İzmir BAM 14. HD 2021/1145 E. 2024/276 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2021/1145
2024/276
15 Şubat 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/1145
KARAR NO : 2024/276
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/160
KARAR NO : 2021/223
DAVA TARİHİ : 28.02.2020
KARAR TARİHİ : 09.03.2021
DAVA : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 15.02.2024
KARARIN YAZ. TARİH : 15.02.2024
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.03.2021 tarihli 2020/160 Esas, 2021/223 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 03.08.2019 tarihli D19/020 numaralı sözleşmenin akdedildiğini, ilgili sözleşme gereğince davacı müvekkili şirketin öncelikli yükümlülüğünün davalı şirket için KKYD Programı Tarıma Dayalı Yatırımların Desteklenmesi Hakkında Tebliğ kapsamında hibe çıkartabilmek amacıyla proje hazırlamak olduğunu, davacı müvekkili şirketin davalı şirket ile sözleşme imzalanması sonrasında projeyi hazırlamak için gerekli personeli hazır etmiş ve davalı şirketle defalarca görüşmeler yapmış olduğunu, davacı müvekkili şirketin e-mail ve telefon yoluyla sürekli iletişimde kalarak proje hazırlama döneminde üzerine düşen edimleri yerine getirmiş olduğunu, ... Üretim Tesisinde Kapasite Artırımı ve Teknoloji Yenileme Projesi adlı projenin davacı müvekkili şirket tarafından hazırlanıp ilgili kuruma başvurulmuş olunmasına karşın davalı şirketin proje hazırlama ve teslim bedelini davacı müvekkili şirkete ödememiş olduğunu, takibe konu sözleşmede Proje Hazırlama ve Teslim Bedeli'nin Kdv hariç 5.000 TL olarak sözleşme tarihi olan 03.08.2019 tarihinde peşin olarak ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğunu, davalı şirketin sözleşme hükümlerine uymayarak ödeme yapmaması neticesinde icra takibi başlatılmasına sebebiyet vermiş olduğunu, takibe itirazın haksız olduğunu, alacağın likit olduğunu, itirazın davacı müvekkilinin alacağını geciktirmek amacıyla yapılmış olduğunu belirterek İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/15902 sayılı dosyasındaki itirazının iptali ile %20'den az olmamak üzere davalı şirket aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle: Davalı müvekkili şirkete ait imza sirküleri ile Ticaret Sicil Gazetesi'ni ibraz ederek davalı müvekkili şirketin yetkilisinin ... olduğunu, davacı yan tarafından ibraz edilmiş olan 03.08.2019 tarihli sözleşmede yer alan imzanın davalı müvekkili şirket yetkilisi olan ...'e ait olmadığını, davalı müvekkili şirket tarafından davacı şirket ile imzalanmış bir sözleşme olmadığını, iddia edilen sözleşmenin davalı müvekkili şirket tarafından bağlayıcılığının olmadığını, davacı şirket tarafından davalı müvekkili şirkete herhangi bir hizmet verilmemiş olduğunu, davacı şirketin davalı müvekkili şirkete düzenlemiş olduğu herhangi bir hizmet faturası olmadığını, davacı ve davalı şirketlerin ticari defter ve kayıtları ile BA-BS formları uyarınca da davacı şirketin davalı müvekkili şirketten herhangi bir alacağının olmadığını, dava dilekçesinde 5.000 TL ücret alacağı iddiasına rağmen 6.150 TL TL lik itirazın iptalinin talep edilmekte olduğunu, davalı müvekkili şirketinin temerrüde düşürülmeden davacı şirket tarafından faiz talep edilmesinin de hukuken mümkün olmadığını, işletilen faiz ve faiz oranının da hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 09.03.2021 tarih ve 2020/160 Esas, 2021/223 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Taraf defterlerinin incelenmesine ilişkin bilirkişi raporunda her iki taraf defterinde de bir kayıt olmadığı, davacının davalıdan alacaklı olduğuna dair ticari defterlerinde bir kayıt bulunmadığı, davacının alacağını dosyaya sunduğu 03/08/2019 tarihli sözleşmeye dayandırdığı, ancak davalı tarafın sözleşmedeki imzayı inkar ettiği, zaten davacı tarafında sözleşmedeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığını ancak şirket yetkilisinin talimatıyla imzalandığını iddia ettiği, davacı tarafın şirket yetkilisinin talimat verdiğine dair iddiasını sunduğu delillerle ispat edemediği, her ne kadar davacı taraf, davalı şirket yetkilisinin görüşmelere katıldığı, sözleşmeye muvafakati olduğu hususlarında isticvap talep etmiş ise de; dava dilekçesinde isticvapa ilişkin hususta hiçbir beyanda bulunulmadığı dolayısıyla davacının talebinin iddianın genişletilmesi niteliğinde olduğu kanaatine varıldığından mahkememizce her ne kadar isticvaba karar verilmiş, davalı şirket yetkilisi de isticvap için mahkememizde hazır bulunmamış ise de, davalının iddianın genişletilmesi niteliğindeki isticvap talebine açıkça muvafakati olmadığından, davalının gelmemesi aleyhine değerlendirilmemiş, dolayısıyla davacının davaya konu sözleşmeyi davalı ile yaptıklarına dair iddiasını ispat edememesi nedeniyle davanın reddine, " dair karar verilmiştir.
İSTİNAF EDEN: Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 17.04.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Davalı yanın taraflar arasında imzalanan 03.08.2019 tarihli D19/020 No'lu Hizmet Sözleşmesindeki imzayı reddettiğini, davacı tarafın da sözleşmedeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığını ancak şirket yetkilisinin talimatıyla imzalandığını iddia ettiğini, davacı tarafın davalı şirketin yetkilisinin sair hususlarda isticvabının talep ettiğini ancak dava dilekçesinde isticvaba ilişkin hiçbir husus bulunmadığından bu talebin iddianın genişletilmesi niteliğinde olduğunu ve davalının iddianın genişletilmesi niteliğindeki bu talebe ilişkin açık muvafakati olmadığından daha önce isticvabına karar verilmesine rağmen mahkemede hazır bulunmayan davalı şirket yetkilisi aleyhine değerlendirme yapılmayarak davacının davaya konu sözleşmeyi davalı ile yaptıklarına dair iddiasını ispat edemediğinden davanın reddine karar verildiğini, hiçbir delilleri yeterince incelenmediği davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması gerektiğini, tahkikat aşamasında tüm delilleri toplanmadan, toplanan deliller ise yeterince incelenmeden usuli bir işlem sayılan isticvap taleplerinin yerine getirilmeden davaları hukuksuz ve usulsüz bir şekilde reddedildiğini, yasal mevzuat ve yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre isticvap usuli bir işlem olduğunu, ilk derece mahkemesinin delil niteliğinde olduğuna ilişkin değerlendirmesinin hukuka açıkça aykırı olduğunu, sözleşmede şirket yetkilisi olarak imzası bulunan ... ile davalı şirketin imzaya yetkili münferiden şirket yetkilisi ...'in arasındaki baba-kız ilişkisi de dikkate alınarak ...'in ...'in bilgisi ve talimatı olmadan sözleşmenin imzalanmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu hususların davalı şirket yetkilisinin isticvabı ile açığa kavuşturulmamasının iş bu dava bakımından hukuki dinlenilme hakkı zedelendiğini, ... ile müvekkili şirket çalışanları arasında whatsapp konuşma görüntülerinin içeriğini ve buna bağlı olarak tanık dinletme taleplerinin dikkate alınmadığını, ispat faaliyetini tam anlamıyla gerçekleştiremedikleri husus gözetilerek ilk derece mahkemesinin davalarının ispat yoksunluğundan dolayı reddetmesinin çelişkili olduğunu, tehiri icra taleplerinin kabulü ile istinaf incelemesi sona erinceye dek aleyhine başlatılan İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2021/4068 Esas sayılı icra takibinin geriye bırakılmasını, yerel mahkemenin usul ve esasa aykırı kararının istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmasını ve itirazları doğrultusunda davalarının kabulünü, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:
Bir kimsenin, hüküm ve sonuçları başka bir kişinin hukuk alanında doğmak üzere o kişinin ad ve hesabına hukuki işlem yapma yetkisine temsil denir (Eren, F.; Borçlar Hukuk Genel Hükümler, 22. Baskı, Ankara 2017, s. 444). Temsil hâlinde işlem temsilci tarafından temsil olunanın nam ve hesabına yapıldığından hukuki işlemin tarafı, doğrudan doğruya temsil olunandır. Temsilci hukuki işlemi temsil olunanı hiç söylemeden kendi adına yaptıktan sonra bu işlemden doğan hak ve borçları temsil olunana nakledebileceği gibi (dolaylı temsil), hukuki işlemi yaparken bu işlemi doğrudan temsil olunan nam ve hesabına da (doğrudan temsil) yapabilir. Temsilin söz konusu olabilmesi için temsilcinin hukuki işlemi/muameleyi temsil olunan adına yapması, bunu diğer tarafa bildirmesi, temsilcinin temsil yetkisinin bulunması veya temsil olunanın sonradan yapılan hukuki işleme icazet vermesi gereklidir. Bu noktada, mümessil tarafından yapılan hukuki işlemden doğan hak ve borçların temsil edilene ait olabilmesi için gerekli en önemli unsur; mümessilin, temsil edilen adına hukuki işlem yapmaya yetkili olmasıdır. Temsil yetkisi, temsil olunanın temsilciye, kendisini üçüncü kişiler nezdinde temsile yetkili olduğunu bildiren bir irade beyanıdır. Temsil ilişkisinin meydana gelmesi için yetki beyanının temsilcinin hakimiyet alanına ulaşması yeterlidir. Doğrudan doğruya temsilin söz konusu olabilmesi için gerekli olan temsil yetkisinin olmaması hâlinde, temsil olunanın sonradan icazet vermesi bu noksanlığı tamamlar ve bu icazetle temsilci ile temsil olunan arasındaki temsil ilişkisi ispatlanmış olur. Temsil yetkisinin olmaması ve temsil olunanın icazet vermemesi hâlinde hukuki muamele kesin olarak hükümsüzdür. Temsil olunan ve temsilci, hukuki işlem ile bağlı değillerse de yetkisiz temsil ile işlem yapan temsilcinin üçüncü kişinin zararını karşılamak ile yükümlü olduğu açıktır (HGK'nun 22.09.2010 tarih ve 2010/13-414 E., 2010/412 K.).
Bu husus TBK'nun 46. maddesinde; "Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur." şeklinde ifade edilmiştir. Aynı yasanın 47. maddesinde de temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması halinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden isteyebileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı taraf 03/08/2019 tarihli sözleşmeye dayanarak itirazın iptali davası açmıştır. Davalı tarafça, sözleşmeyi imzalayan ...'in şirketi temsil yetkisi bulunmadığı, davalı taraftan herhangi bir hizmet alınmadığını belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup bilirkişi heyetinden alınan 15/01/2021 tarihli raporda özetle, tarafların ticari defterlerinde dava konusu alacağa ilişkin bir kaydın yer almadığı tespit edilmiştir. Davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen whatsapp görüntü kaydında da yetkisiz temsilcinin yaptığı işleme onay verildiğini gösterir bir ifade yer almamaktadır. Davacı şirketin tacir olduğu, TTK'nın 18/2. maddesi uyarınca basiretli davranma yükümlülüğü altında bulunduğu, bir şirket ile sözleşme imzalarken şirket yetkilisini bilmesi/araştırması gerektiği, yetkisiz temsilin TBK'nın 46. ve devamı maddelerinde düzenlendiği, bu düzenlemelere göre; temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesinin yetkisiz temsilciden istenebileceği, somut olayda dava dışı yetkisiz temsilci ile davacı arasında akdedilen sözleşmenin davalı şirket tarafından onaylanmadığı anlaşıldığından davanın reddine ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.03.2021 tarihli 2020/160 Esas, 2021/223 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1). b. 1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan toplam 59,30 TL harcın mahsubu ile kalan 368,30 TL harç bedelinin davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
-
Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca dava değeri itibarıyla kesin olmak üzere 15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59