SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 17. HD 2022/2332 E. 2024/677 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/2332

Karar No

2024/677

Karar Tarihi

21 Mart 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/2332

KARAR NO : 2024/677

KARAR TARİHİ : 21/03/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 15/06/2022

NUMARASI : 2015/848 Esas 2022/469 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Rücuen Tazminat)

BAM KARAR TARİHİ : 21/03/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 21/03/2024

Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle; davacı müvekkilinin Kırıkkale ili, Balışeyh ilçesinde 1980 li yıllardan bu yana hayvancılık faaliyeti ile iştigal ettiğini, davalıları tanımadığını, davalı ... fabrikasının yemini ilk defa kullandığını, öncesinde davalı ... aracılığı ile ... marka yem kullandığını, davalı ... firmasının yetkilisi ...'nın kendisine gelerek ... yem fabrikası ile ilişkilerinin bozulduğunu, artık fabrika ile çalışmayacaklarını, ... Yem Fabrikası üretimi olan ... vereceklerini, bu yemin ... nin yeminden daha kaliteli olduğu konusunda kendisini ikna ettiklerini, ... Yem Fabrikası üretimi olan ... almaya başladığını, bu yemi kullanmaya başladıktan sonra hayvanlarındaki gelişmenin durduğunu, kilo kayıplarının olduğunu, bu konuyu tedarikçi yetkilisi ...'ya söylediğini, yem fabrikasının sorumlu müdürü tarafından arandığını, yemlerinin kaliteli olduğu ve endişe etmemesi konusunda izahta bulunduklarını, fakat hayvanlarında aşırı zayıflama ve arkasından tek tük ölümler meydana geldiğini, bu durumları davalılara bildirdiğini, davalı firmaların yetkililerinin çiftliğine geldiğini, incelemelerde bulunduğunu, sorunun yem ile alakası olmadığını, hayvanlarda meydana gelen zayıflama ve ölümlerin hastalıktan kaynaklandığını söylediklerini, ölen hayvanların cesetlerinin otopsilerini yaptırdığını, herhangi bir hastalığa rastlanmadığını, ölümlerin ve aşırı zayıflamanın devam ettiğini, hayvanların dışkı, kuyruk, kıl vb. Yabancı cisimleri yediklerini, sonrasında ölümlerin aşırı derecede arttığını, durumu davalı şirket yetkililerine bildirdiğini, yetkililerin veterinerlerle birlikte tekrar geldiklerini, hayvanların tamamının hasta olduğunu, ölümlerin yem ile alakalı olmadığını, hayvanların tamamını imha etmesi gerektiğini, hayvanların ırk ve cinslerinin kaliteli olmadığını, yapacak birşeyleri olmadığını söyleyerek gittiklerini, kendisinin çaresiz kaldığını, işletemsine gelen özel ve resmi veterinerlerin sorunun yem kaynaklı olduğu yönündeki uyarıları doğrultusunda ... ... yemi ile ilgili olarak Kırıkkale Tarım Müdürlüğü'ne 07/03/2013 tarihli dilekçesi ile yemlerin tahlillerinin yapılması için başvurduğunu, Balışeyh Tarım İlçe Müdürlüğü aracılığı ile ölen hayvanların iç organlarını Ankara Etlik Veteriner Kontrol Araştırma Müdürlüğü'ne tahlile götürdüğünü, araştırma talep ettiğini, yetkililerce incelemede bulunulduğunu, 27/03/2013 tarihli bir rapor ile işletmesindeki ölümlerin ve kalan hayvanlardaki verim kayıplarının dengesiz beslenmeye bağlı Pikan hastalığından kaynaklandığı yönünde rapor verildiğini, 07/03/2013 tarihli dilekçesine istinaden Kırıkkale Tarım İlçe Müdürlüğünce numune alınan yemlerin 22/04/2013 tarihinde sonuçlandığını ve analiz sonucu bu yemlerin, ye üretim standartlarına uygun olmadığı, elindeki yemleri kullanmaması gerektiği, yemlerin yediemin olarak alınacağı ifade edildiğini, 26/04/2013 tarihli yediemin tutanağı ile 50 kg bir çuval yemin teslim edildiğini, tahlil sonuçlarının verilmesini talep ettiğini, fakat davalıların itiraz hakkı olduğundan tarafına verilmediğini, davalıların itiraz ettiğini, numunelerin Bursa Gıda ve Yem Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsüne tahlile gönderildiğini, yemlerin üretim ve etiket değerlerine uygun olmadığı 06/06/2013 tarihli rapor ile ortaya çıktığını, Kırıkkale Tarım İl Müdürlüğü tarafından yediemine bırakılan yemin imha amacıyla istediklerini, fakat kendisinde delil olması amacıyla vermediğini, bu arada davalıya ait yemi yedirmeyi bıraktığını, hayvanlarına başka yem verdiğini, sonrasında hayvanların ölümlerin ve zayıflamanın bittiğini, hayvanların hızlıca iyileştiğini, Balışeyh Tarım İlçe Müdürlüğüne başvurduğunu, yem değişikliği sonrası ortaya çıkan bu gelişmeleri yerinde görülerek 09.05.2013 tarihinde tutanak ile imza altına alındığını, davalılara 03.07.2013 tarih 7606 sayılı Kırıkkale 6. Noterliğince ihtarname gönderdiğini, uğradığı zararların tazminini talep ettiğini, üretici firma tarafından 22.07.2013 tarih 5614 sayılı Polatlı 1. Noterliğinden cevabı ihtarnamesi ile yemlerle alakalı yasal olarak belgelendirilmiş, bilimsel olarak kanıtlanmış standartlara uygun olmayan yemleri kabul etmediklerini, eğer bunu dillendirirse hakkında tazminat davası açacağına yönelik ihtarda bulunduklarını, daha sonra uzlaşma için görüşmeler yapıldığını, zararının çok altında meblağlar önerildiğini, ... ...ni yedirdiği 193 adet besi danasından, 77 adet besi danasının öldüğünü, kalan 116 besi danalarında ise çok büyük verim kayıpları olduğunu, hayvanlarına yeniden sıfırdan besi yaptığını, bunun sonucunda daha önce yaptığı besi masraflarının boşa gittiğini, yeni besi maliyetleri oluştuğunu, ayrıca ayıplı ve kusurlu olarak üretilen bu yemlerin tüketiminden dolayı hayvanlarının gerçek olması gereken besi randımanlarına ulaşamadığını, besi süresi uzadığını ve yem maliyeti oluştuğunu, alternatif yeni besi yapma faaliyetlerinin engellendiğini, olası karlardan mahrum kaldığını, bu yemlerle beslediklerini en son parti 20.12.2014 tarihinde satıldığını ancak olumsuz beslenmenin sonucunda istenilen kiloya ulaşamadığından da zararının oluştuğunu, işletmesinin ekonomik ve mali yapısının bozulduğunu, ekonomik planlarının alt üst olduğunu, işletmesinde ki 77 adet hayvanın ölümüne ve kalan hayvanlarında ki üretim ve randıman kayıplarının ortaya çıkmasına yol açan Davalılar adına tazminat tutarının tam ve kesin olarak belirlenmemesi mümkün olmadığından “belirsiz alacak davası” açtığını, belirsiz alacak miktarının bilirkişi marifeti ile tespit ettirilerek, avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

Davacının 30/01/2020 tarihinde davasını ıslah ettiği, ıslah ile toplam 831.816,45-TL maddi 50.000,00-TL manevi zararın 22/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

Davacının 25/05/2022 tarihli dilekçesi ile 831.816,45-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi zararın 22/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava ettiği görülmüştür.

CEVAP: Davalı ... Yem Tarım Ürünleri Ltd.Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dosyaya sunduğu belgelerde ölümlerin yemden kaynaklandığı yönünde bir tespit bulunmadığını, tam tersine hayvanlarda herhangi bir hastalığa rastlanmadığını ve ölümlerin pika olabileceği yönünde değerlendirme yapıldığını, davacının hayvanlarında pikaya rastlanmış olmasının bilimsel yönden pek çok nedeni olabileceğinden davacı tarafça hangi dereceye dayanılarak davalı şirketçe satışı yapılmış olan yemden kaynaklı kusur olduğunun ortaya konmadığını, davacıya hayvanlara vermiş olduğu yem miktarının az olduğu, yemin yanında vitamin takviyesi yapmasının yararlı olduğunun belirtildiğini, davacı tarafça göz önüne alınmadığını, davacının önleyici tedavi sürecini aksatmış olmasının davacının kusuru olduğunu, açıklanan nedenlerle, davanın reddine ve yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddiaları ile ilgili yapılan inceleme ve araştırmalarda yemlerin hayvan ölümlerine neden olduğu yolunda bir tespit bulunmadığını, satılan yemler ile ölümler arasında bir illiyet bağı bulunmadığını, hayvan besicilik pek çok faktörün bir arada uygulandığı, tüm faktörlerin bir arada düzgün işlemesi gereken bir uygulama olduğu, hayvan ölümlerinin sadece yemden kaynaklandığını iddia etmek, diğer faktörlerin araştırılmadan haksız ve iyi niyet kurallarına aykırı olacağını, davalı şirketin üzerine düşen ödevleri yerine getirdiğini, ölümlerin yem ile ilgisi olduğu yolunda bir bulguya rastlanmadığını, yemden kaynaklanmadığının tespit ettiklerini, davacıya bildirdiklerini, Veteriner Kontrol araştırma merkezinin 76899830 nolu 27.03.2013 tarihli raporuna göre hayvanlarda kanda baktıklarını söyledikleri biyokimya sonuçlarına göre kan referans değerlerine göre eksik olan minerallerin magnezyum ve selenyum olduğunu, 06.06.2013 tarih 13406374 rapor numaralı Gıda ve Hayvancılık Bakanlığının yazısına istinaden yaptıkları itiraz üzerine yapılan analizlerde, magnezyum ve selenyum değerlerinin Amerikan Ulusal Araştırma Konseyi'nin belirlediği ihtiyaçlardan daha fazla olarak tespit edildiğini, bu değerlerin yüksek olmasının olumsuz zararı bulunmadığını, şuanda ki mevzuata istinaden aykırılık bulunmadığını, 27.03.2013 tarihli raporda hayvanlarda ölüm sebebinin dengesiz beslenmeye bağlı pika sonucu şekillenmiş olabileceği kanaatine varıldığını, yemle alakalı olduğunu gösteren bir tespit yer almadığını, pika hastalığının birçok sebebi olduğunu, hayvanların hasta olduğu için yem yiyememesinden ve az yem konmuş olması sebebiyle yeterli yem yiyememelerinden kaynaklı dengesiz beslenme mevcudiyetinin araştırılması gerektiğini, 09.05.2013 tarih 76913991 sayılı tutanakta, ne hayvanların önceden davalıya ait yemleri kullandığı ve bu yemlerin hastalığa yol açtığı, ne de hayvanlarda görülen iyileşmenin başka bir yem kullandırmaya başladıktan sonra olduğu konusunda tespit olmadığını, tutanakta hayvanların bakım ve beslenme programının bu şekilde devam ettirilmesi konusunda tavsiyede bulunduğunu, bunun da aslında hayvanların yemden değil, yanlış beslenme ve bakım sebebi ile hastalandığını gösterdiğini, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

MAHKEMECE: "...Dava; ayıplı mal satışından doğan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere,

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı tarafından, davalı ... nden satın ve teslim aldığı, davalı ...'nin üreticisi olduğu yemlerin, ayıplı olup olmadığı, varsa bu ayıbın gizli ayıp niteliğinde olup olmadığı, davalıların ağır kusuru bulunup bulunmadığı, iş bu yemlerin davacıya ait besi hayvanlarının ölümlerine ve verim kaybına sebebiyet verip vermediği, vermiş ise davacının hayvan ölümlerinden ve verim kaybından dolayı oluşan maddi ve manevi zarar miktarı noktasında toplanmıştır.

Mahkememizce, davalıların üretici ve satıcısı olduğu yemlerin ayıplı olup olmadığı, varsa ayıbın neden ibaret olduğu ve maddi zararın tespiti hususunda tarafların dosyaya sundukları ve temini talep ettikleri belge ve kayıtların dosyaya temini ve taraf tanıklarının dinlenilmesine müteakiben, uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, dava dosyası mahkememizce konusunda uzman üç ayrı bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor aldırılmış, Veteriner Hekim Prof. Dr. ..., Uzman Veteriner Hekim ... ve SMMM ... tarafından mahkememize sunulan birinci bilirkişi heyeti rapor ve ek raporu ile Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ..., Doç Dr. ... ile SMMM bilirkişisi ...'dan oluşan üçüncü bilirkişi heyeti raporundaki ilme ve dosya kapsamına uygun benimsenen rapor içeriklerine göre, davalı ... tarafından üretimi yapılan ve davacı tarafça davalı ...'nden satın ve teslim alınıp, hayvanların beslenmesinde kullanılan yemlerde bulunması gereken bakır-çinko-mangan miktarının olması gerekenden çok yüksek olması, buna karşın kobaltın hiç bulunmaması nedeni ile iz element ve mineraller arasında yetersizlik ve dengesizliğe neden olduğu, iş bu yemleri tüketen davacıya ait hayvanlarda pika(gıda özelliği olmayan toprak dışkı gibi maddelerin yenilmesi) hastalığı ve buna bağlı organ hasarları ve ölümlere neden olduğu,bu kapsamda davalılarca üretim ve satışı yapılan yemlerin üretiminde ve satışında, davalı tarafın ağır kusuru bulunduğu ve ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacının besi hayvanlarının ölümünde ve verim kaybından dolayı toplam 831.816,45-TL maddi zararının oluştuğu, yine davacının beslediği hayvanlarının ölümü ve verim kaybı ve buna bağlı ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle yaşadığı acı ve keder karşılığı manevi zararının oluştuğu kanaatine varılmıştır.

Her ne kadar davalı ... vekili 25/05/2022 tarihli dilekçesi ile; cevap dilekçesinin ıslah ile zaman aşımı itirazında bulunmuş ve ıslah talebi 6100 sayılı HMK nun 178. Maddesi usulü dairesinde yapılmamış ise de, mahkememizce davalı tarafın zaman aşımı itirazı yönünde yaptığı değerlendirmede, davalı üretici ... Yem Sanayi nin ayıplı üründen dolayı oluşan zarardan Borçlar Kanunu'nda düzenlenen haksız fiil hükümlerine göre, satıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu, Borçlar Kanunu'nun satıcının sorumluluğunu düzenleyen 231. maddesinde; satıcının ayıptan doğan sorumluluğu, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, satıcının satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zaman aşımı süresinden yararlanamayacağı düzenlenmiş olup, yine haksız fiil sorumluluğundan doğan zararın tazminine yönelik zaman aşımı düzenlendiği, Borçlar Kanunu'nun 72. Maddesinde, tazminat isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yılın geçmesi ile zaman aşımına uğrayacağı düzenlenmiş olup, davalı tarafça üretimi yapılan dava konusu yemin üretiminde, yemde bulunması gereken iz element ve mineraller arasındaki yetersizlik ve dengesizlik nedeniyle ağır kusuru bulunduğu, bu nedenle satıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olan üreticinin ayıptan doğan sorumluluğunda iki yıllık zaman aşımı süresinden yararlanamayacağı,

Yine Borçlar Kanunu'nun 72. Maddesi uyarınca, zarar görenin zararı ve zarar verene öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık süre içerisinde zararın tazminini istemesi gerektiği düzenlenmiş olup, davacının hayvanların ölümü ve rahatsızlığı üzerine müracaat ettiği Kırıkkale İlçe Tarım Müdürlüğü'nce düzenlenen raporda hayvanlardaki ölüm ve gerilemenin pika dan kaynaklandığı rapor edilmiş ise de, davalının üretimini yaptığı yemlerin ayıplı olduğu, ölümlerin ve hayvanlardaki rahatsızlığın bu yemlerden kaynaklandığına dair tespite yer verilmediği, davacı tarafça yemlerin değiştirilmesinden sonra hayvanların da kısmen düzelme yaşanması üzerine zararın davalı yemlerinden kaynaklandığı kanaati ile davalılara 03.07.2013 tarih 7606 sayılı Kırıkkale 6. Noterliğince ihtarname gönderdiği, uğradığı zararların tazminini talep ettiği, davalı üretici şirketin ise 22.07.2013 tarih 5614 sayılı Polatlı 1. Noterliğinden cevabı ihtarnamesi ile zararın, ürettikleri yemlerden kaynaklanmadığını beyan ettikleri, bu arada taraflar arasında görüşmelerin devam ettiği, davacının da zararın oluşmasında davalıya ait yemlerin etkili olup olmadığı ve yemlerin ayıplı olup olmadığı yönünde araştırma cihetine gittiği, bilahare zararın davalının ürettiği yemlerden kaynaklandığı sonuç ve kanaatine vararak davayı açtığı, iş bu nedenle davacının zarar vereni öğrendiği tarihin, dava tarihinden iki yıl öncesine dayalı olduğundan bahsedilemeyeceği, keza dava konusu yemdeki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu ve yapılan yargılama ve bilirkişi heyeti raporları sonucu tespit edilebildiği, yine davacının 22/07/2013 tarihli ihtarname ile zararın tazmini talebinde bulunmuş ise de, dava konusu sağ kalan hayvanlardaki rahatsızlığın giderilmesine yönelik yapılan beslenme ve tedavinin etkisi ve bu nedenle oluşan zarar miktarının tespiti, tedavi ve beslenme sonucuna bağlı olduğu ve ihtar tarihinden sonra iş bu miktarın tespit edilebileceği, bu nedenle de davacının zararı ve zarar vereni öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık zaman aşımı süresi içerisinde dava açtığının kabulü gerektiği kanaatine varılmakla, davalının zaman aşımı itirazı mahkememizce kabul görmemiştir.

Tüm dosya kapsamı, taraf delilleri, tanık anlatımları ve bilirkişi heyeti rapor içeriklerine göre; davacının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davasının kısmen kabulü ile aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile," Davanın kısmen kabulü ile, 831.816,45-TL maddi tazminat alacağının 22/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10.000,00-TL manevi tazminat alacağının 22/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,"şeklinde karar verilmiştir,

Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçelerinde 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi talep edilmiş ise de yerel mahkemece taleplerinin kısmen kabulü ile 10.000,00.-TL manevi tazminata hükmedilmiş olup hükmedilen manevi tazminatın çok düşük olduğundan ve hükmedilen bu tazminat miktarı itibariyle manevi tazminat müessesinin ruhuna da uygun olmadığını, müvekkilinin uğradığı zararın meydana gelmesinde, yem üreticisi firmanın tamamen kusurlu olduğu ve müvekkilinin ise herhangi atfı kabil bir kusurunun olmadığının dosya kapsamında temin edilen raporlarla defalarca tespit edildiğini, müvekkilinin zararın meydana geldiği tarih itibariyle; sürecin bizzat takipçisi olduğunu, acele yapılması gereken muayenelerde hayvanları bizzat kamyona yükleyerek ve bazen de şahsi aracıyla taşıyarak tedaviye götürdüğünü, geceleri, ahırda kalarak hayvanlarını gözlemlediğini, veterinerlerin yaptığı muayene ve tedavilere bizzat iştirak ettiğini, müvekkilinin herhangi bir malının zayi olmadığını, besleyip yetiştirdiği ve bakımını sağladığı hayvanlarının öldüğünü, durumun, yalnızca ekonomik geleceğin sarsılması olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, sürecin psikolojik etkisi de nazara alınarak manevi yönden hakkaniyetli bir tazminata hükmedilmesi gerektiği ve 10.000,00 TL'nin olayın oluş ve meydana geliş ile gelişim süreci itibariyle, yeterli ve hakkaniyetli olmadığı kanaatinde olduklarını, zira, ortaya çıkan maddi zararın, zarar tarihi itibariyle bir servet değerinde olduğunu, müvekkilinin davalının kusuru sebebiyle servetini yitirdiğini, kredilerini ödeyemediğini, aleyhine çok sayıda icra takibi başlatıldığını ve bir kısım mallarının da icra kanalıyla satıldığını, müvekkilinin finansal dengesi salt bu sebeple ve neredeyse tamamen çöktüğünü ve yine ticari itibarının ciddi şekilde zarar gördüğünü, manevi tazminat taleplerinin davanın ikame edildiği tarih itibariyle makul ve bugün itibariyle ise gülünç sayılabilecek bir tutar olan 50.000,00 TL üzerinden ikame edildiğini, 50.000,00 TL,nin onlarca fabrika ve dağıtım zinciri bulunan ve holding niteliğindeki davalıları fakirleştirmeyeceğini ve müvekkilini de zenginleştirmeyecek seviyede olduğunu, hal böyleyken, bu gibi bir olayda yalnızca 10.000,00 TL tazminata hükmedilmesinin manevi tazminatın amaç ve ruhuna uygun olmadığı gibi gelişen hukuk sistemi kuralları ile de bağdaşmadığını, beyanla yerel mahkeme kararının, hükmedilen manevi tazminat yönünden kaldırılarak talepleri gibi 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi suretiyle yeniden karar tesisini ve davanın bu yönüyle de tamamen kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

Davalı ... Yem Tarım Ürünleri Ltd. Şti.vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin oluşa, mevcut delil durumuna ve hukuka aykırı biçimde müvekkili şirketin sorumluluğuna hükmettiğini, mahkeme kararına dayanak gösterilen bilirkişi kök ve ek raporlarında davacının besi hayvanlarında meydana gelen ölüm ve hasarların diğer davalı şirketin ürettiği yemlerden kaynaklandığı, bu nedenle 192 adet besi hayvanının hasar ve ölümlerinden doğan zararların tamamının diğer davalı ... tarafından giderilmesi gerektiğinin belirtildiğini, yem üreticisinin müvekkili olmadığı gibi müvekkilinin yemlerdeki değerleri ölçme, test etme vb. gibi yükümlülüğünün de bulunmadığını, davacı tarafın diğer davalı tarafından üretilen yemleri almak istediğini, bu doğrultuda müvekkili firmanın aracılık ettiğini, müvekkiline yemlerden oluşan bir zarar olsa dahi kusur veya tazminat sorumluluğunun yükletilemeyeceğini, dava konusu yemlerin tamamlayıcı yem kategorisinde olup bu hususun ürün etiketinde de tanımlandığını, buna karşın davacı tarafın yemleri tek başına kullandığını, zarara kendi ihmalkarlığı neticesinde sebebiyet vermiş olup müvekkili şirkete kusur izafe edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yemdeki yüksek vitamin ve mineral değerlerinin zarara sebep olan Pika Hastalığına yol açtığı ve böylece zararın yemden kaynaklandığına yönelik tespitlerin yerinde olmadığını, bilirkişilerin de bu hususta yemin karıştırılarak kullanıldığını açıkça belirttiklerini, davacı yanın beyanlarından söz konusu ürünün tek başına kullanıldığının anlaşıldığını, bunun da Pika hastalığının nedeni olarak gösterilen, hayvanlardaki vitamin ve mineral madde eksikliğinin sebebini açıkladığını, üretici firma olan ... A.Ş. veterinerinin; satılan yemin tamamlayıcı yem olduğu, tek başına kullanılması durumunda bir takım mineral eksikliklerinin olabileceği, bu nedenle vitamin desteği yapılması gerektiği konusunda yapmış olduğu uyarıları dikkate almayan davacının, ürünü amacına aykırı ve hatalı kullanımı ile ihmalkar tutumuyla zarara sebebiyet verdiğinin açık olduğunu, yerel mahkeme kararına dayanak gösterilen bilirkişi raporlarında da hastalık ile yem arasında somut, bilimsel bir bağ ortaya konulamadığını, yerel mahkeme dosyasında 23.07.2019 tarihli gerekse 25.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda hayvanlarda ölüme sebebiyet veren Botulismus (Clostridium botulinum bakterisine bağlı toksin zehirlenmesi) hastalığından önceden yapılan aşıyla korunmanın mümkün olduğunun belirtildiğini, dilekçelerinde sıklıkla hayvancılıkla uğraştığını, besicilik faaliyetinin gereklerini yerine getirmek için yeterli bilgi ve deneyime sahip olduğunu vurgulayan davacı tarafın ihmalkarca davranarak koruyucu aşıları zamanında yaptırmayarak hayvanların ölümüne kendi ihmalkarlığı ile sebebiyet verdiğini, keza sadece üç sığırdan alınan kan değerlerinden yola çıkarak, bu üç sığırın kan değerleri farklılık arz ettiğinden, tüm sürü açısından hangi element düzeyinin eksik veya fazla olduğunun saptanmasının mümkün olmadığını, hayvan ölümlerinden bir yıl sonra faturalandırılan veteriner ve ilaç giderlerinin nasıl bir illiyet bağı kurularak dava konusu olaydan kaynaklandığının tespit edildiğini anlamanın mümkün olmadığını, beyanla ilk derece mahkemesince usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

Davalı ... San. A.Ş.vekili istinaf dilekçesinde özetle; çelişkiyi gidermesi gereken son bilirkişi heyetinin, son derece taraflı, bilimsel teknikten, deney ve gözlemden uzak, "olabilir", "yapabilir" şeklinde ihtimallere dayalı, inatla bilimsel gerçekliğe ve mantığa aykırı savlar ile yoğrulmuş, haksız ve mesnetsiz çıkarımlarla bezeli kök ve ek rapor hazırlamış olup denetime ve hükme elverişli olmayan, diğer heyet raporu ile çelişki içinde olan raporun hükme esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, dolayısıyla talepleri doğrultusunda uygun nedensellik bağının olup olmadığını da irdeleyebilecek bir hukukçu bilirkişinin de aralarında bulunduğu yeni bir heyet teşkil edilerek, uzman görüşleri ve tüm dosya kapsamında rapor aldırılması gerekmekteyken bu usulü eksikliğin tamamlanmamasının bozmayı gerektirdiğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararında her ne kadar "davalının esaslı itirazları dikkate alınarak rapora/ek rapora gönderilmesine", "taraf itirazlarının dikkate alınarak ek rapor düzenlenmesine" şeklinde ara kararlar kurmuş olsa da son bilirkişi heyetinin bu ara karar talimatlarının gereğini yapmamış olduğunun aşikar olduğunu, Prof. Dr. ...'den alınan 21.02.2022 tarihli uzman görüşü ile Prof. Dr. ...'dan alınan 19.11.2019 tarihli uzman görüşü ne raporlarda ne de yerel mahkemenin gerekçeli kararında değerlendirilmediğini, uzman görüşlerinin raporlarda ve gerekçeli kararlarda tartışılıp irdelenmemesinin, dikkate alınmamasının bozma nedeni olduğunu, sadece üç sığırdan alınan kan serumu element ölçüm sonuçlarına göre kabul edilen referans değerlere göre selenyum düzeylerinin hepsinde düşük, bakır değerlerinin normal, çinko değerlerinin birinde normal, ikisinde yüksek; kalsiyum değerinin birinde normal ikisinde yüksek, magnezyum değerinin düşük ve fosfor değerinin normal olduğunun saptanması tüm sürü açısından hangi element düzeyinin eksik veya fazla olduğunun belirlenmesi için yeterli bulunmadığı, şeklinde değerli tespitleri ve konu hakkında diğer bilimsel değerlendirmelerinin bulunduğunu, taraflarınca sunulan uzman görüşleri ve Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesinden teşkil edilen bilirkişi heyeti raporu ile bilirkişi heyetinin raporunda ulaştığı sonuçların aksi yönde olduğunu, raporlar arasındaki çelişkiyi giderir nitelikte yeni bir rapor alınmasının gerektiğini, kök raporundaki izahı olmayan tespitleri yine mantık dışı ve gerçeği çarpıtarak ek raporunu oluşturduğunu, itirazlarını asla ciddiyetle ele almayarak ve kendi bilimsel gerçekliklerine aykırı açıklamaları ile manipüle ettiklerini, ortada bir yığın çelişki varken dosyanın karara çıkartılmasının hatalı olduğunu, 11.1.2022 tarihinde sunulan beyan dilekçeleri ve ekinde yer alan piyasadaki firmaların etiket değerlerinin dikkate dahi alınmadığını, tam rasyona ilişkin itirazları ve beyanları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilin yeminde yer alan minerallerin akredite olmayan sonuçlar dikkate alınsa dahi, hayvanlar için nrc 2005 mtl tablosuna göre tolere edilebilir düzeyde olduğunun anlaşıldığını, kan serumlarında mangan ölçümünün yanında kobalt ölçümünün de yapılmadığını, dolayısıyla ölen hayvanlarda kobalt eksikliği var diyebilmek için kan serumlarında kobalt ölçümünün yapılmış ve olması gereken düzeyin altında bulunmuş olmasının gerektiğini, akredite olmayan analiz sonuçlarına göre besi yeminde kobaltın tespit edilir seviyede bulunamamasının kobaltın olmadığı anlamına gelmemekle beraber; tam rasyonda ne denli kobaltın bulunduğunun bilinmediğini, ölen hayvanların kan analizlerinde kobalt olmadığını, analizinin yaptırılmadığını, dolayısıyla bilirkişilerin kobalt eksikliği tespitinin yarım yamalak, dayanaksız ve hatalı olduğunu, davacının delil listesinde ve ön inceleme aşamasına kadar sunmamış olduğu, son rapora itiraz dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu belgelerin, delil sunma yasağı kapsamında olup dikkate alınmamalıyken muvafakatlerinin bulunmadığı delillerin, delil olarak kabul edilmesinin usulü hata olup bozma nedeni olduğunu, yine ölümlere ilişkin olasılığa dikkat çekmek adına, alınan pamuk tohumu küspesinde bulunan toksik bileşen, gossypol denilen bu bileşen ısıl veya kimyasal işlem görmedikçe hayvan yemi olarak kullanımının sakıncalı olduğunu, davacının sığırlara vermiş olduğu ve ne şartlarda vermiş olduğu kaba yem konusunda büyük bir soru işareti bulunduğunu, nitekim, sığırların ölmesinin nedeninin, davacının vermiş olduğu kaba yemlere ilişkin olmasının büyük bir ihtimal olduğunu, diğer yemlerden numune alıp da inceleme yaptırmayan davacının "yem değiştirdim, düzeldi", iddialarının da mesnetsiz ve haksız olduğunu, aynı parti yemin başka firmalara ve üreticilere satıldığını, fakat hiç ölüm şikayeti alınmadığını, davacı tarafın tacir olup, basiretli davranmak zorunda olduğunu, maddi ve manevi tazminat talebi içeren bir davada kendi kusursuzluğunu ve karşı tarafın kusurunu ispat yükünün kendisinin üzerinde olduğunu, ancak davacı tarafın bu hususu ispat edemediğini, kalan hayvanların beslenmesi için yapılan hesaplamanın fahiş olup somut verilere dayanmadığını, kaldı ki kalan hayvanların beslenmesinden müvekkili şirket sorumlu olmadığını, 2013 yılı ve dava tarihinde Et fiyatlarının fahiş olduğunu, et fiyatlarının sorulması bakımından ilgili kurumlara müzekkere yazılması gerekmekteyken müzekkere dahi yazılmayarak sonuca gidildiğini, tüm itiraz ve beyanları saklı kalmak kaydıyla davacının davasını süresi içinde açmamış olup davanın zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacının müvekkili şirkete yönelttiği davanın haksız fiil hükümlerine dayandığını, davacının besi işletmesindeki hayvan sayısı göz önünde tutulduğunda, davacının iddia ettiği çokluk derecesindeki hayvan ölümlerini fark etmemesinin imkansız olduğunu, davacının davasının belirsiz alacak davası olarak açmasının, zararı bilmediği anlamına gelemeyeceğini, zira davacının belirsiz alacak davası açabileceği düşünülse dahi zararın kuruşu kuruşuna bilinmesine gerek olmayacağını, davacının göndermiş olduğu ve dosyaya defalarca sunduğu kendi keşide ettiği ihtarnamenin davacının hem zararı hem de (kabul anlamına gelmemekle) zararın sebebi olarak müvekkili şirketi bildiğini gösterdiğini beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle davanın süresinde açılmamış olması sebebiyle zamanaşımı dolayısıyla reddine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak mahkemesine iadesine, davacının haksız ve kötüniyetli davasının reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, ayıplı yem satılması iddiasına dayalı uğranılan zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir. Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, seçimlik haklardan birini kullanabilir. Alıcı, genel hükümlere göre tazminat isteme hakkını da kullanabilir.

Türk Borçlar Kanunu 49/1. maddesi, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” şeklinde, 50.maddesi " Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." 51/1. Maddesi " Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler." 52. Maddesi " Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.." 58. Maddesi " Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir." şeklinde düzenlenmiştir.

Manevi tazminat talebinin kabul edilebilmesi için, kişilik haklarına hukuka aykırı ve haksız bir saldırının varlığı şarttır. Sözleşme ilişkisinde manevi tazminatın kabul edilebilmesi için salt sözleşmeye aykırı davranmak yeterli değildir. Ayrıca sözleşmenin ihlaliyle kişilik haklarının da (kişinin yaşamı, sağlığı, beden ve ruh tamlığı, onur ve saygınlığı, resmi ve özel yaşantısı gibi..) ihlali gerekir. Burada kişinin bedensel, ruhsal ve sosyal bireyliğinin korunması söz konusudur

Bilindiği üzere, 22.06.1966 tarihli 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, manevi tazminat tutarını etkileyen özel hal ve şartlar belirtilmiş olup, hâkim manevi tazminat miktarını belirlerken Türk Medeni Kanununun 4. maddesi gereğince hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalmalı, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, olayın vehametini, davalının kusurunu, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmelidir. Takdir edilecek manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı, ne var ki mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanması amaç edinilmediğinden zenginleşme aracı da olmamalıdır.

Maddi ve manevi tazminat isteminin temelinde, sözleşme ilişkisi bulunan davalı tarafın ayıplı ürün satış iddiası bulunmaktadır.

Davacı taraf, davalı ... aracılığı ... Yem Fabrikası üretimi olan "..." almaya başladığı, bu yemi kullanmaya başladıktan sonra hayvanlarındaki gelişmenin durduğu, kilo kayıplarının olduğu, yemi yedirdiği 193 adet besi danasından, 77 adet besi danasının öldüğünü, kalan 116 besi danalarında ise çok büyük verim kayıpları olduğunu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat davası açmış, davalılar zararın, yemlerden kaynaklanmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalı ... tarafından üretimi yapılan ve davalı ...' tarafından davacıya satılan hayvanların beslenmesinde kullanılan yemlerin ayıplı olduğu, satışı yapılan yemlerin üretiminde ve satışında, davalı tarafın ağır kusuru bulunduğu ve ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunun denetime elverişli bilirkişi raporlarında tespit edilmesine, davacının besi hayvanlarının ölümünde ve verim kaybından dolayı maddi zararının oluşmasına, yine davacının beslediği hayvanlarının ölümü, verim kaybı ve buna bağlı ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle yaşadığı acı ve keder karşılığı manevi zararının oluştuğunun kabulü gerekmesine, belirlenen manevi tazminatın yukarıda belirlenen ilkelere uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekili ve davalılar vekillerinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/06/2022 tarih, 2015/848 Esas ve 2022/469 Karar sayılı kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1. b. 1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

  2. İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 346,90 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

  3. İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ...'nden harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

  4. İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... Yem Tarım Ürünleri Ltd. Şti.'den alınması gereken 56.821,38 TL harçtan başlangıçta alınan 14.456,82 TL.nin mahsubu ile bakiye 42.364,56 TL harcın davalı ... Yem Tarım Ürünleri Ltd.Şti.den alınarak hazineye gelir kaydına,

  5. İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar üzerlerinde bırakılmasına,

  6. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  7. Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine,

Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; manevi tazminat yönünden miktar itibariyle kesin, maddi tazminat yönünden HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/03/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıncevapizmirTazminatkonusumahkemecenumarasıTazminat)(Rücuenhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim