Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
bam
2024/976
2024/1391
11 Temmuz 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/976
KARAR NO : 2024/1391
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/03/2024
NUMARASI : 2023/572 Esas 2024/186 Karar
DAVA : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 11/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/07/2024
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili tarafından mahkememize verilen dava dilekçesi ile özetle; davacı müvekkilinin davalı taraftan sözleşmeden doğan 25.413,90 TL asıl alacağı için, Kuşadası İcra Dairesinin 2023/9462 esas sayılı dosyasıyla yapmış olduğu genel haciz yolu ile takibine itirazda bulunduğu, yapılan itiraz nedeniyle icra takibinin durduğunu, beyan ederek davanın kabulü ile haksız yere yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete karşı davacı tarafın sözleşmede belirtilen şekliyle temizlik hizmetinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediğini, davacı yan tarafından hizmetin yerine getirildiğine dair herhangi bir delilin dosya kapsamına sunulmadığını, davacı tarafça sözleşmedeki yükümlülüklere aykırı olarak belirtilen hizmetin sadece bir kısmının yerine getirildiğini, müvekkili şirketin yerine getirilen daireler karşılığı olarak daire başı ücret olarak hesaplanacak şekilde ödemelerini gerçekleştirmiş durumda olduğunu, belirtilen hizmet sözleşmesi kapsamında yapılan hizmetin karşılığı olan bedelin ödenmediğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece; "...Dava, faturaya dayalı bakiye alacak için başlatılan ilamsız icra takibine davalı yanca yapılan itirazın iptali davasıdır. Tarafların ticari defterleri incelenerek rapor tanzimi sağlanmış, bağlı bulundukları vergi dairelerinden BA/BS kayıtları getirtilmiştir.
Fatura sözleşmenin kurulması aşamasıyla ilgili olmayıp, sözleşmenin ifasına ilişkin olarak düzenlenir. Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) faturanın şekli ve kapsamına ilişkin hüküm bulunmamaktadır. Faturanın şekli şartları ve zorunlu içeriği Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenmiştir (VUK md 230). Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir (TTK md 21/2). Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa, bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/3). Sekiz günlük sürede itiraz edilmemesi halinde fatura içeriği kesinleşir. Faturanın ispat gücü hakkındaki TTK 21/3 maddedeki düzenleme gereğince süresinde itiraz edilmemekle faturanın sözleşmeye uygun olarak düzenlendiği ve içeriğinin doğru olduğu hususunda adi karine oluşur. Bunun için faturanın gönderilmiş ve süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması yeterli olmayıp, taraflar arasında borç doğurucu bir hukuki ilişkinin bulunması ve faturanın da bu hukuki ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Fatura alıcısı hukuki ilişkiyi inkar ederse, fatura düzenleyenin öncelikle hukuki ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Faturanın ispat gücü VUK’nyla belirli kapsamı ve akdin ifasıyla ilgili hususlarla sınırlıdır.
Kayıt dışı ekonomiyi ve sahte fatura düzenlenmesini engellemek üzere bilanço esasına göre defter tutan kurum, kuruluş ve kişilere KDV hariç belirli bir tutarın üzerinde düzenledikleri (BS) ve aldıkları (BA) faturaları vergi dairesine bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Yargıtay içtihatları gereğince fatura alıcısının bu fatura nedeniyle BA formu düzenleyerek vergi dairesine bildirmesi faturaya konu mal ve hizmeti aldığına karine teşkil eder ( Yargıtay 19. HD, 31.10.2018, 2627/5349; 18.06.2020, 709/1122).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Yargıtay 15.H.D. 2017/1445 Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı).
Davacı ve davalı yanın ticari defterleri incelendiğinde usulüne uygun açılış ve kapanış onaylarının yapıldığı , takibe konu faturanın tarafların ticari defterlerine işli olduğu ve defterlerin birbirini teyit ettiği , yine faturanın taraflarca BA/BS bildirimleriyle vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır. Bu haliyle davalının hizmeti almadığını ispatlayamadığı, davacının faturaya konu mal ve hizmeti teslim ettiğinin/verdiğinin kabulünün gerektiği kanaatiyle davalının ödemeyi ispatlayamaması sebebiyle asıl alacak itibarıyla davanın kabulüne, davalının usulüne uygun temerrüde düşürülmemesi sebebiyle takip tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleştiği kanaatiyle takip öncesi işlemiş faiz bakımından talebin reddine karar verilmiştir.
Yine alacak likit olmakla icra inkar tazminatı şartları oluştuğu kanaatiyle Asıl alacak miktarı olan 25.413,80 TL'nin %20'sine isabet eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur...." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; alınan bilirkişi raporunun denetlemeye elverişli olmaması, ihtimal hesaplaması içermesi, %41 lik bir noksanlık tespit etmesine rağmen taraflarınca yapılan ödeme kayıtlarının raporda yer almaması karşısında raporun denetlemeye elverişli ve usule uygun düzenlenmediğini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME,
DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2024 tarihinden itibaren ise, bu sınır 28.250,00 Türk Lirasıdır. Davalı tarafın istinafa konu ettiği miktarın 25.413,00 TL olması nedeniyle 28/03/2024 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)
Somut olayda; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)
Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi uyarınca kesin olması sebebiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,
-
Davalının yatırmış olduğu 1.169,40 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 434,00 TL istinaf karar harcının istemi halinde davalıya iadesine,
-
Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
-
Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52