SoorglaÜcretsiz Dene

İzmir BAM 14. HD 2024/691 E. 2024/650 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/691

Karar No

2024/650

Karar Tarihi

2 Mayıs 2024

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/1615

KARAR NO : 2024/589

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/348

KARAR NO : 2021/578

DAVA TARİHİ : 22/07/2019

KARAR TARİHİ : 09/07/2021

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 24.04.2024

KARARIN YAZ. TARİH : 25.04.2024

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.07.2021 tarih ve 2019/348 Esas, 2021/578 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.

İSTEM:

Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Davalı şirketin eski unvanı ... A.Ş iken 21/11/2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği üzere yeni unvanın ... A.Ş olduğunu, davacı şirket ile davalı şirket arasında 30/01/2014 tarihli eser sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşmeyi davacı şirketin yüklenici, davalı şirketin ise işveren sıfatı ile imzaladığını, söz konusu sözleşmenin işverenin sağlayacağı hususların düzenlendiği 11. Maddesi 3. Fıkrasında " İş ile ilgili tüm vergi ve harçların ödemesinin işveren tarafından yapılacağı " belirtildiğini, İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Çakabey Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 2019021113Fqq0000001 ihbarname numaralı vergi cezası ihbarnamesinin davacı şirket tarafından 30/01/2014 tarihinde akdedilen eser sözleşmesinden dolayı vergi ziyaına sebebiyet verdiğini, açıklanan nedenlerle 30/01/2014 tarihli eser sözleşmesi gereği sözleşmeden kaynaklanan tüm vergi ve harçların davalı tarafın ödemesinin gerektiğini, davalı şirket tarafından ödemenin yapılmadığı, davacı şirket yetkilisi ...'ın kredi kartından 19/04/2019 tarihinde 55.847,78 TL olarak ödemek zorunda kaldığını, söz konusu ödemeye ilişkin İzmir 10 İcra Müdürlüğü'nün 2019/9091 Esas sayılı takip dosyası ile takibin başlatıldığı, davalı şirket tarafından süresinde itiraz edildiği, takibin durduğu, açıklanan nedenlerde itirazın iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasını talep ve dava ettikleri görülmüştür.

CEVAP:

Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Taraflar arasında imzalandığı kabul edilen 30/01/2014 tarihli sözleşmenin 11/3 hükmünün açık olduğunu, madde de iş ile ilgili tüm vergi ve harçların ödemesini yapmak ibaresinin yer aldığını, ancak dava konusu edilen damga vergisinin iş ile ilgili bir vergi olmadığını, iş yapılmasa daha sözleşmenin imzalanmış olması nedeniyle verginin doğduğunu, işin sonradan yapılıp yapılmamasının ya da sözleşmeden farklı yapılmasının bu vergi yönünden önemli olmadığını, davacı şirketin sözleşmeyi imzalayan olduğunu vergi dairesinin davacı şirketten bu nedenle vergiyi talep ettiğini ve davacı tarafından ödendiğini bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep ettiği görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesinin 09.07.2021 tarih ve 2019/348 Esas, 2021/578 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Her ne kadar iş ile ilgili vergi ve harçların davalı şirketin yükümlülüğünde olduğu kararlaştırılmış ise de, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin dava konusuna konu edilmesi halini doğrudan üstlenilen edim ile ilgisinin olmadığı, sözleşmenin bizatihi delil olarak kullanılması amacıyla mahkemeye sunulduğu, bu haliyle delil olarak sunan taraf yönünden damga vergisi yükümlülüğünün doğduğunun kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Sözleşmenin uyuşmazlığa konu edilerek dava dosyasına delil olarak sunulması halinde dayanılan sözleşmenin geçerliliği yönünden kanunen belirlenen harcın tahsili gereklidir. Sözleşmenin delil olarak davacı tarafından dayanıldığı dikkate alındığında damga vergisinin yatırılması yükümlülüğünün bu durumda davacıda olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Kanunen vergi yükümlülüğünün hangi tarafta olduğu konusu doğrudan açıklığa kavuşturulmamış ise de, söz konusu belgeye dayanan tarafın bu belge için yatırılması gereken damga vergisini yatırma konusunda yükümlülüğünü de taşıması gerektiği anlaşıldığından davanın reddine '' dair karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili tarafından verilen 20.08.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yapılan eser sözleşmesinin 11. maddesinin 3. fıkrasında “iş ile ilgili tüm vergi ve harçların ödemesinin işveren (davalı) tarafından yapılacağı”nın belirtildiğini, müvekkili şirketin yapmış olduğu inşaattan kaynaklanan alacağının bir kısmını davalıdan alamadığından İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/1246 E. sayılı dosyası ile alacak davası açtığını, davaya delil olarak da taraflar arasında aktedilen eser sözleşmesini sunduğunu, davaya bakan İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi hakiminin taraflarınca mahkemeye sundukları eser sözlemesinin fotokopisini ekleyerek, Damga Vergisi Kanunu madde 26 gereğince İzmir Çakabey Vergi Dairesi Başkanlığı’na müzekkere yazarak, sözleşmeye dair damga vergisinin tahsil edilip edilmediğini, tahsil edilmemiş ise tahsil işleminin yapılarak, makbuzunun mahkemeye gönderilmesini istediğini, Çakabey Vergi Dairesi tarafindan taraflar arasındaki sözleşmeye bakılmaksızın davacı müvekkili şirketin İzmir’de, davalı şirketin ise İstanbul’da bulunması nedeniyle damga vergisi ödeme emrini sadece müvekkili şirkete gönderdiğini, davalı işverene ise her hangi bir ödeme emri göndermediğini, İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Çakabey Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 2019021113Fqq0000001 ihbarname numaralı vergi cezası ihbarnamesinin müvekkili şirkete 11.02.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, söz konusu ihbarnamenin içeriğinin, karşı taraf ile müvekkili şirket tarafından 30.01.2014 tarihinde akdedilen eser sözleşmesinden dolayı vergi ziyanın sebebiyet verilmesi hususu olduğunu, yukarıda belirtildiği üzere 30.01.2014 tarihli eser sözleşmesi gereği sözleşmeden kaynaklanan tüm vergi ve harçları davalı tarafın ödemesinin gerektiğini, davalı şirket yetkilerine bu durumun telefon ve mail yoluyla bildirilmiş olmasına rağmen, davalı tarafın söz konusu ödemeyi yapmadığını, müvekkili şirket adına şirket yetkilisi ...’a ait ... Bankası A.Ş. ... ... nolu kredi kartından 19.04.2019 tarihinde 55.847,78 TL olarak yatırmak zorunda kaldığını, yerel mahkeme dosyasına vergi dairesinden gelen müzekkere cevabının da bu durumu doğruladığını, Damga Vergisi Kanunu gereğince sözleşmede imzaları bulunan tüm kişilerin müteselsilen ve müştereken damga vergisi ve cezasından sorumlu olduğunu, imzası olup da vergi dairesine ödeme yapan mükellefin diğer mükelleflere rücu hakkına sahip olduğunu, Kanun çerçevesinde şayet tarafların kendi aralarında verginin ne kadarından sorumlu olup, ödeneceğini belirtmişler ise o oranda (madde 7), şayet bu oran yok ise eşit oranda ödeme yapmalarının gerektiğini, yerel mahkemece hatalı ve yanlış değerlendirme yapıldığını, davaya konu uyuşmazlığa esas teşkil eden sözleşmenin taraflarca serbest iradeleri ile imzalandığını, hukuka uygun olduğunu, söz konusu sözleşmenin işverenin sağlayacağı hususların düzenlendiği 11. maddesinin 3. Fırkasında; “İş ile ilgili tüm vergi ve harçların ödemesinin işveren tarafından yapılacağı” nın belirtildiğini, yerel mahkemenin gerekçesinin mevzuata uygun olmadığını, müvekkili şirketçe; gerek kanuna gerekse sözleşmeye dayalı olarak davalı tarafından ödenmesi gereken damga vergisi müvekkili şirket tarafından ödendiğinden iş bu davanın açıldığını, tarafların serbest iradesi ile imzalanan eser sözleşmesinin 11. maddesinin 3. fırkası ve damga vergisi kanunu net olmasına rağmen yerel mahkemece bu durumun göz ardı edilmesinin kabul edilemeyeceğini, o zaman tarafların serbest iradeleri ile yapmış oldukları sözleşmeleri dikkate almayıp, tarafların arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklarda dava açan tarafın, sözleşmenin vergi yükümlülüklerini yerine getirmesinin beklenmesi gerektiğini, ki bu durumun hukuka olan inancı körelteceğini, şayet taraflar arasında serbest irade ile imzalanan sözleşme olmasa idi, bu defa damga vergisi kanuna göre davacı ve davalı bu vergiyi %50 - %50 ödemek zorunda kalacaklarını, yerel mahkemece taraflar arasında aktedilen sözleşmenin 11. maddesinin 3. fıkrası gerçersiz sayılacak ise en azından müvekkili tarafından ödenen paranın %50’sinin davalı tarafından ödenmesi kanuna uygun olarak tespit edilerek, hüküm kurulmasının gerektiğini, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme tarafından verilen eksik ve hatalı karar aleyhine istinaf yolunan başvurma zorunluluğu ortaya çıktığını belirterek kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, haksız ve dayanaksız itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı - borçlunun alacağın %20'sinden aşağıda olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın rücuen tahsili istemi ile başlatılan icra takibine itirazın iptâli istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.

Taraflar arasında inşaat yapımı konulu 30.01.2014 tarihli eser sözleşmesi yapıldığı, işin bedelinin 2.800.000,00 TL+KDV olduğu, davacının yüklenici, davalının iş sahibi olduğu, sözleşmenin sonuç kısmına göre sözleşmenin tek nüsha olarak düzenlendiği anlaşılmıştır.

Davacı yüklenici vekili, taraflar arasında yapılan eser sözleşmesinin 11/3 maddesine göre iş ile ilgili tüm vergi ve harçların ödemesinin iş sahibi tarafından yapılacağının belirtildiğini, yapılan sözleşme nedeniyle vergi dairesi tarafından müvekkiline damga vergisi cezasının taahhuk ettirildiğini, müvekkili tarafından vergi dairesine damga vergisi cezasının ödendiğini belirterek ödenen bedelin davalıdan rücuen tahsili istemi ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini iddia ettiği; davalı iş sahibi ise sözleşmenin 11/3 maddesindeki düzenlemenin iş ile ilgili vergilerin ödenmesine ilişkin olduğunu, damga vergisinin iş ile ilgili olmadığından davalı iş sahibinin ödeme yükümlülüğü bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 3. maddesine göre damga vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir. Aynı Yasa'nın 24. maddesinde de damga vergisinin ödenmemesi veya noksan ödenmesinden dolayı alınması gereken vergi ve cezadan mükelleflere rücu hakkı saklı olmak üzere kağıtları ibraz edenler sorumlu olup vergi ve ceza, vergi için mükelleflere rücu hakkı olmak üzere kağıtları düzenleyenlerden alınacaktır şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun müteselsil sorumlulukta iç ilişki-paylaşım başlıklı 167. maddesinde aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu olup, kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı olduğu, bu durumda borçlunun her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebileceği hükmü getirilmiştir. (Yargıtay 15.H.D'nin 2018/4422 Esas ve 2019/566Karar sayılı ilamı)

488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinde, "Bir nüshadan fazla olarak düzenlenen kâğıtların her nüshası ayrı ayrı aynı miktar veya nispette damga vergisine tabidir. Şu kadar ki, poliçe ve emre yazılı ticari senetlerin yalnız tedavüle çıkarılan nüshaları vergiye tabi tutulur." hükmüne yer verilmiştir. Düzenlemenin ikinci cümlesinin aksi düşüncesinden sözleşme nüshalarının tedavüle çıkarılmasa dahi damga vergisine tabi tutulacağı anlaşılmaktadır. Üstelik, Damga Vergisi Kanunu'nun 1. maddesi gereği, damga vergisinden sorumluluk için vergiye tabi belgenin ibrazı da zorunlu değildir. Vergi sorumluluğu için, bu belgenin herhangi bir hususu kanıtlamak veya belli etmek için ibraz edilebilecek olması yeterli olup ibraz edilmesi gerekli değildir. (Yargıtay 15.H.D'nin 2016/5654 Esas ve 2018/1103 Karar sayılı kararı)

Somut olayda taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 11/3 maddesine göre iş ile ilgili tüm vergi ve harçların ödemesinin iş sahibi tarafından yapılacağının belirtildiği, ancak damga vergisi ve cezalarının kime ait olacağına dair bir hüküm ve düzenleme bulunmadığı, damga vergisinden sorumluluğun sözleşmenin düzenlenmesiyle doğduğundan taraflar arasındaki sözleşmenin 11/3 maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği; bu durumda mahkemece davacı yüklenicinin tahakkuk ettirilip ödediğini belirtttiği damga vergisi ve cezaları ile ilgili vergi mevzuatı konusunda uzman bilirkişiden davacının taraflar arasında müteselsil sorumluluktan kaynaklanan rücu talebi 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 3, 22, 24 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddelerine göre değerlendirilip davacının davalıdan rücuen istemekte haklı olduğu damga vergisi miktarı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, değerlendirildikten sonra sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan bu husustaki davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür.

Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,

  2. İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.07.2021 tarih ve 2019/348 Esas, 2021/578 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1). a. 6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

  3. Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

  4. Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,

  5. Davacı vekili tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf peşin karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine,

  6. Davacı vekili tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

  7. Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istemSözleşmesinden(EserizmircevapİptaliKaynaklanan)İtirazınhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim