İzmir BAM 20. HD 2023/1667 E. 2023/1629 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2023/1667
2023/1629
25 Ekim 2023
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1667
KARAR NO : 2023/1629
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/03/2023 (Talep) - 06.06.2023 (Ara Karar)
NUMARASI : 2023/272 Esas (Derdest Dosya)
TALEP : İhtiyati Tedbir
BAM KARAR TARİHİ : 25/10/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 25/10/2023
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/272 Esas sayılı dosyasından verilen 06.06.2023 tarihli ara kararın incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA/TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...’ın davaya konu ... San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin üç hissedarından biri olduğunu, şirketin toplam sermayesinin 35.000.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin şirketin %25,5 hisse oranı ile 8.925.000,00 hisse miktarına, diğer hissedarlar ...’ın %25,5 hisse oranı ile 8.925.000,00 hisse miktarına, ...’nin ise % 49’luk hisse oranı ile 17.500.000,00 TL hisse miktarına sahip olduğunu, müvekkili ile ... arasında akrabalık ilişkisi bulunduğunu, müvekkili şirket müdürü ve münferiden temsile yetkili iken 20.05.2022 tarihli 2022/2 sayılı karar ile ...’ın kendisini hukuka aykırı olarak yetkili şirket müdürü tayin etmeye, eski imza sirküsünü iptal ettirmeye, kendisini ahzu kabza yetkili kıldırmaya, şirket menfaatlerine aykırı düşecek şekilde bankalarla kredi işlemleri yapmaya kalkıştığını, imza yetkilisi ...’ın talimatıyla genel kurul kararı alınmaksızın hukuka aykırı şekilde müvekkilinin tüm imza yetkilerinin elinden alınmaya çalışıldığını, müvekkilinin imza yetkilisi olduğu dönemlerde usule aykırı işlemlere muhalif kalmasıyla taraflar arasında ihtilaf yaşandığını, 6102 sayılı TTK’nın altıncı kısmında şirket müdürlerinin atanmasının ve görevden alınmalarının ancak genel kurul kararı ile yapılabileceğinin açıkça belirtildiğini, şirket sözleşmesini değiştirme yetkisi yalnızca genel kurula ait olduğundan şirket müdürlerini atama yetkisinin de genel kurula ait olacağını, bunun genel kurulun devredilemez yetkilerinden olduğunu, 20.05.2022 tarihli 2022/2 sayılı kararda davalı şirket müdürü ..., bu kararı sicilde ilan ettirmediğinden çağrısız genel kurulda alınacak kararlar vasıtasıyla şirketi ele geçirmeye çalıştığını, ... tarafından milyonlarca bedelli metal, talaş ve hurdaların sürekli olarak faturasız satıldığını, elde edilen gelirlerin ... tarafından şahsi harcamaları için kullanıldığını, şahsi yatırımlar yapıldığını, bu hususlarda ihtarname keşide edildiğini, müvekkilinin faturasız satış yapılmaması yönünde davalı şirket müdürü ... ve davalı şirket ilgili personellerine mail de attığını, bu mail neticesinde faturasız talaş satım işlemlerinin gerçekleştirilmediğini, ancak faturasız satış işlemlerinin 2017 ve 2021 yılları arasında gerçekleştirildiğini, 2021 Mayıs ayından itibaren davalı şirket adına hiçbir ihtiyaç olmamasına, yeni mal ve makine alımı yapılmamasına rağmen milyonlarca lira kredi çekildiğini, kredilerin ne şekilde ve ne amaçla kullanıldığına yönelik bilgi alma hakkının engellendiğini, ihtarnamelere cevap verilmediğini, ancak bu aşamada davalı şirket yetkilisi ... tarafından müvekkiline ortaklık payının ödenmesi suretiyle şirketten ayrılmasının teklif edildiğini, “...” şirketi tarafından şirketin değerinin 200.000.000 TL’na yakın olarak tespit edildiğini, bunun şirketin kayıtlarının fiktif olarak tutulduğunun ortaya konulduğunu, ... tarafından müvekkiline hisse payının gerçek değerinin ödenmesi şeklinde şirket ortaklığından ayrılabileceğinin teklif edildiğini, ancak sulh teklifi ile eş zamanlı davalı tarafından müvekkilinin şirket nezdindeki tüm hak ve yetkilerinin de elinden alındığını, ...’ın tek başına müdür sıfatıyla şirketi dilediği şekilde yönettiğini, usule aykırı olağanüstü toplantılar yapıldığını, sulh sürecinin devamının ön şartı olarak müvekkilinin müdürlük yetkilerini bırakarak tüm yetkiyi ...’a bırakmasının talep edildiğini, müvekkilinin uluslararası faaliyetleri bulunan “...” tarafından şirket değerlemesi yapılmasına karar verilerek bu durumun davalı şirket ile paylaşıldığını, gizlilik sözleşmesi kapsamında çalışmalara başlandığını, değerleme işlemleri için davalı taraftan şirket kayıtlarının istendiğini, davalı tarafın kayıtları sunmaktan imtina ettiğini, müvekkili tarafından Beşiktaş 6. Noterliğinin 22.12.2022 tarihli 42799 yev. numaralı ihtarnamesi ile ... tarafından şirket değerlemesi yapılabilmesi için gizlilik sözleşmesi kapsamında değerleme işlemlerine dayanak teşkil edecek şekilde fiktif olmayan şirket kayıtlarını sunmaktan imtina edildiği bildirilerek, değerleme sürecinin yürütülmesiyle sulh süresinin tamamlanmasının ihtar edildiğini, müvekkiline yapılan teklifin aksine
... Firmasına gerekli bilgi ve belgelerin teslim edilmediğini, değerleme sürecinde mali tekniklerle bağdaşmayan kayıtların değerleme şirketine sunulduğunu, ... şirketi tarafından raporun düzenlendiğini, rapor gereğince şirketin değerinin 200.000.000 TL' ye yakın tutarda olduğunun belirlendiğini, şirketin değerinin bu belirlenen değerin çok çok üzerinde olduğunun yapılacak yargılama sonucu belirleneceğini, davalı şirketin kayıtlarının fiktif ve finansal teknikler ile bağdaşmayacak şekilde tutulduğunu, şirketin önemli elemanlarını kaybettiğini ve sürekli zarar ettiğini, ortaklığın artık devam etmesinin imkansız olduğunu, önemli projelerde siparişlerin yetişmemesi nedeniyle en köklü müşterilerin siparişlerinin iptal edildiğini, davalı şirket tarafından müdür sıfatıyla ...’a ciddi meblağlarda huzur hakkı ödemesi yapıldığını, davalı şirket müdürü ...’ın müvekkilinin kız kardeşi ile evli olduğunu, ortakların akraba olmasından kaynaklı güven ilişkisinin de zedelendiğini, ortaklığın çekilmez hale geldiğini, bu nedenle şirketin feshinin gerektiğini, müvekkiline şirketin değeri ile bağdaşmayan ortaklık bedelinin teklif edildiğini, TTK m. 531 hükmü gereğince müvekkilinin hissedarı olduğu davalı şirketten haklı nedenle çıkmasına karar verilmesi gerektiğini, bu şekilde yönetim faaliyetlerinin devamı halinde şirketin zararının artacağını, şirketin malvarlıklarına ve hesaplarına teminatsız şekilde tedbir konulmasını, HMK m. 389 vd. maddeleri kapsamında tedbir kararı verilebilmesi için gerekli şartların oluştuğunu, HMK m. 400 vd gereğince 72.000.000,00-TL tutarında bankalardan şirket adına krediler çekilip çekilmediği, bu ihtiyacın nedeni, kaynağı ile gerekçeleri bankalara bu krediler sebebiyle gösterilen teminat bilgileri, nakit kaynağın şirketin hangi iş ve ihtiyacı sebebiyle kullanıldığı, kullanılan kısım haricinde kalan tutarın hangi hesaplarda ne şekilde tutulduğu, yüklü miktarlarda kredilerin ne amaçla ve hangi proje/işlerde ve ne miktarda harcandığı, bu kredilerin şirket kayıtlarında ne şekilde tutulduğu ve son zamanlarda şirkette ciro kayıplarının yaşanıp yaşanmadığı, e-defter kayıtları, muavin kayıtları, 2021-2022 yılı döküm defteri, 2021-2022 yılı bilançosu, dayanak fatura ve kayıtlara ilişkin tüm kayıtların incelenerek metal hurda demir satışlarının 3. kişilere satışlarının ne şekilde gerçekleştirildiği, elde edilen gelirin ne şekilde kayıtlandırıldığı, stok mallarının durum ve miktarı ile bu malların şirket kayıtlarında ne şekilde işlendiği konularında öncelikle delil tespiti yapılmasına, HMK m. 389 vd. maddeleri gereği davalı şirket yönetim kurulu başkan ve üyelerinin yetkilerinin ihtiyati tedbir yoluyla tedbiren kısıtlanmasına, şirket yetkililerinin ve müdürler kurulu üyelerinin temsil yetkisinin kaldırılarak davalı şirkete HMK ve TMK hükümleri gereği yönetim kayyumu atanmasına, bu talebin kabul edilmemesi halinde denetim kayyumu atanmasına, şirketin banka ve şirket hesaplarından müvekkilinin yazılı muvafakati olmaksızın müdürü ...’ın yapacağı işlemlerin engellenmesine, şirketin fesih ve tasfiyesine, kabul edilmemesi halinde müvekkilinin davalı şirketten haklı nedenle çıkmasına, müvekkilinin davalı şirketteki hisse bedeli ile bu güne kadar doğan hissedarlık haklarının tamamının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek bedellerinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının şirketteki görevlerini yerine getirmediğini, görevlerini kötüye kullanmak suretiyle kendi nam ve hesabına, haksız menfaat elde ettiğini, şirketin makine ve ekipmanlarını, şirket elemanlarını, şahsi şirketi olan ... Tic. Ltd. Şti. nam ve hesabına kullanarak ticari faaliyette bulunduğunu, bu konuda ceza dosyaları olduğunu, davacının iddia ettiği sulh görüşmeleri sürecinde karşılıklı olarak taraflarca kendi belirledikleri değerleme firmaları üzerinden şirket değerlemesi yapılması hususunda anlaşıldığını, müvekkili şirket tarafından ... Şirketinden rapor alındığını, davacının ... Türkiye firmasından rapor alarak müvekkiline sunacaklarını beyan etmelerine rağmen ilgili firmanın değerlendirme raporunun sunulmadığını, sınırlı yetkili kayyum atanması talebi üzerine, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/1024 Esas - 2023/41 Karar sayılı kararıyla şirket müdürler kuruluna başkan seçimiyle ilgili olağanüstü genel kurul yapmak üzere kayyum olarak ...’in tayin edildiğini, kayyum tarafından şirket merkezinde 12.04.2023 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı gerçekleştirildiğini ve toplantı neticesinde şirket müdürlerinden ...'ın müdürler kuruluna başkan seçilmesine karar verildiğini, davacının şirketten ayrılmasının temel sebeplerinden birisinin müvekkili şirketin diğer müdürü ...'ın davacının eylemlerine tepki göstermesi ve izin vermeyeceğini ifade etmesi olduğunu, davacının şirkette aktif olarak görev aldığı süre içerisinde şirketin tüm olanak ve imkanlarını kendi şahsi nam ve hesabına kullandığının şirket personelinin müvekkili şirket yönetim kurulu başkanlığına hitaben yazmış olduğu birçok dilekçe ile sabit olduğunu, diğer şirket müdürü ... tarafından müvekkili şirket nezdinde bir iç denetleme birimi kurularak bu birimin başına bu alanda uzman olan ...’un geçirildiğini, buna göre davacının şirkette görev aldığı süre içerisinde şirket muhasebe birimini ve diğer birimleri kendi şahsi şirketinin muhasebe ve diğer işleri için kullandığını, müvekkili şirketin, davacının kaçakçılık suçlarından adli sicil kaydı olması sebebiyle Gümrük Bakanlığınca gümrük mevzuatı gereğince yeşil hattan çıkartıldığını, şirketin ilgili gümrük indirimlerinden yararlanamaz hale gelerek büyük maddi zarara uğradığını, davacının şirketten ayrılacağını, gelmeyeceğini ve şirkete zarar vererek şirketi batıracağını beyan ederek 20.05.2022 tarihinde fiilen şirketten ayrıldığını, kredi kullanım imkânlarının daraldığını, bankalar nezdinde ticari itibarı kalmadığını, davacının şahsi şirketi ... Ltd. Şti.'nin de müvekkili şirkete borcu olduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketi iflas ettirme çabası içinde olduğunu, limited şirketin haklı sebeple feshini isteyen tarafın kusursuz ya da daha az kusurlu olması gerektiğinden, fesih talebine bağlı çıkarma kararında da çıkarılan tarafın kusursuz veya daha az kusurlu olması gerektiğini, haklı sebep teşkil eden duruma davacının kendi kusuru ile sebep olması halinde ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilemeyeceğini, TTK’nın ''feshin son çare olması'' ilkesini benimsediğini belirterek, davacının kusurlu olduğunun tespitine, davacının açmış olduğu davanın reddine karar verilmesini, aksi kanaat oluştuğu takdirde ise şirketin tasfiye talebinin ''feshin son çare olması'' ilkesi gereğince reddi ile davacının piyasa koşullarına uygun hisse bedelinin bilirkişi marifetiyle tespitiyle bu bedelin ödenmesiyle davacının hisse devriyle şirketten ayrılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
YEREL MAHKEMENİN ARA KARARI:
Mahkemece, "....Davacının tespit talebi değerlendirildiğinde; dava konusu hususların tespit şartları içerisinde yer alan HMK m. 400/2f son cümle hükmüne istinaden ancak dava sırasında kaybolması veya yok olması mümkün olan veya değerlendirilmesi mümkün olmayan hususlara ilişkin istenebileceği, ancak davacının talep ettiği konuların yargılama sırasında zaten bilirkişi tarafından inceleneceği ve değerlendirileceği, şirketin defter ve kayıtları ile şirketin faaliyetlerine ilişkin kayıtlara her zaman ulaşılması mümkün olabileceğinden bu yöndeki tespit talebinin şartları bulunmadığı ve hukuki yararının oluşmadığı değerlendirilerek tespit talebinin reddine karar verildiği, davacının diğer talepleri olan şirket yöneticisi ...’ın temsil yetkisinin kısıtlanması ve davalı şirkete kayyım atanması talebi değerlendirildiğinde; davacının iddialarını ispatlayacak delillerin dosyada bulunmadığı, yaklaşık ispat şartlarına göre iddiasını ispat edemediği, şirkete kayyım atanmasını gerektirecek dosyada yeterli delil olmadığı, ayrıca davacının 12.04.2023 tarihli toplantıya kadar şirketin iki ayrı yöneticisinden birisi olduğu, kayyım tarafından 12.04.2023 tarihinde yapılan toplantıda müdürler kurulu başkanı olarak ...’ın seçildiği, davacının bu tarihe kadar müdür olarak görev yaptığı, dolayısıyla şirketi denetleme, bilgi alma ve inceleme konusunda TTK m. 392’ye göre yetkisi ve görevinin bulunduğu, bu nedenle davacının şirkete kayyım atanması ve müdür ...’ın şirket yönetim ve denetim yetkisinin sınırlandırılması için yeterli delil bulunmadığı tespit edildiğinden bu yöndeki talebinin de reddine karar vermek gerektiği, davacı tarafın şirket ortaklığının feshi dışında şirketten çıkma talebi de bulunduğundan bu durum değerlendirilerek, TTK m. 638 hükmü uygulanma ihtimali bulunduğundan haklı sebebin oluşup oluşmadığı ya da TTK m. 636/3f’ye göre duruma uygun başka bir çözüm tarzına başvurulması mümkün olduğundan, TTK m. 638/2f gereğince davacının çıkma payının zarar görmemesi için şirket faaliyeti içerisinde bulunan dönen mal varlıkları dışında şirketin uzun süreli duran mevcut mal varlığının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için tedbiren menkul ve gayrimenkullerin 3. kişilere satılması ve devrinin önlenmesi ile şirketin mal varlığını azaltıcı faaliyetlerde bulunmaması (duran mal varlıklarının şirketten çıkarılmamasına ilişkin - demirbaş, makine, taşınmaz gibi)ve mal varlıklarının azaltılmaması için şirket mevcut mal varlığının üçüncü kişilere devrinin önlenmesine dair tedbir kararı verilmekle, sonuç olarak; davacının taleplerinin KISMEN KABULÜ ile; davacının, tespit talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE, davacının, müdür ...’ın yönetim ve denetim yetkisinin sınırlandırılması ve şirkete kayyım atanması talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE, davacının, çıkma talebi de bulunduğu ve TTK m. 636/3f ve TTK m. 638/2f gereği değerlendirilmesi gerektiğinden davalı şirket adına kayıtlı olmaları durumunda duran varlıklarını oluşturan gayrimenkuller ve demirbaşların üçüncü kişilere satış ve devirlerinin önlenmesi amacıyla şirket ortağının ortaklıktan doğan haklarının kayba uğramaması için tedbir talebinin ise KABULÜ ile, şirketin duran mal varlıklarının davanın sonuna kadar HMK'nın m. 389 ve devamı uyarınca teminatsız olarak üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde tedbir kararı verilmesine..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF İTİRAZLARI:
İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN/DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN, "...Davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. müdürü ...'ın tamamen kötü niyetle ve hukuka aykırı şekilde şirket idaresini ele geçirdiğini, usul ve yasaya aykırı olarak genel kurul kararı alınmaksızın 20.05.2022 tarihli karar ile müvekkilinin tüm imza yetkilerinin elinden alınmaya çalışıldığını, davalı şirketin yönetim ve idaresini ele geçiren ...'ın şirketi ve müvekkilini zararlandıracak şekilde metal, talaş ve hurdaları faturasız olarak satarak gelirini şahsi harcamalarında kullandığını, davalı şirkette ihtiyaç olmamasına rağmen milyonlarca lira kredi çekerek müvekkilinin payına düşen gerçek değeri azaltmaya yönelik haksız finansal işlemler yapıldığını, müvekkilinin bilgi alma hakkının keyfi şekilde engellendiğini, ortaklıktan çıkma payının hesaplanmasına dair sulh görüşme süreci son derece düşük değerle sonlandığından, çekilemez hale gelen işbu ortaklıktan çıkma davasının açıldığını, davalı şirketin zararlandırılarak, tamamen basiretsiz ve kötü niyetle yönetildiğini, işbu yönetim işlerinin devamı halinde şirketin sürekli zararlandırılacağını, müvekkilinin ise bu durum nedenleriyle gerek doğrudan gerekse de dolaylı olarak telafisi imkansız bir şekilde zarar gördüğünü, ortakların akraba olması nedeniyle de güven ilişkisinin ve tüm usulsüzlükler nedeniyle ortaklığın çekilemez hale geldiğini, davalı şirketin haklı nedenle feshinin gerektiğini, müvekkilinin bilgi alma ve inceleme hakkı diğer ortakların keyfi yönetimiyle ihlal edildiği gibi mali kayıtların gerçeğe aykırı tutulduğunun da ... şirketi raporu ile sübuta erdiğini, TMK 427/4. maddesi uyarınca davalı şirkete ivedilikle yönetim ve/veya denetim kayyımı atanması gerektiğini, şirketin iyi yönetilmesine ilişkin herhangi bir gayret gösterilmediğinin de açık olduğunu, şirket müdürü ...'ın, özen ve sadakat yükümlülüğüne ve şirket menfaatlerine uygun hareket etmediği gibi ve davalı şirkette işlevsel bir müdürler kurulu bulunduğundan söz etmenin de son derece güç olduğunu, müvekkilinin, 2021 yılı mayıs ayından itibaren davalı şirkette sadece görünür ortak ve müdür konumunda olduğunu, şirketten her yönüyle dışlandığını, şirketteki görevlerinden el çektirildiğini, şirket binasına dahi giremediğini, hiçbir bilgisinin olmadığını, bilgi alma taleplerinin de gerçek mali durumu yansıtan kayıtlara göre tüm ısrarlı taleplerine rağmen karşılanmadığını, bu suretle, tüm bu hukuki değerlendirmeler ve yasal düzenlemeler dikkate alındığında; işbu davaya konu zararlandırıcı işlemlerin yaklaşık ispat koşulundan çok öte maddi veriler ile ispatlanmış olduğu ve davalı şirkete kayyum tayin edilmesine karar verilmesi gerekmekte olup ara karar ile bu taleplerinin reddinin yasa ve usule aykırı olduğunu, 15.04.2016 tarihli hukuki mütalaada da; 'Kayyum, yönetim kurulunun çalışamaması ve bir menfaat uyuşmazlığının gerekli kılması halinde atanır. Şirketin malvarlığının yönetim kurulu üyelerinin ortak oldukları diğer bir şirkete nakledilmesinin söz konusu olduğu bir halde davalıların yetkilerini kötüye kullanıp kullanmadıkları, şirkete ait varlıkları kaçırıp kaçırmadıkları ancak davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bir inceleme ile belirlenecektir. Bütün bu hususların araştırılabilmesi için kayyum tayin edilmesi gerekir (Benzer nitelikteki bir karar için bk. Y. 11. HD E. 2008/4483 - K. 2010/537)' şeklinde değerlendirmelerde bulunulduğunu, şirketi temsil eden yönetim organı ile organı oluşturan kişi veya kişilerin menfaat çatışmasının söz konusu olabileceğini, bu halde menfaat çatışması bulunan yönetim kurulu üyesinin katılımı olmadan şirketin temsilinin mümkün olmadığını, şirkete yeni bir yönetim organı tayininin mümkün olmadığı hallerde şirkete temsil kayyımı atanması gerektiğini, kayyım atamasına ilişkin hükmün kıyasen ticari şirketlere uygulanması gerektiğini, davalı şirketin yürütülmesi için gerekli zaruri ihtiyaçları dışında doğmuş ve/veya doğacak muhtemel zararların vukuunu engellemek amacıyla; öncelikle ve ivedilikle tedbir amaçlı olarak, müdür ...'ın yönetim ve temsil yetkisinin kısıtlanmasına ve davalı şirketlere bağımsız yönetim ve/veya denetim kayyum atanmasına karar verilmesini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN; "...Davacının kendi kusurlu ve kasti eylemleriyle şirkete zarar vermeyi ve haksız menfaatler elde etmeyi amaçladığını, delilleri arasında sundukları şirket kayıt ve verileriyle sabit olduğu üzere müvekkili şirketin yüksek kar elde eden, büyük cirolar yapan, piyasa değeri yüksek olan şirketlerle çalışan ve son derce sağlıklı ve hukuku uygun olarak yürütülen bir şirket olduğunu, bu bağlamda mahkemenin 06.06.2023 tarihli kararıyla vermiş olduğu şirket demişbaşlarının ve taşınmazlarının üçüncü kişilere satış ve devrinin önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir kararının haksız durumda olan davacıyı, kendi kusuruna rağmen hak sahibi kıldığını ve hukuka uygun bir karar olmadığını, hiç kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak talebinde bulunamayacağını, mahkemenin 06.06.2023 tarihli ara kararıyla tesis etmiş olduğu ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, limited şirket ortaklığının haklı nedenle feshi, olmadığı takdirde ortaklıktan haklı nedenle çıkma istemli davada, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
Mahkemece; yukarıda yazılı gerekçelerle ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulüne karar verildiği, bu ara karara karşı her iki taraf vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
-
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının %25,5 hisse ile ortağı olduğu davalı limited şirketin iyi yönetilmediği ve şirket malvarlığının zarara uğratıldığı iddiasıyla açmış olduğu davada, şirket yönetimindeki davadışı müdür ...'ın yetkilerinin kısıtlanıp şirkete denetim/yönetim kayyımı atanması, ayrıca davanın sonuçsuz bırakılmasının önlenmesi için de şirket malvarlığı üzerine tedbir konulmasını talep ettiği, mahkemece tedbir talebinin kısmen kabul edildiği anlaşılmakta olup, davalı şirketin halihazırda organsız vaziyette olmayıp, davacının hisse payı olan %25,5 dışındaki hissedarların katılımıyla ve davadışı müdür idaresinde yönetiminin sağlanmakta olduğu, ortaklar arasındaki ihtilaflar ve ortaklığın çekilmez hale gelip gelmediği, kusur durumlarının yargılamaya muhtaç olduğu, bu nedenle davacı vekilinin kayyım atanması talebi bakımından bu aşamada yaklaşık ispat şartının sağlanmamış olduğu anlaşılmakla, buna yönelik istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
-
Davalı vekilinin, şirket malvarlığı üzerine konulan tedbir kararı bakımından istinaf dilekçesi sunmuş olduğu da görülmekle, bu konuda yapılan değerlendirmede, her ne kadar davalı tarafın dilekçesi istinaf başvurusu olarak yazılmış ve istinaf harçları yatırılmış ise de, kabul edilen ihtiyati tedbir kararına itiraz üzerine öncelikle mahkemesince duruşma açılarak itirazın değerlendirilmesi gerektiğinden, bu aşamada istinaf incelemesi yapılması mümkün bir karar bulunmadığı, UYAP sistemindeki bilgi ve belgelere göre mahkemece duruşma açılarak bu itirazın değerlendirildiğine dair henüz bir duruşma zaptı da bulunmadığı görülmekle, davalı vekilinin istinaf isteminin usulden reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; reddedilen ihtiyati tedbir taleplerine yönelik davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine, kabul edilen ihtiyati tedbir istemi bakımından ise davalı vekilinin istinaf dilekçesindeki itirazlarının, "ihtiyati tedbire itiraz" olarak kabulü ile mahkemece duruşma açılarak değerlendirilmek üzere dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesi gerektiğinden bu aşamada istinafa tabi bir karar bulunmadığından istinaf isteminin usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekilinin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/272 Esas sayılı dosyasından verilen 06.06.2023 tarihli ara kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1. b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Karşı taraf/davalı vekilinin istinaf itirazlarının USULDEN REDDİNE,
3-İSTİNAF AŞAMASINDA;
a-İhtiyati tedbir talep eden/davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcı yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
b-Davalıdan alınan 179,90 TL istinaf karar harcı ile 492-TL istinaf başvuru harcının davalıya iadesine,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/10/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56