İzmir BAM 20. HD 2023/1438 E. 2023/1483 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
bam
2023/1438
2023/1483
5 Ekim 2023
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1438
KARAR NO : 2023/1483
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/10/2018 (Dava) - 21/02/2023 (Karar)
NUMARASI : 2022/807 Esas - 2023/142 Karar
DAVA : İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ : 05/10/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 05/10/2023
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2023 tarihli 2022/807 Esas ve 2023/142 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın seyir halinde iken ... plakalı araca çarparak hasarlanmasına neden olduğu, kazadan hemen sonra tutulan kaza tespit tutanağında kazanın meydana geliş şeklinin açıklandığı, kazadan hemen sonra sürücü ...'nun verdiği ifade de ... plakalı tırın kendisine çarptığını, aracına hasar verip durmadan kaçan araç sürücüsünden şikayetçi olduğunu belirttiği, hasarlanan sigortalı araç için yapılan ekspertiz incelemeleri sonucunda dava dışı karşı taraf ... plakalı araç için 31.000,00 TL hasar bedelinin ödendiğini, davalı şirket sürücüsünün kaza mahalini terk etmek sureti ile ihlal ettiği kural nedeni ile davacı şirketin rücu hakkının doğduğu, borçlu davalının Torbalı İcra Müdürlüğünde 2017/5083 esas sayılı dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, takibin devamına ve davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; karşı tarafın müvekkiline ait ... plaka sayılı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğunu, karşı tarafça dava dışı sürücü ...'in kaza mahalini terk etmesiyle sigorta poliçesi genel şartlarının ihlal edildiği ve bu sebeple müvekkili şirkete rücu hakkının doğduğunun iddia edildiğini ancak sigorta poliçesi genel şartlarının B.4/f maddesinde bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi düzenlenmiş olup yalnızca maddi hasarlı trafik kazalarında olay yerini terkin başlı başına bir rücu sebebi olmadığını, sürücü ...'in polise verdiği ifadesinde kaza sonrasında durduğunu, olay yerinden kaçmadığını beyan ettiğini ayrıca diğer sürücü ...'nun çekicisi kırmızı renkli dorsesi gri tente ile kapalı bir tırın kendisine çarptığını tırın plakasını ise hatırlamadığını ifade ettiğini kazadan 2 gün sonra ise karakola gelerek müvekkilinin aracının plakasını verdiğini ancak müvekkiline ait ... plaka sayılı aracın karşı tarafça sunulan fotoğraflardan da görüleceği üzere bu tarife uymadığını, ayrıca polis tarafından tutulan kaza tespit tutanağında ... plaka sayılı aracın sağ ön tekeri ve sağ yan kısımlarının hasarlı olduğunun belirtildiğini ancak karşı tarafça sunulan fotoğraflardan da görüleceği üzere aracın ön camı ve ön kısımlarının da hasarlı olduğunu, sigorta şirketince aracın 18.11.2016 tarihinde de kazaya karışmış olduğu ve 307648 nolu bir hasar dosyası daha olduğu da belirtilmiş olup karşı tarafça dava dışı sürücü ...'nun tazminat talebinin usulünce incelenmediğini, eksper raporundaki hasar bedeli fahiş olup taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını belirterek açılan haksız davanın reddine, karşı taraf takibinde haksız ve kötüniyetli olduğundan % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Mahkemece, ''...sigorta poliçesi genel şartlarında belirtilen olay yeri terk halinin bedensel zararlara ilişkin iki hali belirtmek suretiyle sayılı hallerin varlığı halinde rücu hakkının değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır. Dava konusu kaza maddi hasarlı trafik kazası olup sigortalı araç sürücüsünün olay yerinin terk etmesinin tek başına rücu sebebi kabul edilemeyeceği Yargıtay'ın yerleşik kararları ile de kabul edilmiştir. Bu durumda davacının davayı açmakta haklı olduğunu gösterir bir durum tespit edilemediğinden dava dosyasında yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücreti takdiri yönünden davalı aleyhine hüküm kurulamayacağı, davalının reddi gereken bir davada kendisini vekille temsil etmesi halinde lehine vekalet ücreti takdiri gerektiği ayrıca yaptığı masrafların da davacıdan tahsili gerektiği...'' gerekçesiyle; ''...Davanın konusu kalmadığından esası hakkında karar verilmesin yer olmadığına, davalı tarafın kötüniyet tazminatı isteminin reddine...'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dışı ...'in 30/11/2016 tarihinde davalı şirketin maliki ve sürücüsü olduğu müvekkili şirkete 11026340 nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi ile sigortalı ... Plakalı aracı ile seyir halinde iken ... plakalı araca çarparak hasarlanmasına sebep olduğunu, kazadan hemen sonra sürücü ...'nun Bosna Hersek Polis Merkezi Amirliği’nde verdiği ifadesinde davaya konu trafik kazasında ... plakalı tırın kendisine çarptığını ve aracına hasar verip durmadan kaçan araç sürücüsünden şikayetçi olduğunu belirttiğini, dava dışı sigortalı araç sürücüsü ...'in Polis Merkezi Amirliği’nde verdiği ifadesinde ... plakalı araca çarptığını ve olay yerinden kaçmadığını belirttiğini, hasarlanan sigortalı araç için yapılan ekspertiz incelemeleri sonucunda ... plaka sayılı araç için belirlenen 31.000,00-TL hasar bedelinin müvekkili şirket tarafından ödendiğini, davalıya ait aracın sürücüsü kaza mahallini terk etmek suretiyle poliçe genel şartları davalı tarafından ihlal edilmiş olduğundan dolayı poliçe genel şartları B.4/f maddesi ve Karayolları Trafik Kanunun 81. maddesi uyarınca müvekkili şirketin sigortalısına rücu hakkı doğduğunu, müvekkili şirketin hasar gören araç için ödemiş olduğu hasar bedelinin rücuen tahsili bakımından davalı aleyhine başlatılan takipte borçlu davalının Torbalı İcra Müdürlüğü 2017/5083 E dosyasına yaptığı haksız ve kötüniyetli itirazının iptaline, takibin devamına ve davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerekirken davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olup iş bu hukuka aykırı kararın kaldırılması gerektiğini, ayrıca davaya konu borcun dava ikame edilmeden önce ödenmemesi nedeniyle işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmiş olduğunu, davalı tarafın yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiğini, bununla birlikte davalıların takibe itiraz etmekte haksız ve kötüniyetli olduklarını, nitekim takip konusu alacağın likit(belirlenebilir, belirli) alacak olduğunu, davalının %100 tam ve asli kusurlu olduğu, müvekkili şirket tarafından davalının kusuru sebebiyle dava dışı zarar görene ödenen tutarın belirli olması nedeniyle yerel mahkeme tarafından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; kararın davalı taraf lehine hükmedilen vekalet ücreti bakımından kaldırılmasına, davalı borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün maddi hasarlı trafik kazası sonrasında olay yerini terk etmesi nedeni ile davacı tarafından 3. kişiye ödenen hasar bedelinin davalı sigortalı araç malikinden rücuen tahsili istemi ile başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, davanın konusu kalmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına, davalı tarafın kötüniyet tazminatın isteminin reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda 24/05/2019 tarihli ,2018/1159E.-2019/636K. Sayılı kararı ile"... davacı tarafça her ne kadar davalı şirkete ait sigortalı araç sürücüsünün maddi hasarlı trafik kazası sonrasında kaza yerini terk ettiği gerekçesi ile dava dışı araç hasarının giderilmesine ilişkin yapılan ödemenin teminat kapsamında olmadığı iddia edilerek davalı şirketten tahsiline ilişkin başlatılan takibin bu hali ile haksız olduğu davanın reddine karar verilmesi gerektiği ..." şeklinde
karar verilmiş olup, kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 14/09/2022 tarihli, 2020/1483 Esas 2022/1302 karar sayılı kararı ile "... Somut olayda, davacı vekili istinaf aşamasında ibraz ettiği 16/02/2022 tarihli dilekçesinde; icra dosyasına borcun ferileriyle birlikte yatırıldığını, dosyanın tahsilat ile infaz olduğunu ve davanın konusuz kaldığını beyan ettiğine göre; davacının alacağına ilişkin dava konusu icra dosyası getirtilerek davacının alacağının tamamının ödenip ödenmediğinin araştırılması, alacağın tamamının ödenmiş olması halinde konusu kalmayan dava hakkında HMK'nun 331/1 maddesine göre davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin takdir edileceği gerekeceğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına" şeklinde gerekçe ile kararın kaldırıldığı görülmüştür.
Dairemiz kaldırma kararı sonrasında yapılan duruşmada taraflar takibe konu borcun dava dışı araç sürücüsü tarafından ödendiğinden davanın konusuz kaldığını beyan etmişler, davacı vekili duruşmada imzalı beyanı ile yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediğini belirtmiş, ancak davalı vekili rücuya tabi olmayan alacak için dava açıldığını belirterek vekalet ücreti talep ettiklerini belirtmiş, mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilerek yargılama giderini davacı üzerinde bırakıldığı, ayrıca Mahkemece; davacının rücu sebebini sigortalısı olan davalı taraf sürücüsünün kazadan sonra olay yerini terk etmesi olgusuna dayandırdığı, rücuya konu kazanın bedeni hasara neden olmadığı, maddi hasarlı trafik kazası olduğu, genel şartlarda maddi hasarlı trafik kazalarında olay yerini terk etmenin tek başına rücu koşulları arasında yer almadığı gerekçesiyle, davalının dava açılmasına sebebiyet vermediği, açılan dava haksız olduğu kabul edilerek davalı yararına vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır.
Karayolları Motorlu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı B-4.f maddesine göre; bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin tedavi ve yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde ödemede bulunan sigortacı sigortalıya rücu edebilir. Yapılan düzenleme ile amaçlanan hususun kaza ister yaralamalı isterse maddi hasarlı olsun kazanın oluşuna etki eden hususların tespiti bakımından kazaya karışan araç sürücülerin kaza mahallini terk etmesine engel olmak bakımından sürücüleri sorumluluk yüklemek olduğu kabul edilmelidir.
Öncelikle mahkemenin, ZMMS. genel şartları B-4/f maddesinde düzenlenen rücu sebebinin sadece bedeni hasara neden olan trafik kazalarına ilişkin olduğu; yalnızca maddi hasarın ortaya çıktığı eldeki uyuşmazlık bakımından uygulanma imkanının bulunmadığı, şeklindeki gerekçesi yerinde değildir. Söz konusu maddeki bedeni hasar ibaresi ile kastedilen olay yerinin terk edilmesi için zorunlu hallerin neler olduğunun açıklanmasıdır. Dolayısıyla, olay yerini terk nedenine dayalı rücu sebebinin maddi hasarlı trafik kazalarında da uygulanmasına engel bir hal bulunmamaktadır.
Kaza sonrasında düzenlenen kaza tespit tutanağına göre sigortalı araç sürücüsünün kaza mahallinde bulunmadığı; kaza tutanağında kazaya karışan ... plakalı aracın sürücüsü ..., "...sağında aynı istikameti kullanarak seyreden plakasını alamadığı çekicinin römorkünün sol yan kısmı ile aracının sağ ön teker ve sağ yan kısımlarına çarpıp kaza mahallinde durmadan ayrıldığını..." beyan etmiş; sigortalı araç sürücüsü ise 08/12/2016 tarihli emniyetteki ifadesinde"... Adını sonradan öğrendiği ... plakalı aracın sürücüsü ...'nun kendisi ile aynı istikamette sol tarafında seyir halinde iken havanın yağmurlu olduğunun araçlarının bir anda yan yana geldiğini ve sürtünme neticesinde kazanın meydana geldiğini bir andan kazanın nasıl olduğunu anlayamadığını, daha sonra ileride durduğunu, şahsın da durduğunu birbirlerine geçmiş olsun dediklerini, kendisinin ... isimli şahsa bir şey var mı diye sorduğunda onun bir şey yok dediğini, kendisinin de birşey yok diyerek geçmiş olsun dileğinde bulunarak yoluna devam ettiğini, kazanın kendi hatasından mı, yoksa ...'in hatasından mı kaynaklandığını bilemediğini, kaza yerinden kesinlikle kaçmadığını suçlamaları kabul etmediğini..." beyan etmiştir. Kazaya karışanların yetkili ve görevlilere olayı bildirmek ve bunlar gelinceye kadar kaza yerinen ayrılmaması gerektiği, kazadan sonra olay yerini terk eden davalının bu şekilde yapılacak alkol denetiminin veya sürücü ehliyet denetiminin ve kazaya etki eden hususların tesipitini yapılma imkanını ortadan kaldırdığı, başvuranın yaralandığı veya hastaneye gittiğine ilişkin bir iddianın da bulunmadığı, davalı tarafından olay yerini terkin haklı sebebe dayandığını ispat edemediği anlaşıldığından sigorta teminatından yararlanabilme koşullarının mevzuatla belirlendiği, dosya kapsamına göre davanın açılması sırasındaki haklılık durumuna göre davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşılmakla, mahkemece aksi yöndeki kabul ile davacıya vekalet ücreti yükletilmiş olması hatalı olmuştur.
Bu açıklamalara göre; davacının dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olduğu anlaşılmakla, davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davalı yana vekalet ücreti takdiri usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Davacının, icra inkar tazminatı isteminin ise, alacak likit olmadığından ve yasal şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/02/2023 tarihli 2022/807 Esas ve 2023/142 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1. b. 2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"a-Davanın KONUSU KALMADIĞINDAN ESASI HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
b-Davalı tarafın kötüniyet tazminatı isteminin ve davacının icra inkar tazminatı isteminin REDDİNE,
c-Alınması gereken 269,85-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 392,86-TL' den mahsubu ile fazla kalan 123,01-TL' nin kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde davacıya iadesine ,
ç-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden vekilin harcadığı emek ve mesaiye karşılık yürürlükte bulunan AAÜT 'nin 2/3 maddesine göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
d-Davacı tarafından yapılan 35,90 TL başvuru harcı, 121,30 TL istinaf başvuru harcı, 269,85 TL peşin harç, 980,00 TL bilirkişi,tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 1.407,05 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
e-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının taraflara ödenmesine,"
ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
-
Davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE,
-
İSTİNAF AŞAMASINDA; istinaf başvurusu sırasında davacıdan alınan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
-
İstinaf incelemesi esnasında davacı tarafça yapılan 492,00. TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından ibaret yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 05/10/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:03:32