SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 17. HD 2023/2062 E. 2024/639 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/2062

Karar No

2024/639

Karar Tarihi

19 Mart 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/2062

KARAR NO : 2024/639

KARAR TARİHİ : 19/03/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 04/05/2023

NUMARASI : 2023/58 Esas 2023/352 Karar

DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit

BAM KARAR TARİHİ : 19/03/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 20/03/2024

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Şti. tarafından müvekkili ... ve diğer borçlu ... aleyhine İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2017/10354 E. Sayılı dosyası ile örnek 7 ödeme emrine dayalı icra takibine başlandığını, takip konusu alacağın sebebinin bakiye fatura alacağı olarak açıklandığını, 222.967,07-TL. lik bakiye fatura alacağı ve ferileri ile birlikte takip başlatıldığını, faturalarda müvekkili ...'in adının olmadığını, faturaların diğer borçlu ... aleyhine kesildiğini, takibe konu olan faturaların 20.01.2012 tarihli 34.689,17-TL bedelli, 20.01.2012 tarihli 35.414,96.TL bedelli, 20.01.2012 tarihli 36.621,15-TLbedelli , 24.01.2012 tarihli 2.192,46 TL bedelli, 02.02.2012 tarihli 2.145,28 TL bedelli , 11.02.2012 tarihli 2.604,19 TL bedelli, 31.01.2012 tarihli 2.145,28 TL bedelli, 31.10.2011 tarihli 14.510,58 TL bedelli , 03.11.2011 tarihli 33.090,49 TL bedelli faturalar olduğunu, ancak alacağın kaynağı olarak gösterilen faturaların ve irsaliyelerin üzerinde müvkkili davacı ...'in adının yer almadığı gibi kendisine irsaliye ile gönderilip ıslak imza ile teslim edilen herhangi bir mal tesliminin de yapılmadığını, bu faturaların davalı tarafından gerçeği yansıtmayacak şekilde tek taraflı olarak düzenlendiğini, arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, öncelikle ve ivedilikle teminatsız yahut teminat mukabili olarak tedbiren İzmir 2 İcra Müd. 2017/10354 E. sayılı icra dosyasında müvekkilinin borçlu bulunmadığından borçlu bulunmasını gerektirecek bir alacak ilişkisi olmadığından yapılan takibin tamamen gerçeğe aykırı kötü niyetle müvekkilini borçlandırmaya çalışıp haksız kazanç elde etme amacını taşıdığından, müvekkiline teslim edilen hiç bir mal bulunmadığından, bu asılsız faturaların vergi dairesine bildirilmediği gelir ve KDV beyanları yapılmadığı gerekli KDV ödenmediği anlaşılarak faturaların müvekkili yönünden asılsız gerçek dışı sahte olduğu tespit edilerek, icra takibinin dava sonuna kadar teminatsız durdurulmasına, bu kabul edilmediği takdirde vezneye giren paranın alacaklıya ödenmemesine ve icra takibinin durdurulmasına, davalarının kabulüne, müvekkilinin borçlu bulunmadığı tespit edilerek ve İzmir 2. İcra Müdürlüğü 2017/10354 E. sayılı icra takibinin iptaline, alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Menfi tespit davasında zamanaşımı süresinin; dava konusu hukuki ilişkinin tabi olduğu zamanaşımı süresine tabi olduğunu, menfi tespit davası satış sözleşmesinden kaynaklanmakta olup B.K. gereği 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, takibe konu faturalar 2011 ve 2012 yıllarında düzenlendiğini, davacı aleyhine 2012 yılında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, alacağın tahsili amacıyla davacı ile görüşmeler yapıldığını, davacının 11.08.2012 tarihli vermiş olduğu karakol ifadesinde borcun ödenmesi konusunda müvekkili şirket ile sulh olmaya çalıştığını beyan ettiğini, aradan 12 yıl geçtikten sonra açılan işbu menfi tespit davasının zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacı faturaya konu malları teslim aldığını, İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği ifadede beyan ettiğini, hem davacı hem de dosyanın diğer borçlusu gerek Organize Suçlar Büro Amirliğinde verdiği ifadesinde gerekse sanık olarak yargılandığı İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği ifadesinde malları teslim aldığını beyan ettiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın reddine yargılama gideri ile ücreti vekaletin davacıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...İcra Dosyası: İzmir 2. İcra Müdürlüğü’nün 2017/10354 esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davalı alacaklı ... Şti.'nin davacı ... ve dava dışı ... aleyhine dayanılarak 222.967,07-TL bakiye fatura alacağı, istinaden ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığı, takibin kesinleştiği ve halen derdest olduğu görülmüştür

Esnaf-Tacir Araştırması: Davacı Tarafın gerçek kişi olması nedeniyle esnaf/tacir olup olmadığının tespiti için yazılan yazılara verilen cevaplardan; İzmir ticaret siciline kayıtlı olmadığı, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nın esnaf ve sanatkar kaydının bulunmadığı, kendi adına menkul sermaye iradı mükellefiyet kaydının 1996 yılında terk ettiği tespit edilmiştir.

Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.

Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari ava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.

TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.

Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.

5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.

19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.

Dosya kapsamından, davacının işinde kendi adına menkul sermaye iradı nedeniyle 01.01.1996 ile 31.12.1996 tarihleri arasında mükellefiyet kaydının bulunduğu, 31.12.1996 tarihinde mükellefiyet terk ettiği, davacının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı, dava dışı bir takım ticaret şirketlerinde orkat olduğu, dava dışı limited şirketlerindeki ortaklığının davacı gerçek kişiye tacir sıfatını kazandırmayacağı, tacir olanın dava dışı şirketler olduğu ve eldeki icra takibinin tarafları ile takibe dayanak faturalardaki tarafların davacının ortağı olduğu dava dışı şirketler ile bir ilgisinin bulunmadığı, dolayısıyla davacının tacir sıfatını haiz olmayıp, esnaf olduğu, davacının tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca satım sözleşmesi TBK’nunda düzenlenmiş olup, davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 Sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Yargıtay 20. HD:'nin 2015/10410 esas, 2015/1025 kara sayılı, 03/11/2015 tarihli, 2015/15241 esas, 2016/788 karar sayılı, 25/01/2016 tarihli yargı yeri belirleme kararlarının, Yargıtay 19. HD'nin 2015/15811 esas, 2016/5002 karar sayılı, 21/03/2016 tarihli kararının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE, Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE," karar verilmiştir.

İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararını kabul etmediklerini, mahkemece yargılama yapılmadan, deliller değerlendirilmeden, işin esasına girilmeden verilen görevsizlik kararının kanuna aykırı olduğunu, işbu davaya konu alacak davacının kötüniyetli, muvazaalı işlemlerinden kaynaklandığını, davacının aynı adreste faaliyet gösteren şirketini borca batık duruma getirdiğinden kağıt üzerinden 18 yaşındaki yeğeni üzerinden ticari faaliyetlerine devam ettiğini, davacının gizli ortak olup taraflar arasındaki işin ticari iş olduğunu, yerel mahkemenin ...'ün gerçek kişi tacir olup olmadığını araştırıp görev yönünden değerlendirme yapması gerekirken işin esasına girmeden dosya üzerinden değerlendirme yaparak görevsizlik kararı vermesini kabul etmediklerini, taraflar arasındaki işin ticari bir iş olup mahkemece kıyasen perdeyi kaldırma teorisi uygulanması gerektiğini, davacı Ağır Ceza Mahkemesindeki savunmasında muvazaalı ilişkiyi kabul ettiği, gizli ortak olduğunu ikrar ettiğini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, itirazları doğrultusunda karar verilmesine, davanın İzmir Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesine devam edilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava; davaya konu İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/10354 esas sayılı icra takip dosyasından dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasıdır.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, "Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden reddine, kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir.

İşbu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı gerçek kişinin tacir olup olmadığının araştırılması yönünde Kadifekale Vergi Dairesi ve İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevaplarının değerlendirilmesi neticesinde ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere davacının tacir olmadığı ve bu kapsamda TTK 4. maddesi gereğince iş bu davanın ticari bir dava olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararına karşı ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/05/2023 tarih, 2023/58 Esas ve 2023/352 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1. b. 1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

  2. İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 157,75 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

  3. Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,

  4. Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

  5. İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  6. Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 19/03/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınTespitreddinedereceizmirkonusuhükümMenfinumarasımahkemesikararıcevapgönderilmesine"

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim