Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
bam
2021/1012
2024/1383
11 Temmuz 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1012
KARAR NO : 2024/1383
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/02/2021
NUMARASI : 2019/410 Esas 2021/94 Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : 11/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/07/2024
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/410 Esas ve 2021/94 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili, dava dilekçesinde; "Müvekkilimin alacağı sağlanması amacıyla yukarıda belirtilen icra dosyası ile borçlu hakkında ilamsız icra yoluyla icra takibine geçilmiştir. Borçlu süre içersinde borçlu olmadığı iddia ederek borca itiraz edip takibi durdurmuştur. Borçlunun itiraz hakız ve dayanaksızdır. Çünkü Borçlunun dava konusu yapılan alacağa ilişkin faturalarda belirtilen giyim eşyalarını almıştır. Mal bedelini de ödenmiştir. Tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ve Vergi Dairesi kayıtları ile davalının borcunu ödemediği kanıtlanacaktır. Bu açıklamalarımız ve toplanacak delillerimiz gösterecektir ki, borçlunun itirazı yerinde değildir. Yargılama aşamasında göstereceğimiz deliller ışığında bu durum ortaya çıkacaktır. Borçlunun haksız itirazının iptali için Mahkemenize başvurmak zorunda kaldık. Yukarıda açıklanan nedenlerle haksız itirazın iptaline, takibin devamına, borçlunun % 20’ den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine davalıya yüklenmesine karar verilmesini..." şeklinde beyanda bulunarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış, ancak davaya cevap vermemiştir.
Dava; İİK 67/2 uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır.
İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2019/2549 sayılı takip dosyası getirtilip incelenmiştir.
Davalı defterlerinin incelenmesi için Aydın'a yazılan talimatın, bila ikmal geldiği, 2 haftalık kesin süre içinde defter ve belgelerin ibraz edilmediği, davacı defterleri üzerinde yapılan incelemede, davacı defterlerinin TTK ve VUK uyarınca usul ve yasaya uygun tutulduğu ve takip tarihi itibariyle davacının, 11.664,00-TL lik fatura alacağının bulunduğu belirtilmekle, incelenen icra dosyası, usulüne uygun tutulmuş davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonunda alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre davanın kabulüne ve hüküm altına alınan 11.664,00-TL lik alacak fatura alacağı olup, likit ve hesaplanabilir olduğu...'' gerekçesi ile; Davanın KABULÜNE, Davalının, İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2019/2549 sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile; Takibin 11.664,00-TL'lik asıl alacağa, takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle devamına karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; verilen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yalnızca davacı tarafın defterlerinin incelenmesi sonucunda oluşturulan bilirkişi raporuna dayanılarak kabul kararının verildiğini, davalı tarafın defterlerinin incelenmediğini, sebebinin ise; davalı defterlerinin incelenmesi için Aydın'a yazılan talimatın bilaikmal geldiğini, iki haftalık kesin süre içinde defter ve belgelerin ibraz edilmediğinin belirtildiğini, anılan gerekçenin hatalı olduğunu, defterlerin getirtilmesi hususunda usulüne uygun olarak talimat mahkemesince tebligat gönderilmediği gibi yine talimat mahkemesince usulü hataların yapıldığını, öncelikle 03.11.2020 tarihli talimat tensip zaptında tebligat çıkarılmasına karar verildiğini, tebligata ilişkin defter ve belgelerin iki haftalık kesin sürede getirtilmesi ihtarının yazılmasına karar verilerek duruşmanın 23.11.2020 tarihi saat 09.00 olarak tespit edildiğini, söz konusu tebligatın usul ve yasaya aykırı olarak duruşma günü olan 23.11.2020 tarihinde mahalle muhtarına tebliğ edildiğini, yani duruşma günü sonrası yapılan bir tebligatın söz konusu olduğunu, bu durumun mahkemesince değerlendirilerek yeniden duruşma gününü gösterir tebligat gönderilmesi gerektiği halde yapılmadığını, diğer bir konunun ise, duruşmanın yapılacağı bildirilen gün olan 23.11.2020 tarihinde duruşmanın yapılmadığını, 11.12.2020 tarihinde resen duruşma günü açılarak 23.11.2020 tarihinde duruşma yapılmadığı hususunun teyid edildiğini, usulü hata dolayısıyla davalının hak ve yetkilerinin göz ardı edilerek tebligatın da usulüne uygun yapılmadığına bakılmadan talimatın bila ikmal iadesine karar verildiğini, tebliğ olmayan evraktan kaynaklı müvekkilinin hak kaybına uğradığını, tebligatta komşu olarak ... adlı şahıstan ve onun beyanından bahsedildiğini, ancak müvekkilinin böyle bir komşusunun da olmadığını, mahalle muhtarından alınan yazının bu durumu teyid ettiğini belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre
“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Ayrıca İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davalı tarafından fatura bedellerinin ödendiğinin ispatlanamamasına, alacağın likit ve belirlenebilir olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalının yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/02/2021 tarih ve 2019/410 Esas 2021/94 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalının istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1). b. 1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
-
İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 796,76. TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 737,46.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-
İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 11/07/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52