İzmir BAM 20. HD 2021/982 E. 2023/2047 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2021/982
2023/2047
21 Aralık 2023
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/982
KARAR NO : 2023/2047
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/12/2019 (Dava) - 14/04/2021 (Karar)
NUMARASI : 2019/1262 Esas - 2021/255 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 21/12/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 21/12/2023
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/04/2021 tarihli 2019/1262 Esas ve 2021/255 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından davalı şirket lehine krediler açıldığını ve kullandırıldığını, davalı tarafından sözleşme hükümlerinin yerine getirilmemesi üzerine kredi hesapları 26/08/2019 tarihi itibariyle kat edilerek, borçluya Beyoğlu 48.Noterliğinin 28/08/2019 tarihli 112903 yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, verilen sürede ve dava tarihi itibariyle borcun ödenmediğini, müvekkili banka alacağının tahsilini teminen Marmaris 2. Asliye Hukuk (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesinin 2019/112 D.İş sayılı dosyasından davalı/borçlu hakkında ihtiyati haciz kararı alınarak uygulandığını, 27/09/2019 tarihinde Marmaris 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/2738 E. Sayılı dosyasından davalı hakkında haciz yolu ile icra takibinin ikame edildiğini, ancak davalı borçlu tarafından icra takibine, takibe konu borca ve ferilerine itiraz edildiğini, 6325 sayılı kanunun hükümleri doğrultusunda arabulucuya başvurulduğunu ancak uzlaşma sağlanamadığını, bu nedenle Marmaris 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/2738 E. Sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, itirazında haksız ve kötü niyetli olan davalının % 20 icra inkar tazminatı ödemesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde alacağın muacceliyetine dayanak olarak göstermekte olduğu hesap kat ihtarnamelerine yasal süre içerisinde itirazlarını sunduklarını, alacağın ispatı külfetinin davalı alacaklı yanda olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber, dava konusu var olduğu iddia edilen hakkın esası hakkında bir karar verilebilmesi için, alacağın net olarak belirlenmesi gerektiğini, hesap kat işlemine dair gönderilmiş ihtarnamelerin hem itiraza uğradığını, hem de dava konusu edildiğini bu nedenle krediyi kullandıran tarafın alacağını İİK.nun 68/b maddesi çerçevesinde belgelerle ispat etmesi gerektiğini, müvekkili şirketce yapılan ödemeler düşüldükten sonra bakiyenin ne olduğunun hak kaybının önüne geçebilmek adına belirlenebilmesi gerektiğini, ayrıca bankanın talep etmiş olduğu faiz oranları usul ve yasaya aykırı olup, yerleşik yargıtay içtihatları ile de söz konusu oranlarda faiz talep edilemeyeceğinin birçok kez karara bağlandığını, faiz hususunda ve alacak miktarında ihtilaf bulunduğu hnoktasında taraflarınca kat ihtarnamelerinin tümüne itiraz edildiğinin dikkate alınmasını talep ettiklerini belirterek davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece,''....Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE Marmaris 2.İcra Müdürlüğü'nün 2019/2738 Esas sayılı icra dosyasında asıl alacak 67.135,93 TL, 397,30 TL akdi faiz, 1.218,45 TL temerrüt,80,78 TL BSMV , 796,36 TL masraf olmak üzere toplam 69.628,82 TL, 67.135,93 TL sine takip tarihinden itibaren yıllık 28,80 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, takibin bu miktarlar bakımından bu kısmıyla DEVAMINA, İTİRAZIN İPTALİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, Asıl alacak likit olarak değerlendirildiğinden 67.135,93 TL nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine....'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin kısım yönünden kararının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi tarafından yapılan hesaplama ile taraflarınca talep edilen tutar arasında 4,00-TL fark bulunmakta olup işbu farklılığın takip taleplerinde de belirtildiği üzere; hesap kat tarihi sonrası ancak takip öncesi 17.09.2019 tarihli 2,00-TL ekstre masrafından kaynaklanan alacaklarının asıl alacağa eklenmiş olması ile hesap kat ihtarnamesinde yer alan 2,00-TL ekstre masrafının hesaplamaya dahil edilmemiş olmasından kaynaklandığını, yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin kısım yönünden ve vekalet ücreti ile yargılama gideri hususundaki kararının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ek raporunda hesaplama hataları bulunduğunu, iş bu eksiklikler nedeniyle hatalı bilirkişi raporuna dayanarak davanın kısmen reddine yönelik olarak hüküm kurmak ve bu hükmü esas alarak müvekkili banka aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini belirterek kararının istinaf incelemesi neticesinde reddedilen kısmın kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa(davalılara) yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir
Davalı vekili katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı bankanın takibine dayanak olarak göstermekte olduğu hesap kat'ı ihtarnamelerinin tümünün yasal süre içerisinde itirazlı olduğunu, zira itirazların konusunun da bankanın borçlunun ödemesi gereken taksitleri belirlemeden ve yapılan ödemeleri düşmeden eş deyişle güncel bakiyeye ulaşmadan hesapları kat etmesi olduğunu, alacakların hesap katlarına itiraz edildiği takdirde kesinleşmiş sayılamayacağı yerleşik yargıtay içtihatları ile de sabit olup krediyi kullandıran ve alacaklı olduğunu iddia eden yanın alacağının varlığını ve miktarını ispatlamasının zorunlu olduğunu, ayrıca alacaklı bankanın takipte yer vermiş olduğu faiz oranlarının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, izah olunan tüm nedenlerle taraflarınca müvekkili şirket adına öncelikle hesap kat ihtarnamelerine akabinde ise usul ve yasaya aykırı icra takibine itiraz edildiğini, asıl alacak miktarı ödemeler mahsup edilmediğinden ve alacak muaccel sayılamayacağından likit bir alacak olarak da sayılamayacak olup bu nedenle aleyhlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini belirterek söz konusu kararın bu yönüylede istinafen incelenerek kaldırılması talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, banka tarafından genel kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacı ile başlatılan takibe yapılan itirazın itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
1. Davacı Vekilinin İstinaf İtirazlarının Değerlendirilmesinde;
6100 sayılı HMK.'nun 341-(2) maddesinde; "miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir" hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK.'nun Ek 1. maddesi 1. fıkrasında; HMK.'nun "341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların On Türk Lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz" hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; HMK.'nun "341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır.
Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2021 yılı için HMK.'nun 341-(2) maddesindeki kesinlik sınırı 5.880,00 TL olmuştur.
Mahkemece reddedilen ve istinaf incelemesine konu edilen 4 TL karar tarihi itibarı ile HMK.'nun 341-(2) maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altında olup, ilk derece mahkemesince verilen karar kesin niteliktedir.
Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi sonuca etkili değildir.
Buna göre; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)
Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının iadesine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle; karar tarihi itibariyle miktar olarak kesin olan mahkeme kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
- Davalı Vekilinin İstinaf İtirazının Değerlendirilmesinde;
Davacı vekili verilen hükmü istinaf etmiş; davalı vekili de katılma yoluyla istinaf kanun yoluna başvurmuştur. HMK 348(2) maddesi gereği istinaf yoluna başvuran bu talebinden feragat eder veya talebi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esasa girmeden reddedilirse katılma yolu ile istinaf talebi de reddedilir. Davalı tarafın istinafı da davacının istinafına bağlı olduğundan davalının katılma yoluyla istinaf isteminin de usulden reddine karar verilmiştir.
Kabule göre de; mahkemece gerekçeli kararda, "Davalı tarafa usulüne uygun tebligatın yapıldığı, davaya cevap vermediği ve duruşmalara katılmadığı anlaşılmıştır." Şeklinde davalının yargılamaya katılmadığı belirtilmiş ise de, davalının cevap dilekçesi sunduğu gibi duruşmalara katılarak beyanda bulunduğu, bilirkişi kök raporuna itiraz dilekçesi sunduğu anlaşılmış; dosya kapsamı ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratarak karışıklığa neden olunması HMK 297/2 maddesi gereğince usul ve yasaya aykırı olup, bu husus esasa etkili olmadığından eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nun 341. (2) ve 346. (1) maddeleri gereğince miktar itibariyle kesinlik nedeniyle USULDEN REDDİNE,
-
Davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun HMK 348(2) gereği USULDEN REDDİNE,
-
Davacının yatırmış olduğu 162,10 TL istinaf başvuru harcı ve 59,30 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde istinaf eden davacıya iadesine,
-
Davalının yatırmış olduğu 162,10 TL istinaf başvuru harcı ve 1.189,08 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde istinaf eden davalıya iadesine,
-
Taraflarca istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince istinaf eden ilgilisine iadesine,
-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:54:15