SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/935

Karar No

2024/1141

Karar Tarihi

11 Temmuz 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/935

KARAR NO : 2024/1141

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 04/01/2024 (Dava) - 20/02/2024 (Ara Karar)

NUMARASI : 2024/12 Esas (Derdest Dosya)

DAVA : Genel Kurul Kararının İptali

BAM KARAR TARİHİ : 11/07/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 11/07/2024

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2024 ara karar tarihli ve 2024/12 Esas sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

TALEP:

İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 11 Aralık 2017 tarihinde kurulmasından hemen sonra davalı şirket ortağı ...’un şirkete ortak olmak istediğini, müvekkilinin, ... Kolejinnde yönetici olduğunu bilmesi ve müşteri portföyünün çok gelişeceği umudu ile şirketin % 80 hissesini bedelsiz olarak bu kişiye devrettiğini, yapılan devir sözleşmesinde ...'un pay oranlarından herhangi bir bölümünü üçüncü kişilere devir yasağı olmasına rağmen Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 28 Şubat 2018 tarihli 9526 sayılı nüshasında görüldüğü üzere şirket hisselerinden 2400/10000 payını aynı zamanda eşi olan ...'a devretme işleminin iptali amacı ile tekrar kendi üzerine devri işleminin yapıldığına ilişkin ilanın yayınlandığını; 20 Şubat 2019 tarihinde yapılan ve müvekkilinin alınmadığı genel kurul toplantısında dava dışı ...’un hakim ortak sıfatıyla aldığı karar ile “şirket sermayesinin 3.000.000-TL'ye çıkarılmasına ve her ortağın hissesine düşen sermaye arttırım bedelinin 3 ay içinde yatırılmasına” karar verdiğini, bu karara rağmen yine müvekkili haricindeki diğer ortağın tek imzası ile Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defterine 20/02/2019 tarihli genel kurul toplantı tutanağının kararlarının yazıldığını ve şirketin sermayesi her biri 50,00-TL kıymetinde 60.000 paya ayrılmış (3.000.000-TL) olup, bu payların 58.000 paya karşılık 2.900.000-TL'sinin ...'a, 2.000 paya karşılık olan 100.000-TL'sinin ise müvekkiline ait olduğuna karar verildiğini, aynı karar defterine; “Önceki sermayeyi teşkil eden 500.000,00-TL'nin tamamı nakden ödenmiştir. Bu defa arttırılan 2.500.000,00-TL'lik kısmının Ortakların şirketten olan alacaklarından (331-ORTAKLARA BORÇLAR HESABI) karşılanmıştır. Bu tutar İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odasına ... sicil numarası ile kayıtlı Yeminli Mali Müşavir ... tarafından 20.02.2019 tarihli 1558 sayılı raporu ile tespit edilmiştir. Arttırılan sermayenin kalan 650.000,00-TL'lik kısmının olağan genel kurul kararı gereği tescil tarihinden itibaren 3 ay içerisinde nakden ödenmesine oy çokluğu ile karar verilmiştir.” şeklinde yazıldığını, müvekkiline sermaye arttırım kararına ve şirkette olan payına göre sermaye arttırımdan kaynaklanan sermaye borcunu ödeyip ödemeyeceği yönünde bir tebligat yapılmadan müvekkilinin şirkette bulunan hissesinin % 3,33'e düşürüldüğünü; müvekkili tarafından bu karara karşı İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2019/185 Esas sayılı dosyada genel kurul kararının iptali davasının açıldığını, mahkemece 20/11/2019 tarihli ve 2019/1198 Karar sayılı karar ile “davanın süre aşımından reddine” karar verildiğini; istinaf incelemesi başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 22/06/2023 tarihli, 2020/1888 Esas ve 2023/963 Karar sayılı kararı ile kararın “davalı şirket 10000 paydan ibaret olup, bu payın 8000 adetinin dava dışı ...'a, 2000 adetinin ise ...'a ait olduğu, davaya konu genel kurul toplantısının yalnızca ortaklardan ...'un katılımı ile yapıldığı ve toplantında sermaye artırımına gidildiği hususunun sabit olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 621/1-d bendi gereğince esas sarmayenin artırılmasına ilişkin genel kurul kararlarının temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabileceği, bu çerçevede; iki ortaklı limited şirketlerde ortaklardan sadece birinin iştiraki ile toplanan genel kurulda kanunda aranan nitelikte çoğunluğun sağlanamayacak olması karşısında mezkur kararın yok hükmünde olduğu; her ne kadar iptal koşulları oluşmamış ise de davaya konu genel kurulun sermaye artırımına ilişkin kararının yoklukla malul olduğunun kabulü gerekirken, aksi yönde varılan hukuki kabulde isabet bulunmadığı” gerekçesiyle kaldırıldığını, kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm kurulduğunu ve “Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile davalı ... Şirketi'nin 20/02/2019 tarihinde yapılan genel kurul kararının 6 numaralı bendinin yoklukla malul olduğunun tesptine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verildiğini, karara karşı temyiz yoluna gidildiğini, dosyanın halihazırda temyiz incelemesinde olduğunu; bu gelişmeler devam ederken müvekkili tarafından TTK’nın 614/1 maddesinde düzenlenen bilgi alma hakkı çerçevesinde şirket işleyişi ve şirket kayıtları hakkında bilgi almak amacı ile Karşıyaka 5. Noterliği'nin 29/08/2023 tarihli 28866 yevmiye sayılı ihtarnamesinin gönderilerek“22/09/2023 tarihinde şirket kayıtlarının incelenmesi için hazır bulundurulmasının” istendiğini ancak 22/09/2023 tarihinde şirket merkezinde yapılan görüşmede özetle müvekkilinin Türk Ticaret Kanunu 614/2 maddesinde düzenlenen "ortağın, elde ettiği bilgileri şirketin zararına olacak şekilde kullanması tehlikesi varsa, müdürler, bilgi alınmasını ve incelemeyi gerekli ölçüde engelleyebilir.” hükmünün gerekçe gösterilerek kayıtların incelenmesine izin verilmediğini; davalı şirketin diğer ortağı ... tarafından tek taraflı olarak alınan karar ile ve müvekkiline gönderilen İzmir 9. Noterliği'nin 21/09/2023 tarihli 11913 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile “06/10/2023 tarihinde saat:17.00'de genel kurul toplantısı yapılacağı” hususunun bildirildiğini; 06/10/2023 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların usul ve yasalara aykırı olduğunu, öncelikle şirket müdürü olarak görev yapan davalı şirket ortağı ...'un vermiş olduğu zararlar nedeni şirkete kayyım atanması amacı ile İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2023/1006 Esas sayılı davanın açıldığını; limited şirketlerde müdürün özen yükümlülüğünün TTK’nın 626 f.1 maddesinde düzenlendiğini, söz konusu madde uyarınca müdürlerin görevlerini ifa ederken tüm özeni göstermeleri gerektiğini; davalı şirketin hakim ortağı ... tarafından müvekkilinin de ortağı olduğu davalı şirketin faaliyet gösterdiği “... Mah., .... Sokak, No:... .../...” adresinde 20 Kasım 2020 tarihinde tek ortaklı olarak ve aynı iş kolunda faaliyet göstermek üzere ... Şirketi’nin kurulduğunu, böylece şirket ortağının mevcut şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren başka bir şirkete ortak olması ve/veya şirket kurması yasağının açıkça ihlal edildiğini; müvekkili tarafından davalı şirketin çalıştığı ...bank, ... Bankası, ... Bankası,... Bankası, ....bank, ...bank, ... Bankası ve ... Bankası nezdinde bulunan hesaplardan davalı şirketin hakim ortağı ... tarafından kurulan ... Şirketi ve bizzat kendi adına ve muhasebe kayıtlarında karşılığı bulunmayan kişi ve kurumlara ait hesaplara kayıt dışı paralar gönderildiğinin öğrenildiğini; ... tarafından davalı şirketin Sosyal Güvenlik Kurumu ve Vergi Dairesi Başkanlığı nezdinde bulunan borçlarının zamanında ödenmediğini, yüksek miktarda borçların birikmesine sebep olunduğunu, biriken borçlar ile ilgili yapılandırma başvurusunda bulunularak zamanında ödenmeyen prim ve vergi borçları nedeni ile şirket tarafından faiz ödemek zorunda kalınması nedeni ile şirketin zarara uğradığını; ... tarafından müvekkilinin gayri resmi olarak saf dışı bırakıldığı 20/02/2019 tarihinden itibaren şirkete ait banka hesaplarından şirket kayıtlarında gider olarak bir karşılık kaydı bulunmayan bedellerin ...'un ortağı olduğu diğer şirkete ait hesaba, kendi adına olan hesaba, eşi ... adına olan hesaba ve başkaca kişi hesaplarına bedellerin aktarılarak taşınmaz ve araç alımları yapıldığının öğrenildiğini; müvekkili ortak olarak bulunmasına rağmen çocuğunun şirkete ait okulda okuduğu döneme ilişkin kendisine borç tahakkuk ettirildiğini ancak okulda çalışan bazı öğretmenlerin çocuklarının bedelsiz okutularak şirketin zarara uğramasına sebep olunduğunu; şirkete ait okulda okuyan öğrencilere ait ödemelerin bir kısmının velilerce davalı şirket ortağı ... adına kayıtlı banka hesaplarına, başka kişiler adına kayıtlı hesaplara ve davalı şirket ortağı ... tek ortağı olduğu şirkete ait hesaplara yatırılarak şirket kayıtlarında düşük bedel üzerinden gelir elde edildiği yönünde beyanname düzenlenmekte olup, kayıtların tam olarak ilgili makamlarca incelenmesi halinde şirketin fazlası ile vergi cezaları ile karşı karşıya kalacağını ve bu hususun şirketin zararına olacağını; şirket tarafından çekilen bazı kredilerin ödemelerinin (şirketin öğrenci sayısı, mevcut öğretmen sayısı dikkate alındığında) şirketin maddi durumunun iyi olmasına rağmen özellikle geciktirilerek ve/veya kredi arttırımı yapılarak yeni ödeme planları hazırlatılarak şirket özellikle zarara uğratılmaya çalışıldığını, davalı şirkete ait okulda bulunan yüzme havuzu ve spor tesislerinin ... Kulübünün kullanımı için kira sözleşmesi düzenlendiğini ancak yapılan kira sözleşmesine ilişkin ödemelerin şirket kayıtlarına işlenmediğini; şirket kurulduktan sonra şirket adına bankalardan ticari kredi kartının alındığını ancak müvekkili tarafından alınan kredi kartlarının şirket harcamaları dışında, kişisel harcamalar için de kullanıldığının öğrenildiğini, bu yolla da şirketin ve müvekkilinin zarara uğratıldığını; davalı şirketin işletiminde bulunan okulda öğrenci velileri ile yapılan sözleşmelerde eğitim öğretim ücreti haricinde diğer hizmetlere ilişkin (kitap, eğitim yayınları, yemek, servis, kıyafet vb) de ücret belirlenmesi yapılmakta ve bu bedeller de velilerden tahsil edilmekte olmasına rağmen bu bedellerin şirket muhasebe kayıtlarına hiç işlenmediğini; müvekkilinin katıldığı 06/10/2023 tarihli genel kurulda aleyhine oy kullandığı karar ile aynı zamanda şirket hakim ortağı durumunda bulunan davalı şirket ortağı ...'a ayrıca aylık 50.000-TL bedel gibi astronomik bir maaş ödenmesine karar verilerek davalı şirket ortağı ...'un haksız kazanç elde ettiğini, aynı zamanda şirketin ve dolayısıyla da müvekkilinin zarara uğratıldığını; bu nedenle özen yükümlülüğünün ihlali sebebi ile müdürlerin yönetim hakkı ve temsil yetkisinin mahkeme kararıyla kaldırılarak azledilmesi noktasında haklı sebeplerin oluştuğunu, tedbir uygulanması ile ilgili isteklerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, 06/10/2023 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararların TTK’nın 621 maddesine açık aykırı ve TTK’nın 622 maddesi yollaması ile TTK’nın 447. maddesi gereğince butlan hükmünde olması nedeni ile ihtiyati tedbiren yürütülmesinin durdurulmasına, yapılacak yargılama sonucunda TTK hükümlerine açık aykırı olarak alınan kararların iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafça ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:

Karşı taraf/davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının özellikle bilerek ve isteyerek kendi yarattığı sorunlara dayanarak şirkete ve yönetime müdahale etmek istediğini, davacının şirket amaçlarına ve menfaatlerine aykırı hareket etmesi, zarar verici davranışlarda bulunması nedeniyle 06/10/2023 tarihli genel kurulda ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, davacının belirtilen ve halen devam eden tutum ve hareketleri karşısında kendisine yasanın öngördüğü şekilde sınırlı ve yeterli bilgilerin verildiğini, şirketin kötü yönetildiği, özen yükümlülüğü, sır saklama yükümlüğü, sadakat yükümlülüğü, ortaklara bilgi verme yükümlülüğüne aykırı davranıldığı vb. iddialarının hiç birinin gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesince; "...davacı tarafın davaya konu toplantıda alınan davaya konu kararların butlan hükmünde olması nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçe kapsamında davaya konu kararların butlana mı yoksa iptale mi tabi odukları ve butlan sayılma ya da iptal edilebilme koşullarının bulunup bulunmadığı hususu yürütülecek yargılamada yaptırılacak bilirkişi incelemesi ve diğer delillerler birlikte değerlendirilerek belirlenebilecektir. Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerden ve getirtilen kayıtlardan bu aşamada yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde davanın konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılması gerektiği..." gerekçesiyle Davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü dava konusu genel kurul ve yönetim kurulu kararının yürütülmesinin geri bırakılması yönündeki ihtiyati tedbir isteğinin REDDİNE karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin ... Şti'ni kurduğunu, şirketi kurmasından hemen sonra davalının, müvekkiline gelerek ortak olmak isteriğini, kendisinin uzun yıllar ... olarak tabela ismine haiz okulda öğretmenlik ve yöneticilik yaptığını, bu nedenle ciddi bir müşteri portföyünün bulunduğu gibi beyanlarda bulunarak ortak olmak istediğini belirttiğini, müvekkilinin bir umutla şirketin %80 hissesini bila bedel karşılığında davalıya devrettiğini, yapılan devir sözleşmesinde, davalının pay oranlarının herhangi bir bölümünün üçüncü kişilere devir yasağı olmasına rağmen şirket hisselerinden 2400/10000 payını aynı zamanda eşi olan ...'a devretme işleminin iptali amacı ile tekrar kendi üzerine devri işleminin yapıldığına ilişkin ilanın yayınlandığını, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 19/01/2018 tarih ve 9498 sayılı nüshasında yayınlanan ilan ile 20.000 TL öz sermaye ile kurulan şirketin sermayesinin 500.000 TL bedele çıkartıldığını, güzel umutlar taşıyarak başlanılan ortaklığın, kısa süre sonra aynı zamanda eğitimci olan müvekkilinin şirkete ve dolayısıyla müvekkili tarafından çok büyük emeklerle kurulan okula alınmamasına varan durumlara sürüklendiğini, 20/02/2019 tarihinde yapılan ve müvekkilinin alınmadığı şirket genel kurul toplantısında davalı tarafın hakim ortak sıfatıyla aldığı karar ile şirket sermayesinin 3.000.000 TL'ye çıkarılmasına, her ortağın hissesine düşen sermaye arttırım bedelinin 3 ay içinde yatırılmasına karar verildiğini, bu karara rağmen davalının tek imzasıyla Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defterine 20/02/2019 tarihli genel kurul toplantı tutanağının kararlarının deftere yazıldığını ve şirketin sermayesinin her biri 50,00 TL kıymetinde 60.000 paya ayrıldığını 3.000.000 TL olduğunu, bu payların 58.000 TL paya karşılık 2.900.000 TL'sinin davalıya, 2.000 paya karşılık 100.000 TL'sinin ise müvekkiline ait olduğuna karar verildiğini, müvekkiline sermaye arttırım kararına ve şirkette olan payına göre sermaye arttırımdan kaynaklanan sermaye borcunu ödeyip ödemeyeceği yönünde bir tebligat yapılmadan müvekkili şirkette bulunan hissenin %3,33'e düşürüldüğünü, müvekkilinin toplantıda alınan karara karşı İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/185 esas sayılı dosyası ile genel kurul kararının iptali amacı ile dava açtığını, mahkemece davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiğini, İzmir BAM 11. Hukuk Dairesince kararın HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak, davacının davasının kısmen kabulü ile davalı ... Şti.'nin 20/02/2019 tarihinde yapılan genel kararının 6 nolu bendinin yoklukla malul olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiğini, kararı davalının temyiz ettiği ve dosyanın temyiz incelemesinde olduğunu, daha sonra müvekkilinin bilgi alma çerçevesinde şirket işleyişi ve şirket kayıtları hakkında bilgi almak amacıyla ihtarname gönderdiğini, ancak kayıtların incelenmesine izin verilmediğini ve ileri sürülen iddiaların kabul edilmediğinin bildirildiğini, 06/10/2023 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının 6 nolu kararı ile şirket ortaklarından ...'ın şirketin haklı nedenlerinden dolayı şirket ortaklığından çıkartılması ve kararın noterlikçe kendisine tebliğinin görüşülmesi ve tüm yasal işyemlerinin yapılmasının kararı alınması maddesinin görüşüldüğünü, ...'ın olumsuz oy kullanması nedeniyle yeterli oy çokluğuyla karar verildiğini, bu hususta müvekkiline ihtarname gönderildiğini, aynı genel kurulda davalı tarafın kabul oyu ile kendisinin görev yaptığı şirket müdürüne aylık 50.000 TL ücret ödenmesine karar verildiğini, 06/10/2023 tarihli yapılan Olağan Genel Kurulda alınan kararlar nedeniyle müvekkili adına şirkete kayyım atanması talepli olarak İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne iptal davası açıldığını, davalının kötü niyetli olduğunu, yönetim yetkilerini kötüye kullandığını, mevcut şirkete ve müvekkiline zarar verme kastı taşıdığını belirterek, yerel mahkeme ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, davalı şirketin 06.10.2023 tarihli genel kurulunda alınan kararların butlanın tespiti ve iptali, talep ise; söz konusu kararların tedbiren yürütmesinin durdurulmasına yönelik talebin reddine dair ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.

Mahkemece; tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.

İhtiyati tedbir; 6100 Sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılmasıyla hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir kurumu kabul edilmiştir.

HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde, mahkemece, uyuşmazlık konusu taşınmaz hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.

Aynı Kanun'un 390/3. maddesi uyarınca ise ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için mutlak bir ispata ihtiyaç olmayıp davanın esası yönünden haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesi yeterlidir.

Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının iddialarının yargılamaya muhtaç olduğu ve yargılamanın bu aşamasında toplanan deliller uyarınca haklılığa yönelik yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacı/itiraz eden vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekilinin İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2024 tarihli ve 2024/12 Esas sayılı ara kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcı peşin alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,

  3. İhtiyati tedbir talep eden/davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  4. HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,

  5. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

  6. Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

KurulreddineizmirkabulühesabıGenelortaklarahükümtarihinumarasıKararınınİptalikısmencevapborçlartalep

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim