SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 17. HD 2024/185 E. 2024/618 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/185

Karar No

2024/618

Karar Tarihi

14 Mart 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/185

KARAR NO : 2024/618

KARAR TARİHİ : 14/03/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 27/12/2023

NUMARASI : 2023/854 Esas 2023/1073 Karar

DAVANIN KONUSU : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))

BAM KARAR TARİHİ : 14/03/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 14/03/2024

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerin, merkezi “... Mah. .... Cad. No:.../... .../...” adresinde bulunan işyerinde tarım işçisi olarak bir süre çalışmış olup, işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine ikame edilen davalar neticesinde, davalı hakkında ilamlı icra takibi yapıldığını, ilama bağlı alacakların icra emri ile istenildiğini ve icra takipleri kesinleşmiş olmasına rağmen, takibe konu alacakların ödenmediğini, bu nedenle iş bu davanın ikamesinin zorunlu hale geldiğini, açıklanan nedenlerle; davanın KABULÜNE, davalı ... Şirketi' nin iflasına, yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacıların taleplerinin ve davaların tamamen haksız, yersiz ve kötüniyetli olup reddi gerektiğini, davacı tarafın da belirtmiş olduğu üzere; davacılar ile müvekkil şirket arasında işçilik alacaklarından kaynaklanan davalar ve bu davalardaki ilamlara dayalı olarak başlatılmış olan icra takiplerinin mevcut olduğunu, sayın mahkemece bilindiği üzere iflas yolu 2004 Sayılı İİK'ye göre külli bir takip yolu olarak belirtilmiş olup işbu takip yolunun izlenebilmesi için öncelikle cüz-i icra olan icra takibinin sonuçlandırılması, icra takibinde borcun tahsili için yasal olan işlemlerin (taşınır-taşınmaz malvarlığı haczi, banka haczi, satış vb.) yerine getirilmesi ve bu işlemlerden bir sonuç alınamaması (borcun tahsil edilememesi) halinde iflas yoluna geçilmesi gerektiğini, ancak somut olayda davacılar, müvekkil şirkete karşı başlatmış oldukları icra takipleri kapsamında borcun tahsili için yapılması gereken her türlü işlemi gerçekleştirmediklerini ve bu işlemleri gerçekleştirmeden müvekkilin doğrudan doğruya iflasını talep ettiklerini, bu durumda dava şartı gerçekleşmemiş olduğundan dolayı davanın reddi gerektiğini, yine külli takip olan iflas yolunda, borçlunun iflasının talep edilebilmesi için borca batıklık unsurunun gerçekleşmesi yani müvekkilin borca batık olması gerektiğini, mahkemece yapılacak olan inceleme ile de açıkça tespit edileceği üzere müvekkilin borca batık olmadığını, zira müvekkil şirketin taşınmaz malvarlığı mevcut olup davacıların başlatmış oldukları icra takipleri incelendiği zaman da icra takip dosyalarında müvekkilin taşınmaz mallarına haciz konulduğu ve söz konusu taşınmazların satılması durumunda satış bedelinin, davacıların icra takibine konu edilen asıl alacak ve ferileri dahil olmak üzere tüm borçları tahsil etmeye yeteceğinin tespit edileceğini, davacılardan... ve ...'nin müvekkil şirketin ortaklarından olan ...'nin çocukları olup müvekkil şirketin mali durumu ile ilgili olarak bilgi sahibi olduklarını, nitekim davacı ... ve ...'nin müvekkilin mali durumunu ve müvekkil şirketin borca batık olmadığını bilmelerine rağmen müvekkilin iflasını istemeleri hayatın olağan akışına aykırı olup aynı zamanda da davacıların kötüniyetli olduklarını açıkça gösterdiğini, açıklanan nedenlerle; davaya cevaplarının kabulüne, delillerinin toplanmasına ve davacıların haksız ve kötü niyetli davalarının ve tüm taleplerinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

MAHKEMECE: "...," Dava; ilama dayalı takipten dolayı borçlunun doğrudan iflası istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, her ne kadar davalı taraf savunmasında, iflası istenen şirketin, borca batık olmadığı, haciz takip yollarının tüketilmeden iflas isteminde bulunamayacağını ve borca batık olmadığına dair savunmasının ispatı için cevap dilekçesinde ve delil dilekçesinde beyan edilen delillerin toplanması talebinde bulunmuş ise de, İİK nun 177. Maddesinde, ilama müstenit alacak, icra emri ile istenildiği halde ödenmemişse, alacaklı tarafından, borçlunun iflasının istenebileceği düzenlenmiş olup, ayrıca icra emri ile başlatılan haciz yolu ile takip iş ve işlemlerinin tüketilmesi zorunluluğu bulunmadığı, takip borçlusu tarafından icra emrinin tebliğine rağmen süresi içerisinde takibe konu ilama dayalı borç ödenmediği takdirde, takip alacaklısının her daim İİK nun 177. Maddesine dayalı olarak takip borçlusu hakkında iflas yolu ile takip yoluna başvurmadan, doğrudan iflasını isteyebileceği, davacı alacaklı tarafça, ilama dayalı olarak, Torbalı İcra Müdürlüğü'nün 2020/4457, 2020/4458, 2020/4459, 2020/4460, 2020/4461, 2021/4462, 2020/4463, 2020/4464, 2020/4465 ve 2020/4466 Esas sayılı takip dosyalarında, icra emrinin davalı borçluya tebliği ile takibin kesinleşmesine rağmen, davalı borçlu tarafından takiplere konu ilama dayalı alacakların ödenmediği, mahkememizce yapılan yargılama sonunda ilama dayalı, takibe konu alacakları ödemeyen davalı borçlu şirketin iflasına karar verilmesi için borca batık olup olmadığının araştırılmasının esasa etkili olmadığı, borca batık olmayan iflasa tabi şirketin, borcu icra emrine rağmen ödememesi halinde, iflasına karar verilebileceği, duruşmada dinlenen davalı borçlu şirket yetkilisinin takibe konu borçların kabul edilebilir bir vade içinde ödeme yapacağına dair herhangi bir taahhüt ve bu taahhüdüne esas teminat göstermediği, iş bu nedenle davalı borçlu şirket yönünden İİK nun 177. Maddesi uyarınca doğrudan iflasına karar verilmesini gerektiren iflas şartlarının oluştuğu kanaatine varılmakla davanın kabulü ile davalı borçlu şirketin iflasına karar verilerek aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur, gerekçesi ile, Davanın KABULÜ ile; Torbalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 918 sicil numarasında kayıtlı davalı borçlu "... Şirketi"nin iflasına, İflasın 27/12/2023 günü saat 10:19'da açılmasına, İflas kararının İİK'nın 166. maddesi gereğince iflas idaresine bildirilmesine, davacı tarafça yatırılan iflas avansının yapılacak ilk alacaklılar toplantısına kadar sarf edilmek üzere iflas müdürlüğü emrine gönderilmesine,"şeklinde karar verilmiştir,

Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iflas yolu olarak "adi iflasa " dönüşen davada; borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmez ve borcunu da ödemez ise alacaklının bir yıl içerisinde yetkili ticaret mahkemesinden borçlunun iflasına karar verilmesini isteme hakkının bulunduğunu, nitekim alacaklıların da mahkemeye başvurduklarını, asliye ticaret mahkemesine başvurma süresinin 1 yıl olup bunun "hak düşürücü" süre olduğunu, nitekim de 1 yıldan sonra davanın açıldığını, 2004 Sayılı İİK.nun 156. maddesinde, İflas talebi ve müddeti üst başlığı ile 156/son fıkrada, iflas isteme hakkının ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir sene sonra düşeceğinin düzenlendiğini, mahkemenin tespitine göre tüm davacıların ödeme emirlerinin 2020 yılının sonunda tebliğ edildiğini, itiraz edilmeden de 2021 yılının ilk yarısında kesinleştiğini, halbuki işbu davanın 16.10.2023 tarihinde ikame edildiğini, öyleyse ödeme emri tebliğinden neredeyse 3 yıl, kesinleşmeden ise 2,5 yıl sonra ikame edilen işbu davanın İİK 156. maddeye göre "hak düşürücü süre yönünden reddi"ne karar verilmesi gerektiğini, karşı tarafın dava dilekçesinin 3. maddesinde İİK 181.maddede atıf yapılan maddeler arasında 158. madde hükmü bulunmadığından; "huzurdaki davada depo kararına ilişkin hükümler uygulanmaksızın davalı şirketin doğrudan doğruya iflasına karar verilmesini" talep ederek kötü niyetini gösterdiğini, eğer "depo kararı verilirse, şirket borcunu belki öder diye" bir haftalık süreyi dahi çok görerek şirketin borcunu ödememesi, direkmen "iflasına" karar çıkarmak amacıyla kötü niyetle dava açtığını, kötü niyetli dava açılmasının TMK 2,6. maddeleriyle TBK 27. maddeye, dahası HMK 329. maddeye aykırı olduğundan işbu davanın reddinin gerektiğini, kabul etmemekle ve iflas isteminin genel iflas talebi olduğuna ilişkin haklarını saklı tutmakla birlikte: elbette karşı tarafın talebi olan İİK 177/4 maddesine göre yani "İlâma müstenit alacak icra emrile istenildiği halde ödenmemişse, Türkiye'de bir ikametgâhı veya mümessili bulunan borçlunun dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağrılır hükmü gereği müvekkili şirketin temsilcisi ...'nin mahkemede dinlendiğini ve 166. maddeye göre ilan yapıldığını, ancak; cevap ve mahkeme huzurundaki beyanlar tekrar edildikten sonra şirket yetkilisinin " Ben şirket borcunu ödemeye çalışıyorum ancak avukatımın da belirttiği sebeplerden dolayı ödemeyi yapamadık. Bu dosyadan kaynaklı tedbir kaldırıldığında ödemeyi hemen şirket mal varlığında yapacağız" demesi karşısında; herhangi bir süre verilmeden "iflas" olarak verilen kararın kanaatlerince "şekli" bir karar olmaktan öte ticari teammüllere aykırı, kurum ve kuruluşların yaşatılması gerektiğine ilişkin ekonomik hayatın gerçeklerini gözetmeyen bir karar olduğunu, bu nedenle de bozulması gerektiğini, burada her ne kadar "İlâma müstenit alacak icra emri ile istenildiği halde" deyimi var ise de, icra emrinden bahsedildiği halde takipte 11 örnek iflas ödeme emrinden ve "iflas yolu" başvurusundan bahsetmediğinden; dosyalardaki incelemelerin yalnızca davacı vekilinin dilekçesindeki dosya anlatımlarından ibaret olduğundan, etraflıca dosyaların incelenmediği kopyala yapıştır yöntemiyle dosyaların "incelenmiş gibi yapıldığı" ve fiili olarak dosyaların getirilmediği, eksik inceleme ile karar verildiğinin sabit olduğunu, dava dilekçesinde "ödemeye ilişkin bir istemde bulunulmamakta" doğrudan "iflas kararı verilmesinin istendiğini, iflas kararının verilmesinin bir bakıma alacaklılar toplantısından başlamak üzere uzun bir sürecin yaşanması demek olduğunu, davacıların bu uzun süreci alacaklarını daha kısa sürede almak için kullanmak yerine haksız bir şekilde "müvekkili şirkete zarar vermeyi düşünerek" kötü niyetle tercih ettiklerini, bunun da dava hakkının kötüye kullanılması olduğunu, en önemli hususlardan birisinin de "iflas kararının" kesinleşmesi halinde "geri alınamaması olduğunu, bunun külli bir tasfiye şekli olup bu durumda müvekkili şirketin borcunu ödemesi halinde bile tüzel kişiliğin hayatına son verilmiş olacağını, halbuki müvekkili şirketin borca batık olmadığının, bir tek taşınmazının dahi bu borçların 10 katı kadar değere satılabileceği açık olup sunulan bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, İİK'nın 174/4 maddesi uyarınca iflas istemine ilişkindir.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

İflas davası için yetkili ticaret mahkemesi, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesidir ( İİK 154/ III c.2). Bu yetki, kamu düzenine ilişkin ve kesindir. İİK'nın 181. maddesinin aynı Kanun'un 160. maddesine yaptığı yollama nedeniyle, İİK'nın 179. madde hükümü uyarınca doğrudan iflas talebinde bulunan alacaklı ilk alacaklılar toplantısına kadar gerekli masraflar ile iflas kararının kanun yolları için gerekli tebliğ masraflarını avans olarak mahkeme veznesine yatırmalıdır. Somut olayda borçlu şirketin muamele merkezinde iflas davası açılmış, belirtilen harç ve masraflar yatırılmıştır.

2004 sayılı İİK'nın 177.maddesinde, "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı altında, “Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas”, “Alacaklının talebi” düzenlenmiştir. 177/1.fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen “4” bent ise sırasıyla, "1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3-308 inci maddede ki hal varsa; 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,.." şeklinde sayılmıştır.

İlamlara dayalı alacağın icra emriyle istenilmesine rağmen ödenmemiş olması halinde İİK'nın 177/4 maddesi uyarınca iflasa tabi bir borçlunun doğrudan iflası talep edilmektedir.

Alacaklının ilama dayalı doğrudan doğruya iflas talep edebilmesi için, hükmün kesinleşmesi gerekmez. Ancak borçlu Yargıtaydan icranın geri bırakılması kararı alıp, ticaret mahkemesinde ibraz etmesi halinde ticaret mahkemesi hükmün kesinleşmesini HMK'nın 165. maddesi uyarınca bekletici mesele yapar. Hükmün onanması halinde iflasa karar verilir, borçlunun borcu olmadığına ilişkin bozma kararı verilmesi halinde ise davanın reddine karar verilir.

Nitekim Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 22.06.2015 tarih 2014/5069 esas 2015/4774 karar sayılı ilamında ''... Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalı şirket temsilcisine İİK'nın 177/son maddesi gereğince dinlenmek üzere tebligat çıkarılarak çağrılan şirket temsilcisinin duruşmaya katılmadığı, davalı şirketin İİK'nın 177/4. maddesine dayalı olarak doğrudan iflasının talep edildiği, davacıların ihbar ve kıdem tazminatlarına ilişkin iş mahkemesi kararlarının icraya konulduğu, icra emirlerinin davalı şirket vekiline tebliğine rağmen borcun ödenmediği, her ne kadar davacılar hakkında verilen kıdem tazminatına ilişkin kararlar kesinleşmemiş olsada bu kararların kesinleşmemiş olmasının söz konusu iflas davasında nazara alınmayacağı, dosyaya sunulan tehiri icra kararı olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin iflasına karar verilmiştir. Kararı, müdahil vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, müdahil vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.'' belirtilmiştir.

Diğer doğrudan iflas taleplerinde olduğu gibi ilama dayalı iflas talebinde de depo emri çıkartılmaz. Buna karşılık, ilamlı icranın iflas yolu ile takibe çevrilmesi halinde takip ve iflasa dayanarak iflas istenmesi halinde depolarının çıkartılması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Onursal Başkanı Mahmut Bilgen, Konkordato İflas ve Yargılama Usulü, Adalet Yayınevi, 3.baskı, Ankara ,bkz:643)

Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 16.05.2014 tarih 2014/880 esas 2014/3851 karar sayılı ilamı ''... Doğrudan iflas davalarında iflas şartlarının mevcudiyetinin tespiti yeterli olup, takipli iflas yollarında olduğu gibi borcun ödenmesi için süre verilmesi ya da depo kararı çıkartılmasına gerek bulunmamaktadır. Mahkemenin davalıya borçlarını ödemesi için süre vermesi de kabul şekli itibariyle belirtilen ilkeye aykırıdır.'' şeklindedir.

Benzer nitelikte Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 05.05.2017 tarih 2016/1726 esas, 2017/1361 karar sayılı ilamında ''... Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının alacaklı bulunduğu ve talebine esas olan Antalya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2015/252 E. sayılı icra takibine konu Antalya 5. İş Mahkemesi'nin 2013/88 E., 2014/597 K. sayılı ilamının henüz kesinleşmemekle birlikte davanın açılması için bu mahkeme kararının kesinleşmesine gerek bulunmadığı, takip konusu alacağın borçlu olan davalı tarafından ödenmediği, davalı temsilcinin duruşmada, borcun bir kısmını ödedikleri, geri kalan kısmı da ödeyeceklerine dair savunmasına, davacı tarafın bu savunmanın davanın uzatılmasına yönelik olduğu ve borcun tamamının ödenmediğini bildirilmesi karşısında, davalının doğrudan doğruya iflas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin iflasına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. '' şeklinde karar verilmiştir.

Taraflarca sunulan tüm deliller yukarıda belirtilen bilgiler ışığında bir bütün olarak birlikte incelendiğinde: davanın İİK'nın 177/4 maddesine dayandığı, iflasa tabi borçlunun doğrudan iflasınn istenebileceği, icra takibine konu ilamların kesinleşmesine gerek bulunmadığı, bu haliyle ilama dayalı borcun ödenmemesi nedeniyle İİK'nın 177/4 maddesi uyarınca depo kararı verilmeksizin davalının iflası için gerekli şartların oluştuğu ve davanın kabulüne dair karar verilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır.

Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalı borçlu tarafından takiplere konu ilama dayalı alacakların ödenmediği, davalı borçlu şirketin iflasına karar verilmesi için borca batık olup olmadığının araştırılmasının esasa etkili olmadığı, borca batık olmayan iflasa tabi şirketin, borcu icra emrine rağmen ödememesi halinde, iflasına karar verilebileceği, duruşmada davalı borçlu şirket yetkilisinin dinlenildiği, mahkemece davalıya borçlarını ödemesi için süre verilmemesinin isabetli olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/12/2023 tarih, 2023/854 Esas ve 2023/1073 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1. b. 1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

  2. İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı başlangıçta peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

  3. Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,

  4. Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

  5. İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  6. Kararın dairemizce taraflara tebliğine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde İİK'nun 164. ve HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 10 günlük süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/03/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkabulüneizmirİflaskabulüTarafındankonusuEdilenhükümmahkemece(İİKnumarasıTalepAlacaklıcevap(Doğrudan177))

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim