İzmir BAM 17. HD 2024/590 E. 2024/1076 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
bam
2024/590
2024/1076
22 Mayıs 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/590
KARAR NO : 2024/1076
KARAR TARİHİ : 22/05/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/11/2019
NUMARASI : 2019/362 Esas 2019/1278 Karar
BİRLEŞEN 2019/363 ESAS SAYILI DOSYASINDA
ASIL VE BİRLEŞEN 2019/363 ESAS SAYILI DOSYASINDA
DAVA : Konkordato mühleti istemli
BAM KARAR TARİHİ : 22/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 22/05/2024
Davacılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Asıl ve birleşen dosyada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ün %80 oranında ortağı olduğu şirketin 20/05/1997 tarihinde tescil edildiğini, dayanıklı tüketim malları ve çeyiz eşyaları ticari faaliyeti ile iştigal ettiğini, sermayesinin 2.000.000,00 TL olduğunu, Bozyaka, Eski İzmir, Ödemiş, Seferihisar, Selçuk, İncirliova, Urla, Menderes, Urla İlçelerindeki mağazaları ile vadeli, kredi kartsız satış sistemi ile züccaciye, tekstil, elektronik, beyaz eşya ve daha onlarca ürün kolunda satış yapıldığını, toplamda aylık ortalama 26 personel istihdam edildiğini, şirketin 9 adet mağazası ile ciddi manada satış yapıldığını, konkordato talebinin en önemli nedeninin şirketin gösterdiği iştigal alanındaki beyaz eşya ve diğer maddelerdeki dövize bağlı artış ve talep azlığı olduğunu, döviz ile alınan malların yerli piyasaya satıldığını ve gittikçe düşen alım hızı nedeniyle şirket nakit sıkıntısı çektiğini, olası bir iflas durumunda alacaklılarına ödeyebileceği miktarın %56 olduğunu, ancak konkordato teklifleri kabul edilir ise 48 ay vadeli %80 oranında borcun ödenebileceğini, firmanın şuanda borca batık olduğunu, alacaklılarına olan borçlarını ödeyememe tehlikesi ortaya çıktığını, öncelikle İİK 287 hükmüne göre müvekkillerine geçici mühlet verilmesini, yine geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğurduğundan geçici mühlet kararı ile birlikte kesin mühlet sonuçlarına hükmedilmesini, geçici mühlet içinde konkordatonun başarıya ulaşması öngörüldüğü takdirde, müvekkili ile alacaklıların konkordato yapabilmesi için 1 yıl kesin mühlet verilmesini, İİK 308/h hükmü uyarınca rehinli alacaklılarla da müzakere ve borçların yapılandırılması işleminin yapılmasını, ön projenin sunulduğunu, risklerin hesaplandığını, konkordatonun tasdik edilmesini, konkordato tasdik kararı ile birlikte İİK 306 uyarınca tasdik edilen konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için gerekli gözetim, yönetim ve tasfiye tedbirlerini almakla görevli bir kayyım tayin edilmesini, beyanları ile de; müvekkili ... ile ... arasında ... İli ... ilçesi ... mahallesi ... Pafta ... ada, ... parseldeki inşaatların devamı ve tamamlanmasına ilişkin 01/02/2019 tarihinde imzalanan adi ortaklık sözleşmesi bulunduğunu, müvekkili ile ... Şti. ve ... Şti. arasında ... İli, ... İlçesi ... Ada,... Parselde bulunan 15 adet konut ve 3 adet işyerinin inşatının tamamlanmasına ilişkin 01/02/2019 tarihinde imzalanan adi ortaklık sözleşmesi bulunduğunu, alacaklıların konkordatoya destek verdiğini, konkordato geçici mühletinin 2 ay uzatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesince; 08/02/2019 tarih 2018/1280 Esas 2019/155 Karar sayılı kararı ile ; konkordato talep eden borçlu davacının konkordato talebinin reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 11/07/2019 tarih 2019/869 esas, 2019/1432 karar sayılı kararı ile; yerel mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı ve davacı tarafın kanuni dinlenme hakkı kısıtlanmak suretiyle oluşturulmuş olduğu, somut olaya uygun şekilde oluşturulacak konkordato komiser heyetinden rapor alınarak, bu raporun taraflara tebliğinin sağlanarak rapora karşı beyanda bulunmaları için uygun bir süre verildikten sonra sunulacak beyan ve itirazların değerlendirilmesinden sonra konkordato talebi konusunda bir karar verilmesi, iflas kararının değerlendirilmesi halinde ise, oluşturulacak kuruldan bilirkişi rapor alınarak bu çerçevede bir karar verilmesi gerektiği gibi, ayrıca davacının ortağı olduğu şirkete ait dosyalarının da celbi ile tefrik edilen mahkemesinin 2018/1297 esas sırasında kayıtlı dosyanın eldeki dosya ile birleştirilerek, yargılamaya devam edilmesi gerektiği, dairemizce yapılan açıklamalarla uygun yargılamaya devam edilmek üzere, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olabileceğinin anlaşılması nedeni ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 293'üncü maddesinin 2 sayılı fıkrası uyarınca kararın kaldırılmasına ve borçluya 1 yıl kesin mühlet verilmesine dair karar verilmesine, aynı Kanunun 293/2. maddesinin 3. cümlesi uyarınca, dosyanın komiserin görevlendirilmesi de dahil olmak üzere müteakip işlemlerin yürütülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Dairemiz kaldırma kararından sonra;
MAHKEMECE: "...Dava; konkordato mühleti istemine ve konkordatonun tasdikine ilişkindir.
İzmir BAM 17. Hukuk Dairesinin 2019/871 esas, 2019/1433 karar sayılı kararı ile mahkememizin kararını kesin olarak kaldırılması gerekçesinde özetle; "...davacının ortağı olduğu şirkete ait dosyalarının da celbi ile tefrik edilen mahkemesinin 2018/1280 esas sırasında kayıtlı dosyanın eldeki dosya ile birleştirilerek, yargılamaya devam edilmesi gerektiğinden,...." şeklinde karar verildiği görülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesinin kararı kesin olduğundan mahkememizin 2019/363 esas sayılı dosyası eldeki dava ile birleştirilmiş ve yargılamasına devam edilmiştir.
Mahkememizce dosyanın inşaat müh., tekstil müh, makina müh. ve mali müşavirden oluşan teknik bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi heyetinin 24/10/2019 havale tarih raporunda; şirket yetkililerince randevu verilmesine rağmen şirket yetkilileri yer göstermek için verilen günde randevuya uymadıklarından rapor düzenleme ihtimallerinin ortadan kalktığını bildirmişlerdir.
Konkordato kesin mühlet komiser heyetinin 08/08/2019 tarihli toplantı tutanağının 16. maddesinde açıkça komiserliğin yazılı talimatlarına uyulmaması durumunda İİK m287/V ve İİK m292 uyarınca mühletin kaldırılmasına/iflasına karar verileceğinin hüküm altına alındığı, ancak davacılarca yerine getirilmediği görülmüştür.
Davacıların BAM'ın vermiş olduğu kesin mühletten sonra oluşturulmuş 22/07/2019 tarihli tensip zaptınca belirlenen masrafları yatırmadıkları, komiser heyetinin istemiş oldukları belgeleri de sunmadıkları, komiser heyetinin tutmuş olduğu tutanak ve sunmuş olduğu 02/09/2019 tarih ön rapordan anlaşılmıştır.
Somut olayda; asıl ve birleşen dosya yönünden Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı usule ilişkin olup, mahkememizce kaldırma gereğince yapılması tensip edilen usulü incelemelerin davacı tarafından yerine getirilmediği, davacı tarafça hiçbir bilgi ve belge sunulmadığı ve masrafların yatırılmadığı, kaldı ki davacılar vekilinin duruşmalardaki beyanında da; "...müvekkilim mahkeme masraflarını yatıramamıştır. Bu sebepten dolayı herhangi bir inceleme yapılamamıştır. Davanın usulden reddine karar verilmesini talep ederiz...." şeklinde usule ilişkin eksikliği ikrar ettiği, hal böyle olunca; kaldırma kararının temelini oluşturan usul incelemesi tamamlamamış olmakla, esasa ilişkin olarak mahkememizce evvela verilen asıl ve birleşen dosyadaki kararlarının yerinde olduğunun anlaşıldığı, davacı şirketin mevcut halinde önceki karardan bu yana bir değişikliğin de olmadığı ve bildirilmediği, birleşen mahkememizin 2019/363 esas sayılı dosyası yönünden önceki karar gibi; davacının varlıklarının borçlarını karşılamaya yettiği, konkordato projesinin uygulanabilirliği kalmadığı anlaşılmıştır. Ancak, asıl ve birleşen dava yönünden; davacı tarafa, iflas avansı, ilan ve komiser ücretleri dahil olmak üzere toplam 70.115,00 TL yatırması için 22/07/2019 tarihli tensip tutanağıyla iki haftalık kesin süre verildiği ve bu süre zarfından avansın yatırılmaması halinde HMK'nın 114/g ve 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verileceğinin hatırlatıldığı ve tensip zaptının davacı tarafa tebliğ edildiği, kesin süre zarfında dava şartı noksanlığı giderilmediğinden 7101 Sayılı Kanunun 13. maddesi ile değişik İİK.285/3 maddesi kapsamında, kıyasen uygulanan HMK'nın 114/g maddesi gereği dava şartı yokluğundan asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı usulden reddine, asıl dava dosyası yönünden önceki karar gibi; borca batıklığı devam eden davacı şirketin konkordato talebinin reddine, tüm tedbirlerin kaldırılmasına ile iflasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesi ile;
HÜKÜM:
I-Asıl dosyada davacı ... Limited Şirketi yönünden;
-
Konkordato talep eden borçlu davacının konkordato talebinin usulden reddine,
-
Kararın İİK'nın 288/2 maddesi uyarınca ilanına,
-
Mahkememizce konulan tüm tedbirlerin kaldırılmasına ve komiser heyetinin görevine son verilmesine,
-
İzmir Merkez Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı, davacı "... ŞİRKETİ'nin" iflasına,
a-İflasın 13/11/2019 günü saat 12:06'da açılmasına,
b-İflas kararının İİK'nın 166. maddesi gereğince iflas idaresine bildirilmesine, davacı tarafça yatırılan iflas avansının yapılacak ilk alacaklılar toplantısına kadar sarf edilmek üzere iflas müdürlüğü emrine gönderilmesine,
II-Birleşen Mahkememizin 2019/363 esas sayılı dosyasında davacı ... yönünden,
-
Konkordato talep eden borçlu davacının konkordato talebinin usulden reddine,
-
Kararın İİK'nın 288/2 maddesi uyarınca ilanına,
-
Mahkememizce konulan tüm tedbirlerin kaldırılmasına ve komiser heyetinin görevine son verilmesine, " şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı, asıl dosyada ve birleşen 2019/363 Esas sayılı dosyada davacı ... Şti. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Asıl dosyada ve Birleşen 2019/363 Esas sayılı dosyada davacı ... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin ülke ekonomisini katma değer sağlamaya çalışmakta inşaat, mobilya, dayanaklı ev araç gereçleri ve tekstil züccaciye gibi çeşitli iş kollarında hizmet verdiğini, 30 yılı aşkın süredir ekonomiye değer sağlayan ve istihdam yaratan kişi son birkaç aya kadar yatırım yapma ve büyüme hedeflerini gerçekleştirmiş, hizmetlerini kaliteli bir şekilde gerçekleştirip, ödemelerini sorunsuz yerine getirmekte iken, ülkede meydana gelen darbe girişimi ve akabinde gerçekleşen döviz krizi nedeniyle mali zorluk içine girdiğini, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen konkordatonun reddi kararı konkordatoya ilişkin hükümlerinin özüne ve amacına bu nedenle aykırı olduğunu, "..." adı altında çok değerli bir marka yaratıldığını ve karara itibar edilmesi halinde bu markanın yok olacağını, müvekkilinin borca batıklık durumu net olmadığı halde ve rayiç değer hesaplaması yapılmadan davanın reddine karar verilmesi İcra İflas Kanunu konkordato hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle her iki davacı yönünden de; istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Dairemiz kaldırma kararından sonra; mahkemece davacı şirket ortağı tarafından açılan davanın da asıl dosya ile birleştirilmesine karar verildiği, mahkemece davacılar velkillerine asıl ve birleşen dava yönünden; iflas avansı, ilan ve komiser ücretleri dahil olmak üzere toplam 70.115,00 TL yatırması için 22/07/2019 tarihli tensip tutanağıyla iki haftalık kesin süre verildiği ve bu süre zarfından avansın yatırılmaması halinde HMK'nın 114/g ve 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verileceğinin hatırlatıldığı, ancak verilen kesin süre içerisinde avansların yatırılmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece; davacıların konkordato gider avansını yatırılmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davacı şirket ile ilgili verilen iflas kararına gelince;
İİK nun 292. Maddesinde; İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:
a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.
b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.
c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa.(3)
d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse..." şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Somut olayda; mahkemece dosyanın inşaat mühendisi, tekstil mühendisi, makina mühendisi ve mali müşavirden oluşan teknik bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyetinin 24/10/2019 havale tarih raporunda; şirket yetkililerince randevu verilmesine rağmen şirket yetkililerinin yer göstermek için verilen günde randevuya uymadıklarından rapor düzenleme ihtimallerinin ortadan kalktığını bildirdikleri, konkordato kesin mühlet komiser heyetinin 08/08/2019 tarihli toplantı tutanağının 16. maddesinde açıkça komiserliğin yazılı talimatlarına uyulmaması durumunda İİK m 287/5 ve İİK m 292 uyarınca mühletin kaldırılmasına/iflasına karar verileceğinin hüküm altına alındığı, ancak davacılarca, komiser heyetinin istemiş oldukları belgeleri sunmadıkları, komiser heyetinin tutmuş olduğu tutanak ve sunmuş olduğu 02/09/2019 tarih ön rapordan verilen talimatların yerine getirilmediği anlaşılmakla İİK m 292/1-c maddesi gereğince davacı şirketin iflasına karar verilmesinde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/11/2019 tarih ve 2019/362 Esas 2019/1278 Karar sayılı kararına karşı davacıların istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1. b. 1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
-
Asıl davada istinaf kanun yoluna başvuran davacılar tarafından alınması gereken 427,60 TL istinaf maktu karar harcı alındığından, yeniden harç tahsiline yer olmadığına,
-
Birleşen davada istinaf kanun yoluna başvuran davacılar tarafından alınması gereken 427,60 TL istinaf maktu karar harcının davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,
-
Davacılar tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
-
Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
-
İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Kararın resen taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve İİK'nun 308/a maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren on gün içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 22/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02