İzmir BAM 17. HD 2020/424 E. 2023/1992 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
bam
2020/424
2023/1992
2 Kasım 2023
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2020/424
KARAR NO : 2023/1992
KARAR TARİHİ : 02/11/2023
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/11/2019
NUMARASI : 2018/120 Esas 2019/1246 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali ( Ticari Satımdan Kaynaklı)
BAM KARAR TARİHİ : 02/11/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/11/2023
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçluya karşı İzmir 16. İcra Müdürlüğü’ nün 2017/13059 E. sayılı dosyası ile icra takibi, yapıldığını takip sonucu gönderilen ödeme emrine karşı davalı borçlunun yapmış olduğu borca haksız itirazı sonucu takibin durduğu, davalı ile müvekkili arasındaki cari hesap dökümünde 23.689,68 TL tutarında borcu olduğunun açıkça görüldüğünü, davalı borçlunun bu borca karşılık hiçbir ödemede bulunmadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı borçlu şirketin 23.689,68 TL asıl alacak, işleyecek faiz ve ferileri yönünden yapmış olduğu itirazın iptaline, durmuş olan takibin devamına, davalının % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından dava konusu faturalara konu olan mallar ile aynı nitelikte bulunan mallarda da dava konusu mallar gibi ayıplı çıkması sonucunda dilekçe ekinde sunulu 285651-285653-285655 no.lu faturalara konu olan mallardaki eksiklik ve ayıpların tespitinin yapılması amacıyla Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesince 2017/49 D.İş sayılı dosyası işle bilirkişi incelemesi yapıldığını, bilirkişi tarafından bu faturalara ilişkin mallardan alınan numunelerin incelendiğini ve hiç birinin soğuk iş takım çeliği olan 2379-2767 kalite malzemelerin kimyasal özelliklerini taşımadığını, 4140 kalite ıslah çeliği olduğunu, soğuk iş takım çeliği olarak kullanılmasının mümkün olmadığını bildirdiğini, bunun yanında dava konusu Haziran-Ağustos aylarına ait 285095-285259-285652 no.lu faturalara konu olan ürünlerin de ıslah çeliği olması sebebiyle ayıplı ifada bulunulduğunu bu hususun iş bu malzemelerin satıldığı müşterilerden gelen şikayetler üzerine öğrenildiğini bu nedenlerle öncelikle davanın reddine, davacının açıkça kötü niyetli olduğunun ispatı ile %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
MAHKEMECE: ''... Dava; satış sözleşmesi kapsamında bir adet faturadan kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Taraflar arasında ticari alım satım ilişkisinin bulunduğu, alım satıma konu takip konusu yapılan 6 adet faturadaki malların davalıya teslim edildiği ve davalı tarafından ödeme yapılmadığı hususunda ihtilaf yoktur. Davalı ve davacının davacının usulüne uygun tutulmuş sahibi lehine delil teşkil edecek niteliktei ticari defterlerine göre, takip konusu faturaların tümünün tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 23.689,68 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, davalı taraf her ne kadar davacı alacaklı tarafından teslim edilen malların ayıplı olduğunu, Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesince 2017/49 D.İş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporu ile ayıbın tespit edildiğini ve bilirkişi raporunun tebliği ile ayıp ihbarında bulunduklarını idda etmiş ise de; 6102 sy TTK m. 23/c uyarınca ticari satışlarda malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek ve incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa durumu bu süre içerisinde satıcıya ihbarla yükümlü yükümlü olduğu, gizli ayıp basit bir muayeneyle anlaşılamayacak durumda ise bu tür bir ayıbın ortaya çıkması halinde B.K.'nun 223-2. fıkrası uyarınca ayıbın derhal satıcıya bildirilmesi gerektiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların ne şekilde yapılacağının 18/3. maddesinde düzenlendiği ve "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağının" öngörüldüğü, davalı müşteri şikeyetleri üzerine ürünün ayıplı olduğunu öğrendiğini ifade ettiği, ilk müşteri şikayetinin sunulan servis formlarına göre 13/09/2017 tarihinde yapılmış ise de; davalının ayıptan haberdar olmasına rağmen ayıbı öğrendiği tarihten 9 gün sonra düzenlenen 22.09.2017 tarihli cari hesap mutabakat belgesini kaşeleyip imzalayarak davacıya takip tutarı kadar borçlu olduğunu kabul ettiği, davalının ... Akredite olmayan Laboratuvardan aldığı 10.10.2017 tarihli rapor ile ürünlerin soğuk iş takım çeliği olmadığı tespit edilmesine rağmen davacıya yine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23/1-c ve 18/3 maddeleri hükmünde belirtilen şekilde ayıp ihbarında bulunmadığı, davacı tarafından alacağı için 05.10.2017 tarihinde icra takibi başlatılması üzerine davalının 23.10.2017 tarihinde Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesine başvuruda bulunarak davacı tarafından düzenlenen ve takip konusu yapılan 6 adet faturadan yalnızca 3 adedini ilgi tutarak ürünlerin ayıplı olup olmadığı konusunda tespit talebinde bulunduğu, davalı şirket ile dava dışı ... San Tic. Ltd. Şti.'nin fabrikasında yapılan tespit keşfi neticesinde ürünlerin ayıplı olduğunun 13.11.2017 tarihli tespit bilirkişi raporu ile belirlendiği, T:B.K.'nun 223-2. fıkrası uyarınca gizli ayıbın derhal satıcıya bildirilmesi gerektiği halde davalının ayıbı öğrendiği 13.09.2017 tarihinden itibaren ayıp ihbarını 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23/1-c ve 18/3 maddeleri hükmünde belirtilen şekilde yapmadığı, dolayısıyla tacir olan davalının süresinde ve usulüne uygun şekilde ayıp ihbarında bulunmadığından malı ayıplı olarak benimsediğinin kabulü ile fatura bedellerinden sorumlu olduğu'' gerekçesi ile, " davacının davasının KABULÜNE, davalının, İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2017/Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile 23.689,68 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına, hüküm altına alınan 23.689,68 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; üç farklı keşif üzerine üç farklı teknik bilirkişi raporu ile dava konusu malların ayıplı olduğu ve ayıbın gizli olduğunun tespit edildiğini, beyanlarının haklılığı yapılan yerel mahkemece davanın yapılan bildirimin hukuka uygun olmadığından bahisle reddedildiğini, Yerleşmiş Yargıtay İçtihatları uyarınca ayıp ihbarının yazılı olması zorunluluğunun bulunmadığını, tarafların tacir olmasının durumu değiştirmeyeceğini, TTK m. 18/3'de öngörülen şekil şartının sadece sözleşmeden dönme, sözleşmeyi fesih ve temerrüt halleri için düzenlendiğini, davaya konu somut olayda şekil şartına tabi bir bildirimin söz konusu olmadığını, alacağın likit olmadığını belirterek, yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi gerektiğini istinaf başvurusu sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Davacı taraf, davalı ile arasındaki cari hesap dökümünde 23.689,68 TL tutarında borcu olduğunun açıkça görüldüğü, davalı borçlunun hiçbir ödemede bulunmadığı, başlatılan icra takibine de itiraz ettiği iddiasıyla dava açmış; davalı, faturalara konu olan ürünlerin ıslah çeliği olması sebebiyle ayıplı ifada bulunulduğunu, bu hususun malzemelerin satıldığı müşterilerden gelen şikayetler üzerine öğrenildiğini, ayıp ihbarı yazılı olarak yapılmadığını, sözlü olarak defalarca davacı tarafla görüşülerek ayıplı malların alınması ilettiklerini beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, tacir olan davalının süresinde ve usulüne uygun şekilde ayıp ihbarında bulunmadığının anlaşılmasına, 22/09/2017 tarihli cari hesap mutabakat belgesi ve alacağın niteliği değerlendirilip alacak likit kabul edilerek davanın tam kabulü ile davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin isabetli olmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/11/2019 tarih, 2018/120 Esas ve 2019/1246 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1. b. 1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
-
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından alınması gereken 1.618,24 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 404,60 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 1.213,64 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-
Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
-
Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
-
İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 02/11/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:32