İzmir BAM 14. HD 2024/813 E. 2024/959 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2024/813
2024/959
12 Haziran 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/813
KARAR NO : 2024/959
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/114
KARAR NO : 2024/18
DAVA TARİHİ : 22/03/2019
KARAR TARİHİ : 19/01/2024
DAVA : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Tapu İptali, Tescil
KARAR TARİHİ : 12.06.2024
KARARIN YAZ. TARİH : 12.06.2024
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2024 tarih ve 2021/114 Esas, 2024/18 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İDDİA VE İSTEK:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: "Davalı şirketin yüklenicisi olduğu; ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde bulunan ... adlı inşaat projesinde, dava dışı ... adlı alt yüklenici ile yüklenici şirketin kaba inşaat işlerinin yapılması konusunda taşeronluk sözleşmesi yaptıkları, bu sözleşme gereğince yapılacak iş karşılığında alt yükleniciye sözleşme konusu ... ada ... parsel üzerinde yapılacak binadan bir kısım bağımsız bölümlerin barter olarak verileceğinin kararlaştırıldığı, alt yüklenici ... ile davacı ... ve dava dışı ... ve ... arasında ise bu kaba inşaatın yapılması ile ilgili adi ortaklık bulunduğu, ...'nın yaptığı kaba inşaat karşılığı yükleniciden alacağı bağımsız bölümleri, davacı ...'a ortaklıktan ayrılması karşılığı ortaklık payı olarak temlik ettiği, buna ilişkin tüm ortaklarla birlikte 31/03/2018 tarihli sözleşmenin imzalandığı, ancak daha sonra ...'nın 10/11/2018 tarihli ihtarname ile bu sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği, bu feshin sözleşmenin tarafı olan davacıya bildirilmemesi nedeniyle hükümsüz olduğu, ayrıca ...'nın temliknamesi üzerine davacının vekili olarak hareket eden ... ile davalı şirketin 09/11/2018 tarihinde ... ada, ... parsel, 10, 17, 72, 73 ve 65 numaralı bağımsız bölümlerin satışı ile ilgili sözleşme düzenledikleri, alt yüklenici ...'ın kaba inşaatı büyük oranda tamamladığı, davalı şirketin ise alacağın temlikine konu olan dairelerin devrini yapmadığı"" iddiası ile, anılan bağımsız bölümlerin tapu iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davalı şirket ile dava dışı ... arasında kaba inşaat ile ilgili eser sözleşmesi bulunduğu, şirketin davacı ile herhangi bir sözleşme ilişkisi olmadığı, alt yüklenici ...'ın 10/11/2018 tarihli ihtarname ile 31/03/2018 tarihli alacağın temlikinden vazgeçtiğini, sözleşmeyi feshettiğini şirkete bildirdiği, dolayısıyla davacının muhatabının şirket olmadığı, davacının taşeron ... ile iç ilişkilerinin şirketi ilgilendirmediği, kaldı ki taşeron ...'ın da sözleşme edimini tamamlamadığı" savunması ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesinin 19/01/2024 tarih ve 2021/114 Esas, 2024/18 Karar sayılı kararında özetle; "Davacı ile ... arasındaki 31/03/2018 tarihli sözleşmenin adi ortaklıktan çıkma ve pay devri sözleşmesi olup alacağın temliki niteliğinde olmadığı, davalı şirketin 31/03/2018 tarihli sözleşmenin tarafı olmadığı, şirketin ... ile eser sözleşmesinin bulunduğu, buna göre şirkete husumet yöneltilemeyeceği" gerekçesi ile davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: "31/03/2018 tarihli sözleşme ile, davacıya dava dışı ortakları ..., ... ve ... ile birlikte yaptıkları anlaşmaya göre ortaklıktan çıkması karşılığında, ortaklık payı olarak ...'nın taşeronluğunu yaptığı davalı şirketin yüklenici olduğu inşaat projesinden bir kısım bağımsız bölüm alacaklarının temlik edildiğini, bu temlikin geçerli olup aynı zamanda ifasının davacının vekili ... tarafından davalı şirketle yapılan 09/11/2018 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile güçlendirildiğini, davalıya husumet yöneltilebileceğini, kararın hatalı olduğunu" ifade ederek, mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
DEĞERLENDİRME :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:
Dava; davalı şirket ile davacının ortağı olan dava dışı ... arasındaki taşeronluk sözleşmesi gereği alt yükleniciye verilmesi gereken bir kısım bağımsız bölümlerin, davacının adi ortaklıktan çıkarılması karşılığında alacağın temliki olarak davacıya taahhüt edildiği iddiasına dayalı, bu bağımsız bölümlerin tapu iptali ile davacı adına tescili isteğine ilişkindir.
Davacı ile dava dışı ..., ... ve ... adlı kişiler arasında, davalı şirketin yükleniciliğini üstlendiği ... İli, ... İlçesi, ... ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde yapılması planlanan "..." adlı inşaat projesinde kaba inşaat yapılması ile ilgili olarak oluşturulan bir adi ortaklık ilişkisi bulunduğu, adı geçen ortakların bu ilişkiyi 10/10/2017 tarihli adi yazılı sözleşme ile başlattıkları, sözleşmede; ...'ın %30, ...'nın %30,...'nin %25 ve davacı ...'un ise %15 ortaklık payı olduğunun kararlaştırıldığı, bu sözleşme doğrultusunda ortaklardan kendisi de müteahhit olan ...'nın davalı şirketle "Projenin kaba inşaatının yapılması" konusunda "Götürü bedelli uygulama sözleşmesi" adı altında 01/08/2017 tarihli sözleşmeyi düzenledikleri, bu sözleşmeye göre alt yükleniciye yapacağı iş karşılığı "barter hükmü" olarak inşaat projesinden bir kısım bağımsız bölümlerin verileceğinin taahhüt edildiği, daha sonra adi ortakların bir araya gelerek "Adi ortaklıktan çıkarma ve pay devri sözleşmesi" başlıklı 31/03/2018 tarihli sözleşmeyi düzenledikleri, bu sözleşme ile "...'un ortaklıktan çıkması karşılığında alt yüklenici ...'nın davalı şirketle yaptığı taşeronluk sözleşmesi gereği alacağı olan ... ada ... parsel B Blok 2. Kat E numaralı, 2. Kat D numaralı, 8. Kat E numaralı, 9. Kat E numaralı ve 9. Kat F numaralı bağımsız bölümlerin tapularının devredileceğinin" hüküm altına alındığı, diğer yandan davalı şirket ile dava dışı olan ve davacıya 18/09/2018 tarihli vekaletname ile genel vekil olan ... adlı kişi arasında bir kısım bağımsız bölümlerin satışı ile ilgili 09/08/2018 tarihli "Gayrimenkul Satış vaadi ön sözleşmesi" düzenlendiği, alt yüklenici ortak ...'nın 10/11/2018 tarihli ihtarnamesi ile davalı şirkete "ortakları ile yaptığı 31/03/2018 tarihli sözleşmeyi feshettiğini, bu sözleşmenin geçersiz olduğunu" bildirdiği, daha sonra da aynı bağımsız bölümleri 21/01/2019 tarihinde noterden resmi olarak yaptığı bir "Alacağın devri sözleşmesi" ile davaya davalı yanında fer'i müdahil olarak katılan ....Ltd. Şti.'ne devrini taahhüt ettiği, dosyadaki incelenen ilgili tüm belgelerden anlaşılmıştır.
Bu verilere göre; 31/03/2018 tarihli sözleşme içerik itibariyle, hem "adi ortaklıktaki bir ortağın ortaklıktan ayrılması ve bunun karşılığında ona bir ortaklık payı ödenmesi", hem de "ödenecek olan bu ortaklık payını davalı şirketle taşeronluk sözleşmesi bulunan ...'nın bu sözleşmeye göre alacağı bağımsız bölümlerin oluşturması" şeklinde anlaşmaları içermekte olup karma nitelikli bir sözleşmedir. Buna göre ..., taşeronluk sözleşmesi gereği davalı yükleniciden yaptığı iş karşılığı alacağı olan bir kısım (5 adet) bağımsız bölümün davacı ortağa devredileceğini taahhüt etmiş olup, aslında kendi alacağını davacıya devretmiştir. Diğer bir deyişle 31/03/2018 tarihli sözleşme içeriğinde bir "alacağın temliki" sözleşmesi mevcut olup, bu sözleşme de yazılı olmakla geçerlidir ve hüküm ifade eder.
Alacağı temlik eden ... her ne kadar 10/11/2018 tarihli ihtarname ile davalı şirkete "31/03/2018 tarihli sözleşmeyi feshettiğini" bildirmiş ise de, davacıya ve sözleşme tarafı olan diğer ortaklara herhangi bir fesih bildirimi yapılmamıştır. Ayrıca ortakların oy birliği ile yaptıkları bu sözleşmeyi yine oy birliği ile feshettiklerine dair bir veri de bulunmamaktadır. Bir sözleşmenin tek taraflı fesih bildiriminin karşı tarafın tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla hüküm ifade etmesi için, muhatabına bildirilmiş olması gerekli ve yeterlidir. Fesih bildirimi karşı tarafa ulaşmakla sözleşme feshedilmiş sayılır. Ancak somut olayda fesih bildirimi asıl muhatap olan davacıya yapılmadığı gibi, diğer adi ortakların da herhangi bir fesih iradeleri olmadığı için ...'nın şirkete yaptığı bildirim davacıyı ve adi ortaklığı bağlamaz ve "alacağın temliki sözleşmesi" onlar bakımından geçerlidir ve borçlu olan davalı şirketi de bağlar. Çünkü, alacaklı olan kişi borçlunun muvafakati olmaksızın alacağını devredebilir ve bu devir borçluyu bağlar. Sözleşmenin feshi asıl muhatabına bildirilmedikçe geçerli olan alacağın temlikinin feshedildiğinin ya da geçersiz olduğunun borçlu konumunda olan davalı şirkete bildirilmesi bir hüküm ifade etmez.
Bu durumda, geçerli bir "alacağın temliki" sözleşmesine göre davacı halefiyet kuralı gereği alt yüklenici olan ...'nın yerine geçmiş olup, temlik konusu bağımsız bölümleri, bu bağımsız bölümlerin taşeronluk sözleşmesinde alt yükleniciye verileceğinin kararlaştırılmış olması ve alt yüklenicinin edimini eksiksiz yerine getirmiş olması koşuluyla asıl yüklenici olan davalı şirketten ya da tapuların arsa sahipleri üzerinde olması halinde arsa sahiplerinden isteyebilecektir. Ancak, davacının davalı yükleniciye açacağı bu tür bir davada, alt yüklenicinin edimini yerine getirip getirmediği hususunun çözümlenmesi gerekeceğinden alt yüklenici olan ... da davalı olarak davada yer almalıdır. Bir başka deyişle, davalı yüklenici ile alt yüklenici arasında "zorunlu dava arkadaşlığı" mevcuttur. Ayrıca, alt yüklenicinin yaptığı iş karşılığı hak edeceği ve temlike konu bağımsız bölümlerin dava dışı arsa sahipleri üzerinde kayıtlı olması halinde onların da davaya dahil edilmeleri gerekir. Yerleşik yargı kararları bu yöndedir.
Burada, aynı bağımsız bölümlerin 21/01/2019 tarihli resmi sözleşme ile fer'i müdahil ... Ltd. Şti.'ne de devredilmiş olmasının davacının hak sahibi olmasına bir etkisi yoktur. Çünkü, davacıya yapılan temlik 31/03/2018 tarihli olup daha önceki bir tarihtedir ve feshedilmemiş geçerli bir temliktir. Daha sonraki sözleşmenin noterden resmi olarak yapılmasının da hak sahipliğinde bir önemi olmayıp, resmi sözleşmenin daha üstün tutulmasını gerektiren bir yönü bulunmamaktadır. Çünkü, alacağın temliki sözleşmesinin adi yazılı olarak yapılması gerekli ve yeterli olup ayrıca resmi olarak yapılması aranmaz. Böyle bir sözleşmenin resmi olması olsa olsa ispat gücü bakımından önemli olur.
Durum böyle iken, mahkemece "31/03/2018 tarihli sözleşmenin alacağın temliki niteliğinde olmadığı, davalı şirketin de bu sözleşmenin tarafı olmadığı" gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddi doğru olmamıştır. Çünkü, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, davacı alt yüklenicinin taşeronluk sözleşmesindeki alacağının halefi olup davalı şirkete husumet yöneltebilir.
Buna göre mahkemece yapılması gereken iş: Öncelikle zorunlu dava arkadaşlığı gereği dava dışı alt yüklenici ...'nın ve temlik konusu bağımsız bölümlerin dava dışı arsa sahipleri adına kayıtlı olması halinde de onların davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, sonra işin esasına girilerek; tam olarak hangi bağımsız bölümlerin tapu iptal ve tescillerinin istendiği davacıya açıklattırıldıktan sonra, keşif ve bilirkişi incelemesi ile hem taşınmazların harca esas değerlerinin tespiti, hem de taşeronluk sözleşmesi gereği alt yüklenicinin edimini eksiksiz yerine getirip getirmediği, ne miktarda iş yaptığı, buna göre sözleşme gereği bağımsız bölümleri hak edip etmediği ya da yaptığı işin oranına göre ne miktarda hak ettiği, dolayısıyla halefi olan davacının da ne miktarda bağımsız bölüm hak ettiği, ayrıca temlik konusu bağımsız bölümlerin alt yükleniciye taahhüt edilen bağımsız bölümler olup olmadığı, bunlara göre de davacı yararına tapu iptali ve tescil koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi bakımından denetime elverişli rapor alınarak, peşin harç ikmali yaptırıldıktan sonra rapora göre oluşacak sonuç doğrultusunda değerlendirme yapılıp esasa dair bir karar verilmesi olmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK.'nın 353/1-a/4-6. Maddeleri gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile,
-
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2024 tarih ve 2021/114 Esas, 2024/18 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK.'nın 353/1. a/4. 6. Maddeleri gereğince KALDIRILMASINA,
-
Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,
-
Davacı vekili tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde yatıran davacıya ilk derece mahkemesince geri verilmesine,
-
Davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
-
Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25