SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 17. HD 2024/705 E. 2024/1083 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/705

Karar No

2024/1083

Karar Tarihi

23 Mayıs 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/705

KARAR NO : 2024/1083

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 09/01/2024

NUMARASI : 2022/907 Esas 2024/13 Karar

DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 23/05/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 23/05/2024

Davalı ... Şirketi vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA :

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalıların davacı idarenin hizmet alımı yolu ile yapılan sayaç okuma ihalesini alan yüklenici firma olduğunu, davalı firmalarda işçi olarak sayaç okuma işinde çalışan ...'ın davacı idare aleyhine İzmir 13.İş Mahkemesi'nin 2015/3312 Esas sayılı dosyası ile açtığı davada kıdem tazminatı ve yıllık izin ücret alacağını idareden talep ettiğini, mahkemenin 2016/507 karar sayılı ilamı ile 14.785,30 TL brüt kıdem tazminatı alacağının ve 2.541,84 TL brüt ücretli izin alacağının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine hükmedildiğini, davacının İzmir 13.İş Mahkemesi'nin 2015/331 Esas 2016/507 Karar sayılı ilamını İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2016/15862 sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, davacı idarece İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2016/15862 sayılı dosyasına 26/12/2016 tarihinde 25.801,89 TL ayrıca 20/12/2016 tarihinde 547,62 TL Gelir Vergisi ve Damga vergisi ödediğini, söz konusu ilamın idarece istinaf edildiği ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 28/12/2016 tarih 2016/244 Esas ve 2016/216 Karar sayılı ilamı ile istinaf talebinin reddedilerek mahkeme kararının kesinleştiğini, davalı şirketlerin ...'ın kendi firmalarında çalıştığı dönemlerde doğacak alacaklarından sorumlu olduğundan idarece işçiye ödenen ücretin davalılardan faizi ile rücuen tahsil edilmesi gerektiğini, İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2016/15862 sayılı dosyasına 26/12/2016 tarihinde ödenen 25.801,89 TL ile 547,62 TL Gelir ve Damga Vergisinin ödeme tarihi olan 20/12/2016 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıların sorumlu oldukları dönemler dikkate alınarak tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:

Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı idarenin akdettiği hizmet alım sözleşmelerinin hukuken geçerli sözleşmeler olduğunu, davalı şirket idarenin açtığı ihaleyi kazanarak bahsi geçen hizmet alım sözleşmeleriyle ihale tarihinden başlamak üzere hizmet vermeye başladığını, davaya dayanak ödemenin yapıldığı işçinin davalı şirkette işe başlamasının da bu tarih olduğunu, dolayısıyla davaya dayanak ödemenin yapıldığı işçinin daha önceki dönemde davalı şirketle çalışmasının bulunmadığını, bu sebeple davalı şirketin kıdem tazminatı sorumluluğunun o tarihten itibaren sorumlu olabileceğini, işçinin 13/04/2015 tarihinde görev yerini reddetmesi nedeniyle işten ayrıldığını, ödemelerin kendisine ait banka hesabına yapıldığını, davalı şirketin işçiye herhangi bir kıdem tazminatı ve başkaca işçilik alacağının bulunmadığını, bu nedenle belirtilen tarih öncesi sürece ilişkin başka taşeronlara ait çalışmaların davalı şirketten talep edilmesinin mümkün olmadığını, işbu nedenlerle haksız davanın öncelikle husumet yönünden ardından esastan reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacıya yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Şti. Vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayda davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin mevcut olduğu, davalı asıl işveren, alt işvereninin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükleri nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu, dava dışı işçiye davacı tarafından kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapılmış olması halinde davalı alt işverene rücu edileceğine ilişkin bir hükmün bulunmadığını, ayrıca davacı idare tarafından, davalı idarenin asıl işi ihale etmek sureti ile davalı yüklenici uhdesine bırakıldığını, davacının asıl işinde çalışan işçilerin kıdem tazminatı ödenmesinden asıl işveren olan davacı idarenin sorumlu olduğunu, işbu sebeple haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın izah edilen nedenlerle esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Mahkemece; "... Davacı tarafından, davalı yüklenici firmalar bünyesinde çalışan işçinin İzmir 13. İş Mahkemesi'nin 2015/3312 Esas sayılı dosyasında tespit edilen alacak nedeniyle davacı tarafça İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2016/15862 sayılı takip dosyasına, 26/12/2016 tarihinde, ödenen 25.801,89 TL ödemenin ve 547,62 TL gelir ve damga vergisinin ödeme tarihi olan 20/12/2016 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan rücuen tahsiline yönelik açılmış alacak davasıdır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesinde,“Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Asıl işverenle alt işverenler arasında yapılan hizmet akitlerine göre yapılan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışan işçilerin işçilik alacakları için açtıkları davalar sonunda ödenmesine karar verilen miktarlardan alacaklı işçiye karşı her biri müteselsilen sorumludurlar. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. 6098 sayılı TBK’nun 167. (818 sayılı BK nun 146. m.) maddesindeki düzenleme uyarınca, aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil sorumlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu olacaklardır. Yasa hükmünde eşit sorumluluğun müteselsil borçlularda aksinin kararlaştırılmaması halinde uygulanacağı belirtilmiştir. Dava dışı işçinin bu davalı şirketin işçisi olarak çalıştığı süre bir yıldan az olsa bile, işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretinin bu alt işverenden tahsiline karar verilmesi gerekir.” (YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2016/4130 K. 2018/8208 T. 20.9.2018) Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensiplerine göre sonuca gidilmelidir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve diğer taraflar arasında karşılıklı düzenlenen belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilir. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı, son alt işverenin iş akdini haklı bir neden olmadan sona erdirerek ihbar tazminatı alacağının doğmasına sebebiyet verdiği ve yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüştüğünden yıllık izin ücretinin tamamından son alt işveren sorumlu olacağından bu ücretlerin son alt işverenden tahsiline hükmedilmelidir. Ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının alt işverenlerden bu alacak kalemi ile ilgili talep edebileceği miktar da açıkça belirlenmelidir. (Y.13. HD. 24/05/2018 T, 2015/38873-2018/6205 ve yine aynı Dairenin 31.5.2018 T, 2016/2779- 2018/6452 sy.k) Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında dava dışı işçinin davalı şirketlerin işçisi olarak çalıştığı, davacı kurum tarafından dava dışı işçiye kıdem tazminatı, hafta tatili ve yıllık izin ücreti ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacı tarafından ödenen işçilik alacaklarından kimin ne oranda sorumlu olduğu hususundadır. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda işçinin davalı şirketlere çalıştığı sürelerin ayrı ayrı tespit edildiği, çalışılan süreler dikkate alınarak davalıların ayrı ayrı sorumlu olduğu miktarın tespit edildiği, yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin de ayrı ayrı hesap edildiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. ...." şeklinde karar verildiği görülmüştür.

İSTİNAF NEDENLERİ :

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu işçinin müvekkil şirket nezdindeki çalışma dönemi boyunca hak ettiği alacakları, yıllık izin, bayram-genel tatil ücretleri ve kıdem tazminatı eksiksiz olarak işçinin banka hesabına ödendiğini, Mahkemeye delil olarak sunulan İzmir 13 İş Mahkemesinin dosyası içinde, bilirkişinin de bu dosyaya değindiğini, dava konusu işçinin tüm bordro zarflarının bulunduğunu, bordro evrakında görüleceği üzere işçinin izin ücretinden ve fazla çalışma mesai UBGT ücretlerinden hak ettiği tutarın işçinin banka hesabına ödendiğini, müvekkili şirkette çalıştığı sürelere ilişkin kıdem tazminatının da ödendiğini, müvekkili şirketten başkaca bir alacağı bulunmadığını, yalnızca dava konusu işçinin farklı olduğu, davacı tarafça açılan, aynı nitelikte çok dosyanın reddine karar verildiğini, davacının davasının müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, kararın kaldırılarak, davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME,

DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2024 tarihinden itibaren ise, bu sınır 28.250,00 Türk Lirasıdır. Davalı ... Anonim Şirketi vekilinin istinafa konu ettiği miktarın 6.232,44 TL olması nedeniyle 09/01/2024 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)

Somut olayda; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)

Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davalı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi uyarınca kesin olması sebebiyle davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,

  2. Davalının yatırmış olduğu 1.169,40 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 427,60 TL ve 15,67 TL istinaf karar harcının istemi halinde davalıya iadesine,

  3. Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,

  4. Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

SözleşmesindenizmirAlacakhükümKaynaklanan)numarasıdairesi(Hizmetyargıtayhukukcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim