Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1690
2024/1189
11 Eylül 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1690
KARAR NO : 2024/1189
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/01/2020 (Dava) - 02/03/2021 (Karar)
NUMARASI : 2020/42 Esas - 2021/222 Karar
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 11/09/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/09/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/42 Esas-2021/222 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ...'ün İzmir 2. Noterliğinin 06.11.2017 tarihli Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile davadışı ...'dan davacı şirketi devraldığını, ...'ın şirketi devrettikten sonra bir süre daha müvekkili ile şirket temsilcisi olarak İzmir 17. Noterliğinin 27.12.2017 tarihli vekaletnamesi ile prim karşılığı ticari faaliyet yürüttüğünü, şirketin tüm ticari portföyüne sahip olan ... ile iş ilişkisini yeni devralan müvekkiline aktarmak amacıyla bu yönde bir anlaşma yapıldığını, 2 yıl sorunsuz şekilde davacı şirketin ticari faaliyeti yürütülmekte iken dava dışı ...'ın 2019 Eylül ayından itibaren müvekkilinin ticari faaliyet yürüttüğü şirketlerle irtibata geçerek asılsız beyanlarda bulunarak şirketin ticari faaliyetlerini yasaya ve hukuka aykırı olarak engellemeye çalıştığını, ... ile anlaşmazlıklar ortaya çıkması nedeniyle temsil ilişkisine 29.09.2019 tarihli azilname ile son verildiğini, ancak ...'ın, tüm yetkileri kendisinden alınmasına karşılık müvekkiline zarar vermek kastıyla, gerçeğe aykırı olarak, temsil yetkisi devam ediyormuş gibi, müvekkili şirketi borçlandırıcı senetler düzenlediğini, bu senetlerden 60.000,00 TL bedelli olan bir tanesi hakkında İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13234 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin takip alacaklısı görünen davalı ... isimli kişi ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, dolayısıyla bu kişiye karşı hiçbir borcunun da bulunmadığını, ...'ın gerçeğe aykırı olarak ve geçmiş tarihli senet düzenleyerek bu senette arkadaşını alacaklı olarak gösterdiğini, müvekkili aleyhine haksız icra takibi başlatılmasına neden olduğunu, müvekkili şirketin ...'ın gerçeğe aykırı bono düzenlemesine karşı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/112472 soruşturma nolu dosyası ile özel evrakta sahtekarlık, iş ve çalışma hürriyetini engellemek suçlarından şikayetçi olduğunu, ...'ın benzer şekilde dilekçe ekinde sunulan 24.05.2019 keşide tarihli 85.000,00 TL bedelli daavdışı bir adet senedi daha düzenlediğini, bu senette alacak olarak davadışı ...'nin gösterildiğini, müvekkili ...'ün ... ile sohbeti sırasında tesadüfen böyle bir senet düzenlendiğini öğrendiğini, senedin temsil yetkisi son bulduktan sonra düzenlendiğini ve şüphelinin amacının gerçeğe aykırı senet düzenleyerek şirketi borçlandırmak olduğunu anlatması üzerine ...'nin senedin verildiği avukata giderek senedi geri aldığını, tanıkları olan ...'nin şüphelinin temsil yetkisinin azlinden sonra senedi gerçeğe aykırı olarak düzenlediği konusunda beyanda bulunacağını, senetteki imzanın ...'a ait olduğunu, ...'ın şirketi temsil yetkisi bulunmadığını, mevcut yetkilerine 29.09.2019 tarihli azilname ile son verildiğini, ...'a verilen vekaletnamede şirketi senetle borçlandırma yetkisinin de bulunmadığını, vekaletnamenin şirket ana sözleşmesine aykırı olamayacağını, şirket ana sözleşmesinde vekalet ile senetle borçlandırma yetkisi tanınmadığını, yetkisiz temsilcinin yapacağı işlemin şirketi bağlamayacağını, senette ...'ın sahibi olduğu davadışı ... Şirketinin asıl borçlu olduğunu, her ne hikmetse alacaklının asıl borçluya karşı icra takibi başlatmayıp, sadece müvekkili şirket aleyhine takip yaptığını, bu durumun dahi danışıklı olarak senet düzenlendiğini gösterdiğini, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/909 D.İş sayılı dosyasından ihtiyati tedbir kararı verildiğini belirterek, menfi tespit davalarının kabulüne, davalı tarafa 60.000,00 TL bedelli senet karşılığında herhangi bir borcun olmadığının tespitine, dava konusu senet için başlatılan İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13234 sayılı takibin iptaline, davalıdan takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere tazminatın alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket yetkilisi olan ... her ne kadar şirketi devraldığını iddia etmiş ise de ...'a ait olan ... San. ve Tic. Ltd Şti'nde uzun yıllardır çalışan bir şahıs olduğunu, ...'a ait ... San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından ...'ün sigorta primlerinin yatırıldığını, şirketi milyonlarca Türk Lirası ödeyerek satın aldığına ilişkin iddiaların hukuki temele dayanmadığı ve yaşamın olağan akışına uygun olmadığını, iki ayrı protokolde görüleceği üzere ...'ün İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8272 sayılı dosyalarından ...'a ve ...'a ait olan taşınmazları yine istenildiği zaman kendilerine veya uygun gördükleri üçüncü kişilere devretmeyi taahhüt ettiğini, davacı şirketin ...'ten önceki sahibi olan ... ve eşi ... ile şirket çalışanı ... arasında güven ilişkisine dayalı birtakım işlemler yapıldığının anlaşıldığını, ... tarafından yapılan şikayet neticesinde güveni kötüye kullanma ve özel belgeyi yok etme konulu 2019/119205 soruşturma sayılı dosyadaki savcılık soruşturmasının devam ettiğini, ...'ın tüm yetkilerinin alındığına yönelik iddiaların gerçek dışı olup hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bononun keşide edildiği 23.07.2019 tarihinde ...'ın ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin yetkilisi olduğunu, karşı yanın haksız iddialarını hukuki zemine oturtamadığını, öncelikle belirtilmesi gereken hususun azilnamenin ...'a tebliğ edilmediği olduğunu, hukuki sonuç doğuran bir azilnamenin varlığından söz edilemeyeceğinin ortada olduğunu, iyi niyetten uzak davranışlar neticesinde ... üzerinden müvekkiline zarar verilmeye çalışıldığını, kabul ettikleri anlamına gelmemek üzere, bir an için bononun iddia edildiği gibi 05.10.2019 tarihinde keşide edildiği farz edilse dahi, azilname tebliğ edilmediği için bu halde dahi yetki bakımından sıkıntı olmadığının alenen gözler önüne serildiğini, ...'a verilen 27.12.2017 tarihli vekaletnamede çok daha ağır şartlarda her türlü banka ve finans kurumuyla kredi sözleşmesi dahi imzalanarak şirketin yakın, orta ve uzun vadelerde borçlanmasına olanak sağlandığını, tam yetkiyle donatılan birisinin bono düzenleyemeyeceğini iddia etmenin basiretli tacir sıfatının gereklerinden uzak olduğunu, ...'ın davacı şirketi ...'e devrettikten sonra genel vekaletnameye dayanarak pek çok sözleşmeye, borç doğurucu işleme, kambiyo senedine imza atarak şirketin işlerini yürütmeye devam ettiğini, birçok somut örneklerden anlaşılacağı üzere şirketin yıllarca sahibi olan ...'ın tüm işlemleri genel vekaletname ile yürüterek şirketin büyümesini sağladığını, diğer şirketinde yıllardır çalışanı olarak görev alan ...'e ... San ve Tic. Ltd. Şti'nin yaşadığı finansal sıkıntılardan dolayı geri almak üzere güven ilişkisine dayalı şekilde davacı şirketi devrettiğini, müvekkili ... ile ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin, resmi kurumlar dahil olmak üzere pek çok ihalede davacı şirket adına görev yaptığını, müşteri portföyünün geliştirilmesi bakımından müvekkilinin çalışmaları ve çalışma yaptığı döneme ilişkin konaklamalarına dair 2017-2019 yılları arasındaki belgelerin ekte olduğunu, konaklamaların faturasının davacı şirketi adına kesildiğini, yine, müvekkilinin bonodaki iki borçlu şirketten diğeri olan ... San. ve Tic. Ltd Şti'nin ... San. ve Tic. A.Ş'ye olan kömür alımından kaynaklı borcuna mahsuben müvekkilinin şahsi varlığından yaptığı ve örneği ekte yer alan ... ... Şubesi, 02.10.2017 tarihli, 30.000,00 USD bedelli para transferinden dolayı alacağı bulunduğunu, para transferine konu meblağı da şahsi hesabının bulunduğu ...'ın ... Şubesinden 29.09.2019 tarihinde çektiği 42.000,00 USD ile gerçekleştirdiğini, müvekkili paranın bir bölümünü tahsil ettiğinden bakiye rakam üzerinden işlem yapıldığını, ...'nin şirketin muhasebecisi olarak tanındığını, karşı yanın öne sürdüğü ve şirkete zarar vermek için keşide edildiğini iddia ettiği bononun nedeninin ...'nin araç satış sözleşmelerinden kaynaklandığını, ...'nin ... plakalı aracı ve yine ... plakalı aracını ... San. ve Tic. Ltd. Şti'ne satarak alacaklı pozisyonuna geçtiğinden dolayı bononun düzenlendiğinin bilindiğini, karşı yanın bağlantısız tüm konuları aynı potada eriterek dikkatleri farklı yöne çekmeye çalıştığını, müvekkilinin bonoda yer alan alacağını talep ettiğini, ancak alenen mağdur edildiğini, vekaletname uyarınca ...'ın tüm borçlandırıcı işlemleri yaptığını, davacı şirket ...'ın imzasını taşıyan sözleşmeleri, ihale taahhütlerini ve kıymetli evrak bedellerini yerine getirmişken hukuki temelden yoksun iddialarla müvekkilinin alacağının ödenmemesinin kabul edilemez olduğunu, kaldı ki, ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davacı şirketin kardeş firmalar olduğunu, tüm müşteri portföyünün ortak şekilde yürütüldüğünü, bu durumun tek sebebinin her iki şirketin sahibinin de esasen ... olması olduğunu, yakın zamanda kurulan güvene dayalı protokollerde devir yapıldığını, ancak taraflar arasında anlaşmazlık çıkınca alacaklı müvekkilinin mağdur edildiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, "...Davacı şirketin tek ortağı ve sahibi ve de aynı zamanda şirket müdürü olan ... tarafından ticari temsilci olarak atanan dava dışı ...'ın ticari temsilci olarak atanmasının usul ve yasa hükümlerine uygun olup, dava dışı ...'ın vekaletnamesi kapsamında yapmış olduğu iş ve işlemlerin davacı şirketi bağlayacağı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/112472 soruşturma sayılı dosyasında, davacı tarafça ... hakkında özel evrakta sahtecilik, iş ve çalışma hürriyetini engellemek suçlarından dolayı suç duyurusunda bulunulduğu, dava dışı ... hakkında yetkisi son bulduktan sonra bir kısım senetler düzenlendiğinden bahisle özel evrakta sahtecilik suçu kapsamında şikayette bulunulduğu göz önünde bulundurularak dosya muhteviyatında yer alan tespitler çerçevesinde soruşturma dosyasının neticelenmesinin beklenilmesine gerek görülmediği, zira dava konusu senedin 23/07/2019 tarihinde düzenlendiği, davalı ...'ın ise İzmir 17. Noterliğinin 29/09/2019 tarih ve 11738 yevmiye numaralı azilnamesi ile azledildiği dikkate alındığında, senette kefil sıfatıyla davacı şirkete ait olarak bulunan imzanın davacı şirketin ticari temsilcisi dava dışı ... tarafından azledilmeden önce düzenlendiği, bu kapsamda ticari temsilcinin şirketi senet ile borçlandırma yetkisi bulunduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda davacı şirketin dava konusu senetten dolayı sorumluluğu bulunduğu kanaatine varıldığı, davalı vekilinin dava konusu senedin dava dışı ...'ın yetkilerinin alınmasından sonra düzenlendiği iddiasının mahkeme nezdinde kabul görmediği, kaldı ki, dava dışı ...'ın yetkilerinin alınmasına yönelik olarak düzenlenen İzmir 17. Noterliğinin 29/09/2019 tarih ve 11738 yevmiye numaralı azilnamesinin ticaret siciline bildirilmediği ve usulüne uygun şekilde ilan edilmediği dikkate alındığında, söz konusu senet içeriğinin her açıdan davacı şirket tarafından bağlayıcı olacağı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, İzmir 6. İcra Dairesinin 2019/13234 sayılı dosyasında davalı alacaklı ...'ın davacı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhinde 23/07/2019 düzenleme, 23/08/2019 ödeme tarihli, keşidecisi ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, kefili ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... olan bonodan kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla 60.000,00-TL asıl alacak, 1.506,58-TL işlemiş faiz ve 120,00-TL bono komisyonu bedeli olmak üzere toplamda 61.626,58-TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, itiraz olmaması üzerine icra takibinin kesinleştiği, icra veznesine yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verildiği, İzmir 17. Noterliğinin 27/12/2017 tarih ve 17893 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davacı vekilinin dava dilekçesindeki beyanları doğrultusunda dava dışı ...'ın 'ticari temsilci' sıfatını haiz olduğu, yasal düzenlemeler çerçevesinde ticari temsilcinin işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işlerini yapmaya yetkisinin bulunduğu, bu yetkinin kapsamında ticari temsilcinin iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunma ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapma yetkilerinin de yer aldığı, dava dışı ...'ın İzmir 17. Noterliğinin 29/09/2019 tarih ve 11738 yevmiye numaralı azilnamesiyle 29/09/2019 tarihinde azledildiği, dava konusu senedin ise 23/07/2019 tarihinde düzenlendiği dikkate alındığında, senette kefil sıfatıyla davacı şirkete ait olarak bulunan imzanın davacı şirketin ticari temsilcisi dava dışı ... tarafından azledilmeden önce düzenlendiği, bu kapsamda ticari temsilci dava dışı ...'ın davacı şirketi senet ile borçlandırma yetkisi bulunduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda davacı şirketin dava konusu senetten dolayı sorumluluğu bulunduğu anlaşılmakla, DAVANIN REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından, ".....'ın tüm yetkilerinin kendisinden alınmasına karşılık sırf müvekkiline zarar vermek kastıyla gerçeğe aykırı olarak temsil yetkisi devam ediyormuş gibi müvekkili şirketi dolandırıcı senetler düzenlediğini, bu senetlerden 60.000,00 TL bedelli ve alacaklısı davalı ... olan bir tanesi hakkında İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13234 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin ... isimli kişi ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, ...'ın geçmiş tarihli senet düzenleyerek bu senette arkadaşını alacaklı olarak gösterdiğini ve müvekkili aleyhine haksız icra takibi başlatılmasına sebep olduğunu, ...'ın benzer şekilde 85.000,00 TL bedelli davadışı bir adet senet daha düzenlediğini, bu senette alacaklı olarak ...'nin gösterildiğini, keşideci ...'ın ...'yi yalan beyan ile kandırarak '...'nin alacaklarına banka haciz koymasın diye senet düzenleyeceğiz' diyerek senet düzenlettiğini, müvekkili ...'ün ... ile sohbeti sırasında tesadüfen böyle bir senet düzenlendiğini öğrendiğini, bunun yalan olduğunu ve senedin temsil yetkisi son bulduktan sonra düzenlendiğini anlatması üzerine ...'nin senedin verildiği avukata giderek o senedi geri aldığını, delil listelerinde tanık olarak bildirilen ...'nin mahkemece dinlenilmediğini, senetteki imzanın ...'a ait olduğunu, ancak ...'ın şirketi temsil yetkisi bulunmadığını, bu yetkisine 29.09.2019 tarihli azilname ile son verildiğini, senedin gerçeğe aykırı olarak geçmiş tarihli olarak düzenlendiğini, savcılık soruşturmasının devam ettiğini, mahkemenin yargılama sırasında bu dosyayı da değerlendirme dışında tuttuğunu, yazılı delil başlangıcının dosyada mevcut olup tanık beyanının tamamlayıcı unsur olduğunu, davacı tanığı başka bir senede ait beyanda bulunacak idi ise de, ...'ın kötü niyetli olarak gerçeğe aykırı senet düzenlettiği bilgisini ve dava konusu senedin de bu yönde düzenlendiği bilgisini vereceğini, dolayısıyla mahkemenin tanık dinlememe gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca yine keşidecinin aynı tarihlerde düzenlediği senet yönünden yazılı delil başlangıcı bulunduğundan bu yönüyle de tanık dinlenmemesinin yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, senet keşidecisi ...'ın ticari temsilci değil ticari vekil olduğunu, vekaletteki yetkilerin genişliğinin temsilci olduğunu ispata yetmediğini, davacı şirketin ...'a kambiyo senedi düzenleme yetkisi vermeyerek zaten bu kişiyi vekil olarak atadığını gösterdiğini, davacının iki kurum arasındaki en önemli ayrım yetkisini vekalette vermeyerek ...'ı temsilci olarak değil vekil olarak atadığını iradi olarak da gösterdiğini, mahkemece davacı şirketin iradesini yazılı olarak belirten bu en önemli delil görmezden gelinerek kambiyo senedi dışında tanınan diğer yetkilerin sayısı ile yorum yapılmasının hukuka açıkça aykırı olduğunu, verilen vekaletnamede şirketi senetle borçlandırma yetkisi bulunmadığını, vekaletnamenin şirket ana sözleşmesine aykırı olamayacağını, şirket ana sözleşmesinde vekalet ile senetle borçlandırma yetkisinin tanımlanmadığını, ticaretin ve anlaşmazlıkların yorumla çözülmesinin adaletsizlik doğuracağını, yetkisiz temsilcinin yapacağı işlemin şirketi bağlamayacağını, şirket ana sözleşmesi incelendiğinde de görüleceği üzere (7.madde) şirket adına vekaletname ile hareket edecek kişilerin ancak ticari sözleşme ve krediler ve gayrimenkul ipoteği ile şirketi borçlandırabileceğinin düzenlendiğini, senet ile borçlanma yetki ve hakkının vekile tanınmadığını, senedi düzenleyen ... ana sözleşmeye aykırı bir işlem yaptığından senedin şirketi borçlu olarak bağlamasının da hukuken mümkün olmadığını, dava dışı ...'ın azilnameden senet düzenlemeden önce haberdar olduğunu, ancak kötü niyetli olarak noter tebligatlarını almaktan ısrarla kaçtığını, ...'ın kötü niyetli olarak senet düzenlediğini, davalı tarafça icra takibinin asıl borçlu olan dava dışı ... aleyhine yapılmamasının da tarafların muvazaalı işlem yaptıklarını ispatladığını, senette ...'ın sahibi olduğu ... Şirketinin asıl borçlu olduğunu, her ne hikmetse alacaklının asıl borçluya karşı icra takibi başlatmayıp sadece müvekkili şirket aleyhine takip yaptığını, bu durumun dahi tek başına senedin ... tarafından davalı ... ile danışıklı olarak (muvazaalı) düzenlediğini gösterdiğini, davalı tarafça senedin ticari ilişki nedeniyle verildiği savunulmasına rağmen mahkemenin tarafların ticari defter ve kayıtlarında senet bedeli için araştırma yapmadığını, davalı tarafın davacı şirket ile ilgisi olmayan delilleri dahi dosyaya sunduğunu, ancak mahkemenin taraflar arasında gerçek bir ticari ilişki bulunup bulunmadığını araştırmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, bonoya dayalı icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalı tarafından 60.000-TL bedelli, ihdas kısmı boş bonoya dayalı olarak kambiyo yoluyla icra takibi yapıldığı, takibe konu bononun keşidecisinin davadışı ... İnş...Ltd.Şti. olduğu, senette kefil kısmında davacı şirketin yazılı olup şirket kaşesi de basılmak suretiyle davadışı ... tarafından imzalandığı hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf; ...'ın bahse konu bonoyu imzaladığı esnada davacı şirketi borç altına sokma yetkisi olup olmadığı, senedin geçmiş tarihli olarak danışıklı düzenlenip düzenlenmediği, ...'ın davacı şirket tarafından verilen vekaletnamesi kapsamına göre ticari mümessil mi yoksa ticari vekil mi olduğu noktalarında toplanmaktadır.
6098 sayılı TBK'nın 551/2. maddesine göre ticari vekil, açık yetki verilmedikçe kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ise de aynı yasanın 548/1. maddesine göre ticari mümessil müessese sahibi hesabına kambiyo taahhütlerinde bulunmak yetkisini haizdir. Dosyada bulunan 27.12.2017 tarihli vekaletname içeriği incelendiğinde; "...davacı şirket tarafından dava dışı ...'a, davacı şirketi resmi kurumlar, bankalar, mahkemeler ve özel şirketler nezdinde temsil yetkisi verildiği, bankalar nezdinde şirketin her türlü hesaplarından dilediği zaman dilediği miktarlarda paralar çekmeye, ahzu kabza, mevcut hesaplardaki meblağları tamamen çekerek hesabı kapatıp yeniden hesap açmaya, hamili olunan çek ve senetleri teslim almaya, ciro etmeye, tahsil ve ahzu kabza, bankalarla kredi borç sözleşmeleri imzalamaya, banka kartlarını teslim almaya, internet bankacılığına dair tüm şifreleri talep edip teslim almaya, ihalelere katılmaya, araç satın alıp satmaya, tüm vergi ve muhasebe işlemlerini yapmaya, tüm mahkemelerde şirketi temsil edip karşı tarafı ibra edip davasını kabul etmeye, şirketin iflasını istemeye...." şeklinde oldukça geniş yetkiler verildiği görülmüştür. Bu durumda mahkemece, davaya konu senedin tanzim tarihi itibariyle geçerli bulunan vekaletname içeriğine göre somut olayda bonoyu davacı şirket adına imzalayan ...'ın ticari mümessil olduğunun kabulünde ve yazılı gerekçelerle davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davadışı senedin hamilinin işbu davada tanık olarak dinlenmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı şirketin ana sözleşmesine dair hükümlerin de 3.kişi konumundaki senet alacaklısı davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, davadışı ... hakkındaki savcılık soruşturmasının da takipsizlikle sonuçlandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir (Yargıtay 11. HD 2022/5684 E.-2024/1953 K, Yargıtay (kapatılan) 19. HD 2014/14332 E.-2014/17869 K....).
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1. Davacı vekilinin İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/42 Esas . 2021/222 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
-
HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32