İzmir BAM 14. HD 2021/1622 E. 2024/588 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1622
2024/588
24 Nisan 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1622
KARAR NO : 2024/588
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/1284
KARAR NO : 2021/482
DAVA TARİHİ : 30/12/2019
KARAR TARİHİ : 23/06/2021
DAVA : Sözleşme Bedelinin İstirdatı (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 24.04.2024
KARARIN YAZ. TARİH : 25.04.2024
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.06.2021 tarih ve 2019/1284 Esas, 2021/482 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 15/11/2017 tarihli "... Çoklu Tünel Sera Malzeme Üretim, Tedarik ve Montaj Sözleşmesinin akdedildiğini, sözleşmede iş sahibi sıfatıyla müvekkili davacı şirketin ve yüklenici sıfatıyla davalı şirketin yer aldığını, sözleşme uyarınca davalı tarafın İzmir Fabrikasında yerleşim planı gereği 57.312,00 m2'lik Çoklu Tünel Üretim Serasının çelik konstrüksiyonunu ve sözleşmede bahsi geçen malzeme kalemlerini üreterek veya tedarik ederek müvekkili şirkete teslim etmeyi taahhüt ettiğini, müvekkili şirketin sözleşme gereği 28/11/2017 tarihinde davalı şirketin ... Bankası nezdinde bulunan hesabına 101.820,00 $ karşılığı olarak 400.000,00-TL tutarında ödeme yaptığını, 28/11/2017 tarihli yazışmada davalı tarafın hesaplarına gelen 400.000,00-TL tutarındaki parayı o tarihteki döviz kuru itibariyle 101.820,00 $ olarak aldıklarını ve müvekkili şirketin kayıtlarına da bu şekilde geçmesi hususunu belirttiklerini, bu ödemeye istinaden 06/03/2018 düzenleme tarihli ve A-015936 seri numaralı faturanın tanzim edildiğini, fakat fatura konusu malzeme kalemlerinin müvekkiline teslim edilmediğini, davalının bu konuda müvekkilini oyaladığını, iyi niyet kuralları çerçevesinde defaatle görüşme yapıldığını ancak bu görüşmelerden herhangi bir sonuç alınamadığını, davalının bedeli ödenen ürünleri teslim etmeyerek haksız bir kazanç elde ettiğini, ödenen bedelin iadesi için 19.08.2019 tarihli ihtarname gönderildiğini, davalının ödeme yapmadığı gibi cevap da vermediğini bildirmiş, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik dava konusu I01.820,00-$ tutarındaki alacaklarının dava tarihi olan 30/12/2019 günü itibariyle işlem gören döviz kuru baz alınarak TL karşılığı olan 606.338,10-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduat uygulanan en yüksek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 15/11/2017 tarihli sözleşmenin imzalandığını, müvekkilinin yüklenici konumunda olduğunu, sözleşmenin 8.1 maddesi gereği 57.312 m²'lik Çoklu Tünel Üretim Serasının (havalandırma motorları hariç) çelik konstrüksiyonunu üretmeyi yahut tedarik etmeyi ve sözleşmenin 3.1.3. maddesi gereği söz konusu malı müvekkiline ait İzmir'de bulunan fabrikada teslim etmeyi yüklendiğini, sözleşmede ödemenin nasıl, ne zaman, hangi koşulda ve hangi para birimi ile yapılacağının açıkça belirtilmesine rağmen davacı şirketin işe başlanmadan ödemesi gereken 170.000,00-USD tutarın yaklaşık 101.820,00-USD'lik kısmına tekabül eden 400.000,00-TL'sinin 28/11/2017 tarihinde müvekkili şirkete gönderdiğini, sözleşmede USD olarak kararlaştırılmış olmasına rağmen, TL cinsinden yapılan eksik ödeme karşısında müvekkilinin sözleşmenin 17.3. maddesi uyarınca ödeme planına uygun olarak ödeme yapılmaması durumunda yapılan işlerin bedelini fatura ederek talep etme hakkına sahip olmasına rağmen iyi niyetle, sözleşmeyi ayakta tutmak adına kabul ederek bakiye miktarın ne zaman ödeneceği hususunda karşı taraftan defalarca bilgi istendiğini, karşı tarafın bu mail yazışmalarına karşı duyarsız kalıp sürekli olarak "Kalan kısmı 2 gün içinde ödeyeceğiz." şeklinde geçiştirici cümlelerle müvekkili şirketi oyaladığını, metal piyasasının sürekli yükseliş eğiliminde olmasından dolayı ham madde rakamlarının sürekli değişmesi ve ham madde temini konusunda geç kalınmasının ve üstelik USD kurundaki artışın da buna eklendiğinde müvekkilinin ciddi şekilde mağdur olmasına sebep olduğunu, 06/03/2018 tarihinde gönderilen e-posta'dan da anlaşılacağı üzere ödeme karşılığı olan sevkiyat grubuna ilişkin düzenlenen faturanın karşı tarafa gönderildiğini, davacı şirket tarafından teslim alınmasına rağmen, hazırlanan ve depoda bekleyen ürünlerin davacı şirketçe bir türlü teslim alınmaması sonucu müvekkili şirketin uzun bir süre mağdur edildiğini, bu süreçte davacı tarafın sanki sözleşmeyi feshetmiş gibi delil oluşturmaya çalışarak birtakım mailler göndermiş ise de müvekkili şirketin, dava dilekçesinin EK4 başlığıyla sunulu yazı içeriğine uygun bir taahhüdü bulunmadığını, sözleşmenin 19.2. maddesi uyarınca sözleşmede yazılı olarak değişiklik yapılacağı kararlaştırıldığından, böyle bir durumun söz konusu olması halinde taraflar arasında yazılı olarak yapılmış olacağını, sözleşme gereği ilk yükümlülük olarak karşı tarafça ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, bahsi geçen ilk ödemenin tam olarak yapılmadığı için de müvekkilinin herhangi bir yükümlülüğü yerine getirmediğinin iddia edilemeyeceğini, müvekkilinin teslim yükümlülüğünün, ödemelerin yapılmasına bağlı olarak aşama aşama ilerlediğini, ayrıca sözleşmenin 3.1.3. maddesi gereği işin teslim yerinin İzmir Fabrikası; ve 9. maddesi gereği sevkiyatlara ait tüm nakliye ve gümrük giderlerinin karşı tarafa ait olması nedeniyle karşı tarafın teslim alma yükümlülüğünün ön planda olduğunu, karşı tarafın, 170.000,00-USD ödeme yükümlülüğü yerine getirmediğini, halihazırda müvekkilinin iyi niyetle teslime hazırladığı ürünlerin tüm uyarılara rağmen davacının almaya tenezzül dahi etmediğini, davacının sözleşmenin hiçbir şartına uymayarak kusurlu hareket ettiğini, buna karşın müvekkiline kusur izafe ederek haksız menfaat sağlamaya çalıştığını, taraflar arasındaki yazışmalardan ve karşı tarafça gönderilen ihtarnameden sözleşmenin feshine ilişkin hiçbir iradenin söz konusu olmadığını, sözleşmenin halen yürürlükte olduğunu, karşı tarafın ilk peşinatının tam olarak ödemesi halinde sözleşmeye devam edilmesinin mümkün olduğunu, her iki tarafın da sözleşmeyi feshettiğine dair irade göstermediğini, davacının dava dilekçesinde dahi sözleşmenin feshini talep etmediğini, feshedilmemiş, yürürlükte olan bir sözleşmeye dayanarak bedelin iadesinin talep edilmesinin, bu bedelin Türk Lirası cinsinden ödenmesine karşın dolar cinsinden talep edilmesinin mümkün olmadığını, sözleşme feshedilmemiş olduğundan ve halihazırda üretilmiş ve teslim alınması beklenen ürünlerin karşı tarafın taleplerine uygun şekilde özel olarak üretilmesi nedeniyle ödenen bedelin iadesinin de mümkün olmadığını, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi adına sözleşmenin 11.2. maddesi ile kararlaştırılan ve peşinat miktarının kalan bakiyesi olan 68.180-USD tutarın 3 gün içinde ödenmesini, sözleşmenin 3.1.3. maddesi gereğince ödemeyi takiben kararlaştırılan ürünlerin teslim alınmasını, aksi halde sözleşmenin 17.3. maddesine göre tek taraflı olarak feshedilebileceğini, sözleşme nedeniyle tedarik ve hazırlık süreci içerisinde yapılan işlerin bedellerinin karşı tarafa yükletileceğini, gerekli ödemelerin yapılmaması ve ürünlerin teslim alınmaması sonucu ham madde, kur farkı, imalat ve stok düzeninin bozulmuş olması vb. sebeplerle müvekkili şirketin uğradığı zararlara ilişkin tüm talep ve dava haklarının saklı olduğu hususlarını içeren ihtarnamenin davacı tarafa gönderildiğini, müvekkilinin uğradığı zarara ilişkin karşı dava haklarını saklı tuttuklarını bildirmiş, davanın reddine, aksi halde müvekkilinin uğradığı zararın mahsubu yoluna gidilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 23.06.2021 tarih ve 2019/1284 Esas, 2021/482 Karar sayılı kararı ile özetle; ''..taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 11.2 maddesinde; işe başlamadan davacı tarafın, davalı tarafa 170.000-USD ödeme yapması kararlaştırılmasına rağmen, davacı tarafın davalı tarafa havale ettiği 400.000,00-TL 'nin havale tarihindeki USD cinsinden karşılığının 101.820-USD olduğu, havale makbuzunda davacı tarafça ödemenin 101.820-USD olarak kayıtlara alınmasının belirtildiği ve davalı tarafça bu istemin kabul edilmediğine dair bir beyanda bulunulmadığı gibi 04/09/2019 tarihli cevabi ihtarnamede eksik kalan 68.820-USD'nin üç gün içinde ödenmesinin talep edilmesi nedeniyle yapılan bu ödemenin 101.820-USD olarak zımnen kabul edildiği, bu nedenle davalı tarafın sözleşmede USD olarak belirlenen ödemenin Türk Lirası olarak yapılması nedeniyle USD para biriminden talep edilemeyeceğine ilişkin iddiasının haklı olmadığı, ancak sözleşmenin 11.2 maddesi gereği davacı tarafça işe başlamadan önce yapılması gereken 170.000,00-TL'lik ödemenin 101.820-USD olarak yapılması nedeniyle eksik olarak yapıldığı, eksik 68.180-USD'lik kısma ilişkin ödemenin dava tarihine kadar yapılmadığı ve 28/11/2017 tarihinde yapılan bu ödemeden sonra davalı tarafça 400.126,78-TL miktarlı 06/03/2018 tarihli fatura düzenlenmiş ise de; faturada yazılı malzemelerin teslim edilmediği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamasına rağmen davacı tarafın faturaya itiraz etmediği gibi faturada gösterilen malları sözleşmenin 8.1, 9.1 ve 9.3 maddesi hükümleri gereği davalıya ait fabrikadan teslim alma yükümlülüğü bulunmasına rağmen teslim almadığı, davalı tarafça sözleşmeye konu tüm ürünlerin imal edildiği ve teslime hazır hale getirildiği iddia edilmiş, davacı taraf ise ürünlerin imal edilmediği ve teslim edilmediği iddiasında bulunmuş ise de ödeme yükümlülüğünü sözleşmeye uygun bir biçimde yerine getirmeyerek davalının işe başlamasından önce 170.000-USD 'nin tamamını davalıya teslim etmeyen davacının, davalının ürünleri imal etme ve teslim etme yükümlülüğünü talep etme hakkının bulunmadığı, davacı tanıklarının dahi talimatla alınan ifadelerinde, davacı tarafın dava konusu ödenilen bedelin iadesi sebebi olarak yurt dışından gelen müşterilerine davalı tarafından ilgi gösterilmeme olarak beyan edilip ayrıca davacı tarafça itiraz edilmeyip kayıtlarına işlenen 06/03/2018 tarihli faturadaki yazılı malların satışı konusunda tarafların anlaştıklarını beyan etmeleri karşısında davaya konu alacak miktarını aşacak şekilde davalı tarafça üretimin yapılıp hazır hale getirildiğinin kabulü yanında davacı tarafça sözleşme haklı bir sebeple feshedilmemesine rağmen davacının müşterileri ile davalının ilgilenmemesi sebebine bağlı olarak dava konusu sözleşme bedelinin iadesini talep etmeye hakkının bulunmadığı, bunun yanında davadan önce her iki tarafça sözleşme fesih edilmediği gibi davacı tarafın dava dilekçesinde de sözleşmenin feshini talep etmemesi nedeniyle sözleşmenin hala yürürlükte olduğu, yürürlükte olan sözleşme uyarınca yaptığı eksik ödemenin iadesini talep etmesinin de mümkün bulunmadığı, davacı tarafın teslime hazır hale getirilecek sözleşmeye konu ürünleri davalıya ait fabrikada teslim alma yükümlülüğü bulunması karşısında faturaya itiraz etmemesine rağmen bu ürünleri davalıya ait fabrikada teslim almayı talep ettiğine ve talebine rağmen ürünlerin hazır edilmediğine ilişkin bir delili dosyaya sunmadığı gibi 28/03/2018 tarihli yazısında dahi fatura mal stoğunun davalının deposunda beklediğinden söz ettiği, buna göre üretildiğini kabul ettiği malzemenin fatura bedelinin 400.126,78 TL olup yaptığı 400.000,00 TL'lik ödemeden daha yüksek olduğu gözetildiğinde yerine getirmediği teslim alma yükümlülüğü nedeniyle bedelin iadesini talep etmeye hakkının bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu ettiği ödemenin istirdadı konusunda yasal koşulların oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
.'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından verilen 07.09.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Yerel mahkemece müvekkili tarafından yapılan 101.820 $ tutarındaki ödemenin karşılığı olarak davalı tarafça kesilen 400.126,78-TL miktarlı 06/03/2018 tarihli fatura konusu malların müvekkili tarafından teslim alınma yükümlülüğü bulunmasına rağmen teslim alınmadığı ifade edilmiş ise de, fatura konusu malların davalı tarafça imal edildiği ve teslime hazır hale getirildiği hususunun muallakta olduğunu, malların üretilip üretilmediği ve İzmir’deki fabrikada teslime hazır olup olmadığı hususunda mahallinde keşif icrası taleplerinin ve ek bilirkişi raporu alınması taleplerinin makul ve yeterli bir sebep gösterilmeksizin reddedildiğini,
-Yerel mahkemenin müvekkili ile davalı taraf arasındaki geçen yazışmalarda fatura konusu malların hala davalı stoğunda beklediğine yönelik müvekkili tarafça kaleme alınan mail yazışmalarının fatura konusu malların üretildiğine yönelik bir anlamda kabul teşkil ettiğine yönelik ifadelere yer verilmiş ise de müvekkili tarafından kaleme alınan bu yazışmanın tamamen davalı tarafın bu malzemeleri üretmiş olduğuna yönelik beyanına duydukları inanç ile o tarih itibariyle iki firma arasında duyulan güven neticesinde hakikati sorgulanmayan bir husus olarak kaldığını, taa ki sonra yapılan yazışmalar ve davalı şirketin tutumu neticesinde aslında bu malzemelerin hiç üretilmemiş olduğu gerçeğini öğrenene kadar bu durumun süregeldiğini, bu itibarla söz konusu yazışmaların aleyhlerine yorumlanmasının abesle iştigal teşkil edeceğini,
-Yerel mahkemece taraflar arasında bulunan 15.11.2017 tarihli sözleşme uyarınca kararlaştırılandan eksik ödeme yapıldığı için esasında davalı tarafın malı üretme yükümünün dahi olmamasından bahisle bu malları talep edebilmesinin mümkün olmadığına yönelik kanaat bildirilmiş ise de, bu kanaatin de hatalı olduğunu, dosya tanıklarının da beyanlarında geçtiği üzere tarafların 15.11.2017 tarihli sözleşmeden karşılıklı ve sözlü olarak döndüklerini, davalı tarafın da müvekkilini ürettiğine inandırdığı yahut keşif talepleri reddedildiği için varlığını bilmedikleri, belki de üretilmiş bulunan fatura konusu malları uhdesinde tutup yakın tarihlerde açıklanacağı söylenen tarım destekli devlet kredileri kapsamında devletten ihale alan firmaya ''sizin adınıza bu malzemeleri satalım siz de parasını alın'' dendiğini, bunun üzerine davacı müvekkilinin bu hususa sıcak baktıklarından ötürü ses çıkarmadıklarını ve 15.11.2017 tarihli sözleşmeden taraflarca dönüldüğünü, zira tarafların sözleşme konusu irade beyanlarının tamamen şekil değiştirdiğini, bu bakımdan yerel mahkemenin sözleşmenin taraflarca feshedilmediği ve halen ayakta bulunduğuna yönelik kanaatinin de hatalı olduğunu,
-Davalı tarafın parasını aldığı ürünleri ne müvekkili şirkete verdiğini, ne de öyle anlaşıldığı üzere bu ürünleri başka bir firmaya ihale ederek müvekkilinin zararının giderilmesi yoluna gidilmediğini, bu minvalde taraflar arasında yapılan anlaşma gereğince müvekkilinin yaptığı ödemeye karşılık gelen bahse konu malların başkasına satılacağı hususu kararlaştırıldığından ve bu anlamda 15.11.2017 tarihli sözleşmenin şekil ve edim değiştirmesi sebebiyle müvekkilinin bu sözleşmeye göre eksik ödemede bulunması gibi bir durumun da söz konusu olmayacağını, yerel mahkemenin ise taraflarınca ifade edilmesine rağmen davalı tarafça üretildiği iddia olunan üstelik de faturalandırılmış olan malların başkasına satılma hususu öyle ki bu hususun tanık beyanları ile sabit hale gelmişken inceleme konusu dahi yapılmadığını,
-Yerel mahkemenin kabulü aksine bir diğer hususun da, her ne kadar davalı taraf sözleşme konusu malları kendilerinin teslim etme yükümlülüğünden ziyade müvekkili şirketin teslim alma yükümlülüğü olduğunu ifade etmiş ise de daha önce de beyan ettikleri üzere fatura konusu malların imal yahut tedarik edilip edilmediği ve teslime hazır olup olmadığı hususunun ispat külfetinin davalı tarafta olduğunu, davalı tarafça buna ilişkin somut bir delilin de sunulamadığını, zira taraflar arasında akdedilmiş bulunan 15.11.2017 tarihli “... Çoklu Tünel Sera Malzeme Üretim, Tedarik ve Montaj Sözleşmesi” nin “İşin Sona Erdirilmesi” başlıklı 13. maddesinin 2. Fıkrasında: “Yüklenicinin sorumluluklarını tamamlamasına rağmen, işveren tarafından işin teslim alınmaması durumunda, yüklenici alanında uzman bilirkişi kontrolünde, yapılan işleri kontrol eder ve bilirkişiler tarafından uygun bulunması durumunda iş teslimi yapılmış sayılır” maddesinin yer aldığını, dolayısıyla işbu sözleşme maddesi uyarınca müvekkili tarafından işin teslim alınmadığını iddia eden davalı tarafın işbu maddeye istinaden bir tasarrufta bulunmamış olması durumu yani malların müvekkili tarafından teslim alınmaması iddiasını somutlaştıramamış olması fatura konusu malların müvekkili tarafından teslim alınmadığı iddiasının davalı tarafça kurgu dahilinde oluşturulmuş hayali bir beyan olduğunu gözler önüne serdiğini,
-Yerel mahkemece verilen kararın hem 06.11.2020 tarihli bilirkişi raporu ve 06.04.2021 tarihli bilirkişi raporu ile çeliştiğini
-Ortada daha davalı tarafça üretildiği belli dahi olmayan ve taraflarınca üretilmediğini yahut hazır edilmediğini ispat noktasında tüm delil araçlarının yerel mahkemece ellerinden alınan bir kısım mal için davalı tarafa 101.820 USD ödendiğini, bununla birlikte gerek dosya kapsamında müvekkili şirket ile davalı arasında gerçekleşen yazışmalarda müvekkilinin daimi surette fatura konusu malların peşinde olduğu ve yapılan anlaşma neticesinde müvekkili tarafından fatura konusu malların ne zaman davalı tarafça satılacağına yönelik sorulan soruların gerek objektif tanık beyanlarının iddialarını doğrular nitelikte olması, gerekse de bilirkişi raporlarında müvekkilinin alacağının tespit edilmiş olması halleri nazara alındığında yerel mahkemece verilen hükmün eksik incelemeye dayalı olarak verilen hatalı bir hüküm olduğunu,
Belirterek istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilerek davanın kabulüne; aksi kanaatte olunması halinde dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere yerel mahkemeye tevdiine, mahkeme masrafları, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan ödenen iş bedelinin istirdadı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı iş sahibi ile davalı yüklenici arasında 15/11/2017 tarihli "... Çoklu Tünel Sera Malzeme Üretim, Tedarik ve Montaj Sözleşmesi" konulu eser sözleşmesi yapıldığı, sözleşmenin konusunun iş sahibinin tarifi ve yüklenici tarafından projelendirilen çoklu tünel üretim serasının çelik konstrüksiyonun (havalandırma motorları hariç) teknik şartnamede belirtilen malzemelerin yüklenici tarafından üretilmesi ve/veya tedarik edilmesi olduğu, sözleşme bedelinin KDV dahil 566.453,47 USD olduğu, sözleşmenin 11.2 maddesine göre sözleşme bedelinin sözleşmeye müteakip (işe başlamadan) 170.000-USD'sinin ödeneceği, diğer ödemelerin ise ürünlerin üçer tır çıktığında yapılacağı; sözleşmenin 12.1 maddesinde işe başlama tarihinin sözleşmenin imzalanmasına müteakip peşinatın yatırıldığı tarih olarak belirlendiği ve peşinatın yatırılmasıyla birlikte 110 iş günü içerisinde yüklenicinin malzemenin tamamını vermeyi taahhüt ettiği, sözleşmenin 8.1 maddesinde yüklenici İzmir fabrikasında sözleşmeye konu emtiayı ve malzeme kalemlerini üreterek veya tedarik ederek teslim edeceği; 9.1 maddesinde sevkiyatlara ait tüm nakliye giderlerinin işverene ait olduğu, 9.3 maddesinde ise davalının sorumluluğunun İzmir fabrikasında araç üzerine malzemeyi yükleyene kadar olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
Davacı iş sahibi vekili, davalı yükleniciye sözleşmeye istinaden 101.820,00 USD karşılığı 400.000TL ödeme yapıldığını, davalı yüklenicinin 06.03.2018 tarihli A-015936 seri numaralı faturayı düzenlediğini, ancak faturaya konu malzemelerin teslim edilmediğini iddia ederek ödenen 101.820,00 USD'nin dava tarihindeki TL karşılığı olan 606.338,10 TL'nin iadesini talep ettiği; davalı yüklenici vekili ise sözleşmeye göre işe başlanması için davacı iş sahibinin ödemesi gereken 170.00,00USD'nin tamamını ödemediğini, 28.11.2017 tarihinde 101.820,00 USD karşılığı olarak 400.000,00 TL ödeme yapıldığını, davacı iş sahibinin bakiye miktarın ödenmesi hususunda müvekkilini oyaladığını, yapılan ödeme karşılığında düzenlenen faturanın davacı iş sahibine gönderildiğini, ancak davacı iş sahibi tarafından hazırlanan ve depoda bekleyen ürünlerin teslim alınmadığını, ürünleri teslim alma yükümlülüğünün davacıya ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Sözleşmeye bağlılık ilkesi uyarınca, taraflar akdettikleri sözleşmedeki hüküm ve koşullar ile bağlıdır. Sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesi gereği taraflar sözleşme koşullarına, süresine uygun davranmak zorundadır.
Taraflar arasında yapılan eser sözleşmesinin varlığı, davacı iş sahibi tarafından davalı yükleniciye 28.11.2017 tarihinde 101.820,00 USD karşılığı olarak 400.000,00TL ödeme yapıldığı ve 06.03.2018 tarihli A-015936 seri numaralı faturada belirtilen özel üretim malzemelerin davacı iş sahibine teslim edilmediği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Somut olayda, taraflar arasında yapılan eser sözleşmesinin 11.2 maddesine göre işe başlamadan önce davacı iş sahibi tarafından davalı yükleniciye 170.000-USD ödeme yapılmasının kararlaştırılmasına rağmen, davacı iş sahibi tarafından 28.11.2017 tarihinde 101.820,00 USD karşılığı olarak 400.000,00TL ödeme yapıldığı, davacı iş sahibi tarafından 68.820-USD'nin ödenmediği, davalı yüklenicinin davacı iş sahibi tarafından yapılan ödemeden daha fazla 400.126,78-TL miktarlı 06/03/2018 tarihli faturanın düzenlediği, davacı tarafın faturaya itiraz etmediği ve faturayı ticari defterlerine kaydettiği, faturada belirtilen özel üretim malzemelerin sözleşmenin 8.1, 9.1 ve 9.3 maddesi hükümleri gereği davalıya ait fabrikadan teslim alma yükümlülüğü bulunmasına rağmen davacı iş sahibi tarafından teslim alınmadığı; davacı iş sahibi tarafından davalı yükleniciye gönderilen 28.03.2018 tarihli e mailde 06/03/2018 tarihli faturadaki yazılı malların davalı yüklenicinin deposunda beklediğinin kabul edildiği, davacı iş sahibi vekili tarafından istinaf dilekçesinde bu kabulün "taraflar arasındaki güven neticesinde hakikat sorgulanmadan" yapıldığı belirtilmiş ise de dosya kapsamındaki taraflar arasında yapılan yazışma içeriklerinden kabulün içeriğinin hakikat sorgulanmadan yapıldığına dair tespit bulunmadığı gibi dava tarihinden önce davacı iş sahibinin faturadaki malları davalıya ait fabrikadan teslim almayı talep ettiği ve talebine rağmen ürünlerin hazır edilmediğine ilişkin bir delili dosyaya sunmaması karşısında ilk derece mahkemesi tarafından malların davalı yüklenici tarafından üretilip üretilmediğinin tespiti için davacı tarafça talep edilen keşfin ve ek rapor alınması talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı; davadan önce taraflarca yapılan sözleşmenin feshedilmemesi ve davacı iş sahibi tarafından dava dilekçesinde de sözleşmenin feshi talep edilmediğinden sözleşmenin halen yürürlükte olduğu; davacı iş sahibi tarafından 06/03/2018 tarihli faturada belirtilen malların satışı konusunda tarafların anlaştıkları iddiasına yönelik davalı yükleniciye gönderilen 28.03.2018 tarihli e-maile karşılık davalı yüklenicinin de kabulü bulunduğuna dair kayıt ve belge bulunmaması, taraflar arasında yapılan sözleşmenin 15.1 maddesine göre tarafların karşılıklı ve yazılı olarak anlaşması kaydıyla sözleşmenin hükümlerinde değişiklik yapılabileceğinin hüküm altına alınması karşısında davacı tanıklarının beyanlarından hareketle "sözleşmenin feshedilerek faturaya konu malların başkasına satılması hususunda taraflar arasında yeni bir anlaşma yapıldığının" kabul edilemeyeceği; taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre, ürünleri teslim alma yükümlülüğünün davacıya ait olduğu ve davacının ödeme yükümlülüğünü sözleşmeye uygun bir biçimde yerine getirmediğinden dolayı davalı yüklenicinin sorumluluklarını tamamlayamaması karşısında sözleşmenin 13.2 maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığı; Mahkemenin yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarını diğer dellillerle birlikte serbestçe değerlendireceği, bilirkişinin belirteceği oy ve görüşün takdiri delil niteliği taşıdığından mahkeme kararının bilirkişi raporlarıyla çeliştiğinden sözedilemeyeceği bu nedenlerle tüm dosya kapsamından davacı iş sahibinin eser sözleşmesi kapsamında ödediği iş bedelinin istirdatı isteminin koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.06.2021 tarih ve 2019/1284 Esas, 2021/482 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1). b. 1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
-
Davacı vekili tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41