İzmir BAM 17. HD 2020/425 E. 2023/1724 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
bam
2020/425
2023/1724
10 Ekim 2023
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2020/425
KARAR NO : 2023/1724
KARAR TARİHİ : 10/10/2023
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/07/2019 (ARA KARAR)
NUMARASI : 2019/259 Esas
DAVANIN KONUSU : Tespit
BAM KARAR TARİHİ : 10/10/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/10/2023
Taraflar arasında görülen ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karara karşı yasal süresi içerisinde ihtiyati tedbir isteyen vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Tedbir isteyen vekili 20/06/2019 tarihli dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 07.04.1999 tarihnide kurulmuş köklü bir şirket olduğunu ve Çiğli'de faaliyet gösterdiğini, 6000 m2'lik üretim tesisinin ve 200'ün üzerindeki ürün alternatifleriyle sektörde kendisini kanıtlamış bir oyuncu olduğunu, teknik kimyasal ve temizlik kimyasalları sektöründe tanınan ve büyük çaplı kurumsal şirketlere satış yaptığını, bu şirketin konsantre temizlik, dezenfektan ve hijyen, ... markasıyla kullanıma hazır hijyen, ... markasıyla oto bakım gıda hijyen ve havacılık kimyasalları guruplarını da dahil ettğini, müvekkili şirketin 2018 yılının cirosunun 22.000.000,00-TL olduğunu, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında İzmir 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/1035 D. İş sayılı dosyası ile şirkete 04.03.2016 tarihinde kayyım atandığını ve kayyımlık görevinin ... 'ye şirket yönetim kurulunun tarafından oluşturulduğunu, müvekkili şirketinpiyasaya sürmüş olduğu ürünlerin marka hakkına sahip olduğunu, ancak davalı şirketin bu ürünleri taklit ederek marka hakkına tecavüz ettiğini ve haksız rekabet teşkil edecek eylemler gerçekleştirdiğini, davalı şirket çalışanlarının müvekkili şirkette çalışırken bulundukları pozisyonlar itibariyle tedarikçi bilgileri, ürün reçeteleri ve ürün kullanım talimatlarının yer aldığı TDS (Teknik Bilgi Formu Belgeleri) belgeleri Know-How'larına vakıf olduklarından haksız rekabete konu eylemleri kasıtlı olarak gerçekleştirdiklerinin açıkça görüldüğünü, dava dilekçesinde tablo halinde sunulan ürünlerin dikkatli bir şekilde incelenmesi halinde benzerliklerinin dikkat çekebileceğini, ayrıntılı şekilde açıklandığı şekilde şirket tarafından kasıtlı olarak haksız rekabet teşkil eden eylemlerin gerçekleştirildiğini, bu hususun ileride açılaıcak tazminat davasına esas olmak üzere haksız rekabetin tespiti, men'i ve tüm sonuçlarının ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek tazminat davası açma haklarının saklı kalmak kaydıyla davalı tarafından müvekkiline ait tescilli ürünleri hakkında yapılmış ve devam eden rekabetin tespitine, haksız rekabetin men'ine, haksız rekabetin men'ine ilişkin olarak tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulmasına ve ihlal yaratan dava dilekçesinde belirtilen malların üretiminin durdurulmasına, haksız rekabet yaratacak surette üretilmiş ve satılan malların ve üzerindeki markalara el konularak toplanması ve imhası yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "... İstek, HMK'nun 400/2 maddesine dayalı delil tespiti talebi ve HMK'nın 389.maddesi uyarınca; ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup;
HMK'nun 400.maddesi uyarınca delil tespiti istenebilmesi için bir delilin hemen tespit edilmemesi halinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli derecede zorlaşacağı ihtimal dahilinde bulunan istekler yönünden hukuki yarar var kabul edilebilecektir. Oysa somut olayda; Delilin hemen tespit edilememesi halinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli derecede zorlaşacağı ihtimali konusunda talep dilekçesi dışında herhangi bir somut delilin dosyaya sunulmadığı gibi herhangi bir aciliyetin varlığı belirlenememiş, ayrıca ileride açılacak davada da istemin yapılması mümkün bulunduğundan HMK'nun 400.maddesi uyarınca talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde; "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği", 391. maddesinde; "mahkemenin tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak ve zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verilebileceği", 390/3. maddesinde de; "tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Yukarıda yazılı düzenlemelerde de belirtildiği şekilde ihtiyati tedbir isteğinde bulunan tarafın isteğinde haklı olduğunu yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde kanıtlaması gerekir. Soyut iddiadan daha çok, tam ispattan daha az bir durumun varlığı halinde yaklaşık ispat halinden söz edilebilecektir. Dolayısıyla; ihtiyati tedbir isteyenin, ileri sürdüğü hakkın varlığı ve bu hakkın tehlikede olduğu konusunda mahkemede güçlü bir kanaat oluşması gerekir.
HMK'nun 390/3 maddesi uyarınca talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığının yaklaşık olarak ispat etme zorunluluğunun bulunduğu, yaklaşık ispat külfetinin delile dayanak dosyaya sunulan delil ve belgeler değerlendirildiğinde tedbir talebinin şartları oluşmadığı'' gerekçesi ile, HMK 400/2 ile 390/3 maddelerine uygun olmadığından ve yaklaşık ispat külfetinin delile dayanak dosyaya sunulan delil ve belgeler değerlendirildiğinde şartları oluşmayan davacı vekilinin htiyati tedbir taleplerinin REDDİNE" şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin markası tanınmış bir marka olduğunu, davalı şirket tarafından kasıtlı olarak haksız rekabet teşkil eden eylemler gerçekleştirildiğini, ayrıca, bu eylemlerin müvekkil şirketi hem maddi anlamda zarara uğratmakta hem de itibar kaybına yol açmakta olduğunu, uğranılan kayıpların müvekkil şirkete daha fazla zarar vermesini önlemek adına ihtiyati tedbir taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının, usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının kaldırılmasına, davalı tarafından müvekkilin tescilli ürünleri hakkında yapılmış ve devam eden haksız rekabetten kaynaklanan müşteri ve itibar kaybı ile uğranılan zararların artmasını önlemek adına menfaat dengesi gözetilerek ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini istinaf başvurusu sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep; haksız rekabetin tespiti ve men davasında ihtiyati tedbirin reddi ara kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Mahkemece ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. ila 399. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, aynı yasanın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartlarına yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesine göre "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir". Anılan maddeye göre öncelikle mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı alınabilecektir. Mevcut durumda meydana gelebilecek değişmeyle kastedilen taraflar arasında çekişmeli olan veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak üzerindeki değişimlerdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı uyuşmazlık konusu hakkında verilebilecektir. Buna göre çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan şey ya da hak, aynı zamanda ihtiyati tedbirin konusunu da oluşturacaktır. Dava konusu yapılmayacak veya yapılmamış olan şey veya hak hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyecektir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır.
İhtiyati tedbir öğretide “…kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.” şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 391/3. ve 394/5. maddelerinde ihtiyati tedbire dair belirtilen (ilk derece) mahkeme kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş; bu kanun yolunun ne anlama geldiği ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341/1. maddesinde "ilk derece mahkemelerinden verilen ... ihtiyati tedbir ... taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." hükmü ile istinaf olarak açıkça belirtilmiştir.
Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ara kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, davacının iddialarının yargılamayı gerektirdiği, davacının ihtiyati tedbir kararı verilmesi için haklılığını yasaya uygun ve yaklaşık olarak ispat edemediği anlaşılmakla; ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/07/2019 tarih ve 2019/259 Esas sayılı ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin olarak verilen ara karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1). b. 1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2. İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 269,85 TL maktu karar harcının ihtiyati tedbir isteyenden alınarak hazineye irat kaydına,
3. İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati tedbir isteyen tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4. İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran ihtiyati tedbir isteyen aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5. Kararın tebliği ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/(1)-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 10/10/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:02:15