İzmir BAM 20. HD 2021/1036 E. 2023/2082 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/1036
2023/2082
27 Aralık 2023
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1036
KARAR NO : 2023/2082
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/07/2020 (Dava) - 08/06/2021 (Karar)
NUMARASI : 2020/311 Esas - 2021/508 Karar
DAVA : Maddi Tazminat (Trafik Kazası Kaynaklı)
BAM KARAR TARİHİ : 27/12/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 27/12/2023
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/311 Esas-2021/508 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 11.08.2018 tarihinde ... plakalı aracın, müvekkiline ait ve ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, arkada seyreden sigortalı araç sürücüsünün takip mesafesini ayarlayamayarak müvekkilinin aracına çarptığını, kaza tespit tutanağı nazara alındığında, ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesi nedeniyle maddi hasardan sorumlu olduğunun izahtan vareste olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu'nun 110.maddesi gereği; motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların sigortacının merkez ve şubesi veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceğini, İzmir'de davalı sigorta şirketinin şube şeklinde örgütlenmiş bir bölge müdürlüğünün bulunması nedeniyle İzmir Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, ticaret şirketlerinin sicile ancak merkez ya da şube olarak kaydolabileceklerini, bölge müdürlüğü niteliğinde bir tescilin olmadığını, dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve dava şartının yerine getirildiğini, müvekkiline ait Alman trafiğine kayıtlı aracın kaza sonrası oluşan hasarının, Almanya'da bulunan ... şirketi tarafından Alman rayicine göre hesaplandığını ve KDV dahil 3.341,41 Euro olarak tespit edildiğini, müvekkilinin daimi ikametgahı ve aracın Almanya plakalı olduğu dikkate alındığında, müvekkilinin zararını gidermek için yabancı para-Euro üzerinden harcama yapacağının da kabulü gerektiğini, bu durumda müvekkilinin zararının tazminin de Euro üzerinden hesaplanması ve fiili ödeme günündeki kur üzerinden tahsil edilmesi gerektiğini, 6098 sayılı TBK'nun 99.maddesine göre yabancı para üzerinden doğan borcun ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebileceğini, nitekim Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, müvekkili adına ihbarın 08.05.2020 tarihinde yapıldığını, ihbarı izleyen sekizinci iş günü sonu olan 22.05.2020 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, fazlaya dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla hasar bedelinden oluşan 3.341,41 Euro maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden temerrüde düştüğü 22.05.2020 tarihinden itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davadışı ... ile müvekkili şirket arasında ... plakalı araç için karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi akdedildiğini, işbu davanın reddi gerektiğini, şöyle ki; yetki itirazında bulunduklarını, davanın haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağına ilişkin olduğunu, müvekkili şirketin merkezi Ümraniye'de olduğundan davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın İstanbul Anadolu Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının delillerinin kendilerine tebliğ edilmediğini, bu durumun 6100 sayılı HMK’nın 194. ve 121. maddesine açıkça aykırı olduğunu, davacı tarafa müvekkili şirket tarafından 04.06.2020 tarihinde 1.090,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödeme sonucu müvekkili şirketin sigorta poliçesi hükümlerini fazlasıyla yerine getirdiğini, tazminatın denkleştirilmesi prensibi gereğince, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin güncellenmesi halinde davacının bakiye bir alacağı bulunmadığını ve hatta fazladan ödeme yaptığının görüleceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin, kusuru oranına isabet eden oranda ve poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olacağını, en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti veya Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi vasıtası ile rapor alınması gerektiğini, aracın değer kaybı hesaplanırken pek çok kriterin göz önünde bulundurulması ve bunların hepsi birlikte değerlendirilerek bir rapor tanzim edilmesi gerektiğini, temerrüdü söz konusu olmayan müvekkili şirket aleyhine ancak ve ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, kazaya karışan araçlar özel otomobil olduğundan müvekkili şirketin avans faizi ödemekle yükümlü olmadığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
YEREL MAHKEME KARARI:
Mahkemece, "....Kusur ve hasar miktarının tespiti için otomotiv bilirkişisinden rapor alındığı, tüm dosya içeriğine göre; 11.08.2018 tarihinde meydana gelen kazanın oluşumunda; davalı tarafa ait ... plakalı araç sürücüsünün %100 oranında tam ve asli kusurlu olduğu, davacının bir kusurunun bulunmadığı, dava konusu ... plakalı araçta yedek parça ve işçilik olmak üzere toplam 3.341,41-Euro (KDV dahil) hasar meydana geldiği, davalı sigorta şirketinin, davacı tarafa 04.06.2020 tarihinde 1.090,00-TL ödeme yaptığı ve bu tutarın ödeme tarihi itibariyle 143,55,30-Euro’ya karşılık geldiği, buna göre; davalı sigorta şirketinin bakiye hasar tazminat yükümlülüğünün 3.197,86-Euro olduğu ve temerrüt tarihinin 21.05.2020 olduğunun tespit edildiği, davacı vekili 02.04.2021 tarihli dilekçesinde 143,55 EUR tutarındaki ödeme tutarında dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, bakiye hasar miktarı olan 3.197,86 EUR tutarındaki maddi tazminatın davalı tarafın temerrüde düştüğü 22.05.2020 tarihinden itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre işletilecek değişken faizi ile birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline karar verilmesini talep etmiş ise de, 143,55 Euro dava tarihi olan 01.07.2020 tarihinden önce, 04.06.2020 tarihinde ödendiğinden, yani davadan sonra yapılan bir ödeme söz konusu olmadığından, ödeme yapılan miktar kadar davanın konusuz kalma gibi bir durumun söz konusu olmadığı, davacı tarafça dava öncesi yapılan ödeme dikkate alınmadan dava açıldığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılmakla; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, 3.197,86 Euro tutarındaki maddi tazminatın 22/05/2020 tarihinden itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/A maddesine göre işletilecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki merkez bankası efektif satış kuru karşılığı TL olarak davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF İTİRAZLARI:
Davalı vekili tarafından, "...Yetki itirazında bulunduklarını, somut olayda davanın, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağına ilişkin olduğunu, tüzel kişinin yerleşim yerinin, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yer olduğunu, müvekkili şirketin merkezi Ümraniye'de olduğundan davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davada bölge müdürlüğünün bir işlemi söz konusu olmadığından mahkemeden yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın İstanbul Anadolu Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini talep etmelerine rağmen esastan hüküm kurulduğunu, davacının delillerinin kendilerine tebliğ edilmediğini, bu durumun 6100 sayılı HMK’nın 194. ve 121. maddesine açıkça aykırı olduğunu, davacının dayandığı iddiaların somutlaştırılmadığını, bu durumun aynı zamanda savunma haklarının kısıtlanması sonucunu doğurduğunu, 04.06.2020 tarihinde 1.090,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödeme sonucu müvekkili şirketin sigorta poliçesi hükümlerini fazlasıyla yerine getirdiğini, bu ödemelerin afaki hesaplamalarla değil, bağımsız ve tarafsız uzman raporları doğrultusunda yapıldığını ve bu hususa ilişkin bütün evrakların daha evvel sunulduğunu, yapılan ödemenin güncellenmesi halinde davacının bakiye bir alacağı bulunmadığı ve hatta fazladan ödeme yapıldığının görüleceğini, ancak gerek mahkemenin kararında gerek bilirkişinin hazırlamış olduğu raporda bu hususlara değinmediğini ve hesaplama dışı bırakıldığını, hakkaniyetli olmadığı açık olan bu kararın kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin, belirlenecek olan gerçek zarardan sigortalısının dava konusu olan trafik kazasındaki kusuru oranına isabet eden oranda ve poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olacağını, en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti veya Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi vasıtası ile rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, teknik bir kusur tespitinin zorunlu olduğunu, ancak hiçbir kusur araştırmasına gidilmeden taraflarca sunulan ve geçerliliği bulunmayan bir tespit tutanağından başka delil bulunmayan olay için işbu karara hükmedilmesinin hakkaniyete uygun düşmediğini, aracın değer kaybı hesaplanırken pek çok kriterin göz önünde bulundurulması ve bunların hepsi birlikte değerlendirilerek bir rapor tanzim edilmesi gerektiğini, Yargıtay kararlarında belirtilen kriterler göz önüne alınmadan bu hesaplamanın hükme esas alınamayacağını, aracın kaza tarihi itibariyle serbest piyasa koşullarına göre hasarsız haldeki 2. el değerinin belirlenmesi ve aracın tamir edilmesinden sonra, aracın yaşı, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alındığında yine serbest piyasa koşullarında 2.el değerinde ne kadarlık bir azalma olacağının belirlenmesinden ibaret olduğunu, müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, temerrüdü söz konusu olmayan müvekkili şirket aleyhine ancak ve ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, araçlar özel otomobil olduğundan müvekkili şirketin avans faizi ödemekle yükümlü olmadığını, kazaya ilişkin müvekkili şirkete yapılan geçerli bir başvuru dahi bulunmamakta olup eksik evraklarla başvuru yapıldığını..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle hasar bedeli tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; taraflar arasında düzenlenen ve aksine bir delil bulunmayan kaza tespit tutanağına göre, davalıya sigortalı aracın davacının aracına arkadan çarpmak suretiyle hasar verdiği, Almanya'da ikamet eden davacının Alman plakalı aracına dair Alman bilirkişi bürosundan hasar raporu aldığı, mahkemece de otomotiv bilirkişiden kusur ve hasara dair ayrıntılı ve denetime elverişli bilirkişi raporu alındığı, buna göre kazada davalıya sigortalı aracın %100 kusurlu bulunduğu, hasar tutarı bakımından yapılan hesaplamada Alman bilirkişi raporundaki tespitlerin Alman piyasasına uygun ve kaza ile hasarların uyumlu olduğunun belirlendiği, ayrıca davadan önce davacı tarafın başvurusu üzerine davalı sigorta şirketi tarafından 04.06.2020 tarihinde, hasar dosya numarası da belirtilmek suretiyle 1.090-TL (143,55-Eur karşılığı) yapıldığından, bu tutarın düşümü sonucunda bakiye tazminat tutarının 3.197,86-Eur olarak belirlendiği, mahkemece de bu yönde davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davalı sigorta şirketinin yetki itirazı bakımından mahkemece 02.03.2021 tarihli celsede gerekçeli olarak reddine dair ara karar tesis edildiği, yetki yönünden itirazların kabulünün mümkün görülmediği anlaşılmıştır.
Değer kaybına dair itirazların da kabulü mümkün görülmemiştir. Zira, davacı tarafça talep edilen hasar tazminatı olup, değer kaybına dair bir talep zaten bulunmamaktadır.
Davalı tarafça bilirkişi raporuna yönelik mahkemeye itiraz dilekçesi sunulmamış ise de, covid duran süreler mevzuatı uyarınca bu süreler içerisinde mahkemece karar tesis edildiği de görüldüğünden, savunma hakkı gözetilerek davalı tarafın bilirkişi raporuna dair istinaf itirazları Dairemizce incelenmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm tesisine elverişli olduğu görülmekle, mahkeme kararında bu yön itibariyle bir isabetsizlik de bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Bununla birlikte; davalı vekilinin faiz başlangıcına ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduklarına dair itirazları ise yerinde görülmüştür. Davalı tarafça kısmen ödeme yapılan tarih 04.06.2020 olduğundan, faiz başlangıç tarihinin de (22.05.2020 yerine) bu tarihten itibaren başlatılması gerektiğinden Dairemzice yeniden hüküm tesisi ile bu yönde düzeltme yapıldığı gibi, mahkeme hükmüne "sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu" olduğuna dair cümlenin de HMK 353/1-b-2.madde uyarınca eklenmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/311 Esas - 2021/508 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
-
3.197,86 Euro tutarındaki maddi tazminatın 04/06/2020 tarihinden itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/A maddesine göre işletilecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı TL olarak davalıdan tahsiliyle (sigorta şirketi kaza tarihi olan 11.08.2018 itibariyle geçerli poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davacıya verilmesine,
-
Karar ve ilam harcı olan 1.681,44 TL'den peşin alınan 439,24 TL harcın mahsubuyla bakiye eksik kalan harç olan 1.242,20 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
-
Dava şartı arabuluculuk kapsamında Hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinden; tarafların haklılık oranına göre hesap edilen 1.267,20 TL'sinin davalıdan, kalan 52,80 TL'sinin ise davacıdan tahsil edilerek Hazineye gelir kaydına,
-
Davacı taraf kendini bir vekille temsil ettirdiğinden AAÜT hükümleri gereğince hesap edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-
Davalı taraf kendini bir vekille temsil ettirdiğinden avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesap edilen ve takdir olunan 1.090. TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
-
Yapılan yargılama gideri olarak davanın ilk açılış gideri olan 501,44 TL, tebligat, posta ve bilirkişi ücreti gideri 585,00 TL olmak üzere genel toplam 1.086,44. TL yargılama giderinden tarafların haklılık oranına göre hesap edilen 1.042,98 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
-
HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine",
ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
II-Davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE,
III-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı tarafından yatırılan 420,36 TL istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
IV-İstinaf incelemesi esnasında davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
V-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
VI-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:52:56