İzmir BAM 14. HD 2021/1677 E. 2024/593 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1677
2024/593
24 Nisan 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1677
KARAR NO : 2024/593
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/314
KARAR NO : 2020/17
DAVA TARİHİ : 15/03/2017
KARAR TARİHİ : 29/01/2020
DAVA : İpoteğin Fekki
KARAR TARİHİ : 24.04.2024
KARARIN YAZ. TARİH : 25.04.2024
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.01.2020 tarih ve 2018/314 Esas, 2020/17 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Müvekkilinin ... İlçesi, ... Köyü, ... ada ... parselde kayıtlı taşınmazın, 22/07/2013 tarihinden itibaren maliki olduğunu, kaldırılmasını istedikleri ipotek haklarının işbu taşınmaz üzerinde davalı ... firması lehine tesis olunduğunu, davalının dava dışı bayiler ile muhtelif tarihlerde Akaryakıt Bayilik Sözleşmeleri, Bayilik Protokolleri ve bu sözleşmelere bağlı taahhütnameler imzaladığını, akaryakıt istasyonu üzerinde son olarak davalı ... ile dava dışı ... Şti.arasında 17/09/2010 tarihli, 5 yıl süreli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi, Bayilik Protokolü imzalandığını, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin 17/09/2015 tarihinde 5 yıllık sürenin dolması ile sona erdiğini bildirerek, ... İlçesi, ... Köyü, ... ada ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde davalı ... firması lehine tesis olunmuş, 1.dereceden 21/11/2003 tarih, FBK süreli, 300.000,00 TL bedelli, 2.dereceden 16/06/2008 tarih, FBK süreli, 200.000,00 TL bedelli, 4.dereceden 04/11/2010 tarih, FBK süreli 350.000,00 TL bedelli ipoteklerin terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin bayilik sözleşmesi sebebiyle doğmuş ve doğacak hak ve alacakların teminatını teşkil etmek üzere tesis edildiğini, sözleşmeden doğan borçların yerine getirilmediğini zira 6 farklı istasyon bayiliğinden kaynaklı borcun mevcut olduğunu, bu sebeple ipoteğin kaldırılması talebinin yerinde olmadığını beyan ederek öncelikle görev itirazında bulunmuş, görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 29.01.2020 tarih ve 2018/314 Esas, 2020/17 Karar sayılı kararı ile özetle; ''..dava konusu ... ilçesi ... Köyü ... ada ... parsel üzerinde tesis edilen ipotek nedeni davalı şirketin dava dışı .... Şti., .... Şti., .... Şti.nin dava tarihi itibariyle cari hesap alacağının bulunduğu, adı geçen şirketler tarafından borçlarının davalıya ödenmediği, her ne kadar dava dışı .... Şti.nin davalı şirkette cari hesap borcu bulunmamakta ise de, bu şirketin ... Şti. Ve .... Şti.nin borçlarından dolayı davalı şirkete müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu, dolayısıyla bu borçlarını ödemediği için kendisi aleyhine, davalı şirket lehine tesis edilen 16/06/2008 tarih 6424 yevmiye ile ikinci derecede 200.000,00 TL bedelli ipotek işleminin ve kendisi ile birlikte diğer şirketlerin borcu için davalı lehine tesis edilen 04/11/2010 tarih 10274 yevmiye ile dördüncü derecede 350.000,00 TL bedelli ipotek işleminin iptalinin mümkün olmadığı, yukarıda sözü edilen şirket borçlarından dolayı eski malik ...'ın mülkiyet hakkını ve buna bağlı borçları devralan ...'ın sorumluluğunun devam ettiği, dolayısıyla davalı şirketin tüm borçlarının ödenmeksizin dava konusu taşınmaz üzerine konulan dava konusu ipotek işlemlerinin iptali isteminin yersiz olduğu anlaşıldığından davanın reddine
'' karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ.
Davacı vekili tarafından verilen 27.04.2020 havale tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-
İpotek hakkına konu asıl alacağın belirli olması gerektiğini, ipotekli taşınmaza sonradan malik olan kimsenin sorumluluğunun taşınmazı aldığı sırada mevcut olan borçlarla sınırlı olduğunu, taşınmazın devrinden sonra yeni malikin sorumlu olmadığı yeni borçların eski ipotekle teminat altına alınmaya devam edildiği görüşünün kabul edilemeyeceğini, bu sebeple müvekkilinin mülkiyeti devraldığı dönemden sonra (22.07.2013), doğan borçlar sebebiyle ipotek kapsamının genişletilmesi mümkün olmadığını, müvekkilinin taşınmazı devralmasından önce kurulan ipoteklerin hiçbirinde borçlu-müşterek borçlu-kefil-garantör olmadığını, müvekkilinin sadece 22.07.2013 tarihine kadar doğduğu davalı tarafça ispat edilen borçlarla sorumlu tutulabileceğini,
-
Mahkemece davalının 2015-2018 yıllarına ait ticari defterlerinin incelendiğini, bu ticari defterlerde dava dışı ... Şti., ... Şti., ... Şti’nin davalı ... firmasıyla arasındaki borç alacak durumu 2015 yılı itibariyle görülebildiğini, ancak taşınmazın devir tarihi olan 22.07.2013 tarihini kapsayan ticari defterlerin ve ilgili belge ve faturaların incelenmesi gerekirken bu hususta eksik inceleme yapıldığını,
-
Dava konusu taşınmaza tesis edilen 1. Dereceden 21.11.2003 tarih, FBK süreli, 300.000,00 TL bedelli ipoteğin ... Şti ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesine bağlı borçlara teminat olmak üzere tapuya işlendiğini, bu bayilik sözleşmesinin sona erdiğini, Mahkemenin hükme esas aldığı 30.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda sözkonusu şirketin davalıya borcunun olmadığının tespit edildiğini, kefaletin feri bir borç olması nedeniyle asıl alacağın sona ermesiyle beraber sona erdiğini,
-
Eski malik ...’ın ve ... Şti’nin müşterek borçlu ve kefil oldukları sözleşmenin tarafları ... Şti ile davalı olup; bu borç ve teminatların, ... Şti ile davalı arasındaki hukuki ilişkiden doğan borçlara ilişkin olduğundan önceki tarihli ve başka bir şirketin borçlarının teminatı olarak verilen 21.11.2003 tarihli ipotek kapsamında değerlendirilmesi taşınmaz rehninde belirlilik ilkesine aykırı olacağını,
-Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, raporda belirtilen borçların hangi sözleşme dönemine ait ve hangi sözleşme kaynaklı olduğunun değerlendirilmediğini, yeni malik müvekkilinin sorumluluğunun eski malik ... ve davalıya müşterek borçlu olan bütün şirketlerin süre kaydı olmadan yapacakları bütün sözleşmeleri kapsayacak şeklide genişletildiğini, bu şekilde müvekkilinin ipotek borcunu sona erdirmesinin mümkün gözükmediğini, ayrıca hükme esas alınan raporda 4.dereceden 04.11.2010 tarih, FBK Süreli, 350.000,TL bedelli ipoteğin esasını oluşturan asıl alacak bakımından değerlendirme yapılmadığını,
-Mahkemenin dava dışı ... Şti’nin davalı ile yaptığı 27.12.2015 tarihli sözleşmede eski malik ...’ın garantör ve şirketin temsilcisi olduğunun da dikkate alındığını, eski maliğin taşınmazı devrettikten sonra yaptığı kefalet ve garantörlükler sebebiyle müvekkil sorumlu tutulduğunu, oysa bu şirketin müvekkilin taşınmazı devraldığı sırada henüz kurulmadığını,
-Müvekkili ... ve ... Şti. tarafından davalı aleyhine, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/76 E. sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını, bu davanın sonucunun eldeki davayı etkileyebileceğinden bekletici mesele yapılması gerekirken bu taleplerinin mahkemece hukuka aykırı olarak kabul edilmediğini,
-Kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı şirkete borç olması halinde Mahkemece borcun depo edilerek, alınacak olan depo kararının dosyaya sunulması yönünde de taraflarına süre verilmediğini,
Belirterek kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak; ipoteklerin terkinine karar verilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, ipoteğin fekki (kaldırılması) istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı vekili, müvekkilinin ...en İlçesi ... Köyü ... ada ... Parselde kayıtlı taşınmazı 22.07.2013 tarihinde satın aldığını, taşınmazın akaryakıt istasyonu olarak faaliyet gösterdiğini, sözkonusu taşınmaz üzerinde davalı lehine dava dışı bayilerin borçlarını teminatını teşkil etmek üzere tesis olunan 1.dereceden 21.11.2003 tarih, FBK süreli, 300.000,00 TL bedelli; 2.dereceden 16.06.2008 tarih, FBK süreli, 200.000,00 TL bedelli; 4.dereceden 04.11.2010 tarih, FBK Süreli, 350.000,TL bedelli ipotekler tesis edildiğini, akaryakıt istasyonu üzerinde son olarak davalı ile dava dışı ... Şti.arasında 17/09/2010 tarihli, 5 yıl süreli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi, Bayilik Protokolü imzalandığını, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin 17/09/2015 tarihinde 5 yıllık sürenin dolması ile sona erdiğini ve sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle bayinin davalıya borcunun bulunmadığını, davalının dava dışı ... Şti.'nin cezai şart borcu doğduğundan bahisle ipoteği kaldırmadığını belirterek davalı lehine tesis olunmuş, 1.dereceden 2.dereceden ve 4.dereceden konulan ipoteklerin fekkine karar karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı (...) taraf ise, dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin bayilik sözleşmeleri sebebiyle doğmuş ve doğacak hak ve alacakların teminatını teşkil etmek üzere tesis edildiğini, dava dışı bayilerin cari hesap, cezai şart, yatırım iade, kar mahrumiyeti ariyetlerinden kaynaklanan borçları bulunduğundan ipoteğin kaldırılması talebinin yerinde olmadığından davanın reddini savunmuştur.
İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin Türk Medeni Kanunu'nun 856 ncı maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir. Alacak sona erdiği halde alacaklı, terkin taahhüdünü iradesiyle yerine getirmezse, taşınmaz maliki ipoteğin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.10.2021 tarih, 2017/(19)11-3128 E. ve 2021/1224 K. sayılı kararında "... Türk Medeni Kanunu’nun 851. maddesine göre miktarı belli olmayan ya da henüz doğmamış bir alacağın ipotekle teminat altına alınması hâlinde, alacağın miktarı henüz bilinmediğinden ipotekte belirlilik ilkesi gereğince ipotekli taşınmazın azami miktarı için teminat teşkil edeceğini alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taraflarca kararlaştırılması ve bu miktarın rehin yükü olarak tapu kütüğüne tescil edilmesi gerekir (Tunç Yücel, Müjgan; Banka Alacaklarının İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu ile Takibi, İstanbul 2010 s. 164, dn. 69). Üst sınır ipoteğinde taraflarca kararlaştırılan ve tapu kütüğüne tescil edilen yük miktarı ipotekli alacaklının tüm alacak kalemleri için bir üst sınır teşkil eder ... Türk Medeni Kanunu’nun 851. maddesindeki düzenlemeden de anlaşıldığı üzere ipotek, güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarının belirli olup olmamasına göre iki şekilde kurulabilir. Buna göre, ipotekle güvence altına alınması düşünülen alacağın miktarı belirli ise anapara ipoteği, belirli değilse üst sınır ipoteği kurulur. Üst sınır (limit) ipoteğinde üst sınır çerçevesinde tescil edilen ipotek, tescil edildiği tarihte mevcut ve miktarı belli olan bir alacağa dayanmamaktadır. Bu nedenle bu ipotek maddi bünyeden yoksun, biçimsel bir ipotek niteliği taşımaktadır. İleride alacak doğup miktarı belli olduğunda başlangıçta şekli bir karakter taşıyan üst sınır ipoteğini, gerçekleşen alacak tutarı ile sınırlı tutarak maddi içeriğe kavuşacaktır. Bu hâlde ipoteğin fer’ilik niteliği tam anlamı ile gerçekleşmiş olur. Rehnin paraya çevrilmesi de bu aşamadan sonra olacaktır (Altay, Sümer/Eskiocak, Ali: Türk Medeni Hukukunda Taşınmaz Rehni, İstanbul 2007 s. 82; Oğuzman, Kemal/ Seliçi, Ömer/ Oktay Özdemir, Saibe: Eşya Hukuku, İstanbul 2005 s. 728). ... İpotekle temin edilen borcun sona erme halleri TMK’nın 883 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiş olup, ipotek veren üçüncü kişinin tek taraflı irade beyanı ile ipotek borcundan kurtulması hâlini düzenleyen bir yasa maddesi bulunmamaktadır. ..." denilmektedir.
Türk Medeni Kanunu'nun 888 inci maddesi gereğince; "İpotekli taşınmazın devri aksi kararlaştırılmış olmadıkça, borçlunun sorumluluğunda ve güvencede bir değişiklik meydana getirmez. Bu maddeye göre taşınmaz malikinin değişmesinin borçlunun şahsında bir değişiklik yaratmayacağı nedeniyle yeni malik sorumludur. (Yargıtay 7.HD'nin 2023/5433 Esas ve 2024/138 Karar sayılı kararı)
Somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirketin dava dışı ... Ltd, dava dışı .....Ltd ve dava dışı Ö... Şti. ile ayrı ayrı bayilik sözleşmeleri ve ekleri olan protokoller, kefaletnameler yapıldığı; dava konusu taşınmazın davacıdan önceki maliki ...'ın davalı ile dava dışı bu şirketlerin gerek asaleten gerekse kefaleten her ne sebeple olursa olsun cezai şartlar da dahil olmak üzere doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatını teşkil etmek üzere davalı lehine dava konusu taşınmazı üzerinde 1.derecede, 2.derecede ve 4.derecede süresiz olarak üst sınır ipoteği tesis ettirildiği, ipotek akdinin bu haliyle süresiz ve üst sınır ipoteği olduğu ve henüz doğmamış, gelecekte doğacak bir alacak ipotekle teminat altına alınmış olduğundan ticari ilişki devam ettiği sürece bu dönem içerisinde doğan alacağın sona ermesi yani bir kısım borcun ödenmesi ile ipoteği sona ermeyeceği, Yargıtay 11. HD'nin 2023/316 Esas ve 2023/7364 Karar sayılı emsal kararında da belirtildiği üzere alacaklı ile borçlu arasındaki borç ilişkisi, ticari ilişki devam ettiği sürece ipotek de şekli ve maddi anlamda varlığını koruyacağı; taşınmaz malikinin değişmesinin borçlunun şahsında bir değişiklik yaratmayacağı nedeniyle yeni malik olan davacının sorumlu olduğu; mahkemece hükme esas alınan 30.10.2019 tarihli bilirkişi raporunun denetime ve hüküm elverişli olduğu, sözkonusu raporda dava dışı bayiler .... Şti ve .... Şti.'nin borçlarını davalıya ödenmediği, dava dışı ... Şti.nin ise davalı şirkette cari hesap borcu bulunmadığının belirtildiği, ancak dava dışı .... Şti.nin dava dışı diğer bayiler .... Şti. ve ... Şti.nin borçlarından dolayı davalı şirkete müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu ve tesis edilen üst sınır ipoteğinin dava dışı bu şirketlerin kefaleten doğacak tüm borçlarının teminatını teşkil etmek üzere kurulduğundan dolayı ipoteğin fekkinin yasal koşullarının oluşmadığı, (her ne kadar Mahkemece ipoteğin fekkine konu taşınmaz yönünden borçlu sıfatı bulunmayan dava dışı ... Şti'nin de davalıya cari hesap borcu bulunduğuna yönelik tespit yapılmış ise de bu tespitin esasa etkili olmadığının anlaşıldığı); davalı ile dava dışı bayiler arasındaki alacak -borç ilişkisinin iş bu dava kapsamında alınan bilirkişi raporunda değerlendirildiğinden davacı tarafça iş bu davanın açılmasından sonra .... Ltd. İle birlikte davalı aleyhine İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/76 Esas sayılı dosyasında açılan menfi tespit davasının bekletici mesele yapılmamasında hukuka aykırılık bulunmadığı; ipotek akdinin süresiz ve üst sınır ipoteği olması ve henüz doğmamış, gelecekte doğacak bir alacak ipotekle teminat altına alınmış olduğundan ticari ilişki devam ettiği sürece bu dönem içerisinde doğan alacağın sona ermesi yani bir kısım borcun ödenmesi ile ipoteği sona ermeyeceği, alacaklı ile borçlu arasındaki borç ilişkisi, ticari ilişki devam ettiği sürece ipotek de şekli ve maddi anlamda varlığını koruyacağından mahkemece depo kararı verilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, bu kapsamda mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.01.2020 tarih ve 2018/314 Esas, 2020/17 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1). b. 1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
-
Davacı vekili tarafından yatırılan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41