SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 20. HD 2021/1709 E. 2024/1002 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1709

Karar No

2024/1002

Karar Tarihi

13 Haziran 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1709

KARAR NO : 2024/1002

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 12/07/2017 (Dava) - 24/09/2021 (Karar)

NUMARASI : 2017/759 Esas - 2021/717 Karar

DAVA : Maddi Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)

BAM KARAR TARİHİ : 13/06/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 13/06/2024

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/09/2021 tarihli 2017/759 Esas ve 2021/717 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 3. kişi sorumluluğunu da kapsayan yurt içi taşıyıcı mali mesuliyet sigorta poliçesinin düzenlendiğini, davalının, müvekkilinin dava dışı 3. kişiye ödemiş olduğu hasar miktarını ödemesi gerekirken ödeme yapmadığını, müvekkilinin vinç hizmeti verdiğini, dava dışı ... San. ve A.Ş.’nin Çiğli ilçesindeki fabrika sahasında sözleşmeli taşeron olarak vinç hizmeti vermekte iken vinç çalışması sırasında davaya konu 23/05/2016 tarihli kazanın oluştuğunu, müvekkiline ait ... plakalı vincin 1. ara bomunun kırılarak yere düştüğünü, böylece vincin taşımakta olduğu kanadın baş kısmında saplama deliklerinin bulunduğu yerde hasar oluştuğunu, söz konusu kanadın bir daha kullanılamayacak durumda olduğunu, müvekkilinin aynı gün davalı sigorta şirketine hasar bildiriminde bulunduğunu ve hasar dosyasının oluşturulduğunu, ardından davalı tarafça istenen tüm belgelerin müvekkili tarafından tamamlandığını, ancak davalının ödeme yapmadığı gibi olumlu veya olumsuz bir bildirimde de bulunmadığını, 04/08/2015 düzenleme ve 30/07/2015 başlangıç-30/07/2016 bitiş tarihli yurt içi taşıyıcı mali mesuliyet sigorta poliçesinin 3. kişi sorumluluğunu da kapsadığını, müvekkilinin bu hasarı dava dışı 3. kişiye fatura karşılığında ödediğini, olayın ardından Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/136 D.İş sayılı dosyasında tespit yaptırıldığını, tespit raporunda “vincin kanadının tamir olamayacağı ve yeni kanat bedelinin yaklaşık 90.000,00 Euro + KDV olduğu, hurda bertaraf etme bedelinin 18.650,00 TL + KDV olduğu” hususlarının belirlendiğini, dava dışı şirket tarafından söz konusu kanat hasarının müvekkiline fatura edilerek fatura bedelinin cari hesaptan müvekkiline borç girilerek tahsil edildiğini, bu şirket tarafından hasara ilişkin olarak müvekkili adına 22/08/2016 tarihli ve 498.630,00 TL bedelli faturanın düzenlendiğini, değişik iş dosyasında hasarlı kanat ile ilgili değer tespiti raporunda belirtilen esaslar (rüzgar tribünü üreten firmanın müşteri portföyü, insan kaynakları, teknolojik imkanlar vb) yönünden bir dayanak sunulmadığını, bu yönüyle tespit raporunun eksik olduğunu, dava dışı ... şirketinin sektörün en büyük üretici firması olduğunu ve rayici belirleyen yegane firma olduğunu, bu nedenle bu şirketin müvekkiline fatura ederek cariden mahsup yoluyla müvekkilinden tahsil ettiği zarar miktarının gerçek zarar miktarı olduğunu, davalının TTK’nın 1427/2 maddesi gereğince 45 günlük süre sonunda 08/07/2016 tarihi itibariyle temerrüte düştüğünü, müvekkilinin, davalının temerrütü nedeniyle alınamayan para nedeniyle bankalardan kredi kullandığını ve faizle karşılanamayan munzam zararının doğduğunu belirterek, davalı sigorta şirketinin sigorta poliçesine uygulanması gereken muafiyet tutarı düşüldükten sonra poliçe teminatı kapsamında olmasına rağmen haksız bir şekilde karşılanmayan ve müvekkili tarafından 3. kişi şirkete ödenen hasar miktarının şimdilik 50.000,00 TL’sinin 08/07/2016 temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte ve müvekkilinin faizle karşılanamayan munzam zararının tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekili 08/06/2018 tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin 08/07/2016-30/09/2016 tarihleri arasında ... Bankası ... Şubesi’nden, ... ... Şubesi’nden ve ... ... Şubesi’nden kredi temin etmek zorunda kaldığını, bu nedenle de yüksek oranda faiz, dosya masrafı ve komisyon bedeli gibi giderleri ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin temin edilen kredi nedeniyle fazladan ödemek zorunda kaldığı miktarların ve zararların hesap edilmesinin mümkün olmadığını belirterek, munzam zarara ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.500,00 TL istediklerini belirtmiştir.

Davacı vekili 24/06/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; 3.500,00 TL olarak istedikleri munzam zararı 18.100,99 TL olarak ıslah ettiklerini belirterek, müvekkilinin dava tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinden tahsil edebileceği kanat hasar miktarının 498.630,00 TL olduğunun tespitine, bu tutardan dava açıldıktan sonra davalı tarafça yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan 132.800,00-TL’nin temerrüt tarihi olan 08/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, munzam zarara ilişkin itirazları ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 18.100,99-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı tarafça, dava açıldıktan sonra kısmi ödeme yapıldığından, taraflarınca harcı tamamlanan 498.630,00-TL hasar ve 18.100,99-TL munzam zarar isteği toplamı olan 516.730,99-TL üzerinden hesaplanacak vekalet ücreti ve diğer tüm yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

CEVAP :

Dava dilekçesi davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı yasal süre içerisinde davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

Mahkemece,''...Davacının hasar zararına ilişkin açtığı maddi tazminat davasında; Dava açıldıktan sonra davalı sigorta şirketi tarafından 456.910,87 TL’nin ödenmiş olması nedeniyle bu miktar yönünden dava konusuz kaldığından, bu miktarla ilgili karar verilmesine yer olmadığına, Kalan hasar zararına ilişkin 41.719,13 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 08/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, Davacının munzam zarara ilişkin davasının kabulü ile; 18.100,99 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine...'' şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; munzam zarara ilişkin taleplerinin hatalı değerlendirilerek eksik hesaplandığını, müvekkilinin kur farkından kaynaklanan zararının munzam zarar kalemi içerisinde kabul edilmemesinin bozma sebebi olduğunu, Yargıtay kararları doğrultusunda müvekkilinin kur farkından kaynaklanan ve faiz ile karşılanmayan zararının hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, zira bugün 1 Euro: 15,601- TL olup sigorta poliçesine göre ödenmeyen bakiye hasar bedeli 40.000 Euro olduğu halde davalı sigorta şirketinin yıllar sonra TL cinsinden zarara karşılık gelen cüzi bir ödeme yaparak borçtan ve sorumluluktan kurtulmasının kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin kusurlu olması halinde sigorta şirketi olarak kendilerinin sorumlu olacağını, oysaki müvekkilinin kusurlu olmadığını, Mahkemenin dava konusu zararın gerçek zarar olup olmadığını araştırmadığını, müvekkili ile davalı arasında düzenlenen yurtiçi taşıyıcı mali mesuliyet sigortası ile; Müvekkilinin üçüncü kişilere vermiş olduğu zararlar davalı sigorta şirketi tarafından teminat altına alınmış olup burada sigorta şirketinin sorumluluğunun kusura dayalı olmadığını, söz konusu poliçe ile 30/07/2015-30/07/2016 tarihleri arası oluşabilecek tüm riskleri teminat içerisine almakta olup bilirkişi kök raporunda dava dışı ... şirketi tarafından üretilen 58,5 metre boyutunda kanat bedelinin kaza tarihi olan 150.000 Euro olduğu, Kdv hariç 498.630-TL civarında olduğu, hasar yansıtma faturasının gerçeğe uygun olduğunun tespit edildiğini, zarar gören 3. kişi şirket hasara konu kanadı üreten şirket olup, hasarın piyasaya emsallere göre geçek değeri gösterdiği kök bilirkişi heyetinde bulunan sigorta eksperi tarafından da aynı şekilde tespit edildiğini/rayice uygun bulunduğunu, müvekkilinin munzam zararının ispat edilmediği ve illiyet bağının bulunmadığı yönündeki davalı itirazlarının da haksız olduğunu, davalı sigorta şirketi zamanında ödeme yapsaydı müvekkilinin dosyaya sunulu kredileri çekmek zorunda kalmayacağını, ekonomik yönden sıkıntıya düşmeyeceğini, kaldı ki müvekkilinin munzam zararının yalnızca çektiği banka kredi sebebiyle oluşmadığını faizle karşılanmayan kur farkından kaynaklanan zararın da müvekkilinin munzam zararını oluşturduğunu, davalı sigorta şirketi kendisine hasar bildirildikten sonra yasal süre içerinde sigorta poliçesinde kararlaştırıldığı gibi Euro cinsinden veya o günkü tarihteki TL karşılığı üzerinden hasar ödemesi yapsaydı müvekkilinin zararının doğmayacağını, bu sebeple müvekkilinin zararı ile sigorta şirketinin yükümlülüğünü yerine getirmemesi arasında illiyet bağının bulunduğunun kuşkusuz olduğunu, davalı tarafın poliçe kapsamında teminatı zamanında ödemekle sorumlu ve yükümlü olduğu açık olup davalı taraf davadan sonra kısmi ödeme yaparak sorumluluğunun bulunduğunu kabul ettiğini belirterek kararın aleyhlerine olan hükümleri yönünden bozulmasına, davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece, İtirazlarının değerlendirilmediğini, davacının haklılığı ispat edilmeyen alacakları varmış gibi hesaplama yapıldığını, dava konusu hasar 23.06.2016 tarihinde meydana gelmiş olup, davacının talebi ile müvekkili şirket tarafından meydana gelen hasar nedeni ile hasar dosyası açıldığını, davacı tarafın ise hasar dosyasının neticesini beklemeksizin dava dışı 3. kişiye ödeme yaptığını, her şeyden önce, müvekkili sigorta şirketinin ödemesinin bir hasar tazminatı olduğunu, hasar tazminatının hiçbir zaman zenginleşme aracı olamayacağını, sadece ilgili hasarın giderilmesinin karşılığı olduğunu, kaldı ki, davacı şirketin dava konusundan bağımsız şekilde ve daha önceki tarihlerde kredi kullandığını, bu haliyle 23.06.2016 hasar tarihi öncesi krediler ile müvekkili şirkete zarar tevcih edilmesinin mümkün olamayacağını, bu nedenle müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin kabul edilemeyeceğini, ilk derece mahkemesince, müvekkili şirketin davacı şirkete yapmış olduğu ödemenin, hatır ödemesi olduğunun değerlendirilmediğini, 24.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda davacının kullanmakta olduğu vincin geçerli periyodik kontrol raporunun bulunduğu, kazada operatörün her hangi bir kusurunun bulunmadığı da dikkate alındığında kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olan müvekkili şirketin dava açıldıktan sonra davalı şirkete yapmış olduğu ödemenin hatır ödemesi kapsamında olduğunun sabit olduğunu, 15.10.2019 tarihli dilekçede de açıkça ifade ettikleri üzere müvekkili şirket ile davacı arasında ... Sigorta Poliçesi akdedilmiş olup, müvekkili şirketin sorumluluk sigortacısı olduğunu, müvekkili şirket sorumluluk sigortacısı olduğundan sorumluluğunun kusur varlığında ve oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, şayet sigortalının bir kusuru veya sorumluluğu yok ise sorumluluk sigortacısı olan müvekkili şirketin de her hangi bir sorumluluğu olmayacağını, dolayısı ile herhangi bir sorumluluğu olmayan müvekkili sigorta şirketinin ödeme yapmasının da beklenemeyeceğini, hasar nedeniyle davacının veya dava dışı müşterisinin kusurlu olup olmadığının irdelenmediğini, tarafların ve dava dışı müşterinin kusur oranlarının tespit edilmesi, akabinde hesaplama yapılması gerektiğini, kaldı ki davacının kullanmakta olduğu vincin geçerli periyodik kontrol raporunun bulunduğunu ve kazada operatörün her hangi bir kusurunun bulunmadığının yargılama sırasında aldırılan bilirkişi raporlarında tespit edildiğini, bu nedenle de müvekkili şirketin her hangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacının munzam zararını ispat edemediğini, munzam zarar ile davacının talepleri arasında illiyet bağı bulunmadığını, nitekim, 14/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda da ''dava dilekçesinde istenen munzam zararın oluşmasına davalı tarafından davacıya yapılmayan hasar ödemesinin sebebiyet vermediği, yani bu anlamda illiyet bağının bulunmadığı düşünülmektedir.'' tespitinin yer aldığını, munzam zarar talebinde borçlunun kusurlu olması zorunlu olduğundan ve esasen rapor ile davacının kusurlu olmadığı tespit edildiğini, ilk derece mahkemesince davacının 24.06.2021 tarihli dilekçesi ile munzam zarar yönünden ıslah talebinde bulunması nedeni ile faizin ıslah tarihinden itibaren işletilmesi gerekmekte iken, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacının dava dışı müşterisi ile cari hesap ilişkisine konu ettiğini iddia ettiği ve müvekkili şirketten tahsilini talep ettiği 498.630,00-tl bedelin gerçek zarar olup olmadığının araştırılmadığını, yargılama sırasında aldırılan bilirkişi raporlarında iddia olunan zarara ilişkin piyasa araştırması ve emsallere dair her hangi bir belge sunulmadığını, onarımının mümkün olmadığı ileri sürülen hasara konu emtianın akıbeti hakkında davacı yanca hiç bir bilgi verilmediğini, emtia imha edildi ise imha aşamalarını ve ilgili işlemleri gösterir fotoğraflar ve imha belgelerinin sunulmadığını belirterek istinaf başvurularının kabulü ile davanın reddine karar verilmesini; vekalet ücreti ve yargılama giderinin karşı yana yükletilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, taraflar arasında imzalanan yurt içi taşıyıcı mali mesuliyet sigorta poliçesi çerçevesinde hasar bedelinin ve munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Mahkemece kararda yazılı gerekçe ile bilirkişi bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmiş ise de; hasarlanan kompozit kanadın değeri dava dışı ... şirketi tarafından kesilen fatura tutarı olarak kabul edilerek bilirkişi raporu düzenlendiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, hasarlanan kanadın emsal rayiç değerinin tespiti yönünde yeterli araştırma yapılmadığı, söz konusu kompozit kanadın rayiç değerinin usulüne uygun olarak araştırılarak gerçek zararın belirlenmesi gerektiği, ancak dava dışı şirketin düzenlediği fatura ile belirlediği kanat değerinin fahiş olup olmadığının araştırılmaksızın hasara uğrayan ürünün rayiç bedeli olarak kabul edildiği, ayrıca ürün imha işlemi ve bedeline ilişkin araştırma yapılmadığı, yine mahkemece kanadın geri dönüştürülebilir olup olmadığı, hurda değerinin olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulamadığı, davalının bu hususlara ilişkin itirazlarının da karşılanmadığı anlaşılmıştır.

Diğer taraftan, dosya kapsamına göre davacının olay tarihinden öncesinde ve sonrasında değişik bankalardan değişik tarihlerde kredi kullandığı hususunun açık olduğu, davacının ticari defter ve belgelerini defterlerini inceleyen bilirkişinin yaptığı tespite göre de davacının kasa açığının bulunmadığının tespit edildiği de nazara alındığında, davacının olay tarihinden sonra çekmiş olduğu kredinin davalının hasar bedelini temerrüt tarihinde ödememiş olmasından kaynaklandığının somut olarak ortaya konulamamış olduğu, davacının ticari defter ve belgelerine göre olay tarihinden önceki dönemlere göre olay tarihinden sonra davacının gelir gider dengesinde, borç düzenyinde farkedilir bir değişiklik meydana gelip gelmediği, ödemenin geç yapılmış olmasının davacının kredi çekmesine neden olup olmadığı, kredi çekilmesi nedeni ile zarar oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise davalının temerrüt tarihinde ödeme yapmaması ile zarar arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunun yeterli gerekçe ile denetime elverişli olarak açıklanmadığı, munzam zararın somut olarak tespiti yönünde yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, munzam zararın oluşup oluşmadığı oluşmuş ise ne şekilde oluştuğunun ve tutarının tereddüte mahal vermeyecek gerekçeler ile ortaya koymak yerine munzam zarar talep koşullarından bahisle bilirkişi raporuna atıf yapılmakla yetinildiği, mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği davacının ve davalının itirazlarının belirtilen yönlerden yerinde olduğu anlaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/09/2021 tarihli 2017/759 Esas ve 2021/717 Karar sayılı kararının HMK 353/1. a. 6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

  2. Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

  3. Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre davacı vekili ve davalı vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

  4. İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),

  5. İstinaf aşamasında davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,

  6. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

  7. Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359. (3) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,

Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 13/06/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

SigortaSözleşmesinden(ÖzelizmirTazminattarihiMaddiKaynaklanan)numarası

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim