Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2024/1263
2024/1134
11 Temmuz 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1263
KARAR NO : 2024/1134
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/04/2024
NUMARASI : 2024/104 Esas - 2024/212 Karar
DAVA : Tescilin Emredilmesi
DAVA TARİHİ : 22/02/2024
BAM KARAR TARİHİ : 11/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/07/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/04/2024 tarih ve 2024/104 Esas ve 2024/212 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı dava dilekçesi ile özetle; Aliağa Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 18.08.2023 tarih ve E-95846057-250.01 (3810052254)-351363 sayılı yazısı ile “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülen 2021/171428 sayılı soruşturma dosyası kapsamında Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Ankara Vergi Kaçakçılığı-1 Denetim Daire Başkanlığı müfettişleri tarafından düzenlenen 10.03.2023 Tarih ve 2023-(2013-1-94)/1 sayılı Görüş ve Öneri Raporu ile ... TC Kimlik numaralı ...'nun Müdürlükte kayıtlı ... Şirketi, ... Şirketi, ... Şirketi, ... Şirketi'nde ortaklık/kanuni temsilciliği bulunmamasına rağmen yapılan kapsamlı tetkik ve değerlendirmeler ile anılan kişinin ifadeleri doğrultusunda bu şirketlerin gerçek sahibi ve kanuni temsilcisi olduğu tespit edildiği”nin bildirildiğini, yazı gereği resen tescili istenmesine istinaden müdürlüklerinin 28.08.2023 tarih ve 2023-GD-1582 sayılı görüş yazısına karşılık T.C. Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü'nün 05/12/2023 tarih ve E-50035491-431.04-00091603612 sayılı cevabi yazısında Aliağa Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün sözü edilen yazısı uyarınca Kanunun 33., Yönetmeliğin 36.maddesi uyarınca tescile davet prosedürü uygulamasının uygun olacağının bildirildiğini, bunun üzerine Aliağa Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 18.08.2023 tarih ve E-95846057-250.01 (3810052254)-351363 sayılı yazısı uyarınca karşı taraflar ... Şirketi, ..., ... ve ...''e 05.12.2023 tarih ve 2023-GD-2318 sayılı yazı yazılarak TTK'nun 33'üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 36'nci maddeleri uyarınca "şirketin yukarıda bildirilen hususların tescili için iş bu davetten itibaren 30 gün içinde tescil ettirmeniz, tescilden kaçınmak için haklı sebep bulunduğu iddiasında olmanız halinde sebeplerinizi açık ve ayrıntılı şekilde ve ispata elverişli delilleriyle bildirmeniz, aksi takdirde resen tescil için dava açılacağı ve Türk Ticaret Kanunu'nun 33'üncü maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen para cezasına mahkum edilebileceği hususu"nun ihtar edildiğini, karşı taraf ... Şirketi vermiş olduğu 11.01.2024 tarihli dilekçede tescile davet yazısına itiraz ederek kaçınma sebeplerini açıkladığını, bu kaçınma sebepleri ile mahkememizce inceleme yapılarak tescile gerekli bir hususun bulunup bulunmadığının tespiti ile eğer bulunmakta ise tescilin yapılması için gerekli emrin müdürlüklerine verilmesi konusunda müracaat edilmesi durumunda kalındığını bildirerek, TTK'nun 33/c maddesi uyarınca gerekli incelemenin yapılarak tescilin emredilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ...'nun hiçbir şekilde davalı şirketin gerçek sahibi veya kanuni temsilcisi olmadığını, şirketin yetkililerinin ticaret sicilinde yazılı kişiler ve gerçek sahibinin ve kanuni temsilcilerinin ..., ..., ..., ... ve ... olduğunu, ...nün konuya ilişkin inceleme yapmadığını, soyut şekilde ileri sürülen hususların kabulünün mümkün olmadığını, hiçbir delil bulunmadığını, tescil davet talebine esas alınan görüş ve öneri raporunun düzenlendiği soruşturma dosyası sonrasında yapılan yargılamada Ankara 21.Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/296 E.-2023/162 K.sayılı kararının Ankara BAM 21.Ceza Dairesinin 2023/1551 E.-2024/46 K.sayılı kararı ile kaldırıldığını, davet yazısı gönderilmesinin TTK'nun 32.maddesine aykırı olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... Anonim Şirketi cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmişlerdir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince; "...Uyuşmazlık ve çözülmesi gereken sorun:Dava dışı ...'nun davacı ... nezdinde kayıtlı davalı şirketin gerçek sahibi ve kanuni temsilcisi olup olmadığı ve buna bağlı olarak davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin bu hususu ...ne tescil ettirmelerinin gerekip gerekmediği noktalarındadır. TTK'nun 33.madde hükmüne göre, tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş olan...bir hususu haber alan sicil müdürü, ilgilileri, belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır. Süresi içinde kaçınma sebepleri bildirildiği taktirde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak tescili gerekli olan bir hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini sicil müdürüne emreder, aksi taktirde tescil işlemini reddeder. Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36.maddesinde ise açıklanan kanun hükmüne paralel düzenlemeler getirilmiştir. Anonim şirketlerde kanuni temsilcilik (şirketi temsil ve ilzama yetkili olunması, yönetim kurulunun belirlenmesi) ile pay sahipliğinin kazanılması TTK'da açıklanmıştır. Anılan Kanun'un 359.madde hükmüne göre anonim şirketin esas sözleşme ile atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulu bulunur. Eşdeyişle, anonim şirketin kanuni temsilcisi ya esas sözleşme ile ya da şirket genel kurulu tarafından belirlenebilir ve ancak genel kurul kararı ile görevden alınabilirler (TTK.m.364). Yönetim kurulu ticari mümessil ve ticari vekilleri atayabilir (TTK.m.368). Öte yandan, anonim şirketlerde paylar şirketin kuruluşu veya sonradan sermaye arttırımında kurucular ve katılma yükümlüleri tarafından taahhüt edilmekle aslen veya payı sahibinden devir almakla devren iktisap edilir. Bununla birlikte pay devri kanunen ve esas sözleşme ile sınırlandırılabilir (TTK.m.491, 492). Bu bağlamda, bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı paylar ancak şirketin onayı ile devrolunabilir; meğerki, devir, miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebri icra yoluyla gerçekleşsin. Şirket payının mülkiyet konusu olduğu aşikardır. Mülkiyet, malikin eşya üzerindeki fiili ve hukuki tasarruf yetkisine sahip olması ve malikin eşya üzerindeki hakimiyetinin hukuk düzeninin sınırları içerisinde üçüncü kişilere karşı korunmasını ifade eder. Malik, eşyayı elde bulundurma, kullanma, şeklini değiştirme, eşyanın ürün ve gelirinden yararlanma, eşyayı ayırma, eşya üzerinde hukuki ve maddi tasarrufta (başkasına devir ve tüketme vb.) bulunma yetkisine sahiptir. Maddi ve hukuki olgular ışığında olaya dönüldüğünde; Ticaret sicil kayıtlarına göre, davalılar ..., ... ve ...'ün davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri oldukları; ..., ..., ..., ... ve ...'in davalı şirketin ortakları oldukları; şirket ortakları tarafından paylarının ...'na devrine ya da ...'nun payların tamamını aslen iktisap ettiğine dair herhangi bir iddia ve delilin bulunmadığı; ...'nun hangi maddi-hukuki sebeple olursa olsun davalı şirketin paylarının tamamına sahip olduğu ve kanuni temsilcisi (şirketi temsil ve idareye yetkili kişisi, yönetim kurulu) olduğu hususunda yetkili ve görevli mahkemece tesis edilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunmadığı; talep dayanağı Denetim Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen "Görüş ve Öneri Raporu"nun mülkiyet hakkının devrini sağlayan etkisinin bulunamayacağı, keza şirketin yönetim kurulunun belirlenmesi sonucunu doğuramayacağı; aksi düşüncenin mülkiyet hakkının ve hukuki işlem güvenliği ilkesinin ağır ihlali sonucunu doğuracağı anlaşılmaktadır. Bu durumda, ...'nun davalı şirketin tüm paylarının sahibi ve kanuni temsilcisi olduğu iddiası ile ilgili olarak tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş bir hususun söz konusu olmadığı, dolayısıyla sicil müdürünün, ilgilileri, belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırmasına yönelik işleminin ve tescilin emredilmesine karar verilmesi talebinin yasal şartlarının oluşmadığı, işbu davanın hukuka uygun olmadığı..." gerekçesiyle "...Davanın (tescilin emri isteminin) reddine..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, Müdürlüğün, ... Şirketi ile ..., ... ve ...'e 05.12.2023 tarih ve 2023 GD 2318 sayılı yazı yazılarak; Türk Ticaret Kanunu'nun 33'üncü ,ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 36'ncı maddeleri uyarınca; Şirketin yukarıda bildirilen hususların tescili için iş bu davetten itibaren 30 gün içinde tescil ettirmesini, tescilden kaçınmak için haklı sebep bulunduğu iddiasında olmanız halinde sebeplerinizi açık ve ayrıntılı şekilde ve ispata elverişli delilleriyle bildirmesini, aksi takdirde resen tescil için dava açılacağını ve Türk Ticaret Kanunu'nun 33'üncü maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen para cezasına mahkum edilebileceği hususunun ihtar olunduğunu, ... Şirketi vermiş olduğu 11.01.2024 tarihli ve 2024-GL-97 sayılı yazıda tescile davet yazımıza itiraz ederek kaçınma sebeplerini bildirdiğini, davalıların yapmış olduğu kaçınma sebepleri ile ilgili inceleme yapılarak tescile gerekli bir hususun bulunup bulunmadığını ve eğer bulunmakta ise tescilin yapılması için gerekli emrin Müdürlüğe verilmesinin talep edildiğini, yapılan yargılama sonucunda mahkemece “Ticaret sicil Kayıtlarına göre: davalılar ..., ... ve ...'ün davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri oldukları; ..., ..., ..., ... ve ...'in davalı şirketin ortakları oldukları; şirket ortakları tarafından paylarının ...'na devrine ya da ...'nun paylarının tamamını aslen iktisap ettiğine dair herhangi bir iddia ve delilin bulunmadığı; ...'nun hangi maddi-hukuki sebeple olursa olsun davalı şirketin paylarının tamamına sahip olduğu ve kanuni temsilcisi ( şirketi temsil ve idareye yetkili kişisi, yönetim kurulu) olduğu hususunda yetkili ve görevli mahkemece tesis edilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunmadığı; talep dayanağı Denetim Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen “Görüş ve Öneri Raporu'nun mülkiyet hakkının devrini sağlayan etkisinin bulunamayacağı; aksi düşüncenin mülkiyet hakkının ve hukuki işlem güvenliği ilkesinin ağır ihlal sonucunu doğuracağı anlaşılmaktadır. Bu durumda, ...'nun davalı şirketin tüm paylarının sahibi ve kanuni temsilcisi olduğu iddiası ile ilgili olarak tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş bir hususun söz konusu olmadığı, dolayısıyla sicil müdürünün, ilgilileri, belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunlulukları yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığının ispat etmeye çağırmasına yönelik işlemin ve tescilin emredilmesine karar verilmesi talebinin yasal şartları oluşmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini ve Müdürlüğün aleyhine 17.900,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, davacı tarafından T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Aliağa Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 18.08.2023 Tarih ve E-95846057-250.01 (3810052254)-351363 sayılı yazısı ile T.C. Ticaret Bakanlığı İç Ticaret genel Müdürlüğü'nün 05/12/2023 Tarih ve E-50035491-431.04-00091603612 sayılı yazıları uyarınca dava açılmış olup, mahkemece verilen karar gerekçesi işbu yazı içeriği ile çeliştiğini, mahkemece bu yönde gereği gibi araştırma yapılmamış davaya dayanak olan Vergi Dairesi yazıları ile Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı raporları celp edilip tahkik edilmediğini, gerekmesi halinde bilirkişiden rapor alınmadığını, karar bu haliyle eksik inceleme sonucu verilmiş olup ayrıca doğru ve yerinde olmadığını, müdürlük tarafından; T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Aliağa Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 18.08.2023 Tarih ve E-95846057-250.01 (3810052254)-351363 sayılı yazısı ile yetinilmek suretiyle dava açılması yoluna gidilmemişi bu yönde yapılacak işlem ile ilgili olarak T.C. Ticaret Bakanlığı İç Ticaret genel Müdürlüğü'ne yazı yazılarak görüş istenmiş ve verilen 05/12/2023 Tarih ve E-50035491-431.04-00091603612 sayılı cevabi yazsısında “Aliağa Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün yukarıda belirtilen yazısı uyarınca Kanunun 33. Yönetmeliğin 36. Maddesi uyarınca tescile davet prosedürü uygulamasının uygun olacağı” hususu belirtilmesi üzerine davacı tarafından mahkemeye müracaat edildiğini, bu sebeple mahkemece verilen karar doğru ve yerinde olsa bile Müdürlüğün aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, sunulan sebeplerle kararın ortadan kaldırılarak, davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; TTK'nun 33'üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 36'ncı maddeleri uyarınca açılmış tescilin emri istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Somut olayda uyuşmazlık; dava dışı ...'nun davacı ... nezdinde kayıtlı davalı şirketin gerçek sahibi ve kanuni temsilcisi olup olmadığı ve buna bağlı olarak davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin bu hususu ...ne tescil ettirmelerinin gerekip gerekmediği noktalarındadır.
Davada uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nun 33.madde hükmüne göre, tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş olan bir hususu haber alan sicil müdürü, ilgilileri, belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır. Süresi içinde kaçınma sebepleri bildirildiği taktirde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak tescili gerekli olan bir hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini sicil müdürüne emreder, aksi taktirde tescil işlemini reddeder. Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36.maddesinde ise açıklanan kanun hükmüne paralel düzenlemeler getirilmiştir.
Bu açıklamalara göre; davalılar ..., ... ve ...'ün davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri oldukları; ..., ..., ..., ... ve ...'in davalı şirketin ortakları oldukları; şirket ortakları tarafından paylarının ...'na devrine ya da ...'nun payların tamamını aslen iktisap ettiğine dair herhangi bir iddia ve delilin bulunmadığı; ...'nun hangi maddi-hukuki sebeple olursa olsun davalı şirketin paylarının tamamına sahip olduğu ve kanuni temsilcisi (şirketi temsil ve idareye yetkili kişisi, yönetim kurulu) olduğu hususunda yetkili ve görevli mahkemece tesis edilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunmadığı; talep dayanağı Denetim Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen "Görüş ve Öneri Raporu"nun mülkiyet hakkının devrini sağlayan etkisinin bulunamayacağı, keza şirketin yönetim kurulunun belirlenmesi sonucunu doğuramayacağı; aksi düşüncenin mülkiyet hakkının ve hukuki işlem güvenliği ilkesinin ağır ihlali sonucunu doğuracağı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmamaktadır.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.nun 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacının istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davacının Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/04/2024 tarih ve 2024/104 Esas ve 2024/212 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Alınması gereken 427,60. TL istinaf karar harcı başlangıçta peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52