulu bilirkişi raporlarının usulsüz tebliğe göre düzenlenen raporlar olmaması karşısında denetime elverişli raporlar olmadığı gerçeğiyle mahkemece eksik inceleme ile karar verilmesinin doğru olmadığını, icra takip talebi incelendiğinde davacının kefalet akdine dayanmadığı, müvekkili hakkında borçluymuş gibi müvekkilinin imzasının bulunmadığı genel kredi sözleşmesini, hesap kat ihtarını ve banka kayıtlarını dayanak olarak gösterip takip talebinde bulunduğunu, takip talebinde dayanılmayan belgeye itirazın iptali davasında dayanılamayacağını, mahkemenin kararına karşı istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasıyla öncelikle mahkemece karar verilmesinden sonra, kararın tebliğinden önce, dava konusu borcun ödenmiş olması ve tarafların karşılıklı olarak yargılama gideri taleplerinin bulunmaması sebebiyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesine, esastan eksik inceleme nedeniyle dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine iadesine ya da hukuki yarar yokluğu da gözetilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, Kredi Genel Sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacı ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili, karar tarihinden sonra sunmuş olduğu 02/11/2023 tarihli dilekçe ile"
Dava konusu müvekkil banka alacağı ilgililer tarafından ödenmiş olup, dava konusuz kalmıştır. Davanın açılmasına tarafımızca sebebiyet verilmediğinden tarafımıza aleyhe vekalet ücretine hükmedilmemesini talep ederiz. Vekalet ücreti talebimiz bulunmamaktadır. İcra İnkar tazminatı talebimiz de bulunmamaktadır."şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı ... vekili karar tarihinden sonra sunmuş olduğu 29/02/2024 tarihli dilekçe ile " Sayın Mahkemece 15.03.2013 tarihli duruşmada davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Gerekçeli karar henüz taraflara tebliğ edilmemiştir. Mahkemece karar verilmesinden sonra dava konusu borç ödenmiş ve taraflarca yargılama gideri taleplerinin bulunmadığı da açıklanarak davanın, ödeme nedeniyle konusuz kaldığı Sayın Mahkemeye sunulan dilekçelerle bildirilmiştir.Dava konusu alacağın karar sonrasında ödenmesi sebebiyle dava konusuz kalmıştır. Tarafların karşılıklı olarak yargılama gideri taleplerinin olmadığı beyanlarına göre ek kararla davanın konusuz kalması sebebiyle esastan karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ediyoruz. Sayın Mahkemece gerekçeli kararın ve davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına dair ek karar verilmesi halinde işbu kararın taraflara tebliğini, saygıyla davalı vekili olarak dilerim. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dosya kapsamına göre, karar tarihinden sonra davalı tarafından davacıya yapılan ödeme nedeni ile davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin itirazının belirtilen yönden kısmen kabulü ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2023 tarihli 2021/51 Esas ve 2023/234 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1. b. 2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"a)Davanın konusuz kalmış olması nedeni ile KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
b)Alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
c)Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin talepleri doğrultusunda kendi üzerlerinde bırakılmasına,
d)Tarafların karşılıklı olarak talepleri bulunmadığından vekalet ücreti ve icra inkar tazminatı konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
e)HMK m. 333 gereği gider avansından artanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
f)Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,"
ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
-
Davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE,
-
İSTİNAF AŞAMASINDA; istinaf başvurusu sırasında davalıdan alınan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
-
İstinaf incelemesi esnasında davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin talepleri doğrultusunda kendi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.12/09/2021
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32