İzmir BAM 14. HD 2021/1832 E. 2024/753 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1832
2024/753
14 Mayıs 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1832
KARAR NO : 2024/753
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/292
KARAR NO : 2021/556
DAVA TARİHİ : 25/06/2019
KARAR TARİHİ : 06/10/2021
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 14.05.2024
KARARIN YAZ. TARİH : 15.05.2024
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.10.2021 tarih ve 2019/292 Esas, 2021/556 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile; Müvekkili şirket ile davalı ... arasında alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, yüklenici ve taşeron müvekkilinin ... ada,... parsel ... ilçesinde kayıtlı arsa üzerinde ruhsat alınmış binayı projesine uygun olarak temel ve tüm malzemelerinin, merdivenlerinin, asansörlerinin ve projedeki tüm eklentilerinin, dış ve iç cephe duvar örme işlemlerinin 2.300.000,00 TL + %18 KDV bedelle yapılması konusunda anlaştıklarını, işin yürütülmesi sırasında ödemelerin durdurulması nedeniyle inşaatın da durdurulduğunu ve iş sahibi olan S.S. ... Kooperatifi'nin müvekkili şirket ile irtibata geçerek yüklenici ... ile olan sözleşmenin feshedildiğini bildirdiğini; inşaatın geldiği noktada müvekkili şirketin hakedişlerini alamadığını, yükleniciye göndermiş olduğu ihtarnamenin de cevapsız bırakıldığını, müvekkili şirketin ekstra işler dahil mevcut hakedişiyle inşaatın durması nedeniyle uğradığı zararların tespiti amacıyla İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/397 D.İş sayılı dosyasında tespit yaptırıldığını; alınan bilirkişi raporunda yapılan imalat seviyesinin onaylı proje kapsamında metraja dayalı olarak yapılan iş miktarının ve tutarının hesaplanmasında metraja göre işin yapım bedeli 1.340.445,00 TL olarak hesaplandığını, yine alınan raporda sözleşme dışı yapılan işlerin 30.828,00 TL olduğunun hesaplandığını ve inşaatın durması nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararların 46.000,00 TL olarak hesaplandığını, böylece müvekkili şirketin toplam alacağının 1.417.273,00 TL olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin bu alacağı üzerinden davalı şirket ...'ın yapmış olduğu 1.036.317,00 TL ödeme düşüldüğünde geriye kalan meblağın 380.956,00 TL olduğunu, bu alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine 07.01.2019 tarihinde, Karşıyaka 4.İcra Müdürlüğü’nün 2019/231 Esas sayılı icra dosyası ile 380.956,00 TL asıl alacak, 20.947,36 TL işlemiş faizi olmak üzere toplamda 401.903,36 TL’lik bir takip başlatıldığını, borçlu şirketin 21.01.2019 tarihinde söz konusu takibe konu borca ve borcun tüm fer’ilerine haksız olarak itirazda bulunduğunu ve takibin durduğunu bildirerek, sözü edilen icra takibine vaki itirazın iptaline ve takibin devamına,%20 icra inkar tazmitanın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı tarafça dava dilekçesine karşı herhangi bir yanıt dilekçesi sunulmadığı dosya ve UYAP kapsamından anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 06.10.2021 tarih ve 2019/292 Esas, 2021/556 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Davacının yaptığı imalat tutarı 873.861,11 TL+%18 KDV (=1.031.156,10 TL) sine karşılık davalı tarafından davacıya 1.036.317,00 TL ödeme yapıldığı, bakiye iş bedeli-fazla imalat bedeli-işin durması nedeniyle uğranılan zarara ilişkin taleplerin yerinde olmadığı, ödeme miktarının tespiti konusunda taraflara ait ticari defter kayıt ve belgelere itibar edilemeyeceği anlaşıldığından, icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkin davanın reddine'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından verilen 13.11.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
- İlk derece mahkemesi tarafından detaylı ve doğru inceleme yapılması yerine hatalı olarak alınan bilirkişi raporlarının, işbu raporlardaki hatalı hesaplamalar uyarınca hüküm kurulduğunu, dava konusu ihtilafın hükme esas alınan son bilirkişi raporundan yaklaşık 3 yıl öncesine ait olduğunu, bu süreçte inşaatın tamamlandığını, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılacak olsa dahi sonuç alınamayacağını, yani hükümde kabul gören bilirkişi raporunun salt dosyadaki belgeler değerlendirilerek verildiğini, oysa ki, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/397 D. İş dosyasıyla yapılan keşif ve tespit tam olarak olayın vuku bulduğu dönemde alındığını ve gerçeğe en yakın tespitler içerdiğini, dava konusu inşaatın yarım bırakıldığı zamanda yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu yerine, ardan geçen 3 yıl sonrasında hiçbir görgü ve bilgiye dayanmayan 05.07.2021 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak verilen hükmün hukuka uygun olduğunun düşünülemeyeceğini,
-İlk derece mahkemesinin verdiği kararda taraflar arasında akdedilen sözleşmede belirtilmeyen vinç kurulumu ve beklemesi, müvekkili şirket tarafından ekstradan yapılan imalatlar gibi işlemlerin maliyetlerinin davalıdan istenemeyeceğinin belirtildiğini, inşaat işini içeren ticari ilişkilerde sözleşme ve proje dışında her zaman ekstradan maliyetler çıktığını, müvekkilinin şirket sözleşme ve proje gereği inşaata başladıktan sonra inşaatın yapıldığı yerin yapısı ve inşaat sahibi kooperatifin talepleri doğrultusunda fazladan imalat yapmak zorunda kaldığını ve bu durumun fatura, e-posta gibi çeşitli yöntemlerle davalıya da bildirildiğini, bu ekstra maliyetlerin çoğunun zaten davalı şirkete talimatıyla yapıldığını, ayrıca müvekkilin kiraladığı kule vinçlerin davalı ile dava dışı kooperatif arasındaki anlaşmazlık nedeniyle uzunca bir süre iş yapamaması ve durması nedeniyle oluşan kira giderinden müvekkilinin sorumlu olmasının düşünülemeyeceğini, bahsi geçen anlaşmazlıkla müvekkilinin hiçbir ilgisi olmadığı gibi müvekkilinin inşaat durana kadar süresi içerisinde yapması gereken tüm işleri yaptığını, dava konusu ettikleri hakedişleri alamadığını,
-
Müvekkilinin delilleri arasında gösterdiği ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğinin sabit olduğunu, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararda ticari delil sistemi uyarınca müvekkili şirketin ticari defterleri sunmadığı gerekçesiyle, aşama atlanarak sunulan sair belge ve delillerin değerlendirilemeyeceğinin belirtildiğini, müvekkilinin ticari defterlerinin başka bir dava nedeniyle Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/719 E. sayılı dosya içerisinde olduğu belli olduğunu, müvekkiline talep ettiği halde inceleme ve yargılama tamamlanmadığı için defterlerin teslim edilmediğini, yapılması gerekenin işbu ticari defterlerin ilk derece mahkemesi tarafından müzekkereyle istenmesi veya bilirkişi heyetine yerinde inceleme yapmak konusunda yetki vermekken, ilk derece mahkemesi ilgili ticari defterlerin müvekkili tarafından sunulmadığı gerekmesiyle davayı reddettiğini, müvekkili şirket defterlerinin keyfi olarak değil zaruri nedenlerle ilk derece mahkemesine sunamadığını, olayda müvekkilinin ticari defterleri incelenmeden verilen hükmün kati surette eksik ve hatalı olduğunu,
-
Dosyada alınan 2 adet bilirkişi raporu bulunduğunu, işbu raporlardan hükme esas alınan 05.07.2021 tarihli bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğuna ilişkin itirazlarını tekrarladıklarını, dosyada alınan 11.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda yapılan hesaplama ile İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/397 D. İş dosyasıyla yapılan keşif ve tespit sonucunda alınan bilirkişi raporunun kısmen tutarlı olduğunun anlaşıldığını, bu nedenle işbu bilirkişi raporları uyarınca sonuca gidilmesi gerektiğini
-Delillerinde belirttikleri gibi müvekkilinin yemin deliline dayandığını, ancak müvekkiline yemin teklifi ilk derece mahkemesi tarafından bildirilmediğini,
Belirterek ilk derece mahkemesinin kararının ortadan kaldırılmasına, birbiriyle tutarlı olan İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/397 D. İş dosyasında alınan ve ilk derece mahkemesinin aldığı 11.08.2020 tarihli bilirkişi raporları uyarınca açtıkları davanın kabulüne, 2 numaralı maddede belirttikleri bilirkişi raporları yetersiz görüldüğü takdirde müvekkilinin ticari defterlerinin dosyaya dahil edilerek yapılacak yeni bir bilirkişi raporu alınmasına, mahkeme tarafından bilirkişi raporu alınmayacak ise eksiklerin giderilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, dilekçe içeriğinde yaptıkları sair itirazlarının kabulüne, yargılama giderleri, icra inkar tazminatı ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Taraflar arasında "..., ... ada, ... parselde ... Belediyesinden ruhsatı alınmış binanın kalıp demir, beton dökümü, iç ve dış duvarların örülmesi konulu "sözleşme" başlıklı yazılı eser sözleşmesinin yapıldığı, iş bedelinin 2.300.000,00 TL+%18 KDV olduğu, davacının taşeron, davalının ise yüklenici olduğu hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı taşeron vekili, işin yürütülmesi sırasında ödemelerin durdurulması nedeniyle inşaatın da durdurulduğunu ve dava dışı iş sahibi olan ... Kooperatifi tarafından davalı yüklenici ile olan sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini; müvekkilinin bakiye iş bedeli, sözleşme dışı iş bedeli ve inşaatın durması nedeniyle uğradığı zararın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesi tarafından yargılama aşamasında önce 11.08.2020 tarihli bilirkişi heyetinden rapor alındığı, bu rapora davacı vekilinin itiraz etmesi üzerine 31.12.2020 tarihli ek raporun alındığı, ek rapora taraf vekillerinin itiraz etmesi üzerine yeni bilirkişi heyetinden 05.07.2021 tarihli raporun alındığı, davacı tarafından yapılan imalatlardan sonra inşaatın başka bir yüklenici tarafından devam ettirilmesi nedeniyle inşaat seviyesinin değişmesi nedeniyle raporlarda davacı tarafından yaptırılan delil tespit dosyasında yer alan değerlendirmelerden yararlanıldığı, her iki bilirkişi heyet raporunda davacının sözleşme dışı iş olarak belirttiği işlerin sözleşme kapsamında yapılan işlerin ayrılmaz parçası olduğundan hesaplama yapılamayacağının belirtildiği gibi davacının inşaatın durması nedeniyle uğradığı zararının da bulunmadığının belirtildiği; 05.07.2021 tarihli bilirkişi heyet raporundaki tespitlerin dosya kapsamına uygun olması nedeniyle Mahkemece hükme esas alınarak davacının sözleşme dışı iş bedeli ve inşaatın durması nedeniyle uğranılan zarar istemlerinin reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından bu husustaki davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/3890 Esas ve 2018/368 Karar sayılı ilamında; "Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır." şeklinde belirtildiği görülmüştür.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/4742 Esas, 2018/652 Karar sayılı ilamında; "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir." şeklinde belirtildiği görülmüştür.
İlk derece mahkemesi tarafından tacir olan tarafların ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yeri bildirmeleri için taraf vekillerine 2 hafta kesin süre verildiği, verilen kesin süre içinde davacı vekilinin ticari defter ve kayıtların bulunduğu yeri mahkemeye bildirdiği, bilirkişi tarafından ticari defter ve kayıtların yerinde incelenmesi yapılmak istendiğinde defterlerin Karşıyaka 2.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/765 Esas nolu dosyasında olduğunun bildirilmesi üzerine davacıya ait defterlerin incelenemediği, davacının mali müşavirinden imzalı-kaşeli olarak alınan cari hesap muavin defter dökümlerinin incelendiğinin anlaşıldığı; ancak davacıya ait ticari defterlerin Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/765 Esas sayılı dosyasından getirtilerek veya bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek inceleme yaptırılması, davalıya ait ticari defterlerdeki kayıtlarla karşılaştırılması, tarafların ticari defter kayıtlarının ve bu kayıtlara dayanak belgelerin birbirini doğrulamaması halinde, defterler arasındaki uyumsuzluğun hangi faturalardan / ödemelerden / iade faturalarından kaynaklandığı ayrı ayrı tespit edilerek, bu işlemlere dayanak fatura, iade faturası, ödeme belgesi (tahsilat makbuzu, banka dekontu vs) ve diğer belgelerin örneklerinin rapora ekletilmesinin sağlanarak ve dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirme yapılarak bakiye iş bedeli miktarının belirlenmesi gerekirken Mahkemece davacı tarafın ticari defterlerini bilirkişi incelemesine sunmadığına karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan bu husustaki davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür.
Davacının delilleri arasında yemin deliline dayandığı halde Mahkemece davacıya yemin teklifinde bulunma hakkı hatırlatılmadan davanın reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan bu husustaki davacı vekilinin istinaf sitemi yerinde görülmüştür.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,
-
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.10.2021 tarih ve 2019/292 Esas, 2021/556 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1). a. 6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
-
Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,
-
Davacı vekili tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf peşin karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine,
-
Davacı vekili tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
-
Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19