Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2024/654
2024/1056
27 Haziran 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/654
KARAR NO : 2024/1056
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/12/2016 (Dava) - 11/01/2024 (Karar)
NUMARASI : 2023/717 Esas - 2024/17 Karar
DAVA :Maddi ve Manevi Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle)
BAM KARAR TARİHİ : 27/06/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 27/06/2024
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/01/2024 tarihli 2023/717 Esas ve 2024/17 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'ın kullandığı ... plakalı araç ile 01/03/2016 tarihinde Menderes -Seferihisar yolunun 22. Km. civarında Ovacık mevkiinde direksiyon hakimiyetini kaybederek davacıların murisi ...'ün yaşamını yitirmesine yol açtığını, tutulan trafik kazası tespit tutanağına göre davalı ...'ın "Şeride Tecavüz Etme" kuralını ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu, ... yabancı plakalı araç sürücüsü ...'ün kusurlu olmadığını, davalı ... hakkında İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/110 Esas sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını, bu dosyada alınan 23/11/2016 tarihli İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre, davalı ...'ın yönetimindeki kamyonet ile yola gereken dikkati vermediği, kendi seyir şeridini muhafaza edecek tarzda seyrine özen göstermeyip sevk ve idare hatası ile karşı şeride geçerek karşı yönden gelmekte olan müteveffa idaresindeki aracın önünü kapattığı, dikkatsiz, özensiz ve nizamlara aykırı hareket ettiği olayda asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalılardan ...'ın, trafik sicilinde araç sahibi olarak işleten sıfatına haiz olması nedeni ile müteselsilen sorumlu bulunduğunu, miras bırakana ait ... plakalı aracın pert olduğunu, aracın gümrüğe terk edilmek zorunda kalındığını, bu aracın otoparka götürülmesi ile ilgili olarak ... kurtarıcısına 944,00 TL bedelli faturanın tarafından ödenmek zorunda kalındığını, miras bırakan ...'ün hem Almanya'da hemde Türkiye'de emekli maaşı aldığı, eşine ve çocuklarına maddi destekte bulunduğunu bu sebeple ölümü sebebiyle davacılarının destekten yoksun kalmış olduklarını, ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk poliçesini düzenleyen ... Sigorta A.Ş. Genel müdürlüğüne destekten yoksun kalma ve araçta oluşan hasarın ödenmesi bakımından müracaatta bulunulduğunu, şirketten herhangi bir cevap alınamadığını, davacıların miras bırakan ...'in ölümü nedeni ile çok büyük üzüntü duyduklarını, ruhsal bütünlüklerinin bozulduğunu ve manevi açıdan çok büyük yıkım yaşadıklarını, miras bırakanın eşi ...'ün halen beraber yaşadıkları eve gidemediğini, bir kaç ay dönüşümlü olarak çocuklarının yanında yaşamak zorunda kaldığını ayrıca kaza sonrası ...'ün yaralandığını, bu yaralanma sebebiyle Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi gördüğünü belirtmiş, 60.000,00 TL maddi zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... için 60.000,00 TL, davacı ..., ..., kızı ... ve ... için her biri için 60.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücü ... ve işleten ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kaza sonrası yaralanan ... için 5.000,00 TL, oğlu ..., ..., kızı ... ve ... için her biri için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücü ... ve işleten ...'tan, müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 15/01/2024 tarihli talep dilekçesinde özetle; dosyanın İstinaf incelemesi öncesinde verilen gerekçeli kararında kazada vefat eden ... için davacı eşine 35 bin TL çocuklarına da 30 bin TL manevi tazminata hükmedildiğini, çocuklar için verilen manevi tazminatın sadece vefat eden babaları ... için olup yaralanan anneleri ... için herhangi bir manevi tazminata hükmedilmediğini, bu hususun 09.07.2020 tarihli gerekçeli kararın 3.sayfasının 6.paragrafında net olarak ifade edildiğini, davacı ...'ün geçici ve sürekli iş göremezlik oranı belirlenemediğinden bu talep yönünden herhangi bir hesaplama yapılmamıştır." çocuklara anneleri için manevi tazminat verilmediğinin annelerine 35 bin TL kendilerine 30 bin TL olarak verilmesinden zaten ortada olduğunu, annelerine 5 bin TL fazla verilen miktar kendi yaralanmasına ilişkin olarak ilave edilmiş olup çocuklara bu ilave yapılmadığını, 09.07.2020 tarihli gerekçeli kararda yaralanan anne ... için manevi tazminata hükmedilmemiş olmasına rağmen ve de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından manevi tazminat miktarının düşürülmesine yönelik bir karar da verilmemiş olmasına rağmen mahkemenin 11.01.2024 tarihli duruşmasında verilen kararda vefat edenin çocukları için manevi tazminat miktarı 30 bin TL den 25 bin TL ye düşürülmüş vefat edenin eşine verilen manevi tazminat miktarı ise aynı şekilde bırakılarak 35 bin TL olarak belirlendiğini, zaten kazada yaralanan anneleri için çocuklara zaten manevi tazminat verilmediğini, bu nedenle mahkemenin verdiği ilk gerekçeli kararda çocuklar için 30 bin TL anneleri için 35 bin TL olarak verilmiş olan manevi tazminat miktarı şimdi çocuklara babalarının vefatı nedeni ile verilen manevi tazminattan sanki anneleri için verilmişcesine indirilerek belirlendiğini, açıklanan hususların hükümde karışıklığa neden olmaması nedeniyle, maddi bir hata sebebiyle 30 bin TL yerine 25 bin TL olarak yazılmış olması halinde düzeltilmesini ya da mahkemenin açıkladıkları hususları dikkate alarak kısa kararında belirttiği hususların tavzih edilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların talep ettiği tazminatların fahiş olduğunu, kaza sonucu davalı ...'ın ağır bir şekilde yaralandığını ve kalıcı bir şekilde sakat kaldığını, davalı ... 'ın direksiyon hakimiyetini kaybetmediğini, kazada kusurlu olanın ... olduğunu, ...'ün davalı ... 'ın şeridine girdiğini, ...'nin ...ridine kaçtığını, ... 'un da daha sonra kendi şeridine geri döndüğünü, ...'un hatalı hareketleri sonrası kazanın meydana geldiğini, davalı ...'nin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, olayla ilgili yargılamanın İzmir 12.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/110 Esas sayılı dosyasından devam ettiğini, bu dosyanın kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğini, kusur oranının belirlenmesi açısından keşif yapılarak bilirkişi raporu alınması gerektiğini, müteveffa ...'ün emekli maaşının mirasçılarına intikal edeceğini, bu sebeple davacıların destekten yoksun olma zararın söz konusu olmadığını, ...'ün reşit olmayan çocuğu bulunmadığını, ...'un vefatı sonrası davacılara ödenen tazminat ve ödemelerin Sgk ve Almanya'da emekli maaşı aldığı kurumdan sorulması gerektiğini, davacı ...'ün kaza sonrası hastanede ayakta tedavi gördükten sonra taburcu edildiğini, birkaç saat ayakta tedavi edildikten sonra hastaneden taburcu edilen bir kişinin ve yakınlarının bu kadar yüksek manevi tazminat talebinde bulunmalarının hukuk ve hakkaniyete ters olduğunu, ...'ün aracının pert olup olmadığı olmuş ise sigortadan pert bedeli alınıp alınmadığının ve sigorta şirketi tarafından kaza sebebiyle yapılan ödemelerin sorulması gerektiğini, davacıların cenaze masrafı talep edemeyeceklerini, davacılara cenaze masraflarının ödenip ödemediğinin SGK ve Almanya'dan sorulması gerektiğini, davacıların reeskont faizi taleplerinin yasal olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta adına usulüne uygun tebligat yapılmış davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece, ''...Mahkememizce İstinaf ilamı öncesinde verilen ilk kararın davacıların maddi tazminat talepleri yönünden İzmir 2.İcra Müdürlüğü'nün 2020/7105 E sayılı dosyasında, manevi tazminat talepleri yönünden İzmir 15.İcra Müdürlüğü'nün 2020/ 7127 E sayılı dosyasında takip konusu edildiği ve her iki takibinde infaz edildiği, Mahkememizce İzmir 2. İcra Müdürlüğü 'nün 2020/7105 sayılı dosyası ile İzmir 15.İcra Müdürlüğü 'nün 2020/7127 sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davacılar lehine maddi ve tazminat talepleri ile ilgili yeniden hüküm kurulmasının gerektiği, kurulan yeni hükümde ayrıca yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden de icra dosyalarında yapılan tahsilatların mahsup işleminin kararın infazı sırasında icra müdürlüklerince yapılmasının gerektiği, Mahkememizce verilen 09/07/2020 tarihli ilk kararın davalı sigorta şirketi tarafından İstinaf edilmediği, Mahkememizce verilen ilk kararın davalı sigorta şirketi yönünden kesinleştiği ve söz konusu davalı yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi yönünden Mahkememizce verilen 09/07/2020 tarihli karar İstinaf ilamı kapsamı dışında kalmakla kesinleştiğinden bu davalı yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davanın diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir....'' gerekçesiyle; ''...
-
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi yönünden Mahkememizce verilen 09/07/2020 tarihli karar İstinaf ilamı kapsamı dışında kalmakla kesinleştiğinden bu davalı yönünden YENİDEN KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
-
Maddi tazminat talebine yönelik davanın davalılar ... ve ... yönünden KISMEN KABULÜ ile İzmir 2. İcra Müdürlüğü 'nün 2020/7105 sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 91.925,25 TL davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatı , 36.500,00 TL araç hasar bedeli ,1.300,00 TL cenaze ve defin gideri ve 944,00 TL çekici bedeli olmak üzere toplam 130.669,25 maddi tazminatın kaza tarihi olan 01.03.2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ' dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
Maddi tazminat ile ilgili fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE,
- Manevi tazminat talebine yönelik davanın davalılar ... ve ... yönünden KISMEN KABULÜ ile İzmir 15.İcra Müdürlüğü 'nün 2020/7127 sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla
Davacı ... için kendisinin yaralanması dolayısıyla 5.000,00 TL ve eşi ... ' ün vefatı dolayısıyla 30.000,00 TL olmak üzere toplam 35.000,00 TL,
Davacı ... için babasının vefatı dolasıyla 25.000,00 TL,
Davacı ... için babasının vefatı dolasıyla 25.000,00 TL,
Davacı ... için babasının vefatı dolasıyla 25.000,00 TL,
Davacı ... için babasının vefatı dolasıyla 25.000,00 TL,
olmak üzere toplam 135.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.03.2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ' dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
Manevi tazminat talebi ile ilgili fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir.
Mahkemece 17/01/2024 tarihli ek karar ile; "....her ne kadar davacı tarafça, 11.01.2024 tarihli duruşmasında verilen kararda vefat edenin çocukları için manevi tazminat miktarının 30 bin TL den 25 bin TL ye düşürüldüğü, vefat edenin eşine verilen manevi tazminat miktarının ise aynı şekilde bırakılarak 35 bin TL olarak belirlendiği, kazada yaralanan anneleri için davacı çocuklara zaten manevi tazminat verilmediği, bu nedenle mahkemenin verdiği ilk gerekçeli kararda çocuklar için 30 bin TL anneleri için 35 bin TL olarak verilmiş olan manevi tazminat miktarının çocuklara babalarının vefatı nedeni ile verilen manevi tazminattan sanki anneleri için verilmişcesine indirilerek belirlendiği ve mahkemenin 11/01/2024 tarihli duruşmasında verilen kısa kararda maddi hata olduğundan bahisle kararın hüküm kısmının "30 bin TL yerine 25 bin TL olarak yazılmış olması halinde düzeltilmesini ya da mahkemenin açıkladıkları hususları dikkate alarak kısa kararında belirttiği hususların tavzih edilmesi talep edilmiş ise de; mahkememizin kısa ve gerekçeli kararında sehven yapılmış bir hatanın söz konusu olmadığı, Mahkememizce İstinaf ilamı da göz önüne alınarak hüküm kurulduğu, bunun yanında davacılar vekilinin talebinin hükmün tavzihi kapsamında olmayıp İstinaf konusu olabileceği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış" gerekçesiyle" Davacılar vekilinin yasal koşulları oluşmayan düzeltme talebinin REDDİNE...." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; istinaf incelemesi öncesindeki İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/697 E 2020/306 K sayılı 09/07/2020 tarihli gerekçeli kararında, kazada vefat eden ... için davacı eşine 35 bin TL davacı çocuklarına da 30 bin TL olmak üzere manevi tazminata hükmedildiğini, vefat edenin çocukları için verilen manevi tazminat sadece vefat eden babaları ... için olup yaralanan anneleri ... için herhangi bir manevi tazminat içermediğini, bu hususun yerel mahkemenin 09.07.2020 tarihli gerekçeli kararının 3.sayfasının 6.paragrafında net olarak ifade edildiğini, çocuklar için annelerinin aynı kazada yaralanmalarından dolayı manevi tazminata hükmedilmediğinin, "gerekçeli kararda anne ...'e 35 bin TL, çocukların kendilerine 30 bin TL" olarak verilmesinden zaten ortada olduğunu, anne ...'e 5 bin TL fazla verilen miktar kendi yaralanmasına ilişkin olarak ilave edilmiş olup çocuklara bu ilavenin yapılmadığını, yerel mahkemenin 09.07.2020 tarihli gerekçeli kararında, yaralanan anne ... için manevi tazminata hükmedilmemiş olmasına rağmen ve de Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesinin 2020/4546 E 2023/1216 K sayılı kararı ile manevi tazminat miktarının düşürülmesine yönelik bir karar da verilmemiş olmasına rağmen yerel mahkemenin 11.01.2024 tarihli duruşmasında verilen kararda vefat edenin çocukları için manevi tazminat miktarı 30 bin TL den 25 bin TL ye düşürülmüş vefat edenin eşine verilen manevi tazminat miktarı ise aynı şekilde bırakılarak 35 bin TL olarak belirlendiğini, zaten kazada yaralanan anneleri için çocuklara manevi tazminat verilmediğini, bu nedenle yerel mahkemenin verdiği ilk gerekçeli kararda çocuklar için 30 bin TL anneleri için 35 bin TL olarak verilmiş olan manevi tazminat miktarının, şimdi çocuklara babalarının vefatı nedeni ile verilen manevi tazminattan sanki anneleri için verilmişcesine indirilerek belirlendiğini, taraflarınca bu hususun düzeltilmesi bakımından tavzih talebi gönderilmiş olsa da mahkemece bu hususun yine de görmezden gelindiğini, davacı ...'ün de neticede ölümlü bir trafik kazasının içinde olması ve hafif de olsa kaza günü hastaneye gitmek zorunda kalarak tıbbi kontrollerini yaptırmak zorunda kalması nedeniyle çocuklarının da anneleri için yaşadığı üzüntü dolayısıyla manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, manevi tazminat için illa ciddi bir yaralanma yahut ölüm gerçekleşmesi mecburiyeti bulunmadığını, diğer itirazlarının ise manevi tazminatların miktarları bakımından olduğunu, davacılara babaları ... için verilen manevi tazminat miktarı 25.000.00-TL, davacının eşine verilen manevi tazminat miktarı ise 30.000.00-TL olup karşı tarafın %100 kusuru ile gerçekleşen trafik kazasından dolayı bir anda sağlıklı bir şekilde var olan çocukları için baba, eşi için de koca olan bir kişinin bir anda kaybı sonucu duyulan manevi ızdırabın bir nebze dindirilmesi için verilen manevi tazminat miktarının hiç bir üzüntüyü dindirecek miktarda olmadığını, kaldı ki tazminatın bu denli düşük olmasının davacılarda ciddi anlamda daha da çok üzüntüye sebep olduğunu, günün ekonomik şartları düşünüldüğünde verilen manevi tazminat miktarının son derece düşük olduğunu, bu sebeple ekonomik şartların, enflasyonun ve paranın alım gücünün de göz önüne alınarak manevi tazminat miktarında arttırım yapılması ve hakkaniyete uygun hale getirilmesi gerektiğini belirterek belirtilen talepleri doğrultusunda istinaf incelemesine konu edilerek davacı ... 'ün yaralanması dolayısıyla kendisine ve çocuklarına ayrı ayrı olmak üzere dava talep ettikleri manevi tazminatın davalılarca ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; haksız eylemden kaynaklanan ölüm ve yaralanma nedeni ile maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına; diğer davalılar yönünden, davanın maddi tazminat ve manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Mahkemenin 2017/697 Esas 2020/306 Karar sayılı, 09/07/2020 tarihli kararı ile "...Davanın KISMEN KABULÜ ile 91.925,25 TL davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatı , 36.500,00 TL araç hasar bedeli ,1.300,00 TL cenaze ve defin gideri ve 944,00 TL çekici bedeli olmak üzere toplam 130.669,25 maddi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 01.03.2016 , davalı ... Sigorta yönünden 17.03.2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, Davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlandırılmasına, Davacı ... için 35.000,00 TL, Davacı ... için 30.000,00 TL, Davacı ... için 30.000,00 TL, Davacı ... için 30.000,00 TL, Davacı ... için 30.000,00 TL, olmak üzere toplam 155.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.03.2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ' dan alınarak davacılara verilmesine, Maddi tazminat ve manevi tazminat ile ilgili fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE,..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece verilen kararın davacı ve davalı şahıslar tarafından İstinaf edilmesi üzerine Dairemizin 19/07/2023 tarih 2020/2546 Esas 2023/1216 Karar sayılı ilamı ile "...A-Davacılar vekilinin İstinaf itirazları yönünden yapılan değerlendirmede; 1-Aracın gümrüğe terk edilmiş olması nedeniyle, tazminat hesabında sovtaj bedelinin düşülmemesi gerektiği yönünden yapılan itirazın değerlendirilmesinde; Mahkemece alınan 28/01/2020 tarihli ek bilirkişi raporu içeriğinde aracın ikinci el rayiç değerinin 46.500,00 TL, sovtaj bedelinin 10.000,00 TL, araçtaki hasar bedelinin 36.500,00 TL olabileceği belirtilmiş ise de, raporun sonuç kısmında aracın ikinci el rayiç değerinin 36.500,00 TL, sovtaj bedelinin 10.000,00 TL, araçtaki hasar bedelinin 41.500,00 TL olabileceği belirtilmiş, davacı vekili tazminat talebini 41.500,00 TL' ye yükseltmiş ise de mahkemece bu husus gözetilerek 36.500-TL hasar bedeli ödenmesine hükmetmiştir. Davacılar vekilinin ek rapora itiraz etmediği, davacılar vekilinin yargılama aşamasında sovtaj bedeli yönünden rapora itiraz etmemiş olması nedeniyle ek raporun davacı yönünden kesinleştiği, bu durumun davalılar lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği anlaşıldığından, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin itirazının reddi gerekmiştir. 2-Davacı ...'ün yaralanması nedeniyle talep edilen manevi tazminat hakkında karar verilmediği yönündeki itirazın incelenmesinde; Davacı ...'ün kendisinin yaralanması ve eşinin ölümü diğer tüm davacılarında miras bırakanlarının ölümü ve ayrıca anneleri ... ' nin yaralanması sebebiyle manevi olarak da zarara uğradıkları, bu zararın da haksız fiil hükümleri doğrultusunda araç sahibi ve araç maliki tarafından giderilmesinin gerektiği olayın niteliği, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur oranları ve paranın satın alım gücü göz önüne alınarak davacılar lehine uygun miktarda manevi tazminatın hüküm altına alınmasının gerektiği gerekçeli kararda belirtilmiş ise de; 6100 Sayılı HMK 297/2 maddesi gereğince bir davada istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup, hüküm kısmında davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın ne kadarının davacı ...'nin yaralanması ne kadarının murisleri ...'ün vefatından kaynaklandığının ayrı ayrı belirtilmediği; hükmedilen manevi tazminat tutarı hakkında denetime elverişli bir şekilde ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması hatalı olup, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin itirazının belirtilen gerekçe ile kabulü gerekmiştir.
B-Davalılar ... ve ... vekilinin İstinaf itirazları yönünden yapılan değerlendirmede; 1-Kusur raporu yönünden yapmış olduğu itirazın değerlendirilmesinde; Hükme esas alınan ATK'nun 11/11/2019 tarihli raporunda belirlenen kusur oranının somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu; ayrıca bilirkişi heyetinin düzenlediği 30/09/2019 tarihli rapor ve İzmir 12.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/110 E. sayılı dosyasında alınan 3/11/2016 tarihli Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporu ile kaza tutanağı ile uyumlu olduğu anlaşıldığından, davalılar vekilinin kusur yönünden İstinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı ...'ün kazada eşinin vefat etmesi sonrası bağlanan dul-yetim maaşının maddi tazminatın hesabında nazara alınmamış olması yönünden yapılan itirazın incelenmesinde; Davaya konu trafik kazası 01/03/2016 tarihli olup, bu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri gereği, sigortalı ölenin, hayatta kalan yakınlarına dul ve yetim maaşı bağlandığı gibi toptan ödeme de yapılmaktadır. Bu dul ve yetim maaşları ile yapılan toptan ödeme, destekten yoksun kalma tazminatı gibi hayatta kalanın şahsına bağlıdır, ölenin terekesine dahil değildir. 06.03.1978 tarih ve 1978/1 Esas, 1978/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı gereğince, destekten yoksun kalma tazminatının saptanmasında, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından bağlanan gelirlerin indirilmemesi gerekir. Bu itibarla, tazminat ödemekle yükümlü olan kişi, anılan kurum tarafından hak sahiplerine ödenen tazminatın, hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından indirilmesini isteyemez. Haksız eylem sonucu ölen kişi, yaşamı süresince çalışmış ve maaşından düzenli olarak belirli bir miktar para kesilerek Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı yatırılmıştır. Zarar verenin, bu paradan yararlanması söz konusu olamaz. O halde zarar veren, verdiği zararın tamamını, ölenin hak sahiplerince açılan davada ödemelidir.
Somut olayda; davacı ...'nin eşi ... trafik kazasında ölmüş olup, davacı ...’ye Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan aylık ve peşin sermaye değeri ödemesi, ölenin hayattayken maaşından Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından kesilen miktarların karşılığı olup, bağlanan aylıklar ve peşin sermaye değeri, kendisine aylık ya da gelir bağlanan ölenin hak sahipleri için destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yapılırken, tazminattan düşülmemektedir. Davalılar vekilinin bu yöne ilişkin itirazının reddi gerekmiştir. (Bu yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2021/20610E.-2021/8132K.) 3-Davalılar vekilinin hesaplanan maddi tazminatların fahiş ve hatalı olduğu, alacak kalemlerinin usulsüz olarak hesaplandığı yönünden yapılan itirazın değerlendirilmesinde; Davalılar ... ve ... vekili 30/09/2019 tarihli kök heyet raporu ve 28/01/2020 tarihli ek rapora süresinde itiraz etmiş ise de, raporlara yapmış olduğu itirazların ve bu yöndeki istinaf itirazlarının soyut olduğu, hesaplama yöntemine ilişkin itirazının bulunmadığı nazara alınarak bu yöne ilişkin itirazlarının reddi gerekmiştir. 4-Tanıklarının dinlenilmemesi sonucunda savunma haklarının kısıtlandığı davalı ...'nin sakatlanmasına yönelik inceleme ve araştırma yapılmadığı yönünden yapılan itirazın incelenmesinde; Davalılar vekili 21/12/2017 tarihli druşmada davalı ...'in de kaza nedeniyle ağır şekilde sakatlandığını belirterek bu hususta tanık dinletmek istemiş, mahkemece talebe ilişkin olarak olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması hatalı ise de, eldeki davanın konusu davalı ...'nin yaralanması olmayıp, tanık dinletilmesinin esasa etkili olmayacağı nazara alındığında bu yöne ilişkin itirazın reddi gerekmiştir. 5-Davacı ...'ün yaralanması nedeniyle davacı ... ve çocukları olan diğer davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat yönünden yapılan itirazın değerlendirilmesinde; Maluliyet oranı ve iyileşme süresinin belirlenmesine yönelik olarak Ege Üniversitesi Adli Tıp Kürsüsünden rapor alınmasına ilişkin ara karar oluşturulmuş ancak davacı ...'ün davete rağmen hastane tarafından belirlenen randevu tarihinde muayenesi için hastaneye müracaat etmemesi nedeni ile davacı ... ' ün geçici ve sürekli iş göremezlik oranı belirlenememiş ise de, TBK 56/2 maddesi uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği nazara alındığında, dosya kapsamına göre ve dosyada mevcut İzmir ATK raporundan da anlaşıldığı üzere davacı ...'nin yaralanmasının diğer davacılar olan çocukları lehine manevi tazminatı gerektirecek derecede ağır bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ...'nin bu yöne ilişkin itirazının kabulü gerekmiştir. 6-Müterafik kusura ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; 6098 sayılı Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Kanununun 52.maddesinde (Borçlar Kanunu 44. madde) öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurunda kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde, TBK’nın 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/21203 Esas, 2021/6808 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır) Müterafik kusur yönünden mahkemece re'sen değerlendirme yapılması gerekirken, bu konuda olumlu-olumsuz hiçbir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Bu durum karşısında mahkemece; müteveffanın emniyet kemeri takıp takmadığı, yaralanmasının niteliği gereği, emniyet kemeri takmamış olması halinde bu durumun zararın doğumu ya da artmasında etken olup olmadığı dikkate alınıp TBK’nin 52. maddesi uyarınca maddi tazminattan indirim yapılması gerekip gerekmediği, müterafık kusurunun bulunduğunun kabul edilmesi halinde tazminattan Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre %20 oranında indirim yapılması hususunda karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Aynı yönde Yargıtay 4. HD 2021/2098 E.- 2021/9167 K.) Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekili ile davalı ... ve ... vekilinin istinaf itirazlarının belirtilen yönlerden kabulüne, sair itirazlarının reddi ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir..." gerekçesiyle Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; Mahkemece Dairemizin kaldırma kararına uygun olarak işlem yapıldığı, kaldırma kararında belirtilen eksik hususların giderildiği; karara davacı ...'ün yaralanması nedeniyle davacı ... ve çocukları olan diğer davacılar lehine hükmedilmesi talep edilen manevi tazminat yönünden itiraz edilmiş ise de, maluliyet oranı ve iyileşme süresinin belirlenmesine yönelik olarak Ege Üniversitesi Adli Tıp Kürsüsünden rapor alınmasına ilişkin ara karar oluşturulmuş ancak davacı ...'ün davete rağmen hastane tarafından belirlenen randevu tarihinde muayenesi için hastaneye müracaat etmemesi nedeni ile davacı ... ' ün geçici ve sürekli iş göremezlik oranı belirlenememiş ise de, TBK 56/2 maddesi uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği nazara alındığında, dosya kapsamına göre ve dosyada mevcut İzmir ATK raporundan da anlaşıldığı üzere davacı ....'nin yaralanması nedeni ile davacı ... lehine uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekir ise de, diğer davacılar olan çocukları lehine manevi tazminatı gerektirecek derecede ağır bulunmadığı anlaşılmakla bu yöne ilişkin itirazın yerinde olmadığı; mahkemece dosya kapsamına uygun olarak yeniden değerlendirilen manevi tazminat miktarlarında da bir isabetsizlik görülmediği, hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarında olayın oluşumuna, tarafların sosyal-ekonomik durumlarına, kusur durumuna ve dosya kapsamına göre bir isabetsizlik de bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacılar vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/01/2024 tarihli 2023/717 Esas ve 2024/17 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60. TL istinaf karar harcı peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
-
Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
-
HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
27/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09