SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1269

Karar No

2024/1148

Karar Tarihi

11 Temmuz 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1269

KARAR NO : 2024/1148

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 12/06/2019 (Dava) - 19/04/2024 (Karar)

NUMARASI : 2023/768 Esas - 2024/254 Karar

DAVA : Kefalet sözleşmesinden Kaynaklanan (Alacak)

BAM KARAR TARİHİ : 11/07/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 11/07/2024

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/04/2024 tarihli 2023/768 Esas ve 2024/254 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;kardeşi ...'ın ...bank Menemen Şubesinin müşterisi olduğunu, bu şubeden kullandığı 10.000,00-TL tutarındaki krediye 24.07.2013 tarihinde kendisinin kefil olduğunu, işbu kredinin zamanında ödendiğini ve kapandığını, aradan 5,5 yıl geçtikten sonra ilgili bankadan telefon ile arandığını ve kardeşi ...’ın kredi borçları sebebiyle temerrüde düşmek üzere olduğu bilgisini aldığını, müteakiben kendisine tebliğ edilmeyen ihtarnamenin keşide edildiğine muttali olduğunu, anılan ihtarnameden, hangi kredi sözleşmesi ile ne miktar bir borcun oluştuğu belli olmadığı gibi kefil sıfatıyla sorumluluğunun dayanağı ve miktarına ilişkin hiçbir açıklık bulunmadığını, aleyhine bir ihtarname keşide edildiğine haricen muttali olunca 03.01.2019 tarihinde Karaburun Noterliği’nin 19 yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini, işbu ihtarname ile eğer hukuken borçlu ise temerrüde düşmeden ödeme yapabilmesi için borcu oluşturan kredinin cins ve mahiyetini, kullandırılma tarihlerini ve numaralarını bildirmelerini talep ettiğini, böylelikle kefaletinin oluşan borcu kapsayıp kapsamadığını denetleme imkânı söz konusu olabileceğini, davalı bankanın bu ihtarnameye hiçbir şekilde cevap vermediğini, bono üzerindeki tanzim tarihinin (24.07.2013) kefalet sözleşmesi ile aynı tarihli olduğunu, bononun miktarının (25.000,00-TL) kefalet sınırı ile aynı miktarda olduğunu, davalı tarafından düzenlenen ibranamenin 2. Cümlesinde işbu bononun anılan krediye ilişkin olarak alındığının ikrar edildiğini, bononun teminat senedi olarak düzenlendiği ve kayıtsız şartsız bir borç ikrarını içermediğinin anlaşıldığını, davalı bankanın kredi ilişkisinden mücerret olarak bono ile alacaklı olduğunu ileri sürmesinin de mümkün olmadığını, açıklanan sebeplerle; fazlaya dair hakları saklı tutularak 1.000,00-TL'nin bankaya ödemenin yapıldığı 25.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi istemiştir.

CEVAP :

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili banka ile dava dışı ... arasında muhtelif tarihlerde Genel Kredi Sözleşmeleri imzalandığını, davacı ...'ın 24.07.2013 tarihli kefaletname ile kredi alanın kullandığı ve/veya kullanacağı nakdi ve/veya gayrinakdi kredilerden kaynaklanan tüm borçların toplam 25.000,00-TL tutarlık kısmına kefil olmayı kabul ve taahhüt ettiğini, ...'ın eşi ...'ın da iş bu kefaletname kapsamında eşinin müteselsil kefil sıfatı ile kefil olmasını 24/07/2013 tarihli muvafakatname ile kabul ettiğini, açılan iş bu davada arabulucuya başvurma dava şartı gerçekleşmediğinden davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, dosyada mübrez 24.07.2013 tarihli davacının eşi ... tarafından imzalanan muvafakatnamede de açıkça "...banka tarafından kredi alan ...'a bir defadan fazla kullandırılan ve/veya kullandırılacak nakdi ve/veya gayrinakdi kredilerden doğmuş ve doğacak tüm borçları da kapsadığını..." şeklinde kefaletnamenin ...'a kullandırıldığını ve kullandırılacak kredileri kapsadığını ifade ettiğini, davacının dilekçesinde beyan ettiği 03.01.2019 tarihli ihtarnamenin kefaletnamenin doğmuş borçlar açısından sonlandırılmasını sağlayacak mahiyette hukuken bir geçerliliği bulunmadığını, davacının göndermiş olduğu ihtarnamenin müvekkili bankaya tebliğ edildiği tarihten sonra doğacak kredi borçlarını kapsadığını, davacı tarafa müvekkili banka tarafından gönderilen ihtarname sonucu senet borcunun ödenmediğini, bunun üzerine 08/02/2019 tarihinde ödememe protestosu gönderildiğini, ödememe protestosunun tüm senet bilgilerini içerdiğini, bu protesto üzerine davacının senet bedelini ödediğini ve kendisine de 25.02.2019 tarihli ibraname ve senet aslı teslim edildiğini, yapılan işlemlerde hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, davacının bu yöndeki iddialarının da gerçeği yansıtmadığını, ayrıca bononun teminat senedi olduğu iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, bahse konu senedin kredi borçlarının ödeme vasıtası olarak tahsilinde ve tahsil edildiği oranda, tahsilat bedeli kredi borcuna mahsup edilmek üzere ve ifa amaçlı olarak, bahse konu senedin müvekkili bankaya teslim edildiğini, takibe konu senedin Ticaret Kanununda tanımlanan şekilde ve kıymetli evrak vasfında olup davacı tarafından iradesi dahilinde imzalandığını, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

Mahkemece,''...Davacının davasının KABULÜNE, 25.000,00 TL'nin ödemenin yapıldığı 25/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine...'' şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ile alacak miktarının belirlenmesine ilişkin 28.01.2021 tarihli dilekçelerinde huzurdaki ihtilaf için, avans faizi talep ettiklerini, hukuka aykırı olmasına rağmen ödemek zorunda bırakıldıkları 25.000.-TL nin 25.02.2019 tarihindeki karşılığı 4.708 USD , bugünkü karşılığının 152.500.-TL olduğunu, mahkemenin hükmettiği yasal faizin ise bugüne kadarki toplamı 11.500.-TL olup alacak toplamının 36.500.-TL olduğunu belirterek kararın 25.000.-TL' nin 25.02.2019 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsili doğrultusunda düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; arabulucuya başvurma şartı gerçekleşmediğinden davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, alacak davasının davacı tarafından 12/06/2019 tarihinde açıldığını; 1 Ocak 2019 dan itibaren konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerini içeren tüm ticari uyuşmazlıklara dava şartı olarak arabuluculuk getirildiğini, daha sonra yerel mahkeme bu ara kararından hatalı olarak rücu ettiğini, iş bu davaya konu kefalet miktarını davacının ödemesi sonucu kefaletten doğan sorumluluğun sona erdirildiğini ve kendisine 25.02.2019 tarihli ibraname ve senet aslının teslim edildiğini, ancak kredi sözleşmesi ve bu sözleşmeye kefalet süresiz bulunmakla, bankanın aynı sözleşme ile kredi müşterisine yapacağı yeni bir kredi işleminde kefilin kefalet sorumluluğunun yeniden doğacağını, bu nedenle kefilin yapılacak yeni kredi işlemlerinde sorululuğunu devam ettirmek istememesi halinde, ödeme ile son bulan kredi işlemini müteakip, kendisi tacir ise TTK.nun 20/3 maddesindeki şekil koşuluna uygun olarak, tacir değil ise münasip bir yazılı belge ile bankaya ihbarda bulunarak, yeniden verilecek kredi işlemleri yönünden kefaletinin bulunmayacağını bildirmesi gerektiğini, aksi halde, aynı sözleşmeye dayanılarak yapılacak müteakip kredi işlemlerinde kefaletinin devam ettiğinin kabul edileceğini, dosyada mübrez 24.07.2013 tarihli davacının eşi ... tarafından imzalanan muvafakatnamede de açıkça "...banka tarafından kredi alan ...'a bir defadan fazla kullandırılan ve/veya kullandırılacak nakdi ve/veya gayrinakdi kredilerden doğmuş ve doğacak tüm borçları da kapsadığını..." şeklinde kefaletnamenin ...'a kullandırılmış ve kullandırılacak kredileri kapsadığını ifade ettiğini, davacının dilekçesinde beyan ettiği 03.01.2019 tarihli ihtarnamenin kefaletnamenin doğmuş borçlar açısından sonlandırılmasını sağlayacak mahiyette hukuken bir geçerliliği bulunmadığını, davacının göndermiş olduğu ihtarnamenin, ihtarnamenin müvekkil bankaya tebliğ edildiği tarihten sonra doğacak kredi borçlarını kapsadığını, bononun teminat senedi olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, bahse konu senet kredi borçlarının ödeme vasıtası olarak tahsilinde ve tahsil edildiği oranda, tahsilat bedeli kredi borcuna mahsup edilmek üzere ve ifa amaçlı olarak müvekkili bankaya teslim edildiğini, takibe konu senet Ticaret Kanununda tanımlanan şekilde ve kıymetli evrak vasfında olup davacı tarafından iradesi dahilinde imzalandığını, Takibe konu senet teminat senedi olmadığını belirterek kararın tehiri icralı olarak istinafen incelenerek ortadan kaldırılmasına, davanın esasına girilecekse davanın esastan reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, kefalet sözleşmesinden kaynaklı kredi borcu kapsamında davalıya ödenen paranın istirdadı istemine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

6100 sayılı HMK.'nun 341-(2) maddesinde; "miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir" hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK.'nun Ek 1. maddesi 1. fıkrasında; HMK.'nun "341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların On Türk Lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz" hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; HMK.'nun "341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır.

Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2024 yılı için HMK.'nun 341-(2) maddesindeki kesinlik sınırı 28.250,00-TL olmuştur.

Davacı vekili belirsiz alacak davası olarak açmış olduğu davada 02/02/2021 tarihli dilekçesi ile talebini 25.000,00 TL olarak arttırmış; Mahkemece kabul edilen ve istinaf incelemesine konu edilen 25.000,00 TL karar tarihi itibarı ile HMK.'nun 341-(2) maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altında olup, ilk derece mahkemesince verilen karar kesin niteliktedir.

Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi sonuca etkili değildir.

Buna göre; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)

Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının iadesine karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle; karar tarihi itibariyle miktar olarak kesin olan mahkeme kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nun 341. (2) ve 346. (1) maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,

  2. İstinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine,

  3. Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  4. İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  5. Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1-b ve 362/1-a maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kabulüneKaynaklananizmir(Alacak)Kefalettarihisözleşmesindennumarası

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim