İzmir BAM 14. HD 2024/985 E. 2024/980 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2024/985
2024/980
13 Haziran 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/985
KARAR NO : 2024/980
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/73 D.İş
KARAR NO : 2024/71
TALEP TARİHİ : 03.04.2024
KARAR TARİHİ : 05.04.2024
TALEP : İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ : 13.06.2024
KARARIN YAZ. TARİH : 14.06.2024
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05.04.2024tarih ve 2024/73 D.iş Esas, 2024/71 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin ihtiyati tedbir isteyen vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 24.05.2024 tarih ve 2024/792 Esas, 2024/1123 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
İhtiyati tedbir isteyen vekili tarafından verilen 03.04.2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin yüklenicisi olduğu "... İli, ... İlçesi ... ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İşi" kapsamında yapının "... Cephe İmalat ve Montaj İşi"ni davalı şirkete taşere ettiğini, bununla ilgili olarak davalı şirket ile davacı şirket arasında 26/07/2023 tarihinde ekte sunulu olan sözleşme akdedildiğini, davalı şirket, davacı şirket aleyhine 19/03/2024 tarihine Ankara 1. Genel İcra Dairesi'nin 2024/19630 sayılı İcra dosyası ile Örnek 7 İlamsız icra takibi başlattığını, davacı şirketten takip çıkışı itibariyle 496.881,10 TL alacaklı olduğu iddiasında bulunduğunu, Ödeme Emri davacı şirketin e-tebligat adresine 20/03/2024 tarihinde e-tebliğ edildiğini, davacı şirkete e-tebliğ yapılan bu tebligattan itiraz süresi dolduktan sonra haberdar olduklarını, bu sebeple itiraz etme hakkını kaçırdıklarını, takibin kesinleştiğini, davacı şirket tarafından belirtilen sebeplerle davalı aleyhine İİK. 72. maddesi hükmü gereğince Menfi Tespit Davası açılacağını, ancak bu davanın açılmadan önce Arabuluculuk safhasının zorunlu olması ve bunun da bir süreç olması sebebiyle davacı şirketin haciz baskısı altında kaldığını, İİK. 72/3 hükmüne göre, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 06/02/2018 tarih, 2017/6835 Esas, 2018/801 Karar sayılı kararlarına göre ve HMK. 389/1 hükmüne göre davacı şirketin haciz baskısı altında kalmaması için tüm dosya borcu ile (icra dosyası kapak hesabı da ekte olup), %15 teminat tutarında davacı şirketin mahkeme veznesine yatırılarak, bu teminat ile davalı şirketin açtığı icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4. maddesine göre davalı şirketin tanımlanan işi 105 gün içinde tamamlanması gerektiğini, sözleşmenin 3. maddesine göre davacı şirket tarafından kiralanarak kurdurulan cephe iskelesi için davalı şirketten 60 günlük süre için hiçbir bedel talep edilemeyeceğini, yine sözleşmenin 3. maddesine göre 1 adet 35 ton kapasiteli çift kırma vinç davacı şirket tarafından kiralandığını ve 45 gün süreyle davalı şirketten kira bedeli talep edilmeden, davalı şirketten kullanımına tahsis edildiğini, yine, sözleşmenin 3. maddesinde davalı şirketin bu işi için kendisine 2 konteyner, 2 ay süreyle bedelsiz sağlanacağının yazılı olduğunu, sözleşmenin 3. maddesinde bu sürelerin aşılması halinde geçen her gün için bu mallara kira bedelinin uygulanarak davalı tarafa yansıtılacağının açıkça yazıldığını, davalı taşeron olarak üstlendiği işi 08/11/2023 tarihinde tamamlayarak davacı tarafa teslim etmesi gerekirken 31/01/2024 tarihinde işin teslimini yapmış olup, 84 gün gecikme yaptığını, sözleşmenin 4. maddesinde montaj süresinin 45 gün olmasına rağmen, davalı şirketin montaj ekibi 26/09/2023 tarihide sahaya geldiğini ve 31/01/2024 tarihinde işi bitirerek sahada toplam 127 gün kaldığını, yani montaj süresi 82 gün geciktiğini, davalı şirketin konteyneri 67 gün kullanarak 7 günlük aşım yaptığını, yine, vinç kullanımını 131 gün yapan davalı 86 gün fazladan vinç kullandığını, sözleşmenin 4. maddesine göre davalı şirketin gecikilen beher gün için sözleşme bedelinin %0.2'si oranında gecikme cezası ödeyeceğinin yazılı olduğunu, talep dilekçesinde sunulan Taşeron Hakedişi'nde de tüm bu gecikmeler ile davalı şirkete yapılan ödemeler, gecikmelerden dolayı uygulanan gecikme cezaları ve kiralama bedellerinin açıkça gösterildiğini, buna göre davalı şirketin, davacı şirketten alacağı olmadığı gibi 1.479.805,00 TL, davacı şirkete borcunun bulunduğunu, sözleşmenin 10. maddesinde tacir olan taraflar İzmir Mahkeme ve İcra Daireleri'ni yetkili kılmış olduklarını, HMK. 17. maddesi hükmüne göre "Tacirler veya kamu tüzel kişileri aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." denilmekte olduğunu, davalı şirketin açtığı icra takibinden, davacı şirketin itiraz süresi dolduktan sonra haberdar olması sebebiyle, davalı şirketin hukuka aykırı olarak yetkisiz yerde açtığı bu icra takibine de itiraz etmek hakkını davacı şirketin kaçırdığını, ancak sözleşmenin 10. maddesi gereğince bu davayı mahkemeye açmanın mümkün olduğundan İzmir'de açtıklarını, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı HMK. 389/1 ve İİK. 72/3 hükümleri gereğince tüm dosya borcu (icra dosyası kapak hesabı ekte sunuludur) ile %15 tutarında teminatı ile davalı şirketin açtığı icra takibi olan Ankara 1. Genel İcra Dairesi'nin 2024/19630 sayılı İcra dosyasının durdurulmasına ve bu konuda İcra Dairesi'ne müzekkere yazılmasını, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılarak ihtiyaten tedbirine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi 05.04.2024 tarih ve 2024/73 D.iş Esas 2024/71 Karar sayılı kararında özetle; talepte bulunan hakkında Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2023/19630 Esas sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; ilamsız takip başlatıldığı, takibe konu alacağın "faturalardan ve cari hesaptan doğan bakiye alacak" olduğu, talepte bulunan tarafından taraflar arasındaki 26.07.2023 tarihli sözleşme sunulmuş olup yüklenicinin takip borçlusu, taşeronun takip alacaklısı olduğunun anlaşıldığı, yukarıda ayrıntılı yapılan açıklamada da belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşme kapsamında fatura ve cari hesaptan kaynaklanan alacak olup olmadığı hususunda yargılama yapılması gerektiği, bu aşamada talepte bulunan tarafından ihtiyati tedbir verilmesini gerektirecek yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığı anlaşılmakla talepte bulunan vekilinin icra takibinin durdurulmasına yönelik talebinin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
İhtiyati tedbir isteyen vekili tarafından verilen 05.04.2024 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin yüklenicisi olduğu "... İli, ... İlçesi ... İle Altyapı Ve Çevre Düzenlemesi İşi" kapsamında yapının "... Cephe İmalat Ve Montaj İşi"ni davalı şirkete taşere ettiğini, bununla ilgili olarak davalı şirket ile davacı şirket arasında 26.07.2023 tarihinde ekte sunulu olan sözleşmenin akdedildiğini, davalı tarafın davacı müvekkili aleyhine 19.03.2024 tarihinde Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/19630 Esas sayılı dosyası ile Örnek 7 İlamsız İcra Takibi başlatarak müvekkilinden takip çıkışı itibariyle 496.881,10 TL alacaklı olduğu iddiasında bulunduğunu, ödeme emrinin müvekkili şirketin e-tebligat adresine 20.03.2024 tarihinde e-tebliğ edildiğini, müvekkili davacının e-tebliğ olarak yapılan bu tebligattan itiraz süresi dolduktan sonra haberdar olduğunu, bu sebeple itiraz etme hakkını kaçırdığını, takibin kesinleştiğini, müvekkili tarafından aşağıda özetle belirtilen sebeplerle davalı aleyhine İİK md 72 hükmü gereğince menfi tespit davası açılacağını, ancak, bu davanın açılmadan önce arabulucu safhasının zorunlu olması ve bunun bir süreç alması sebebiyle davacı müvekkilinin haciz baskısı altında olduğunu, İİK md 72/3 maddesinde: "İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir." hükmü bulunduğunu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 06.02.2018 tarih ve 2017/6835 Esas, 2018/801 Karar sayılı kararına göre "Kural olarak, borçlu İİK’nun 72/3. madde koşullarında menfi tespit davası açması halinde alacağın %15’inden aşağı olmamak üzere teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi istenebilir. Borçlu, mahkemece tayin edilen teminattan ayrı olarak icra müdürlüğüne talep anına kadar icra dosyasında ferileri ile birlikte hesaplanan dosya borcunun tamamını karşılar ve her an paraya çevrilebilir muteber kesin banka teminat mektubu vermesi halinde alacaklı tarafından takibe devam edilemez." hükmü bulunduğunu, HMK md 389/1 hükmüne göre "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." müvekkilinin haciz baskısı altında kalmaması için İİK md 72/3 gereğince tüm dosya borcu (icra dosyası kapak hesabı ekte sunuludur) ile %15 tutarında teminatı müvekkilinin sunmaya hazır olduğunu, yatırılacak bu teminat ile davalının açtığı icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4. maddesine göre davalının tanımlanan işi 105 gün içinde tamamlaması gerektiğini, sözleşmenin 3. maddesine göre davacı müvekkili tarafından kiralanarak kurdurulan cephe iskelesi için davalıdan 60 günlük süre için hiçbir bedel talep edilmeyeceğini, yine, sözleşmenin 3. maddesine göre 1 adet 35 ton kapasiteli çift kırma vincin davacı müvekkili tarafından kiralandığını ve 45 gün süreyle davalıdan kira bedeli talep edilmeden davalının kullanımına tahsis edildiğni, yine, sözleşmenin 3. maddesinde davalının bu işi için kendisine 2 konteyner 2 ay süreyle bedelsiz sağlanacağının yazılı olduğunu, sözleşmenin 3. maddesinde bu sürelerin aşılması halinde geçen her gün için bu mallara kira bedelinin uygulanarak davalı tarafa yansıtılacağının açıkça yazılı olduğunu, davalının taşeron olarak üstlendiği işi 08.11.2023 tarihinde tamamlayarak davacı tarafa teslim etmesi gerekirken 31.01.2024 tarihinde işin teslimini yapmış olup, 84 gün gecikme yaptığını, sözleşmenin 4. maddesine montaj süresinin 45 gün olmasına rağmen, davalının montaj ekibinin 26.09.2023 tarihinde sahaya geldiğini ve 31.01.2024 tarihinde işi bitirerek sahada toplam 127 gün kaldığını, yani montaj süresinin 82 gün geciktiğini, davalının konteyneri 67 gün kullanarak 7 günlük aşım yaptığını, yine, vinç kullanımını 131 gün yapan davalının 86 gün fazladan vinç kullandığını, sözleşmenin 4. maddesine göre davalının gecikilen beher gün için sözleşme bedelinin %0.2'si oranında gecikme cezası ödeyeceğinin yazılı olduğunu, ekte sundukları Taşeron Hakedişi'nde de tüm bu gecikmeler ile davalıya yapılan ödemelerin, gecikmelerden dolayı uygulanan gecikme cezaları ve kiralama bedellerinin açıkça gösterildiğini, buna göre, davalının müvekkilinden alacağı olmadığı gibi 1.479.805,00 TL davacının müvekkiline borcu bulunduğunu, sözleşmenin 10.maddesinde tacir olan tarafların İzmir Mahkeme ve İcra Müdürlüklerini yetkili kıldıklarını, HMK 17 maddesi hükmüne göre "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." davalı tarafın açtığı icra takibinden müvekkilinin itiraz süresi dolduktan sonra haberdar olması sebebiyle davalının hukuka aykırı olarak yetkisiz yerde açtığı iş bu icra takibine de itiraz etmek hakkını müvekkilinin kaçırdığını, ancak, sözleşmenin 10. maddesi gereğince iş bu davayı açmalarının hukuken mümkün olduğundan İzmir'de açtıklarını, ilk derece mahkemesinin yapmış olduğu incelemede ihtiyati tedbir verilmesini gerektirecek yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığı gerekçesiyle taleplerinin reddine karar verildiğini, Oysa, İİK 72/3 maddesi gereğince davalı alacaklının tüm dosya borcu alacağı ferileriyle birlikte karşılanacağı gibi, %15 oranında ayrıca teminat da verileceğini, menfi tespit davasına başvuru için arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunduğundan ve bunun bir dava şartı olduğundan ve bunun da yaklaşık iki ay gibi bir süreci alacağından, bu süreçte davalı tarafça haciz işlemleri yapılabileceğinden (ki 05.04.2024 tarihinde -bugün- haciz işlemleri yapılmıştır) bu aşamada ihtiyati tedbir yolu ile bu tedbirin talep edilmesinden başka hukuki korunma hakkının müvekkili açısından mümkün olmadığını, davalı tarafa yapılacak ödeme halinde bu ödemenin daha sonra iade alınmasının da mümkün olamayacağı gibi bir gerçekliğin de ortada olduğunu, bu sebeple istinaf yoluna başvuru zaruretinin hasıl olduğunu belirterek yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir taleplerinin reddi yönündeki kararının kaldırılmasına, HMK 389/1 ve İİK 72/3 maddeleri hükümleri gereğince tüm dosya borcu ile %15 tutarında teminatı müvekkilinin sunmaya hazır olup, sunulacak bu teminat ile davalının açtığı icra takibi olan Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/19630 Esas sayılı dosyasının durdurulmasına ve bu konuda İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
HMK'nın 389 v.d. maddelerinde geçici hukuki korumalar arasında ihtiyati tedbir düzenlenmiş olup, HMK'nın 389. maddesinde "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebi ile bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Görüldüğü üzere kanun koyucu bu konuda hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakmıştır. Ancak ihtiyati tedbire karar verilmesi için mutlaka bir tehlikenin veya zararın doğmuş olması veya halen var olması da aranmaz. Dava konusu hak veya şey bakımından ortaya çıkacak tehlike ve zararın önlenmesi için de her türlü tedbire karar verilebilir.
İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir. (HMK m.390/3) Yani ispatı gereken hususların tam olarak değil kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinde "(1) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
(2) İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
(3) İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir." düzenlemesi mevcuttur.
Borçlu tarafından İİK’nun 72/2. maddesi koşullarında menfi tespit davası açılması halinde, alacağın %15’inden aşağı olmamak üzere teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı istenebilir.
Somut olayda; Tedbir isteyenin, ... ili ... İlçesi ... ile Alt Yapı ve Çevre Düzenlemesi işinin yüklenicisi olduğu, yüklenicinin, "... Cephe İmalat ve Montaj" işini aleyhine tedbir istenen şirkete taşere ettiği ve taraflar arasında eser sözleşmesi akdedildiği, taraflar arasındaki sözleşme yönünden tedbir isteyenin iş sahibi (asıl işin yüklenicisi), karşı tarafın yüklenici (taşeron) olduğu anlaşılmaktadır. Aleyhine tedbir istenen şirket, faturadan doğan bakiye alacağının tahsili için ilamsız icra takibi başlatmış olup, takip kesinleşmiştir. Tedbir isteyen şirket, icra takibi başlatan karşı tarafa borçlu olmadığı gibi, sözleşme hükümleri ve geç teslim nedeniyle karşı taraftan alacaklı olduğunu iddia etmektedir.
İlk derece mahkemesince, sözleşme kapsamında fatura ve cari hesaptan kaynaklanan alacak olup olmadığı konusunda yargılama yapılması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece yargılamaya muhtaç olduğu belirtilen husus, aleyhine tedbir istenen şirketçe takibe dayanak yapılmıştır.
Somut olaydaki durum gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir verilebilir kriterine uygun olmakla, karşı tarafça alacağın icra takibine konu edildiği ve icra takibinden sonra İİK’nun 72/3. maddesi koşullarında menfi tespit davası açılacak olması halinde icra takibinin durdurulamayacağı ancak icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmesinin durdurulabileceği, "çoğun içinde az da vardır" ilkesi ve İİK'nun 72/3 maddesindeki "Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir." hükmü gereğince ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, talebin reddedilmesi isabetli görülmemiştir.
Bu nedenlerle ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kabul edilen istinaf nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzeltilerek, tedbir isteyen tarafça takip konusu alacak olan 578.546,98 TL'nin %15'i olan 86.782,05 TL'lik nakdi veya süresiz kat'i banka teminat mektubu yatırılması halinde, Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/19630 Esas sayılı dosyasında icra veznesine giren paranın ve teminat mektubunun alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir konulmasına, teminat yatırıldığında ilk derece mahkemesince tedbirle ilgili icra müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, dair esas hakkında yeniden karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
İhtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun, KABULÜ ile,
-
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05.04.2024 tarih ve 2024/73 D.iş Esas, 2024/71 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1). b. 2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
-
İhtiyati tedbir isteyen vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile,
-
İİK'nın 72/3 maddesi uyarınca, tedbir isteyen tarafça takip konusu alacak olan 578.546,98 TL'nin %15'i olan 86.782,05 TL'lik nakdi teminat veya süresiz kat'i banka teminat mektubu yatırılması halinde, Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/19630 Esas sayılı dosyasında İCRA VEZNESİNE GİREN PARANIN VE TEMİNAT MEKTUBUNUN ALACAKLIYA ÖDENMEMESİ İÇİN İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA,
-
Teminat yatırıldığında İlk Derece Mahkemesince tedbirle ilgili İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına
-
İhtiyati tedbir isteyen, kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T hükümleri uyarınca 4.700,00 TL vekalet ücretinin karşı taraftan alınarak ihtiyati tedbir isteyene verilmesine,
-
İhtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar verildiğinden harç alınmasına yer olmadığına, ihtiyati tedbir isteyen tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının, talebi halinde yatıran ihtiyati tedbir isteyene ilk derece mahkemesince geri verilmesine,
-
İhtiyati tedbir isteyen tarafından yatırılan 1.169,40 TL kanun yoluna başvurma harcı ile, 260,00 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 1.429,40 TL istinaf yargılama giderinin karşı taraftan alınarak ihtiyati tedbir isteyene verilmesine,
-
Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-f ve 391/(3) maddeleri uyarınca, kesin olmak üzere 13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25