İzmir BAM 17. HD 2023/1332 E. 2023/2295 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
bam
2023/1332
2023/2295
13 Aralık 2023
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1332
KARAR NO : 2023/2295
KARAR TARİHİ : 13/12/2023
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/05/2023
NUMARASI : 2023/355 Esas 2023/415 Karar
DAVANIN KONUSU : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan
BAM KARAR TARİHİ : 13/12/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 13/12/2023
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; finansal kiralama sözleşmeleri, ticari hayatın, hızlı akışı içerisinde, girişimcilere ticari hayatta kolaylıklar sağlamak, ticari hayatı hareketlendirmek için, uygulamada yer verilmiş ve özel kanunlarla ayrıntılı olarak düzenlenmiş sözleşmeler olduğunu, Borçlar Kanunundaki kira sözleşmelerden farklı ve özel bir sözleşme tipi olan bu sözleşmelerin, Borçlar Kanununa tabi sözleşmeler ile aynı hükümlere tabi tutulması mümkün olmadığını, davaya konu uyuşmazlıkta davalı tacir tarafından, ticari işletmesinde kullanılmak üzere; tacir olan müvekkili bankadan, bir kısım mallar kiralandığını, finansal kiralama sözleşmeleri, her ne kadar isim olarak bir kira sözleşmesi gibi anlaşılsa da, gerek uygulama alanı gerekse özel bir kanun ile düzenlenmiş olması sebebiyle; ticari işlerden olup, bu sözleşme ile ilgili açılacak davalar da ticari dava niteliğinde olduğunu, finansal kiralama sözleşmeleri, uygulamada yer aldığından beri, ticari işlerde ve tacirler arasında kullanıldığını, adında ‘Kiralam’ ibaresinin yer alması, su götürmez bir gerçek olan, işbu durumu ve özel hükümlere tabi bir sözleşme olduğunu değiştirmeyeceğini, ticari işlerde ve tacirlerin taraf olduğu her tür işlemlerde görevli mahkemenin TTK’ nın 4. ve 5. maddeleri uyarınca bu alanda ihtisas mahkemesi olan Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin banka ve davalı arasındaki finansal kiralama sözleşmesinin feshinin tespiti ve finansal kiralamaya konu malın tarafımıza teslimi talepli işbu davayı açtıklarını, finansal kiralama sözleşme fesih davaları arabuluculuk şartına tabi olmadığını, müvekkili ve davalı arasında 97494114-301 sözleşme numaralı 10.02.2022 tarihli sözleşmenin ekinde belirtilen "... MASKE PAKETLEME MAKİNESİ'NE" ve 97494114-302 sözleşme numaralı 17.02.2022 tarihli sözleşmenin ekinde belirtilen ''3 TOPLU HİDROLİK BORU VE PROFİL BÜKME MAKİNASI (3R HPK 45) ve NC KONTROLLÜ MALAFALI BORU BÜKME MAKİNASI (SFB 38-NC) '' dair finansal kiralama sözleşmeleri tanzim ve imza edildiğini, ancak; davalı, sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmemiş ve finansal kiralama bedellerini ödememiştir. Bu nedenle, müvekkilim banka tarafından, davalıya kira bedellerinin 60 gün içinde ödenmesi, aksi halde sözleşmenin feshedileceğine dair Gebze 2.Noterliği'nin 27.12.2022 tarihli 16182 yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, davalının finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan kira bedellerinden hiçbirini bugüne kadar ödemediğini, 3226 Sayılı Finansal Kiralama Kanunun 31-33. maddeleri uyarınca, kiracının temerrüdü halinde; kiralayanın, sözleşmeye bağlı kalmasının kendisinden beklenemeyeceği, akdin feshi ve kiralananın iadesini isteyebileceği, ayrıca kira bedellerinin tamamının muaccel hale geleceğinin hükme bağlandığını, taraflar arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmesinin ilgili maddelerince de vurgulandığından bahisle taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesinin feshinin tespiti ve kiralanan makinelerin müvekkiline teslimine, kiraya konu makinelerin dava süresince tedbiren, dava neticesinde de kesin olarak müvekkili bankaya teslimine ya da mal teslimi mümkün olmaz ise bedellerin tahsiline,yargılama harç ve giderleri ile ücret-i vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalının cevap süresi içerisinde herhangi bir beyanda bulunmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...6102 Sayılı TTK.'nun 5-(A) maddesine göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olup, davacı vekilince dava dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağı aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulmadığı, arabuluculuk son tutanak fotokopisinin/suretinin sunulduğu görülmekle davacı vekiline 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18-(A)-2) maddesi gereğince; tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin yedi günlük kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği; aksi takdirde, davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren tensip tutanağının tebliğ edildiği, verilen kesin süre içerisinde tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulmadığı görüldüğü,
“Menfi tesbit ve istirdat davaları:”fasıl başlığı ile 2044 sayılı icra-iflas kanunu’nun ilgili maddesi incelendiğinde;
Madde 72 – (Değişik: 18/2/1965-538/43 md.)
“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.”
Şeklinde olması ciheti ile;
Şekli ya da maddi anlamda geçersizlik bağlayıcı olamam şeklinde bir menfi tespit davası ve hüküm nevi bulunmayıp miktar ve meblağ esaslı dava sisteminin hukukumuzda benimsendiği,
Bu noktada eğer menfi tespit davası açılacak ise bunun borcun sorumlusu olmadığını iddia eden sözleşme tarafının olması gerekeceği aşikar olup kanun veya sözleşme kaynaklı hakalrın kullanımının ya da hukuki neticelerin tespiti gibi bir müessese hukukumuzda yoktur.
Yine ayrıca sözleşmenin feshinin tespitinin müstakil bir menfi tespit davasına konu olamayacağı, feshin tek taraflı bir hukuki işlem olup feshe bağlı hukuki talep ve dava haklarını feshin geçerliliğine bağlamanın kanunun lafzına ve ruhuna uygun olmadığı,
Feshin geçersizliği ve asli-fer'i taleplerin sadece iş davalarına mahsus bir dava türü olduğu, genel hukuk davalarının umumi hükümlere tâbi olacağı, usulüne uygun haklı kanuni-hukuki-maddi gerekçelere, vakıa ve sebeplere göre fesih yapan tarafın ayrıca feshin geçerli-muteber-usulüneu ygun olmasının tespitini isteyemeyeceği, bu yolda açılacak bir davada hukuki yarar da bulunmadığı,
Fesih işlemi sonrası kanun ve sözleşmeden doğan hakların ise tazminat ya da alacak olarak değerlendirileceği ve arabuluculuğa tâbi olacağı,
Dava dilekçesinde feshe dair anlatımın ödenmeyen borç sebepli sözlşem kaynaklı diğer alacakların muaccel hale geleceği, gebze noterliği vasıtası ile fesih bildirimi yapılması ve 60 gün içinde haklı fesih yapılacağına dair ihbar dolayısıyla işbu ihbar ve davalının pozisyonunun haklı ya da haksız fesih teşkil ettiğine dair bir halin menfi tespit davasının konsuu teşkiletmeyeceği gibi,
Hadisenin kül halinde feshe bağlı haklara dair talepler olması ciheti ile yığılma halinin de mevzubahis olamayacağı,
Bu surette açılan davanın kanunu dolanmak mahiyetli olacağı hususlarında nazara alınarak
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18-(A)-2) maddesindeki düzenleme gereğince; davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesi kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair Yargıtay 'nin 19.04.2022 tarihli Esas No : Karar No : sayılı ilamı;
"... Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunca aynı konuya ilişkin talep Dairemize daha önce iletilmiş ve Dairemizin 17.06.2020 T, 2020/932 E, 2020/5773 K. sayılı kararı ile “taraf veya vekillerinin 7036 sayılı Kanun’un 3/2. maddesi mucibince ‘arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini’ elden veya UYAP sistemi üzerinden dosyaya ibraz etmemesi halinde, bu belgelere UYAP sistemi üzerinden erişebilme imkânının olmasının sonuca etkisinin bulunamayacağı, bu durumda davanın dava şartı yokluğunda usulden reddinin gerekeceği; taraf veya vekillerinin arabuluculuk son tutanak fotokopisinin/suretinin dosyaya sunmasının yeterli olmadığı, 7036 sayılı Kanun’un 3/2. maddesi mucibince bu tutanağın aslının veya onaylanmış bir örneğinin elden veya UYAP sistemi üzerinden dosya ibrazının gerektiğine ve uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine” karar verilmiştir... " şeklindedir." gerekçesi ile; "Dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE" karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davanın menfi tespit davası olmayıp davacı banka ile davalı arasındaki finansal kiralamaya konu malın davacıya teslimi talepli leasing sözleşmesinin feshi davası olduğunu, taraflar arasında 97494114-301 sözleşme numaralı 10.02.2022 tarihli sözleşmenin ekinde belirtilen "N95 MASKE PAKETLEME MAKİNESİ'NE" ve 97494114-302 sözleşme numaralı 17.02.2022 tarihli sözleşmenin ekinde belirtilen ''3 TOPLU HİDROLİK BORU VE PROFİL BÜKME MAKİNASI (3R HPK 45) ve NC KONTROLLÜ MALAFALI BORU BÜKME MAKİNASI (SFB 38-NC) '' dair finansal kiralama sözleşmeleri tanzim ve imza edildiği, ancak davalının, sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmemiş olup finansal kiralama bedellerini ödemediğini, bu nedenle, davacı banka tarafından, davalıya kira bedellerinin 60 gün içinde ödenmesini, aksi halde sözleşmenin feshedileceğini ihtar eden Gebze 2.Noterliği'nin 27.12.2022 tarihli 16182 yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, tarafınca finansal kiralama sözleşmesinin taraflar arasında kurulmadığının tespiti amacıyla dava açılmadığını, aksine mülkiyeti müvekkili bankaya ait olan bir mal, finansal kiralama yoluyla davalı şirkete kiralandığından ve sözleşmede belirtilen kiralar zamanında ödenmediğinden finansal kiralama sözleşmesi fesih davalarının arabuluculuk şartına tabi olmadığını, bu nedenlerle açılan davanın türü itibarıyla arabuluculuk dava şartına tabi olmadığından yerel mahkeme tarafından verilen usul ve yasaya aykırı kararın istinafen incelenerek kaldırılması talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun ilgili maddelerine dayalı olarak açılmış olan taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesinin feshinin tespiti, finansal kiralama sözleşmesine konu malların davalıdan alınarak davacıya verilmesi ve bunun mümkün olmaması halinde ise bedellerinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ve bu karara karşı, davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
6102 Sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2.maddesinde" Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. " şeklinde düzenlenme bulunmaktadır.
Bu yasal düzenleme ile ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır.
Yukarıdaki açıklamalara göre, TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. Davanın konusunun birden fazla talebe ilişkin olması ve bunlardan bir kısmının bir miktar para alacağına, bir kısmının ise parasal olmayan taleplere ilişkin olması halinde, yani HMK'nın 110. maddesi anlamında bir dava yığılması ve talepler arasında da HMK'nın 166. maddesi anlamında bağlantı bulunması halinde, uyuşmazlığın ne şekilde çözümleneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamakta ise de, uyuşmazlığın çözümünde asıl olanın mahkeme yargısı olduğu dikkate alındığında, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren davaların arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekir.
Bu durumda dava konusu somut olayda davacı tarafın, taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesinin feshinin tespiti ile finansal kiralama sözleşmesine konu malların davalıdan alınarak davacıya verilmesi talebinin 6102 sayılı TTK 5/A maddesi gereğince arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı, zira davacı tarafın asıl talebinin taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesinin feshinin tespiti ile finansal kiralama sözleşmesine konu malların davalıdan alınarak davacıya verilmesi istemine ilişkin olup, asıl talep değerlendirilmeden finansal kiralama sözleşmesine konu malların bedellerinin davalıdan tahsiline yönelik terditli isteminin incelenmesi de mümkün olmadığından, iş bu davada dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu dava şartı olmadığının kabulü gerekmiştir. Bu şekilde İlk Derece Mahkemesince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulü ile, HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,
-
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2023 Tarih,2023/355 Esas 2023/415 Karar sayılı kararın 353/1. a. 4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
-
Yukarıda yapılan açıklamalara göre davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine İADESİNE,
-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
-
İstinaf yoluna başvuran davacı vekili tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf peşin (maktu) karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
-
İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından alınan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
-
Davacı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38