İzmir BAM 20. HD 2023/2393 E. 2023/2061 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2023/2393
2023/2061
21 Aralık 2023
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2393
KARAR NO : 2023/2061
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/06/2023 (Talep) - 12/07/2023 (Ara Karar)
NUMARASI : 2023/148 D. İş Esas - 2023/148 D.İş Karar
TALEP : İhtiyati Hacze İtiraz
BAM KARAR TARİHİ : 21/12/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 21/12/2023
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/148 D. İş Esas - 2023/148 D.İş Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEP:
İhtiyati haciz isteyen vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında gerçekleşen alacak ilişkisine dayalı olarak, 03.04.2022 tanzim tarihli, 10.04.2023 vade tarihli 236.000,00 TL bedelli senet düzenlendiğini, düzenlenen senetlerin vadesi geldiği halde borçlu davalı tarafından davacı alacaklıya ödenmediğini, borçlu hakkında Kuşadası İcra Müdürlüğü'nün 2023/3163 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı hakkında icra takibi başlatılmış olsa da; borçlunun imza itirazında bulunduğunu, borçlunun ödemeden kaçarak tahsile ilişkin süreci uzatmak, kazandığı bu zamanda da elindeki malları çıkarmak istediğini, borçlunun mallarını kaçırma ve üzerindeki para ve malları devretme olasılığının kuvvetli olduğunu, bu nedenle alacağın sürüncemede kalmaması ve yapılacak icra takibinin sonuçsuz kalmaması açısından borçlunun menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İİK’ da İhtiyati haciz için aranan koşullar bulunduğundan, öncelikle teminatsız olarak, mahkeme aksi kanaate ise uygun görülecek teminat karşılığında İhtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince 12/07/2023 tarihli ek karar ile ;"....Borçlunun mahkememizin ihtiyati haciz kararına itirazının REDDİNE...." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karşı taraf vekili tarafından; "....İhtiyati haciz talepleri hakkında, İ.İ.K.nın 258. ve 50. maddeleri gereğince yetkili mahkeme tarafından karar verileceğinin düzenlendiğini ve bu konuda 6100 Sayılı Kanun'un 447/2. maddesi de gözetildiğinde HMK’nun yetkiye dair hükümlerine atıf yapıldığını, ihtiyati haciz istemine dayanak senet incelendiğinde müvekkilinin ikametgahının Manisa olduğunu, Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ihtiyati haciz kararının usul kanunu hükümleri gereğince yetkisiz mahkeme tarafından verilmiş olduğundan söz konusu ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini, müvekkilinin karşı yana hiç bir şekilde borcu bulunmadığından mahkemece verilen ihtiyati haciz kararının usul ve yasalara açıkça aykırı olduğunu, karşı yan tarafından Kuşadası İcra Müdürlüğü’nün 2023/3163 sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine Örnek 10: Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapıldığını, müvekkilinin alacaklı yana icra takibinde belirtilen bir borcu bulunmadığını, işbu sebeple ödeme emrine, borcun tamamına, takibe, faiz oranına, faize, işlemiş faize ve takibin tüm ferileriyle borca açıkça itiraz ettiklerini, ayrıca karşı yan tarafından yapılmış olan icra takibinde, takibe konulan senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığına ilişkin itirazlarını yasal süre içerisinde İcra Hukuk Mahkemesine sunduklarını, iş bu senedin ve dosya evraklarının aslını görmeden ihtiyati haciz kararı verdiğini, eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen ihtiyati haciz kararının mesnetsiz ve hukuka aykırı olup işbu kararın kaldırılması gerektiğini, İcra Hukuk Mahkemesi tarafından icra takibinin dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmiş iken davacı tarafından kötü niyetli şekilde yerel mahkemeden ihtiyati haciz kararı talep edilmiş olup asliye ticaret mahkemesi de icra hukuk mahkemesinin vermiş olduğu tedbir kararını göz ardı ederek hüküm kurduğunu, İcra Hukuk Mahkemesince takibin durdurulmasına karar verilmiş iken davacının İcra Hukuk Mahkemesinin kararını yok sayarak kötü niyetli şekilde haksız ve mesnetsiz sebeplerle ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, karşı yan müvekkilinin alacaklılardan mal kaçırdığını iddia etse de işbu iddialarını herhangi bir gerekçe göstermeksizin sırf ihtiyati haciz kararı alabilmek amacıyla öne sürdüğünü, bu iddiasını da herhangi bir delil olmadığından ispat edemediğini, müvekkilinin davacıya borcu olmadığı ve kambiyo senedi üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığı halde müvekkili hakkında ihtiyati haciz kararı verildiğini, işbu kararın usul ve yasalara açıkça aykırılık teşkil ettiğini, işbu ihtiyati haciz kararının müvekkili aleyhine telafisi mümkün olmayan ağır sonuçlara sebebiyet vereceğini, verilen ihtiyati haciz kararının usul ve yasalara aykırı olduğunu...." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddi kararının kaldırılmasına ilişkindir.
Mahkemece; ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmiş, hüküm karşı taraf vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMK.'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK.'nda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.
Somut olayda, incelenen dosya kapsamına göre; ihtiyati haciz isteyenin talebinin kambiyo senedine dayandığı, karşı taraf vekili her ne kadar bonodaki imzaya itiraz etmiş, sahtecilik iddiasında bulunmuş ise de, karşı taraf vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar yargılamayı gerektirir nitelikte olup, dolayısıyla ihtiyati haciz kararı verilmesi için yaklaşık ispatın gerçekleştiği; ayrıca, karşı taraf borçlunun ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin İİK.'nun 265-(1) maddesinde sınırlı bir şekilde sayılan ihtiyati hacze itiraz nedenleri arasında bulunmadığı ve menfi tespit davasının konusunu oluşturduğu anlaşılmakla; ihtiyati haciz kararına yönelik itirazın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmamaktadır.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, karşı taraf - borçlu vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; karşı taraf vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Karşı taraf vekilinin Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/07/2023 tarihli ve 2023/148 D. İş Esas . 2023/148 D.İş Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına,
-
Karşı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
-
HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:54:15