İzmir BAM 17. HD 2020/633 E. 2023/2036 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
bam
2020/633
2023/2036
7 Kasım 2023
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2020/633
KARAR NO : 2023/2036
KARAR TARİHİ : 07/11/2023
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/11/2019
NUMARASI : 2018/1038 Esas 2019/1210 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ : 07/11/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/11/2023
Davalı vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan 12/09/2018 tarihli dava dilekçesi ile; Davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki mevcut olduğu, bu ilişki nedeni ile davacı şirket tarafından davalı şirkete 36.290,29 TL cari borcun ödenmesi için defaten başvurulduğu, herhangi bir sonuç alınamadığı, İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/10448 Esas sayılı takip dosyası ile 7 örnek ödeme emri ile icra takibinin başlatıldığı, davacı şirketin takibe konu ettiği cari hesap içeriğindeki faturaların hiçbirine itiraz edilmediği, iş bu icra takibindeki borca, işlemiş ve işleyecek faize, işlemiş ve işleyecek faiz oranına ve alacağın diğer tüm ferilerine itiraz edildiği, itirazın iptali ile takibin devamına ve haksız kötü niyetli itiraz nedeniyle alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP: Dava dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiş, davalı şirket vekili tarafından dosyaya sunulan 18/10/2018 tarihli yanıt dilekçesi ile; davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu olmadığı, davacı şirket tarafından gönderilen malzemelerin ayıplı olduğu için çeşitli sorunların çıktığı, davalı şirketin zor durumda kaldığı, başlatılan icra takibinde alacağın henüz muaccel olmadan dava açıldığı, davalı şirket tarafından ödemelerin vadeli yapıldığı, davacı şirket tarafından bu durumun zımnen kabul edildiği ve iradesinin bu yönde kullanıldığı, haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesinin talep edildiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...Dava, davacı tarafça davalıya satışı gerçekleştirildiği kabul edilen mal ve ürünlerin bedelinin davalı tarafından ödenmediği iddiası ile başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Davalı tarafça teslim edilen mal ve ürünlerde ayıp olduğu iddiasında bulunulduğu, görülmekle, iddia edilen şekilde ürünlerin ayıplı olup olmadığı ve bu yönden davalının borcunun muaccel hale gelip gelmediği hususlarının incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili tarafından verilen yanıt dilekçesinde, davalıya teslim edildiği kabul edilen malzemelerin ayıplı olduğu beyan edilmekle birlikte, bu ayıpların nelerden ibaret olduğu, teslim edilen ürünler ile ilgili süresinde ve usulüne uygun şekilde davacıya herhangi bir bildirimde bulunulup bunulmadığı konusunda bir delil veya belgenin dosyaya sunulmadığı görülmüştür.
Dosya tarafların ticari defter ve kayıtlarında inceleme yapılmak üzere SMMM bilirkişisine tevdi edilmiş, 10/09/2019 havale tarihli bilirkişi raporunun yapılan incelemesinde; Davacı şirket ile davalı şirket arasında 2017 hesap dönemini de kapsayan mal satışına dayanan ticari ilişkinin olduğu, söz konusu mal satışının 2018 hesap döneminde de devam ettiği ve bu kapsamda 2018 hesap döneminde muhtelif tarihlerde davacı şirketin davalı şirkete 61 ayrı fatura ile toplamda 179.025,67 TL tutarında mal satışı gerçekleştirdiği, geçmiş dönemlerden devir 6.046,57 TL alacağının bulunduğu ve gerçekleştirilen satışlara ilişkin olmak üzere davalı şirketin toplam 138.000,00 TL ödeme yaptığı ve 1.096,20 TL fatura düzenlendiği, icra takibinin başlatıldığı 27/08/2018 tarihi itibari ile davacı şirketin davalı şirketten yapılan mal teslimleri karşılığında 45.975,96 TL alacağının bulunduğu, 27/08/2018 tarihi itibari ile davalı şirket kayıtlarına göre davacı şirkete borcu olmadığı, davacıdan 711,64 TL alacaklı olduğu, söz konusu farklılığın Davacı şirketin 16/08/2018 tarihinde düzenlediği 9.421,12 TL tutarlı faturanın Davalı şirket tarafından kayıtları alınmaması ile davalı şirketi tarafından düzenlenen 23/01/2018 tarih ve 264,58 TL tutarlı fatura ile 14/08/2018 tarihinde çek ödemesi olarak kayıtlara alınan 37.000,00 TL tutarın davacı şirketinin kayıtlarında yer almamasından kaynaklı olduğu, davalı şirket tarafından 14/08/2018 tarihinde çek ödemesi olarak kayıtlara alınan 37.000,00 TL'nin davalı tarafından 01/01/2019 tarih ve 2 nolu fiş ile çek iadesi olarak kayıtlarına alınmak sureti ile davacı şirkete ait alacak bakiyesinin 36.288,36 TL'ye çıkarıldığı, bir diğer deyişle 01/01/2019 tarihi itibari ile davacı şirket kayıtlarına göre davacı şirketin 36.288,36 TL alacağının bulunduğu, davalı şirketin çek ödemesi olarak kayıt altına altığı 37.000,00 TL ödemenin kendisi tarafından tekrar ters kayıtla düzeltilmiş olması, davalı tarafça beyan edilen ayıplı mallara ilişkin herhangi bir işlemin yasal defter ve kayıtlarda bulunmaması ve davacı şirketin 16/08/2018 tarihi itibari ile davalı şirketin davacı şirkete 45.975,96 TL borcunun bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacı şirket ile davalı şirket arasında gerçekleşen mal satışları sonucunda faturalara konu 45.975,96 TL asıl alacağının doğduğu ve söz konusu alacağın 36.290,29 TL tutarlı kısım için davacı şirket tarafından takip işlemi başlatıldığı ve takip tarihi itibari ile hesaplanabilecek bir temerrüt faizinin olmadığı yönünde kanat bildirdiği görülmüştür.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davalı şirket vekilinin rapora itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Davalı tarafça teslim alındığı kabul edilen ürünlere ilikşin düzenlenen faturalın davalı taraf defterlerine kaydedildiği, davalı taraf defterlerinde çek ile ödeme yapıldığına ilişkin her ne kadar bilgi var ise de sonrasında davalı defterlerinde 01/01/2019 tarihi itibari ile davacının alacağının 36.288,36 TL bulunduğunun tespit edildiği görülmekle davacı tarafa defterlere kaydedilen fatura içeriğindeki ürünlerin TTK mad. 21 hükmü uyarınca faturanın alındığı tarihten itibaren süresi içinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı sürece fatura içeriğinin kabul edildiğinin mahkememizce kabulü gerektiği, kaldı ki teslim edildiği kabul edilen ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin davalı taraf savunmasında beyan edilen hususların davacıya usulüne uygun şekilde bildirildiğini gösterir herhangi bir delilin de bulunmadığı, davacı defterleri ve davalı defterlerinin düzenlenen rapora göre birbirini doğruladığı, HMK mad. 222/2 uyarınca düzenlenen kayıtların usulüne uygun olduğu ve birbirini doğrulamış olması dikkate alınarak delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davacı iddiasının bu şekilde ispatlandığının tespit edildiği, davalının itirazında haksız olduğu, alacağın niteliği itibari likit olduğu ve icra inkar tazminatı isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmış aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "davanın kabulüne, İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2018/10448 esas sayılı takip dosyasında davalının itirazının iptaline, takibin 36.290,29 TL asıl alacak üzerinden devamına, icra inkar tazminatı isteminin kabulüne, hüküm olunan alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Öncelikle yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunda, davacı defterlerinde davalı müvekkili şirketin 45.975,96-TL borçlu, davalı defterlerinde ise davalının davacıdan 711,64-TL alacaklı göründüğünü, taraf defterlerindeki bu farklılığın nedeni olarak ise, davacı tarafından düzenlenen 16.08.2018 tarihli, 9.421,12-TL tutarlı faturanın davalı müvekkil şirket kayıtlarında yer almaması, davalı tarafından düzenlenen 23.01.2018 tarihli, 264,58-TL bedelli fatura ile 37.000,00-TL bedelli çek ödemesinin ise davacı kayıtlarında yer almaması olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişinin müvekkil şirket defterlerinde kayıtlı olmayan 16.08.2018 tarih, 9.421,12-TL bedelli faturanın içeriğini ve fatura içeriğinin müvekkili şirkete teslim edildiğine ilişkin irsaliye-teslim formu olup olmadığını incelemediğini, davacı tarafından düzenlenen 16.08.2018 tarih, 9.421,12-TL bedelli fatura vade farkına ilişkin olup müvekkili şirkete teslim edilen bir malın söz konusu olmadığını, ayrıca taraflar arasında vade farkı faturasının kabul edileceğine ilişkin hiçbir anlaşma olmadığını, ayrıca bilirkişi tarafından icra takibinin açıldığı 28.08.2018 tarihinde davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre borçlu olup olmadığının araştırılmadığını, davalı müvekkili şirketin icra takibine haklı olarak itiraz ettiği ve alacağın henüz muaccel olmadığının görüleceğini, davacı ile bugüne kadar yapılan ticari ilişki de tüm ödemelerin vadeli yapıldığını, davacının ayrıca 16.08.2018 tarihli, 9.421.12-TL bedelli faturaya ilişkin de İzmir 27.İcra Müdürlüğü'nün 2018/10450 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, yapılan bu haksız takibe de itiraz edildiğini, bu nedenlerle yeni uzman bir bilirkişiden rapor alınmasına, yerel mahkemece verilen kabul kararının kaldırılarak davanın reddine, tehiri icraya, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; İİK 67 maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır.
HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında yapılan mal alışverişi nedeni ile davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturalardan kaynaklı olarak davacının davalıdan cari hesaptan 36.290,29 TL alacağının bulunduğundan bahisle işbu alacağın tahsili için davacı tarafça davalı adına başlatılan icra takibine vaki davalının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazının iptali ile alacağın %20 sinden az olmamak koşuluyla icra inkar tazminatının davalının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafça iddia edildiği şekilde davacının davalıdan takibe konu edildiği şekilde bir alacağının bulunmadığı, ayrıca davacının göndermiş olduğu malzemeler ayıplı olduğundan çeşitli sorunlar çıktığı ve müvekkilinin zor durumda kaldığı, buna ilişkin dava hakkının saklı tuttuklarını, icra takip tarihi itibariyle davacının muaccel bir alacağının bulunmadığından bahisle açılan davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucu, davanın kabulüne, İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2018/10448 esas sayılı takip dosyasında davalının itirazının iptaline, takibin 36.290,29 TL asıl alacak üzerinden devamına, icra inkar tazminatı isteminin kabulüne, hüküm olunan alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İşbu kararı davalı vekili istinaf etmiştir.
Davaya konu İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/10448 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhinde 27/08/2018 tarihinde 36.290,29 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafça 26/09/2019 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirtilen İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/10450 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhinde 27/08/2018 tarihinde 16/08/2018 tarih 9.421,12 TL bedelli faturadan dolayı 9.421,12 TL asıl alacak, 25,91 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.447,03 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilebilmesi açısından her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Mali müşavir bilirkişiden alınan rapora göre, taraflar arasında 2017 hesap dönemini de kapsayan mal satışına dayanan ticari ilişkinin bulunduğu, 2018 yılında davacı tarafça davalı adına 61 adet toplamda 179.025,67 TL tutarında fatura düzenlendiği, önceki yıllardan devir bakiyesi olan 6.046,57 TL' nin ilavesiyle 185.072,16 TL alacağının kayıtlı olduğu, buna karşılık davalı tarafça yapılan 138.000,00 TL' lik ödeme ile 1.096,20 TL' lik fatura düzenlenmesi nedeniyle davalı fatura ve ödemeleri mahsup edildiğinde takip tarihi itibariyle davacı şirket defterlerine göre davacının davalıdan 45.975,96 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı şirket ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde ise, davalının 2018 hesap döneminde 60 ayrı faturayla toplam 169.602,57 TL' lik mal satın aldığı, aynı zamanda davacının geçmiş dönemlerden devreden 6.046,57 TL alacağının bulunduğu, davalı şirket tarafından söz konusu satış faturaları için değişik tarihlerde toplamda 175.000,00 TL ödeme gerçekleştirdiği ve 1.360.78 TL lik fatura düzenlendiği, dolayısıyla icra takip tarihi itibariyle davalı şirket ticari defterlerine göre davalının davacıdan 711,64 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, taraflara ait ticari defterler arasındaki farkın davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen 16.08.2018 tarih ve 9.421,12 TL tutarlı faturanın davalı şirket kayıtlarına alınmaması ve davalı tarafından düzenlenen 23.01.2018 tarih ve 264.57 TL tutarlı fatura ile davalı şirketçe 14.08.2018 tarihinde çek ödemesi olarak kayıtlara alınan 37.000,00 TL tutarlı ödemenin davacı şirket kayıtlarına alınmamasından kaynaklandığının tespit edildiği bildirilmiştir. Yine raporda davalı tarafından 14/08/2018 tarihinde çek ödemesi olarak kayıtlara alınan 37.000,00 TL' nin davalı tarafından 01/01/2019 tarih ve 2 nolu fiş ile çek iadesi olarak kayıtlara alınmak suretiyle davacı şirkete ait alacak bakiyesinin 36.288,36 TL ye çıkartıldığı, bir diğer deyişle 01/01/2019 tarihi itibariyle davalının kayıtlarına göre davacının 36.288,36 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf, taraflar arasındaki ticari ilişki sırasında mal alım satımından dolayı davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturalardan dolayı takip tarihi itibariyle davacının davalıdan takip ve davaya konu edilen tutar kadar bakiye alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre, takip tarihi itibariyle davacı şirket defterlerine göre davacının davalıdan 45.975,96 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı şirket ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalının davacıdan 711,64 TL alacaklı olduğu ancak takip tarihinden sonra 14/08/2018 tarihinde çek ödemesi olarak kayıtlara alınan 37.000,00 TL nin 01/01/2019 tarihinde 2 nolu fiş ile çek iadesi ile tekrardan kayıtlara alınması neticesinde, 01/01/2019 tarihi itibariyle davacının davalıdan 36.288,36 TL alacaklı bulunduğunun tesipt edildiği bildirilmiştir.
Mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davacı tarafça davalı adına düzenlenen ve davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilen 16/08/2018 tarih 9.421,12 TL bedelli faturada dahil olmak üzere takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 45.975,96 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Ancak davacı tarafça işbu davaya konu takip talepnamesinde davalıdan asıl alacak olarak 36.290,29 TL talep edilmiştir. Davalı tarafça da vade farkı faturası olduğu iddia edilerek kabul edilmediği belirtilen 16.08.2018 tarih ve 9.421,12 TL' lik faturayla ilgili olarak davacı şirket tarafından davalı hakkında İzmir 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/10450 Esas sayılı dosyasıyla davaya konu takip haricinde ayrıca icra takibi başlatıldığı, bu nedenle davalı tarafça istinaf sebepleri arasında gösterilen ve davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmadığından kabul edilmediği belirtilen 16.08.2018 tarih ve 9.421,12 TL' lik faturanın takibe konu alacağa davacı tarafça dahil edilmediğinden iş bu davanın konusunu oluşturmadığı, bu nedenle davalı vekilinin iş bu faturaya yönelik istinaf sebeplerinin bu davada değerlendirilemeyeceği düşünülmüştür. Bu nedenle mali müşavir bilirkişi tarafından takip tarihi itibarıyla davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilen 45.975,96 TL'lik alacaktan, davacı şirket tarafından dava dışı ayrı bir icra takibine konu edilen 16.08.2018 tarih ve 9.421,12 TL' lik fatura tutarı mahsup edildiğinde (45.975,96 TL - 9.421,12 TL) = 36.554,84 TL alacak kaldığı, ayrıca davalı tarafından davacı şirket adına düzenlenen ve davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı mali müşavir bilirkişi tarafından tespit edilen 23.01.2018 tarih 264,58 TL bedelli davalı faturası da davacı alacağından mahsup edildiğinde (36.554,84 TL - 264,58 TL ) = 36.290,26 TL takibe konu tutara ulaşıldığı görülmüştür. Bu şekilde davacı şirket tarafından davaya konu icra takibine konu 36.290,26 TL asıl alacak içerisinde taraf defterleri arasındaki farkı oluşturan 9.421,12 TL tutarlı davacı fatura bedelinin bulunmadığı ve farkı oluşturan 264,58 TL' lik davalı faturasının ise alacaktan mahsup edilmek suretiyle talepte bulunulduğu görülmüştür. Yine her iki taraf ticari defterleri arasındaki farkı oluşturan ve davalı şirketçe 14.08.2018 tarihinde çek ödemesi olarak ticari defterlere kaydedilen 37.000,00 TL tutarlı ödeme, her nekadar davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı değil ise de 37.000,00 TL'lik çekle ödemenin 01/01/2019 tarih ve 2 nolu fiş ile çek iadesi olarak ters kayıt yapılmak suretiyle davacı şirkete ait alacak bakiyesinin tekrardan 36.288,36 TL' ye çıkartıldığı, bu şekilde 01/01/2019 tarihi itibariyle davalı şirket ticari defterlerine göre davacının 36.288,36 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen rapordan anlaşılmıştır. Bu şekilde 37.000,00 TL'lik davalı çek ödemesi her nekadar davacı ticari defterlerine kaydedilmemiş ise de ödenmeksizin iade alındığı bizzat davalı ticari defter kayıtları ile sabit hale gelmiştir. Bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince verilen kabul kararına karşı davalı istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; göre davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/11/2019 tarih, 2018/1038 Esas ve 2019/1210 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1. b. 1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
-
İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 2.478,99 TL karar harcından peşin olarak alınan 620,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.858,99 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-
Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
-
Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
-
İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 07/11/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:32