SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 17. HD 2020/736 E. 2023/2262 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2020/736

Karar No

2023/2262

Karar Tarihi

6 Aralık 2023

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2020/736

KARAR NO : 2023/2262

KARAR TARİHİ : 06/12/2023

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 15/01/2020

NUMARASI : 2018/470 Esas 2020/22 Karar

DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

BAM KARAR TARİHİ : 06/12/2023

KARAR YAZIM TARİHİ : 06/12/2023

Davacı şirket vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin güvenlik hizmeti verdiğini ve işlerinde kullanmak üzere davalı şirketten 31.10.2017 tarihinde ... plakalı ... model 0 km araç satın aldığını, aracın 21.11.2017 tarihinde teslim edildiğini, davacının aracı ....A.Ş. ye devriye aracı olarak tahsis ettiğini, aracın bir süre vites atması nedeniyle yolda kaldığını ve arızanın olduğu gün çektirilerek ... yetkili Servisi ...-... A.Ş. ... Balıkesir-Gönen adresine teslim edildiğini, ilgili servis araçtaki arızayı ve ayıbı kabul etmediğini belirtmesi üzerine aracın 04.01.2018 tarihinde davalıya teslim edildiğini ancak davalının araçtaki arızanın davacıdan kaynaklı olduğunu belirtmesi üzerine ayıbın nedeninin tespiti açısından İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/14 D. İş dosyası ile tespit yapıldığını, bilirkişinin tespitte yaptığı inceleme sonucu düzenlediği raporunda ''araçtaki ayıpların üretimden kaynaklı olarak vites kutusundan kaynaklandığını, ayıbın vites kutusunun komple değiştirilmesi ile giderilebileceğini, ayıbın imalat hatasından kaynaklanan gizli ayıp olduğu ve ayıbın aracın satın alınması aşamasında fark edilmesinin mümkün olmadığı, arızanın niteliği nedeni ile araçtan fayda sağlayamamanın süreklilik arz ettiği ve arızanın giderilmesi için toplam 11.327,42 TL masraf gerekeceğini ve araçta 1.000-TL değer kaybı oluşacağını'' belirttiği, davalı şirket ile arızanın giderilmesi için görüşmeye başlanmış ise de sonuç alınamadığını, davacı şirkete Karşıyaka 3. Noterliğinin 7101 yevmiye nolu 23.03.2018 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, davalı şirket tarafından ayıp giderilmiş ise de davacının ayıp sebebi ile uğradığı zararların ödenmediğini, dava konusu araçta üretimden kaynaklı ayıp, tüm vites kutusunun değiştirilmesi ve arızanın kayıtlara geçirilmesi nedeniyle değer kaybı oluştuğunu ayrıca davacının; 19.12.2017-29.12.2017 tarihleri arasında ticari işletmesi için araç kiralaması nedeniyle günlük 250-TL, 29.12.2017 tarihinden sonra işlerin yürümesini sağlamak için aynı segmentte KDV dahil aylık 3.540-TL ücret ile araç kiralamak zorunda kaldığı ve kazanç kaybına uğradığını, 1.180-TL çekici masrafı ve ayrıca tespit giderlerini ödemek zorunda kaldığını belirttiği ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle davacının dava konusu araçtaki ayıptan dolayı uğramış olduğu zararlar (değer kaybı,kazanç kaybı ve sair maddi kayıplar) nedeni ile şimdilik 5.000-TL tazminatın ayıp tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini,tespit giderleri, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından açılan davanın haksız olduğunu, davalının üretici firma olmadığını, davacının ayıp ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, onarım hakkını kullandığını ve ayıbın ortadan kalktığını, tek taraflı yapılan tespit işlemi ile düzenlenen rapora itibar edilemeyeceğini, yetkili serviste yapılan onarım ile aracın değer kaybının sözkonusu olmayacağını, davacı tarafın kazanç kaybını kanıtlayamadığını, bu hususta ibraz edilen faturaların fahiş bedel içerdiğini, davacının geç izin vermesi nedeniyle onarıma geç başlandığını, davacının kendi hatasından yararlanamayacağını, davalı tarafından onarım süresince davacıya ikame araç verildiğini, davacının kusurlu olarak zararı arttırma çabası içinde olduğunu, kazanç kaybı konusunda ayrıntılı inceleme ile bilirkişi raporu alınması gerektiğini belirttiği ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

MAHKEMECE: "...Dava, tazminat davasıdır.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının davacıya kaza nedeniyle bakiye hasar bedeli ve değer kaybı borcu olup olmadığının ve varsa miktarının hasardan davalı şirketin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davacının hangi tarihten itibaren ne tür faiz talebinde bulunabileceğinin tespiti noktalarında toplandığı anlaşılmakla; mahkememizce yapılan yargılamada toplanan deliller ve bilirkişilerin mahkememize ibraz ettikleri ek ve kök raporlar kapsamına göre ;

Davacı şirket tarafından davaya konu ... plakalı ... 1.5 DCI 90 HP 2017 model aracın 31/10/2017 tarihinde davalı şirketten satın alındığı, aracın 21/11/2017 tarihinde davacıya teslimi ile kullanılmaya başlandığı, ancak bir süre sonra aracın geri vitesinin atması nedeniyle arıza meydana geldiği ve aracın 19/12/2017 tarihinde ... yetkili servisi olan ...- ... A.Ş ... Balıkesir- Gönen adresine teslim edildiği, araçtaki arızanın tespiti bakımından gerekli incelemelerin yapıldığı, davalı tarafından ibraz edilen servis belgelerine göre servis görevlisi ... tarafından durumun 27/12/2017 tarihinde merkeze iletildiği, merkez tarafından 01/02/2018 tarihinde " komple vites kutusu değişimi yapınız ve işlemi kodlayınız. Anlaşılmayan bir konu varsa garanti birimi ile iletişime geçebilirsiniz " şeklinde cevap ile araçtaki onarıma izin verildiği, bu hususun ... adlı servis danışmanı tarafından müşteri onayına sunulduğu, ancak davacı tarafından herhangi bir işlem yapılmadan 03/01/2017 tarihinde aracın teslim alınarak çekici ile İzmir'e getirildiği, davacı tarafın aracında meydana gelen arızanın onarılması için Gönende bulunan serviste gerekli işlemlerin yapılabileceği, buna ilişkin aracın vites kutusunun tamiri konusunda satıcı ve serviste herhangi bir olumsuzluk bulunmamasına rağmen davacının aracın yenisi ile değişebileceği düşüncesiyle aracı İzmir servisine getirdiği ve haksız olarak çekici ücreti , delil tespiti giderleri yaptığı, ayrıca aracın tamir sürecini kendi kusuru ile uzattığı, dosya kapsamına göre imalat hatası nedeniyle kusurlu olan araçtaki ayıptan davalı şirketin dava konusu aracın satıcısı ve yetkili temsilcisi olması nedeniyle sorumlu olduğu ve davalı şirket tarafından araçtaki vites probleminin çözüldüğü, davalı şirketin bu ayıp nedeniyle sorumluluğunun arızanın giderilmesi haricinde somut olayda davacının araçtan mahrum kaldığı günler ve aracın tamiri için geçecek makul süre boyunca geçen araçsız kalan döneme ilişkin bedel ve değer kaybı ile sınırlı olduğu, talep edilen delil tespiti giderleri, noter masrafı ve çekici masrafının davalının sorumluluğunda olmadığı, davalının bu giderlere Gönen'deki serviste yapılacağı söylenen tamire onay vermemesi ve aracı haksız ve gereksiz olarak İzmir'e getirmesi nedeniyle haksız olarak sebep olduğu anlaşılmakla; bu talepler bakımından davanın reddine karar verilmiş, ancak davacıya araçtan mahrum kaldığı dönem için herhangi bir ikame araç tahsis edildiğine ilişkin olarak dosya içerisinde taraflarca onaylı imzalı herhangi bir belgeye rastlanmadığından davacının mahrum kalınan dönem bakımından araç bedelinin hak kazandığı , bilirkişi raporuna göre davacının araçsız kalınan dönemde günlük kaybının 118,00 TL olduğu, aracın arıza yaptığı 19/12/2017 ile aracın Gönen'deki servisten tamir ettirilmeksizin alındığı 03/01/2018 tarihleri arasında geçen 15 gün ve aracın tamiri için geçen 2 gün dikkate alındığında davacının toplam 17 gün aracından mahrum kaldığı, bu bakımdan toplam araçtan mahrum kalma tazminatının 2.006,00 TL olarak mahkemizce re'sen hesaplanması ile davacı tarafından açılan araçtan mahrum kalma nedeni tazminat davasının kısmen kabulüne ve araçta hasar nedeniyle 1000 TL değer kaybı oluştuğu anlaşılmakla değer kaybının tazmini için açılan davanın ise kabulüne karar verilmiştir.'' gerekçesi ile;

HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;

  1. Davacı tarafından araçsız kalınan döneme ilişkin bedelin tazmini nedeni ile açılan davanın KISMEN KABULÜ ile; 2.006,00 TL nin 19/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

  1. Davacı tarafından değer kaybının tazmini bakımından açılan davanın KABULÜ ile, 1.000,00 TL nin 19/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

  2. Davacı tarafından değişik iş gideri, çekici gideri ve ihtarname giderinin tahsili amacıyla açılan davanın REDDİNE, " şeklinde karar verilmiştir.

Mahkeme kararına karşı, davacı şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:

Davacı şirket vekili 07/02/2020 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; aracın 19 Aralık 2017- 25 Mayıs 2018 tarihleri arasında davalı nezdinde tutulduğunu, herhangi bir ikame araç verilmediğini, aracın bu dönemde müvekkil ve taleplerine rağmen çok uzunca bir süre davalı yanca tamir edilmediğini, müvekkile tüm istemlerine rağmen teslim olunmadığını, davalı sebebi ile müvekkilin araç kiralamak zorunda kaldığını, yine davalı aracın çektirilmesine ve değişik iş tespiti yaptırılmasına sebebiyet verdiğini, ayrıca Noter'den ihtarname gönderilmesine de yine kendilerinin sebebiyet verdiğini, bu itibarla davanın talepleri ve ıslah dilekçeleri doğrultusunda tamamının kabul edilmesi gerekirken haksız bir şekilde kısmen kabulünün hatalı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

Mahkemece davacının istinaf başvurusunun kabul edilen miktarın istinaf sınırı altında kaldığından bahisle reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafça bu kez mahkemece verilen 10/02/2020 tarihli istinaf red kararı istinaf edilmiştir.

Davacı şirket vekili 17/02/2020 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; davanın 5000,00TL den kısmi olarak açıldığını, davanın ıslah edilerek dava değeri 16/12/2019 tarihinde 16.757,03TL arttırıldığını, bu itibarla eldeki davanın 21.757,03 TL değer üzerinden bakıldığını ve harçlandırıldığını, Mahkemenin müvekkil yönünden haksız bir şekilde 2006 TL Araçsız kalınan dönem ve 1000 TL de değer kaybına hükmettiğini, bakiye taleplerini reddettiğini, söz konusu reddedilen kısmın istinaf sınırının üzerinde olduğunun açık olduğunu, istinafın reddi kararının da açıkça hukuka aykırı olduğunu, dava değeri 21.757,03 TL olup, müvekkil açısından 18.751,03 TL ( istinaf sınırı 5.390,00TL olduğunu) reddedildiğini, bu itibarla davanın reddedilen yönünden istinaf sınırı aşmadığı bilakis çok üzerinde olduğu açık olup, istinafın reddi kararının kaldırılarak dosyaya sunulu istinaf dilekçesinin kabulünü talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava; tazminat istemine ilişkindir.

HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.

Öncelikle davacının ilk derece mahkemesinin verdiği istinafın reddine ilişkin 10/02/2020 tarihli kararının istinafı yönünden yapılan değerlendirmede;

Her ne kadar ilk derece mahkemesince kabul edilen kısma göre kararın kesin nitelikte olduğu belirtilerek davacının istinaf dilekçesi red edilmiş ise de; mahkemece toplamda 3.006,00 TL nin kabulüne fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, reddedilen kısmın davacının ıslah dilekçesine göre 18.751,03 TL olduğu, istinaf edenin davacı olduğu anlaşılmakla reddedilen kısmın kesinlik sınırının 2020 yılı kesinlik sınırı olan 5.390,00 TL nin çok üzerinde olduğu, dolayısıyla verilen kararın red edilen kısım yönünden kesin olmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin 10/02/2020 tarih 2018/470 Esas 2020/22 Karar sayılı istinaf red kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Davacının, ilk derece mahkemesinin verdiği 15/01/2020 tarih 2018/470 Esas, 2020/22 Karar sayılı istinaf talebi yönünden yapılan incelemede;

Somut olayda davacı taraf; davalının aracı geç onarması nedeniyle araçsız kaldığı döneme ilişkin araç mahrumiyetini ve değer kaybı ile aracı İzmir'e getirmesi nedeniyle ödediği çekici bedelini, delil tespiti dosyasındaki masraflarını ve noter masrafını talep etmiştir.

Davalı tarafça ise; davacıya Gönendeki serviste aracın onarılmasının teklif edildiği ancak davacının onarımı kabul etmeyerek kendisinin aracı İzmir'e götürdüğünü zararın artmasına davacının neden olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Öncelikle aracın onarılmasının davacıya teklif edildiğini ispat yükü davalı taraftadır. Dosyaya sunulan Gönen servisinde düzenlenen tutanakta davacıya aracın onarımının teklif edildiği ve davacının da onarımı kabul etmeyerek aracı teslim aldığı açıkça belirtilmemiştir. Yani düzenlenen tutanakta davacının onarımı reddettiği açıkça davacının imzası ile belgelendirilmemiştir. Davacının, aracın yenisi ile değişimini talep ettiğine dair de davalı tarafça bir delil ortaya konulmamıştır. Dolayısıyla davalı taraf üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmemiştir.

Davacı tarafça araç çekici ile İzmir'e davalı şirkete getirilmiş, aracın 04/01/2018 de davalı şirkete teslim edildiği dosyaya sunulan servis formundan anlaşılmaktadır.

Davacı tarafça araç davalı şirkete teslim edildikten hemen 1 gün sonra 05/01/2018 tarihinde araçtaki ayıp ile ilgili İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/14 D.iş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti talebinde bulunulduğu, alınan tespit raporuna göre ve ilk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi raporuna göre aracın vites kutusundaki ayıbın gizli ayıp olduğu ve üretimden kaynaklı ayıp olduğunun ortaya konulduğu, ilk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve açık olduğu anlaşılmaktadır.

Davalı taraf davacının onarımı kabul etmediğini ispatlayamadığından davalı taraf davacının aracı Gönendeki servise teslim ettiği 19/12/2017 tarihinden , aracın tamir edilerek davacıya teslim edildiğinin anlaşıldığı 25/05/2018 tarihine kadar davacının araçtan mahrum kalmasına ilişkin zararını karşılamak zorundadır. Her ne kadar bilirkişi raporunda davacının delil tespit raporunu tebliğ aldığı tarih ile ihtarname tarihine kadar ki süre mahrumiyet zararından düşülmüş ise de; davacının delil tespit raporunu 23/01/2018 tarihinde tebliğ aldığı, bu tarihten hemen 2 gün sonra yani 25/01/2018 tarihinde davalı şirkete email atarak delil tespit dosyası raporu da gönderilerek yardımlarının istendiği, yani davalı tarafa delil tespit raporuna istinaden hemen başvuruda bulunulduğu, bu süreç içerisinde bir gelişme olmadığından davacı tarafça 23/03/2018 tarihli ihtarname ile dava konusu taleplerin davalıdan istendiği, aracın onarımının da yapılmasının istendiği, aracın ancak 25/05/2018 tarihinde onarılarak davacıya teslim edildiği tüm dosya kapsamından anlaşılmasına rağmen mahkemece davanın yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.

Tüm bu bilgiler ışığında; davacının 19/12/2017-25/05/2018 tarihleri arasında 156 gün üzerinden ve ilk derece mahkemesince aldırılan denetime elverişli ve açık olan bilirkişi raporuna göre aylık KDV dahil 3.450 TL kiralama ücreti talep edebileceği, sonuç olarak davacının araç mahrumiyeti nedeni ile 18.408 TL talep edebileceği, davacının zaten araç mahrumiyetine ilişkin talebini bu miktar üzerinden ıslah ettiği, yine aldırılan bilirkişi raporuna göre araçta 1.000 TL değer kaybı oluştuğu, davacının değer kaybını da bu miktar üzerinden ıslah ettiği, sonuç olarak davacının 18.408 TL araç mahrumiyeti ve 1.000 TL araç değer kaybı olmak üzere 19.408,00 TL' yi 19/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte talep edebileceği, davacının aracını Gönen den İzmir'e getirmek için yaptığı çekici masrafı 1.180 TL, delil tespiti ve ihtarname gideri 1.169,03 TL olmak üzere toplam 2.349,03 TL yi de yargılama gideri olarak talep edebileceği kanaatine varılmıştır.

HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davacı şirket vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile kararın kaldırılarak, davanın kabulüne dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacı şirket vekilinin istinaf başvurularının KABULÜNE,

  1. Davacı şirket vekilinin yatırmış olduğu 108,80 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine ödenmesine,

  2. Davacı şirket vekilinin yatırdığı 297,20 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine,

  3. Davacı şirketin yapmış olduğu istinaf yargılama gideri 22,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  4. İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,

B-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/01/2020 tarihli ve 10/02/2020 tarihli 2018/470 Esas 2020/22 Karar sayılı kararlarının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;

  1. Davanın KABULÜNE;

18.408,00 TL araç mahrumiyeti tazminatı ile 1.000 TL değer kaybı tazminatı olmak üzere toplam 19.408,00 TL maddi tazminatın 19/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  1. Alınması gereken 1.325,76 TL harçtan peşin alınan 85,39 TL harcın mahsubu ile eksik yatırılan 1.240,37 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

  2. Davacı şirket tarafından yatırılan 85,39 TL peşin harç ve 35,90 TL başvuru harcının davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine,

  3. Davacı şirket kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13. maddesine göre tespit olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine,

  4. Davacı şirket tarafından yapılan çekici masrafı 1.180 TL, delil tespiti ve ihtarname gideri 1.169,03 TL, 918,00 TL tebligat , bilirkişi vs gideri olmak üzere toplam 3.267,03 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine,

  5. Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

  6. Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/12/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkabulünereddinecevapizmirSatımdankaldırılmasınaAlacakkonusumahkemeceKaynaklanan)numarası(Ticarihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:56:54

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim