İzmir BAM 17. HD 2023/1794 E. 2023/1999 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
bam
2023/1794
2023/1999
2 Kasım 2023
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1794
KARAR NO : 2023/1999
KARAR TARİHİ : 02/11/2023
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/06/2023
NUMARASI : 2023/417 Esas 2023/386 Karar
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 02/11/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/11/2023
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: müvekkil şirket hakkında Aydın İcra Müdürlüğünde ilamsız takip başlatıldığını, söz konusu icra takibinin kesinleştiğini, icraya konu edilen takip dayanağı belgeyi müvekkil ve davalının imza altına aldıklarını, protokol gereği taşınmazın devrinin müvekkilin gösterdiği kişiye davalı tarafından yapıldığını, müvekkil tedarikçi olarak sözleşmede belirtilen 310.000 TL'lik malları teslim etmesine rağmen davalı tarafından takip başlatıldığını, müvekkilin davalıya icra takibinde gösterilen miktar yönünden borcu olmadığı ekte ibraz edilen tutanaktır başlıklı belge ile sabit olduğunu, müvekkilin davalıya borçlu olmadığını, tüm bu nedenlerle öncelikle 46.000 TL asıl alacak ve 59.327,99 TL takip öncesi işlemiş faiz alacağı talebi yönünden icra veznesine giren paranın alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilin Aydın İcra Müdürlüğündeki dosyada borçlu olmadığının tespitine, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
MAHKEMECE: "...Dava; Menfi Tespit Davasıdır. Vergi dairesinden gelen yazı cevabına göre davalının 2. Sınıf tüccar olarak işletme hesabına göre defter tuttuğu anlaşılmıştır.
Öncelikle açılan davada Ticaret mahkemelerinin görevli olup olmadığı üzerinde durulmuştur. Ticari kazancın tespiti usulü ikiye ayrılmaktadır. Bunlar; basit usul ve gerçek usuldür.
Gerçek usule tabi mükellefler; bilanço esasına göre defter tutan 1. Sınıf tacirler ile işletme hesabı esasına göre defter tutan 2. Sınıf tacirlerdir.
Basit usule tabi mükellefler ise bu usule tabi olmayı gerektiren şartları taşıyanlardır. Basit usule tabi olan mükelleflere devlet tarafından bir takım kolaylıklar sağlanmaktadır. Bu kolaylığın sebebi ise bu mükelleflerin faaliyetlerinin küçük ölçekte olması ve gelirinin göreceli olarak diğer ticaret erbaplarından daha az olmasından kaynaklanmaktadır. Basit usule tabi olabilmek için; kendi işinde bilfiil çalışması ya da bulunması, yıllık kira bedelinin her yıl belirlenen sınırları aşmaması, yıllık alım-satım hadlerini aşmaması ve gerçek usulde vergilendirilmemesidir.
TTK madde 11 ve devamında Tacir; 15. Maddesinde ise Esnaf tanımı yapılmıştır. Madde 15 gereğince; 11. Maddenin 2. Fıkrasında belirtilen sınırları aşmayan, faaliyeti sermayesinden çok bedeni çalışmasına dayanan sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu madde 3/a kapsamında yapılan esnaf/sanatkar tanımında ise; genel anlamda ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda bulunan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak tanımlanmıştır.
Açıklanan tüm bu nedenlerle basit usulde ve işletme hesabı esasına göre defter tutanların esnaf oldukları bu itibarla da davacının tacir olmadığı anlaşılmıştır.( İzmir BAM 23. HD 2022/3382 E, 2022/1050K)
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Açıklanan tüm bu nedenlerle açılan davaya bakmaya Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerektiği," gerekçesi ile, davanın görev dava şartı yokluğundan Hmk Md 114/1-c ve 115/2 uyarınca usulden reddine, Görevli mahkemenin Aydın Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın türünün nispi ticari dava olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, kanun metninde ''tacir'' türlere ayrılmadığını, görevli mahkeme belirlenirken tacirin sınıfının belirleyici kriter olmaması gerektiğini, taraflardan birinin tacir olmadığının kabulü halinde dahi TTK 5/1. Maddesi gereğince görevli mahkemenin yine Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davalı müvekkilin ''tacir'' olmadığının kabulü halinde davanın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olması sebebiyle ticari nitelikte olduğunu ve yerel mahkeme kararının doğru olmadığını, bu nedenle yerel mahkemece verilen görevsizlik kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, görevsizlik kararının kaldırılarak davada asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, icra takibine karşı menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
HMK'nın 1. maddesinde görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği düzenlenmiştir.
6335 sayılı Kanun'un 2.maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre, bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gerekir.
TTK’nın 4.maddesine göre; ticarî davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile ticari sayılması için en azından bir ticari işletmeyi ilgilendirmesi gereken davalar ve her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar nispi ticari davalardır. Mutlak ticari dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup, TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır. Örneğin; acentelikle ilgili davalar, deniz ticaretine ilişkin davalar, sigorta hukuku ile ilgili davalar, taşınır rehni karşılığında ödünç verme işlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, rekabet yasağından kaynaklanan davalar, yayım sözleşmesine ilişkin davalar, kredi mektubu ve kredi emrinden doğan davalar, alım satım komisyonuyla ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalar, fikri mülkiyet hukukundan kaynaklanan davalar, borsa, sergi, pazarlar ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalar ve nihayet bankalara ilişkin uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalar mutlak ticari davalardır. Bundan başka; özel kanun hükümleri gereği ticari sayılan davalar da bulunmaktadır. Örneğin; Kooperatifler Kanunu’nun 99.maddesi gereğince bu kanundan kaynaklanan davalar İcra İflas Kanunu’ndan kaynaklanan iflasa ilişkin tüm davalar da mutlak ticari dava sayılmaktadır. Nispi ticari dava ise; tarafları tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari dava olarak adlandırılmaktadır.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması veya sayılması davayı ticarî dava haline getirmez.
Somut olayda ; açılan davanın mutlak ticari dava olmadığı, davalının gerçek kişi olduğu, Vergi Dairesinden ve Mal Müdürlüğünden gelen yazı cevaplarına göre davalının 2. Sınıf tüccar olarak işletme hesabına göre defter tuttuğu, bu durumda uyuşmazlığın çözümünde genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/06/2023 tarih, 2023/417 Esas ve 2023/386 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1. b. 1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
-
İstinaf kanun yoluna başvuran davalıdan alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcı yeterli olduğundan, yeniden alınmasına yer olmadığına,
-
Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
-
Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
-
İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 02/11/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:32