SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 17. HD 2020/651 E. 2023/2067 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2020/651

Karar No

2023/2067

Karar Tarihi

14 Kasım 2023

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2020/651

KARAR NO : 2023/2067

KARAR TARİHİ : 14/11/2023

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 08/06/2018

NUMARASI : 2015/274 Esas 2018/749 Karar

DAVANIN KONUSU : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)

BAM KARAR TARİHİ : 14/11/2023

KARAR YAZIM TARİHİ : 14/11/2023

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili, dava dışı asıl borçlu ... Şti. ile ... T.A.Ş. arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine istinaden kredi verildiğini, davalıların bu sözleşmede müştereken borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzası olduğunu, alacaklı bankanın ... na devredildiğini, bu şekilde bankadan alınan kredi borçları her türlü ihtara karşın ödenmediğini, davalılar borçlarını ödemeyip temerrüde düşmüş olduklarından haklarında İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2014/6219 esas sayılı icra takip dosyası ile takip açıldığını, açılan bu takibe ve borca itiraz edilerek icra takibinin durdurulduğunu, borca itirazın haksız olduğunu ileri sürerek borçlulardan ...'nun 82.250,00 TL asıl alacak, takip tarihine kadar işlemiş olan 667.000,00 TL'lik faiz miktarı ve 1.995,28 TL'lik dosya masrafı olmak üzere toplam 751.245,28 TL'nin dışında kalan itirazlarının iptaline, borçlulardan ...'nun 5.000,00 TL asıl alacak, takip tarihine kadar işlemiş olan 43.000,00 TL'lik faiz miktarı ve 1.995,28 TL'lik dosya masrafı olmak üzere toplam 49.995,28 TL'nin dışında kalan itirazlarının iptaline,

borçlulardan ...'nin 22.000,00 TL asıl alacak, takip tarihine kadar işlemiş olan 177.500,00 TL'lik faiz miktarı ve 1.995,28 TL'lik dosya masrafı olmak üzere toplam 201.495,28 TL'nin dışında kalan itirazlarının iptaline, borçlulardan takip sonrası işleyecek faiz oranın ait itirazlarının kısmen kabulü ile faizin takip tarihinden itibaren %11,75 üzerinden hesaplanmasına, İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2014/6219 esas numaralı icra tabinin davalı ... yönünden 751.245,28 TL üzerinden, davalı ... yönünden 49.995,28 TL üzerinden ve davalı ... yönünden 201.495,28 TL üzerinden devamına davalılar aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalılar vekilleri ayrı ayrı, zamanaşımı itirazında bulunmuş, takibin esasına, asıl borca, faiz ve fer'ilerine itirazda bulunmuş, davanın reddini istemişlerdir.

MAHKEMECE: "... Dava, banka kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

... tarafından 24/02/2006 tarihinde ... A.Ş.'ye devir ve temlik edildiği görülmüştür. ... A.Ş. bu alacağı ile ilgili takibini 09/05/2014 tarihinde başlatmıştır. Davamızı ise 05/03/2015 tarihinde açılmıştır. 2006 yılında kurulan ... A.Ş.'nin kuruluş tarihinden itibaren geçerli olan 6 yıllık harçtan istisna süresinin geçirilmesinden sonra icra takibinin ve davanın açıldığı görülmekle, harçsız başlatılan takip ve dava dolayısıyla 27/11/2017 tarihinde harcının tamamlattırıldığı anlaşılmıştır.

Davaya konu alacakla ilgili olarak genel kredi sözleşmesinin tarafları ve kefilleri hakkında alacaklı banka tarafından 28/03/2001 tarihinde hesap kat edilmiş ve bu şekilde zamanaşımı kesilmiştir. Bundan sonra, zamanaşımını kesecek ilk işlem, 09/05/2014 tarihli icra takibi ile gerçekleşmiştir. Davalıların süresinde verdikleri dilekçeler ile zamanaşımı def'inde bulundukları ve ayrıca, zamanaşımı def'inden vazgeçildiğine dair açıkça bir beyanda bulunmadıkları da görülmüş olmakla dosya evveliyatla zamanaşımı yönünden incelendiğinde; her ne kadar, önceki tarihli ve ara kararlarda dosyanın 20 yıllık zamanaşımına tabi olduğu düşüncesi ile zamanaşımı def'i ile dosya sonlandırılmamış ise de, heyetimizce yapılan incelemede; 5411 Sayılı Yasanın 141. maddesinin geçmişe yönelik olarak fon alacakları bakımından uygulanmasını düzenleyen geçici 16. maddenin Anayasa Mahkemesinin 04/06/2014 tarihli kararı ile iptal olunduğu, kararın yasama organına yeni düzenleme süresi tanıyan türde bir karar değil derhal yürürlüğe girecek nitelikte olduğu, buna göre 5411 sayılı Yasanın 141. maddesindeki 20 yıllık zamanaşımı süresinin geriye dönük olarak uygulanması imkanının kalmadığı, bu durumda zamanaşımına ilişkin genel hükümlere müracaat etmek gerekeceğinden yürürlükteki Borçlar Kanununun 146. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava konusu bakımından uygulanmasının mümkün olduğu dava konusu kredi sözleşmesinden kaynaklı borç bakımından 28/03/2001 tarihinde noter kanalıyla yapılan ihtarattan sonra zamanışımını kesen veya durduran başkaca bir işlem yapılmadığı, davaya konu icra takibinin ise 09/05/2014 tarihinde başlatıldığı, dolayısıyla zamanaşımını kesen en son işlem 28/03/2001 tarihli ihtarname ile icra takibinin başladığı 2014 yılına kadar 10 yıllık zamanaşımını kesen veya durduran başka bir neden olmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı sebebiyle reddine," gerekçesi ile Zamanaşımı sebebi ile davacının davasının reddine," şeklinde karar verilmiştir.

Mahkeme kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince itirazın iptali davasının zaman aşımı sebebi ile reddedildiğini, bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bankacılık kanununun 141.maddesine göre zaman aşımı süresinin 20 yıl olup, 20 yıllık zaman aşımı süresinin geçmediğini, davaya konu alacağın 10 yıllık zaman aşımı süresinin en erken 13/04/2009 tarihinde dolacağı, ancak henüz 10 yıllık zaman aşımı süresi dolmadan mülga 4389 sayılı bankalar kanununa 26/12/2003 tarihli, 25328 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5020 sayılı kanunun 27.maddesiyle eklenen ek madde 3 ile getirilen değişiklik sonucu zaman aşımı süresinin 20 yıla uzatıldığı, 20 yıllık süre dolmadan icra takibi yapılmış olması karşısında mahkemece alacağın zaman aşımına uğradığı iddiasıyla davanın reddinin isabetsiz olduğunu, dava konusu olayda borçluların 2001 yılında temerrüde uğratılmış olup 2003 tarihi itibari ile 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığını, 2005 tarihi itibari ile de 20 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığını, dolayısıyla bu alacaklar yönünden 20 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanmasının gerektiğini, bu bakımdan da yerel mahkemenin zaman aşımı nedeniyle davanın reddi kararının yerinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, genel kredi sözleşmesine istinaden davalı kefiller aleyhine başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/10/2019 tarih 2019/11-327 Esas 2019/1072 Karar sayılı emsal ilamında fon alacakları ile ilgili zamanaşımı hususunda;

"5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun çeşitli hükümlerinde “Fon alacağı” kavramı kullanılmıştır. Bu kavram 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na özgü ve Fon’un birden çok alacağını içeren bir üst kavramdır (Tekinalp, Ünal: Banka Hukukunun Esasları, İstanbul 2009, s. 300). Ancak Fon alacağı kavramı, Fon’un alacaklı sıfatı bulunan tüm hâller bakımından müşterek bir kavram olarak kullanılmamaktadır.

5411 sayılı Bankacılık Kanunu sisteminde Fon alacağının; birbirinden farklı türde alacakları bünyesinde barındıran bir üst kavram olmasının yanı sıra özel bir hukuki rejime de tabi olduğu anlaşılmaktadır. Zira Kanun’da Fon alacağı olarak nitelenen alacakların takip ve tahsiline ilişkin olarak özel himaye araçlarına yer verilmiş, ayrıca genel hükümlerden ayrılarak uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu itibarla Fon alacağı kavramının aynı zamanda hukuki bir statüyü ifade ettiği, sadece bu statü içerisinde yer alan alacakların Kanun’un öngördüğü özel himaye rejimine tabi olabileceği anlaşılmaktadır.

Fon alacağı kavramının 5411 sayılı Bankacılık Kanununun çeşitli hükümlerinde kullanılmasına ve hukuki bir statü ifade edip, kapsamında yer alan alacaklar açısından özel bir himaye rejimi sağlamasına rağmen, Fon alacağının ne olduğu ya da hangi alacakları kapsadığı hususunda açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Dolayısıyla Fon alacağı kavramına yüklenen anlamın ve kapsamın belirlenmesi, gerek özel himaye rejiminin uygulanması, gerekse alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi bakımından önem arz etmektedir.

Hemen belirtilmesi gerekir ki; 5411 sayılı Bankacılık Kanununun Fon alacağına yüklediği hukuki statü, temel hak ve özgürlüklere yönelik kısıtlamaları bünyesinde bulundurduğu için Fon’un hangi alacaklarının “Fon alacağı” kapsamında olduğunun sadece kanunla düzenlenmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu dışındaki şekli anlamda kanunlarla da Fon alacağı ihdas edilmesinin önünde bir engel bulunmamakla birlikte alt düzenleyici işlemlerle özel himaye rejimine tabi Fon alacağı ihdas edilemeyecektir.

5411 sayılı Bankacılık Kanununun Fon alacağı için öngördüğü özel himaye rejiminin en önemli parçalarından birisi oldukça uzun bir zaman dilimini kapsayan zamanaşımı süresidir. 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 141. maddesi; “Bu Kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıldır” hükmünü haizdir. Buna göre, anılan madde ile tanzim edilen zamanaşımına ilişkin düzenleme münhasıran 5411 sayılı Bankacılık Kanunundan kaynaklanan Fon alacakları bakımından uygulama kabiliyeti bulacak ve bu Fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır. Fon’un yetkilerinin ve görevlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan doğması, başkaca kanunlardan kaynaklanan alacakların dolaylı olarak bu Kanuna ilişkin zamanaşımı süresine tabi olduğu sonucunu doğurmaz. 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 141. maddesinde tanzim edilen zamanaşımı süresi münhasıran bu Kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi olup, Fon’un tahsil yetkisini haiz olduğu alacaklara ilişkin genel bir zamanaşımı süresi belirlememektedir. Başka bir deyişle şekli anlamda başkaca kanunlarla bir alacağa Fon alacağı hukuki statüsünün verilmesi mümkün olmakla birlikte, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu dışındaki bir kanunla tanzim edilen Fon alacağı, Kanun’un açık hükmü karşısında zamanaşımına ilişkin özel himaye rejiminden yararlanamayacaktır.

Bu aşamada 5411 sayılı Bankacılık Kanunundan kaynaklanan Fon alacaklarının kapsamının belirlenmesi gerekmektedir. Zira zamanaşımına ilişkin düzenlemenin uygulanabilmesi için Fon alacağı hukuki statüsünün 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda tanzim edilmesi gerekli olmakla birlikte, bu durum Fon alacağı kavramının kapsamını doğrudan tek başına belirlememektedir.

5411 sayılı Bankacılık Kanunu sisteminde iki grup alacağa Fon alacağı hukuki statüsü tanınmıştır. Bunlarda birincisi Kanun’un açıkça Fon alacağı statüsü tanıdığı alacaklardır. İkincisi ise Kanun’da bu statünün bulunduğuna dair açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, bu alacakların Fon alacağı olduğu işin mahiyetinden anlaşılan alacaklardır.

5411 sayılı Bankacılık Kanunu, bir alacağı Fon alacağı olarak kabul etmişse bu alacaklar, Kanun’un açık hükmü karşısında Fon alacağı statüsünü iktisap etmektedir. 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 108/4. ve 132/8. maddeleri Fon alacağı statüsünün bu şekilde oluşumuna ilişkindir (Tekinalp, s. 301).

5411 sayılı Bankacılık Kanununun açıkça Fon alacağı statüsü tanıdığı bir diğer düzenleme ise Kanun’un 132/8. maddesinde yer almaktadır. Anılan madde; “Bu Kanunun 107 nci maddesi uyarınca bir bankanın alacaklarının devralınması hâlinde bu alacaklar, devir tarihi itibarıyla Fon alacağı hâline gelir ve bu alacaklarla ilgili olarak borçlu aleyhine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre başlatılmış bulunan takipler ile alacağın tahsiline yönelik davalara kaldığı yerden devam edilir” hükmünü haizdir. Ayrıca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 132/8. maddesi uyarınca Fon’un kendisine devredilen bankanın, alacaklarını devralması hâlinde, bu alacaklar Fon alacağı niteliği kazanmakta ve Fon alacaklarına ilişkin himaye rejimi tatbik kabiliyeti bulmaktadır. Zira Fon, hisselerinin çoğunluğu veya tamamı kendisine intikal eden bir bankanın; gerekli görülen hâllerle sınırlı olmak üzere, mali bünyenin güçlendirilmesi ve yeniden yapılandırılması için gerektiğinde, alacaklarını veya zararlarını devralmaya yetkilidir (m. 107/5-b.5). Bu alacaklar Fon tarafından devralındıkları tarih itibariyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunundan kaynaklanan Fon alacağı statüsünü kazanmakla birlikte aynı Kanun’un 141. maddesinde tanzim edilen özel zamanaşımı himayesinden yararlanabilmektedir.

Bu itibarla yukarıda bahsedilen Fon alacakları 5411 sayılı Bankacılık Kanunundan kaynaklandığı için anılan Kanun’un 141. maddesi gereğince bu Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıl olarak uygulanacaktır. Aslında bu düzenleme ilk olarak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan önce yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu’na 12.12.2003 tarihli ve 5020 sayılı Kanunun 27. maddesiyle eklenen ek 3. maddeyle getirilmiştir. Bu düzenleme ile söz konusu Kanun’dan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıl olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla, 4389 sayılı Bankalar Kanunundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi, anılan Kanun’a eklenen ek 3. maddenin yürürlüğe girdiği 26.12.2003 tarihinden itibaren yirmi yıl olmuştur.

01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 141. maddesinde de mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun ek 3. maddesine benzer bir hükme yer verilerek 5411 sayılı Bankacılık Kanunundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu düzenlenmiş bulunmaktadır.

Öte yandan, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 16. maddesinde, “Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir.” hükmü getirilerek 141. maddede öngörülen yirmi yıllık zamanaşımı süresinin geçmişe etkili olması sağlanmıştır. Bu düzenleme ile yirmi yıllık zamanaşımının ilk defa öngörüldüğü 26.12.2003 tarihi itibariyle dolmuş olan zamanaşımı süreleri yeniden canlandırılmış olmaktadır.

Buna karşılık Fon alacaklarında zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu kuralı, ilk kez 4389 sayılı Bankalar Kanununa eklenen ve 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3. maddeyle getirildiği için söz konusu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte henüz zamanaşımı süresini doldurmamış tüm Fon alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresi yirmi yıla uzamıştır. 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 16. maddesi ise 26.12.2003 tarihinden önce zamanaşımı süresini dolduran alacaklara ilişkin zamanaşımı süresini yeniden canlandırarak yirmi yıla uzatmaktadır.

Bu nedenle 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 16. maddesinde yer alan “…zamanaşımı ve…” ibaresi 12.09.2014 tarihli ve 29117 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.06.2014 tarihli ve 2014/85 E, 2014/103 K. sayılı kararı ile borçlunun zamanaşımına uğramış alacaklarının yeniden canlandırılması ve bu suretle yürürlükte bulunan hukuk kurallarına göre doğmuş ve tahakkuk etmiş olan zamanaşımı def’ini ileri sürme hakkının geçmişe yönelik olarak elinden alınmasının hukuka olan güven duygusunu zedelediği ve hukuk güvenliği ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle Anayasanın 2. maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

Bu durumda 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunundan kaynaklanan Fon alacakları için 26.12.2003 tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmuş ise artık yirmi yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacak ancak anılan tarih itibariyle zamanaşımı süresi dolmamış ise zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır. Başka bir deyişle anılan Kanun’dan kaynaklanan Fon alacaklarına yirmi yıllık zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tespiti için öncelikle 26.12.2003 tarihi itibariyle alacağın tabi olduğu genel zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı belirlenmelidir. Eğer anılan tarih itibariyle alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi dolmuş ise bu Fon alacağına yirmi yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacak, buna karşılık öngörülen zamanaşımı süresi dolmamış ise her hâlde zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır.

Hemen belirtilmesi gerekir ki; 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 132/8. maddesi uyarınca devir tarihi itibariyle Fon alacağı hâline gelen alacaklarda yirmi yıllık zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı devir tarihi itibariyle tespit edilmelidir. Banka alacağı devir tarihi itibariyle Fon alacağı hâline geldiği için bu tarih itibariyle alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi dolmuş ise artık yirmi yıllık zamanaşımı süresi uygulanmayacak buna karşılık alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi henüz dolmamış ise zamanaşımı süresi yirmi yıla uzayacaktır. " şeklinde karar verilmiştir.

... ile dava dışı asıl borçlu ... Şti. arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde davalıların kefil olarak yer aldıkları anlaşılmıştır. Fona devredilen banka tarafından İzmir 27. Noterliğinin 28/03/2001 tarihli ihtarnamesi ile hesap kat edilmiştir. Davalılar aleyhine 09/05/2014 tarihinde alacağın tahsili için ilamsız icra takibi yapılmıştır.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 15.03.2001 tarihli 198 sayılı kararı ile yönetim ve denetimin ... na devredilen ... T.A.Ş nin alacağının 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan mülga 4389 sayılı Bankalar Kanununa 26.12.2003 tarihli, 25328 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5020 sayılı Yasanın 27. maddesi ile eklenen ek 3. maddesi ile getirilen değişiklik sonucu zamanaşımı süresinin 20 yıla uzadığı, 20 yıllık süre dolmadan 09/05/2014 tarihinde icra takibi yapıldığı buna göre zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. Buna göre mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.

O halde mahkemece, işin esasına girilerek iddia ve savunma çerçevesinde deliller toplanıp hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,

  2. İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/06/2018 tarih, 2015/274 Esas ve 2018/749 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1). a. 6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

  3. Dosyanın HMK 353/(1). a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

  4. İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  5. İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 44,40 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE,

  6. İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

  7. İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 14/11/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınİlişkinDışındakiKrediKaynaklananİptali)izmir(İtirazınDiğerkonusuhükümBankamahkemecenumarasıKuruluşlarınaDüzenlemelerdencevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:12

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim