İzmir BAM 20. HD 2023/2089 E. 2023/1725 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2023/2089
2023/1725
2 Kasım 2023
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2089
KARAR NO : 2023/1725
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/06/2023
NUMARASI : 2022/922 Esas - 2023/419 Karar
DAVA : Kıymetli Evraktan Kaynaklanan Alacak
DAVA TARİHİ : 08/01/2021
BAM KARAR TARİHİ : 02/11/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/11/2023
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2023 tarihli 2022/922 Esas ve 2023/419 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Bankası .../... Şubesi ile dava dışı ... arasında düzenlenen 03.06.2006 tarihli Genel Kredi Teminat Sözleşmesini davacının kefil sıfatı imzaladığını, davalı banka tarafından Bornova 6. Noterliği'nin 25.11.2008 tarih 18395 yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, ... nolu cari hesaptan kaynaklı 12.953,18-YTL, ... nolu cari hesaptan dolayı 8.086,19-TL, Taksitli kredi hesabından kaynaklı 39.568,77-TL, iştira hesabından kaynaklı 6.400,00-TL olmak üzere toplam 67.008,14-TL nakdi kredi borcunun ödenmesi gerektiğini, Genel Kredi Teminat Sözleşmesi kaynaklı 44 adet çek yaprağının o tarihte yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanunun 10. maddesi gereği ödenmesi gereken çek yasal sorumluluk tutarı toplamı olan 19.140,00-TL 'nin depo edilmesi gerektiğini belirterek, müvekkili tarafından 44 adet çek yaprağının yasal garanti tutarı için depo edilen 19.320,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı bankadan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan borç ikrarı protokolünde çek garanti tutarlarının tamamının 24.01.2010 tarihine ödemesi kararlaştırıldığını, davacı yan tarafından dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan banka dekontları ve dava dilekçesinde belirtildiği üzere çek garanti tutarı olarak ödedik dedikleri, ödeme tarihleri irdelendiğinde taahhüt edilen tarihten sonra yapıldığını, Yapılan ödemelerin Çek Garanti Tutarları için olduğu kabul edilse dahi süresinde yapılan bir iade talebi bulunmadığını, Meri Çek Kanunu’nda 31.01.2012 tarihli ve 6273 sayılı kanun ile yapılan değişiklikle, gerek mülga Çek Kanunu’na gerekse meri Çek Kanunu’na tabi çekler için iki ayrı düzenleme benimsendiğini, 6273 sayılı kanunun 6’ncı maddesi ile Çek Kanunu’na geçici 3’üncü madde eklenmiş ve bu düzenleme ile bankaların müşterilerine verdikleri eski çek defterleriyle ilgili olarak, muhatap bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğunun ise 30.06.2018 tarihinde sona ereceği hüküm altına alındığını, bu tarihten sonra süresi içerisinde bankanın borçlularının iadeye yönelik herhangi bir başvuruları olmadığından, talebin dava edilebilme imkanıda kalmadığını belirterek; İş bu davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, işin esasına girilecek ise yasal dayanaktan yoksun davanın reddi ile mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 17/02/2022 tarih ve 2015/249 Esas, 2018/1120 Karar sayılı ilamı:
Mahkemece; "....davanın zamanaşımı nedeniyle reddine...." şeklinde hüküm kurulmuş, karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine dosya istinaf incelemesi üzerine dairemize gönderilmiştir
DAİREMİZİN 24/03/2022 tarih ve 2020/789 esas, 2022/531 karar sayılı ilamı "... davalı ile dava dışı ... arasında genel kredi ve teminat sözleşmesinin imzalandığı, söz konusu sözleşmeye istinaden kredi kullandırıldığı ve çek karnesi verildiği, davacı tarafın söz konusu sözleşmeye müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı, borçların ödenmemesi üzerine hesapların kat edildiği ve bunun sözleşmenin diğer taraflarına tebliğ edildiği, bu kapsamda davalı taraf ile davacı arasında ihtarnameye konu edilen borçların ödenmesi ve ayrıca gayri nakdi risk için çek yasal sorumluluk tutarının depo edilmesi yönünde protokol imzalandığı ve ödemelerin taksite bağlandığı, kredi borçları ve çek garanti tutarlarının kredi sözleşmesinin diğer taraflarınca ödendiği anlaşılmaktadır.
Söz konusu kredi sözleşmesi kapsamında bankaca 150 adet çek verildiği, çeklerin 06/10/2006 - 03/07/2008 tarihleri arası dönemde 6 parti halinde 25'er adet olmak üzere teslim edildiği, çeklerden 31 adedinin ibraz edildiği, 64 adedinin ödendiği, 46 adedinin iptal edildiği ve 9 adedinin açık çek olduğu bilirkişi raporu ile anlaşılmakla banka tarafından gönderilen ihtarnamede 44 adet çek yaprağı için 19.140,00 TL tutarında bedel talep edildiği ve 25/12/2008 tarihli protokole de bu tutar yazıldığı anlaşılmıştır.
Davaya konu uyuşmazlık yönünden, davalı tarafça istem konusu edilen alacağın 6273 sayılı kanunun 6. maddesi ile çek kanununa geçici 3. madde eklendiği ve bu nedenle bankanın eski çek defterleri ile ilgili sorumluluğunun 30/06/2018 tarihinde sona ereceği açıktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay indelendiğinde; alacak genel kredi sözleşmesine dayalı olduğundan ve taraflar arasında sözleşme ilişkisi mevcut olduğundan olayda 6098 sayılı TBK' nın 77. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi değil, 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir. Davacı yanın, bankadan gayri nakdi alacağının 30/06/2018 tarihinden itibaren istenebileceği ve muaccel olacağı anlaşıldığından zamanaşımının başlangıç tarihi de 30/06/2018 tarihi olup, dava tarihi olan 08/01/2021 tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresi henüz dolmadığından işin esasına girilerek taraf delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetli olmamıştır.
Bu durum karşısında; davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun, kabulü ile istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın. 353/(1)-a-6. maddeleri gereğince kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın HMK’nın 353/(1)-a-6 maddesi uyarınca kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın kaldırılma sebep ve şekline göre istinaf yoluna başvuran davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına..." şeklinde karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAFA KONU KARARI:
Mahkemece; "... davanın kısmen kabulü ile 7.637,72 TL'nin 19/10/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsili ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine...."şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; her iki ek rapor karşılaştırıldığında iadesi gereken tutarlar arasında fark olduğunu, farkın giderilmesi için talepte bulunulmuş ise de bu taleplerinin dikkate alınmadığını, hükme esas alınan raporun denetime elverişli olmadığını, banka yetkililerince bilgi verilmediğinden ödenen tutar üzerinden davanın açılmasında müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını, işbu sebeple reddedilen tutar üzerinden dava masrafı ve vekalet ücretinden müvekkilinin sorumlu olamayacağı hususundaki taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, resen dikkate alınacak sebeplerle ilamın davalı banka lehine olan hükümlerinin ortadan kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı yanın taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yargılama aşamasında bilirkişi tarafından yapılan tespite itiraz etmelerine rağmen, itirazlarının dikkate alınmadığını, 07.04.2009 tarihli 940-TL ve 06.05.2009 tarihli 470-TL' lik toplam 1.410,00-TL' lik tutar kredinin asıl borçlusu dava dışı ... tarafından yapıldığını, dolayısıyla bu tutarlar üzerinde davacının hak sahipliği iddia etmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu tutarların davacı yan tarafından ödenmediğini, bu tutarlar için mahkeme tarafından hükmedilen kararın mevzuata aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafa iade edilecek herhangi bir tutarın müvekkili bankanın uhdesinde bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle verilen kararda “…19.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek Ticari Avans Faiz ile birlikte ….” şeklinde hüküm kurulduğunu, bu tarihin baz alınmasının hukuki bir dayanağının olmadığını, davacı yan, ikame etmiş olduğu işbu dava öncesinde müvekkili bankaya herhangi bir müracaatta bulunmadığını, herhangi bir ihtarname göndermediğini, şartları oluşmayan faiz talebinin reddine karar verilmesi gerekirken 19.10.2012 tarihinin baz alınmasının mevzuata aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili aleyhine olan kısmına yönelik taleplerinin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden reddine, mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2. fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı üç bin Türk Lirasıdır.
Kararının verildiği 08/06/2023 tarihinde ise bu sınır 17.830,00-TL'dir. Davacı vekilinin, eldeki davaya konu talebinin 19.320,00- TL olup, istinaf kanun yoluna konu edilen kararda hüküm altına alınan tutarın " 7.607,72 TL", reddedilen tutarın ise 11.712,28 -TL olduğu anlaşılmış olup, karar her iki taraf yönünden kesin niteliktedir.
Kesin olan kararlara karşı HMK'nun 341. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nun 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai bir karardır.
Tüm bu nedenlerle, HMK'nun m.352'deki düzenleme gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kesin olması nedeniyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının usulden reddine kesin olarak karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Taraf vekillerinin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/06/2023 tarihli 2022/922 Esas ve 2023/419 Karar sayılı kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK.'nun 341. (2) ve 346. (1) maddeleri gereğince kesinlik sebebiyle USULDEN REDDİNE,
-
Taraflarca istinafa gelirken peşin olarak yatırılan 269,85. TL'şer istinaf karar harcı ile 738,00'er . TL istinaf kanun yolu başvuru harcının istek halinde ilgili tarafa iadesine,
-
Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1-b ve 362/1-a maddeleri uyarınca kesin olmak üzere 02/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:32