İzmir BAM 20. HD 2023/2405 E. 2024/122 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2023/2405
2024/122
25 Ocak 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2405
KARAR NO : 2024/122
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/04/2023 (Dava) - 16/06/2023 (Karar)
NUMARASI : 2023/289 Esas - 2023/491 Karar
DAVA : Alacak (Ticari İşletmenin Satılması veya Devrinden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 25/01/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 25/01/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/06/2023 tarihli 2023/289 Esas ve 2023/491 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket yetkilisi ... ve davalı ... Şirketinin ortakları iken, şirket ortaklarından davalı ...'ın şirkette sahip olduğu hissesinin tamamını şirket ortağı ...'e nominal değeri üzerinden devir ederek şirket ortaklığından ayrıldığı, şirket pay devrinin ticaret sicil gazetesinde yayımlanarak yürürlüğe girdiği, iş bu devir işlemi yapılırken devir tarihinden sonra doğacak tüm aktif ve pasifleri ile birlikte sorumluluğun hisseyi devir alan tarafta olacağı, devir tarihinden önceki aktif ve pasiflerin ise aksi kararlaştırılmadıkça tarafların müştereken ve müteselsilen olmak üzere hisse payları oranında sorumlu olacaklarının gerek mevzuat hükmü gerekse yargı içtihatları ile de sabit olduğu, hisse payını devreden davalı ile devralan müvekkili arasında kamu borcundan doğan sorumluluğa ilişkin herhangi bir sözleşme yapılmadığı, bu durumda payı devredenin veya devralanın birbirine rücu imkânının, müteselsil borçluluk esaslarına göre çözülmesi gerektiği, fazlaya dair hakları ile başkaca dava haklarının saklı tutularak davanın kabulüne, müvekkili tarafından ödenen vergi borcunun şimdilik 5.000,00 TL sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının belirsiz alacak davası olarak talep edilmesinde hukuki bir menfaat bulunmadığı, Ankara Vergi Dairesi tarafından söz konusu ... Şirketine karşı başlatılmış herhangi bir icra takibi bulunmadığı, buna rağmen söz konusu ödemelerin davacı tarafça yapıldığı iddiasının anlaşılamadığı, ödendiği iddia olunan kamu alacaklarının 2015-2016-2017 ve 2019 yıllarına ait olduğu, kaldı ki şirket payını devralan ortağın ödemiş olduğu kamu borcunun payı devreden ortaktan talep hakkına sahip olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece, ''....Davacı şirket eldeki davada davalının şirketteki hisselerini diğer ortağa devrettiği, ortaklıktan ayrıldığını, şirketin tek ortaklı limited şirkete döndüğünü, davalının şirket ortak ve yetkilisi olduğu döneme ait kamu borçlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı ikame etmiş ise de limited şirketlerin 4721 sayılı TMK ve 6102 sayılı TTK uyarınca tüzel kişi tacir oldukları, bu yapıları itibariyle üçüncü kişilere karşı tüm mal varlıkları ile sorumlu oldukları, limited şirket ortak ve yetkililerinin şirketin borçlarından sorumluluklarının ise istisnai durum olduğu, bu istisnai durumlardan birinin de 6183 sayılı Yasanın 35.maddesi olduğu, bu maddeye göre limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olduğu, talebin niteliğine göre ödeme kimin tarafından yapılmış ise bu kişi tarafından talep edilebileceği, davacı şirketin 6183 sayılı Yasanın 35.maddesine istinaden davalıdan talepte bulunamayacağı, talepte bulunma hakkının mevcut ortak ve yetkiliye ait olduğu, dosya kapsamı ve dava tarihi itibariyle davacı şirketin dava konusu uyuşmazlıkta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, sıfat yokluğunun hâkim tarafından kendiliğinden (re'sen) dikkate alınması gerektiği...'' gerekçesiyle; ''...Davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı şirket yetkilisi ... ve davalı ... Şirketinin ortakları iken, şirket ortaklarından davalı ...'ın şirkette sahip olduğu hissesinin tamamını şirket ortağı ...'e nominal değeri üzerinden devir ederek şirket ortaklığından ayrıldığını, hisse devrinden önceki borçlar ... tarafından ödenmiş olup, mahkemece davanın ... tarafından açılması gerektiği yönündeki tespitin hatalı olduğunu, hisse payını devreden davacı ile devralan müvekkili arasında kamu borcundan doğan sorumluluğa ilişkin herhangi bir sözleşme yapılmadığını, bu durumda gerek ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde gerekse yerleşik yargı içtihatları ile de sabit olduğu üzere payı devredenin veya devralanın birbirine rücu imkânının, müteselsil borçluluk esaslarına göre çözülmesi gerektiğini, payı devreden ve devralan kişilerin devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağını, müteselsil sorumlulukta aksi kararlaştırılmadıkça birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu olacaklarını, dolayısıyla payı devreden ve devralanın birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu olacağını, davacı ile müvekkili arasında borcun devralana yüklenileceğine dair bir sözleşme bulunmadığından, davalının kamu borcundan hisse payı(1/2) oranında sorumlu olduğunu, bu nedenlerle de davada taraf ehliyeti yönünden usul ve yasaya bir aykırılık bulunmadığını belirterek kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı şirket temsilcisi tarafından ödenen kamu alacaklarının şirketin eski ortak ve yetkilisi olan davalıdan rücuen tahsili talebine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Limited şirket ortakları kural olarak yalnızca limited şirkete karşı sorumludur. Bu sorumluluk, ortakların şirkete getirmeyi taahhüt ettikleri sermaye payı borcundan ve eğer anasözleşmede öngörülmüşse ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerinden doğar. Ortakların belirtilen sorumluluğunun istisnalarından biri, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un (AATUHK) 35. maddesinde yer alır. 6183 sayılı Yasanın 35.maddesine istinaden Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Kamu tarafından amme alacağının tahsili için öncelikle şirkete başvurulacak ve şirketten tahsil edilememesi durumunda ortağa başvurulacaktır. Ortağa başvurabilmenin temel şartı Limited şirkete başvurulması ve alacağın şirketten tahsil edilememiş olmasıdır. Doktrinde bu tahsil edilememe durumunun aciz fişi veya vesikası ile belirlenmiş olması gerektiği ifade edilmektedir.
Ortağın sermaye payını devretmesi halinde şirketin kamu borçlarından sorumluluğu devam edecektir. Payı devralan ve devreden ortağın müteselsil sorumlu olacakları düzenlenmiştir. Payın devrinden sonra ortaya çıkabilecek kamu alacakları bakımından ise yalnızca devralan ortak sorumludur.
Somut olayda, dava dışı ... ve davalının davacı şirketin ortakları olduğu, davalının şirketteki hisselerini diğer ortak ...'e devrederek ortaklıktan ayrıldığı, devir tarihinden sonra doğacak tüm aktif ve pasiflerle birlikte sorumluğunun devralan ortak ...'e geçtiği, devir tarihinden önceki aktif ve pasiflerden ise devreden ve devralanın müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, pay devri sırasında davalı ile payı devralan arasında kamu borçlarından sorumluluğa ilişkin herhangi bir sözleşme yapılmadığı, bu durumda ilgili mevzuat hükümlerine göre payı devreden ve payı devralanın birbirine rücu imkanı bulunduğu, davalının kamu borçlarından yarı oranında sorumlu olduğu, ortak ... tarafından kamu borçlarının bir kısmının ödendiği, kalan kısmının da ödenmeye devam edildiği, davalıdan bu ödeme talep edildiği halde davalının rücu talebini kabul etmediği, davalının sorumlu olduğu iddiası ile eldeki davayı ikame ettiği; davalının ise davacı şirket aleyhinde başlatılan herhangi bir takip bulunmadığı, davacının kötüniyetli olduğu, borçlu olmadığını savunduğu anlaşılmıştır.
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarının incelenmesinde, davacı şirketin tek ortaklı limited şirketi olduğu, ...'in şirketi münferiden temsile yetkili olduğu, davalının şirketteki hisselerini 07/11/2019 tarihinde davacı şirketin yetkilisi olan dava dışı ...'e devrettiği, davalının 25/11/2013-22/01/2020 tarihleri arasında payını devrettiği dava dışı ... ile birlikte müştereken temsile yetkili olduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre, davacı şirketin ortağı ve temsilcisi ...'in davalı ile pay devri öncesinde birlikte ortak oldukları ... Şirketinin borçlarını ödediğini iddia ederek, hissesine düşen miktarda davalıdan ödedikleri paranın rücuen tahsilini talep ettiği, her ne kadar davacının temsilcisi tarafından söz konusu şirketin borcu ödenmiş olduğu iddia edilmiş ise de, bu borcun tüzel kişiliği devam eden şirkete ait olduğu, bu nedenle dava konusu alacağın ancak şirketten istenebileceği, davacı şirket aleyhine takip yapılıp şirketten herhangi bir tahsilatın gerçekleşememesi, şayet şirket aleyhine yapılan takibin neticesiz kalması sonucu davacı şirketin temsilcisi ... tarafından ödeme yapılmış olması halinde davacı yerine kamu borçlarının ödeyen ortağın alacaklarını ancak bu durumda davalıdan talep edebileceği açıktır.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, dava dilekçesindeki iddia ve anlatıma göre davalının davacı şirkete ortak olduğu döneme ilişkin davacı şirketin kamu borçlarının halihazırda ortak ve yetkili olan dava dışı ... tarafından ödendiği, yapılan bu ödemenin yarısının borcun doğduğu sırada eski ortak ve yetkili sıfatı nedeni ile davalının sorumlu olduğu belirtilerek davalıdan müteselsil sorumluluk kapsamında talep edildiği; yukarıda belirtilen düzenlemelere göre davacı şirketin kamu borçlarından dolayı davacı şirket aleyhine yapılacak takibin sonuçsuz kalması halinde kamu borçlarının dava dışı ... tarafından ödenmiş olması ve bu borçların davalının ortak olduğu döneme ait borçlar olması şartıyla ödemeyi yapan dava dışı bu kişi tarafından sorumlu olduğu tutarın davalıdan talep edilebileceği, bu durumda davacı şirketin 6183 sayılı Yasanın 35.maddesine istinaden davalıdan talepte bulunamayacağı, dosya kapsamı ve dava tarihi itibariyle davacı şirketin dava konusu uyuşmazlıkta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı; kaldı ki, devir öncesi olduğu iddia edilen rücuen tahsili istenilen kamu borcunun tam tutarının ne olduğu ne kadarının ödenmiş olduğu hususunda dosya kapsamında bilgi ve belgenin bulunmadığı, buna ilişkin belge sunulmaksızın rücu talep edilemeyeceği, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/06/2023 tarihli 2023/289 Esas ve 2023/491 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60. TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85. TL'nin mahsubu ile eksik kalan 157,75. TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
-
HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/01/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38