İzmir BAM 17. HD 2020/751 E. 2024/257 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
bam
2020/751
2024/257
1 Şubat 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2020/751
KARAR NO : 2024/257
KARAR TARİHİ : 01/02/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/02/2020
NUMARASI : 2015/18 Esas 2020/106 Karar
DAVANIN KONUSU : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
BAM KARAR TARİHİ : 01/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 01/02/2024
Davacı vekili ile davalılardan ..., ... ve ... vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı bankanın ... ... Şubesi ile davalılardan ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmeleri, kredi çerçeve sözleşmeleri ve sözleşme öncesi bilgilendirme ve mutabakat formları düzenlendiğini, bu belgeler doğrultusunda kredi tahsis edildiğini, davalılardan ..., ..., ... ve ...' ın kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, borcun ödenmemesi üzerine kredi hesaplarının kat edildiğini, kat ihtarnamelerinin tebliğ edildiğini, borçluların temerrüte düşürüldüğünü, kredi borçlarının halen ödenmediğini, alacağın tahsili için borçlular hakkında İzmir 28. İcra Müd.' nün 2014/13456 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçluların borcun tamamına, faiz oranına ve işlemiş faize itiraz ettiklerini, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, itirazların haksız ve yersiz olduğunu belirtmiş , davalıların İzmir 28. İcra Müd.' nün 2014/13456 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; asıl borçlu ... San. Ve Tic. Ltd. Şti' nin Torbalı' da yerleşik olup yetkili mahkemenin Torbalı mahkemeleri olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davalılar ..., ... ve ...' in kefalet sözleşmelerinin B.K. hükümlerine aykırı olarak kurulduğunu, eşlerinin rızasının alınmadığını, asıl borçlu haricindeki şahısların kefaletinin geçerli olmadığını, borçlu şirketin de borcunun belirtilen miktarda olmadığını, banka tarafından haksız faiz işletildiğini, yapılan tahsilatların borçtan düşülmediğini, borcun ipotek ile temin edilmiş bir borç olduğunu, aynı zamanda borç ile ilgili bankaya teminat senetleri verildiğini, davacı tarafça ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapıldığı ve takiplerin derdest olduğunu belirtmiş , davanın reddine, % 40 icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacı tarafça davacı banka ile davalılardan ... San ve Tic Ltd Şti arasında genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, sözleşmeler doğrultusunda krediler kullandırıldığı, kullanılan kredilerin geri ödemelerindeki sorunlar nedeniyle kredi hesaplarının kat edildiği, ihtarname tebliğine rağmen borcun ödenmediğinden bahisle davalılar hakkında icra takibi başlatıldığı, davalıların takibe itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafça itirazın iptali için eldeki davanın açıldığı, davalı tarafça mahkememize yetki ilk itirazının yapıldığı ancak yetki ilk itirazında yetkili mahkeme olarak belirtilen Torbalı'nın ticari davalar açısından mahkememiz yetki alanı içinde kaldığı, bu sebeple davalıların yetki itirazı reddedilerek yargılamaya mahkememizce devam edildiği, davacı bankanın ... Şubesi ile davalılardan ... San ve Tic Ltd Şti arasında 13/04/2010 düzenleme tarihli 500.000,00 TL bedelli, 24/01/2014 düzenleme tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi, 18/07/2012 düzenleme tarihli 1.500.000,00 TL limitli ve 24/10/2013 düzenleme tarihli 5.000.000,00 TL limitli kredi çerçeve sözleşmelerinin imza altına alındığı, 13/04/2010 tarihli 500.000,00 TL limitli sözleşmenin ..., ..., ... ve ..., 24/01/2012 düzenleme tarihli 1.000.000,00 TL limitli sözleşmenin ..., ... ve ..., 18/07/2012 düzenleme tarihli 1.500.000,00 TL limitli kredi çerçeve sözleşmesinin ..., ... ve ..., 24/10/2013 düzenleme tarihli 5.000.000,00 TL limitli sözleşmenin ... tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığı, 13/04/2010 ve 24/01/2012 tarihli sözleşmelerinin 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olup, bu sözleşmeler yönünden eş muvafakatinin gerekmediği, 18/07/2012 düzenleme tarihli sözleşmede davalı kefillerin eş muvafakatinin bulunduğu, 24/10/2013 düzenleme tarihli sözleşme yönünden ise kefil ...'ın borçlu şirketin ortağı olması sebebiyle TBK 584 maddesi gereğince bu sözleşme yönünden eş rızasının aranmayacağı, davacı banka tarafından kredi hesaplarının 26/09/2014 tarihinde kat edildiği ve davalılara Beşiktaş 17. Noterliğinin 01/10/2014 tarih 85822 yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edildiği, ihtarnamede alacağın 1 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin asıl borçlu şirketin adresinde bulunmaması nedeniyle 05/10/2014 tarihinde iade olduğu, davalı ...'ya 09/10/2014 tarihinde davalılar ..., ... ve ...'a 08/10/2014 tarihinde tebliğ edildiği, davalı asıl borçlunun 10/10/2014 tarihinde davalılar ..., ... ve ...'a da 10/10/2014 tarihinde ...'nın ise 13/10/2014 tarihinde temerrüde düştüğü, davacı tarafça yapılan icra takibi sırasında talep edilen alacakların bir bölümünün ticari kredili mevduat hesabına bir bölümünün rotatif kredilere dayalı olduğu , birinci ve ikinci bilirkişi raporunda belirtildiği üzere ticari kredili mevduat hesabının 13/04/2010 düzenleme tarihli genel kredi sözleşmesi, 24/01/2014 düzenleme tarihli genel kredi sözleşmesi ve 18/07/2012 düzenleme tarihli kredi çerçeve sözleşmesine istinaden açılıp kullandırıldığı , rotatif kredilerin ise 24/10/2013 düzenleme tarihli 5.000.000,00 TL limitli kredi çerçeve sözleşmesine dayalı olduğu, 24/10/2013 tarihli sözleşmenin davalılardan yalnızca ... tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığı, diğer davalıların bu sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunmadığı, bu husus göz önüne alındığında rotatif kredi alacakları yönünden yalnızca davalı asıl borçlu ile davalı kefil ...'ın sorumluluklarının söz konusu olduğu, ticari kredili mevduat hesabı alacağı yönünden ise davalılar ..., ... ve ...'ın müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile sorumluluklarının bulunduğu, bu tespit göz alındığında davacı bankanın takip tarihi itibariyle davalılar ... San. Tic. Ltd. Şti. Ve ... ' dan bu davalılar ile ilgili hesaplamalar yönünden hükme esas alınan 31/01/2018 tarihli üçüncü bilirkişi ana raporunda belirtilen 1.295.319,52 TL asıl alacak , 27.833,13 TL işlemiş faiz, 1.391,66 TL BSMV olmak üzere toplam 1.324.544,31 TL nakdi alacak ile 37.620,00 TL gayri nakdi alacak miktarı üzerinden , davalılar ... ve ...' dan bu davalılar ile ilgili hesaplamalar yönünden hükme esas alınan 18/02/2016 tarihli birinci bilirkişi ek raporunda belirtilen 52.029,79 TL asıl alacak, 480,76 TL işlemiş faiz ,24,04 TL BSMV olmak üzere toplam 52.534,59 TL nakdi , 37.620,00 TL gayri nakdi alacak miktarı üzerinden ,davalı ...' dan bu davalı ile ilgili hesaplama yönünden hükme esas alınan 18/02/2016 tarihli birinci bilirkişi ek raporunda belirtilen 52.029,79 TL asıl alacak ,454,52 TL işlemiş temerrüt faizi, 22,73 TL BSMV olmak üzere toplam 52.507,04 TL nakdi , 37.620,00 TL gayri nakdi alacak miktarı üzerinden alacaklı olduğu, nakdi asıl alacağın ticari kredili mevduat hesaplarına ilişkin 52.029,79 TL lik bölümüne takip tarihinden itibaren 5464 sayılı yasanın 26.3 maddesi gereğince TCMB Tebliğleri ile belirlenen değişen oranlardaki temerrüt faizi ve faizin % 5 BSMV si ,asıl alacağın rotatif kredilere ilişkin 1.243.289,73 TL lik bölümüne takip tarihinden itibaren % 72 temerrüt faizi ve faizin % 5 BSMV si talep edilebileceği , davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. nin nakdi alacak yönünden sorumluluğunun ipotek bedeli olan 700.000,00 TL yi aşan 624.544,31 TL lik kısım ve bu tutara tekabül eden feriler ile sınırlandırılmasının gerektiği ,davalıların bu miktarlar üzerinden icra takibine yaptıkları itirazın haksız ve yersiz olduğu , takibin devamına karar verilen nakdi alacak olan 1.324.544,31 TL üzerinden % 20 icra inkar tazminatı talep koşullarının oluştuğu , icra takip tarihi ile dava tarihi arasında kısmi tahsilatlar yapıldığı, bu tahsilatlar göz önüne alındığında dava tarihi olan 08/01/2015 tarihi itibariyle davacı bankanın 01/04/2019 tarihli üçüncü bilirkişi üçüncü ek raporunda belirtilen 1.295.319,52 TL asıl alacak, 170.582,74 TL işlemiş faiz, 8.529,13 TL BSMV olmak üzere toplam 1.474.431,39 TL nakdi alacak miktarı üzerinden alacaklı olduğu bu hususun infaz aşamasında icra müdürlüğünce dikkate alınmasının gerektiği, incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir," gerekçesi ile, "davanın KISMEN KABULÜ ile, davalıların İzmir 28. İcra Müd. 2014/13456 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin, 1.295.319,52 TL asıl alacak, 27.833,13 TL işlemiş faiz, 1.391,66 TL BSMV olmak üzere toplam 1.324.544,31 TL nakdi alacak ile nakdi asıl alacağın ticari kredili mevduat hesaplarına ilişkin 52.029,79 TL lik bölümünün takip tarihinden itibaren 5464 sayılı yasanın 26.3 maddesi gereğince TCMB Tebliğleri ile belirlenen değişen oranlardaki temerrüt faizi ve faizin % 5 BSMV si ,asıl alacağın rotatif kredilere ilişkin 1.243.289,73 TL lik bölümünün takip tarihinden itibaren % 72 temerrüt faizi ve faizin % 5 BSMV si ile birlikte İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2014/15004 sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla devamına, 37.620,00 TL gayri nakdi alacağın davacı banka nezdinde açılacak faizsiz bir hesapta bloke edilmesine, depo edilmesine karar verilen bölüm içerisinden nakde dönüşen gayri nakdi alacağın nakde dönüştüğü tarihten itibaren işleyecek temerrüt faizi ve BSMV' si ile birlikte tahsiline, Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. nin nakdi alacak yönünden sorumluluğunun ipotek bedeli olan 700.000,00 TL yi aşan 624.544,31 TL lik kısım ve bu tutara tekabül eden feriler ile, Davalı ... ve ... ' ın nakdi alacak yönünden sorumluluğunun ticari kredili mevduat hesaplarına ilişkin 52.029,79 TL asıl alacak, 480,76 TL işlemiş faiz, 24,04 TL BSMV olmak üzere toplam 52.534,59 TL, davalı ... 'nın nakdi alacak yönünden sorumluluğunun ticari kredili mevduat hesaplarına ilişkin 52.029,79 TL asıl alacak, 454,52 TL işlemiş temerrüt faizi, 22,73 TL BSMV olmak üzere toplam 52.507,04 TL ile sınırlandırılmasına, takibin devamına karar verilen nakdi alacak olan 1.324.544,31 TL üzerinden hesaplanacak % 20 icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, İcra takibinden sonra ve davadan önce yapılan ödemeler nedeniyle dava tarihi olan 08/01/2015 tarihi itibariyle alacağın 1.295.319,52 TL asıl alacak, 170.582,74 TL işlemiş faiz, 8.529,13 TL BSMV olmak üzere toplam 1.474.431,39 TL olduğunun tespiti ile nihai infaz aşamasında İcra Müdürlüğünce dikkate alınmasına, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, "şeklinde karar verilmiştir,
Mahkeme kararına karşı davacı vekili ve davalılar ...,..., ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece kararına esas aldığı 31.01.2018 tarihli bilirkişi raporunun aksi yönünde sabit olan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabul ve kısmen red kararı verilmesinin usul, yasa ve Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırılık taşıdığını, 31.01.2018 bilirkişi raporunda aynen yer aldığı üzere; ... ve ...'ın 21.10.2014 tarihi itibariyle sorumluluk tutarlarının 1.295.319,52.- TL Asıl alacak, 27.833,13.-TL Faiz, 1.391,66.- TL BSMV olmak üzere; toplam;1.324.544,31 TL nakdi 37.620,00 TL gayri nakdi çek depo tutarı olduğu, takipten itibaren asıl alacağın 1.243.289,73 TL lik kısmına %72 temerrüd faizi ve faizin %5 BSMV , 52.029,79 TL lik kısmına %30,24 temerrüd faizi ve faizin %5 BSMV si uygulanması gerektiğinin tespit edildiğini, mahkeme kararında ise hem kararına dayanak alıp kendisiyle çelişkiye düşerek ...'ın ve ...'ın 21.10.2014 tarihi itibariyle borcunu; 52.029,79.-TL asıl alacak, 480,76.-TL işlemiş faiz, 24,04.-TL BSMV olmak üzere; toplam 52.534,59 TL'den sorumlu olduğuna karar verilmesinin yasaya ve bilirkişi raporuna açıkça aykırı olduğunu, işbu yasaya aykırı kararın müvekkili bankanın telafisi mümkün olmayan zararlarına sebebiyet verdiğini ve müvekkili banka alacağının sürüncemede kaldığını, yerel mahkemenin kendi içerisinde çelişkilerle dolu ve dosyada mübrez raporlarını da hiçbir hukuki gerekçe olmadan nazara almaması ve hukuki temelden yoksun müvekkili banka aleyhine olan işbu kararı vermesinin yasaları ağır şekilde ihlal etmiş ve müvekkil bankanın telafisi mümkün olmayan zararlarına sebebiyet verdiğini, müvekkili bankanın alacak tutarlarının borçluların imzaladıkları tüm kredi sözleşmeleri ile sabit ve banka defter kayıtlarıyla teyit ve bilirkişi raporlarıyla da sarih olarak tespit edilmişken, yerel mahkemenin gerekçeli kararına; 31.01.2018 tarihli bilirkişi raporunu dayanak almasının hemde; mahkemenin gerekçeli kararın bir kısmının dayanağı 31.01.2018 tarihli bilirkişi raporu iken diğer kısım yönünden "karar vermeye yeterli olmadığını" hüküm altına alan yerel mahkemenin hüküm kurmaya elverişli olamayan bilirkişi raporuna gerekçeli kararına "18.02.2016 tarihli ek bilirkişi raporu dayanak alınarak hüküm tesis edilmiş olmasının yasaların ağır ihlali niteliğinde olduğunu, bir kısım borçlular yönünden taleplerini tamamen kabul etmiş iken bir kısım borçlular yönünden kısmen kabul kararı vermesi durumunda tüm borçlular için tek bir vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, kabul oranında vekalet ücreti de farklılık göstereceğinden ve bu durumun yasanın amir hükmü gereği olmasına rağmen yerel mahkemece verilen çelişkili ve yasaya aykırı kararın "vekalet ücreti yönündende yasaya aykırı olması" nedeniyle bu yönüyle de kararın istinaf incelemesiyle kaldırılmasının gerektiğini beyanla, müvekkili alacaklı bankanın istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesince usul ve yasalar ile içtihatlara açıkça aykırı, haksız, hukuka ve kanuna aykırı mesnetsiz kararının yeniden değerlendirilerek kararın kaldırılarak sabit olan davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
Davalılar ...,..., ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın davalı kefiller ... ve ... bakımından doğru olduğunu, ilk derece mahkemesince aldırılan 18.12.2018 tarihli bilirkişi 2.ek raporunda yapılan tabloda hangi tarihlerde kredi kullanımının yapıldığı, kimlerin kefaletinin bulunduğu, kefalet limitleri ve sözleşme tarihlerinin belirtildiğini, buna göre birbirinden bağımsız 4 sözleşmenin bulunduğunun açık olduğunu, ve rotatif kredi olarak bahsedilen borcun kaynağının teşkil eden kredilerin 24.10.2013 tarihli ve 5.000.000,00 TL limitli GKS'nin imzalanmasında müteakip kullandırılığını, bu sözleşmede ise ... ve ...'nın kefaletinin bulunmadığını, yine yerel mahkemece aldırılan son bilirkişi raporundaki tabloda da görüleceği üzere ...'ın kefil olduğu 24.10.2013 tarihli yeni kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra kredi kullandırımı yapıldığını, bu nedenle diğer sözleşmelere kefil olan ..., ... ve ...'ın bu borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, kaldı ki önceki imzalanan sözleşmeler uyarınca kullanılan kredilerin asıl borçlu şirket tarafından kapatılıp, borçların sıfırlandığını, ortada 4 bağımsız sözleşme bulunmakta olup, söz konusu sözleşmelerin farklı tarihlerde farklı tutarlarda ve farklı kefillerin imzası ve teminatla kullandırıldığını, bunun da sözleşmelerin birbirini bağlamadığını gösterdiğini, ilk derece mahkemesince gerekçeli kararda 37.620,00 TL çek depo bedeli belirlendiğini, itirazlarında da belirttikleri üzere çeklerin henüz bankaya iade edilmemesi sebebiyle davacı bankanın yasal bir sorumluluğunun oluşmadığını, alacağın muaccel hale gelmediğini belirterek ve açıkladıkları diğer nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın ... yönünden yeniden değerlendirilerek ortadan kaldırılmasına ve istinafa başvuran tüm müvekkilleri aleyhine hükmedilen icra inkar tazminatı, harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden istinafa başvuran davalı müvekkillerinin sorumlu oldukları tutarlar ile orantılı olarak hesaplanması ve bu yönde karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Davacı taraf, davacı ile davalı şirket arasında yapılan ve diğer davalıların müşterek borçlu mütessil kefil olarak imzaladığı Genel Kredi Sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kredinin ödenmediği, başlatılan icra takibine de itiraz ettiği iddiasıyla dava açmış, davalı taraf, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK hükümlerine göre; mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir (266/1). Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler (281/1). Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir (281/2).
Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere bilirkişi raporu kural olarak hakimi bağlamaz. Hakim, raporu serbestçe takdir eder. Hakim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hakim çelişkiyi gidermeden karar veremez.
İlk derece mahkemesince 02/11/2015 tarihinde bilirkişi ...'den asıl rapor 18/02/2016 ve 13/06/2016 tarihlerinde ek rapor alındığı, 18/01/2017 tarihinde bilirkişi ...'dan asıl rapor 06/06/2017 tarihinde ek rapor alındığı, 31/01/2018 tarihinde bilirkişi ...'dan asıl rapor 05/09/2018, 19/12/2018, 02/04/2019 tarihlerinde ek rapor alındığı görülmüştür.
Bilirkişi raporları arasında çelişkiler bulunmakta olup mevcut raporlar arasındaki çelişki giderilmek ve taraf itirazları karşılanmak suretiyle, kesin kanaat içerir şekilde yeni bir bilirkişiden veya bilirkişi heyetinden rapor alınması ve sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda ödenmeyen borç tutarına yönelik olarak itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmakta ancak icra takibine itirazdan sonra fakat davadan önce yapılan ödeme miktarı yönünden itirazın iptali talep edilmesinde hukuki yarar olmayacaktır. Bu nedenle icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından kısmi ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Ancak kısmi ödeme miktarı yönünden dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek olup, faiz ve fer’îleri yönünden takip devam edeceğinden icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir.
İcra takibinden sonra dava tarihinden önce yapılan ödemeler yönünden dava açmakta hukuki yarar bulunmadığından dava tarihi itibariyle borç ödeme miktarı tam olarak belirlenerek davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı kısım tespit edilip bu kısım yönünden davanın reddine karar vermek yerine nihai infaz aşamasında İcra Müdürlüğünce dikkate alınmasına karar verilmesi doğru değildir.
Kabul ve uygulamaya göre de ; Davalıların sorumlu oldukları miktarlar farklı olarak belirlenmesine rağmen tüm davalıları aynı oranda sorumlu tutacak şekilde takibin devamına karar verilen nakdi alacak olan 1.324.544,31 TL üzerinden hesaplanacak % 20 icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesi yönünde karar verilmesi, davalıların vekalet ücreti, harç ve yargılama giderlerinden de aynı oranda sorumlu olmalarına karar verilmesi de isabetli değildir.
Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 355, 353/a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
-
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/02/2020 tarih, 2015/18 Esas ve 2020/106 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 355, 353/(1). a. 6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
-
Dosyanın HMK 353/(1). a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, taraf vekilleri yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 54,40 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE,
-
İstinaf yoluna başvuran davalılardan alınan 2.692,50 TL istinaf nispi karar harcının istek halinde İADESİNE,
-
İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalılardan alınan 594,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
-
İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 01/02/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20