Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2024/1216
2024/1097
10 Temmuz 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1216
KARAR NO : 2024/1097
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/282
DAVA TARİHİ : 24.04.2024
ARA KARAR TARİHİ : 24.04.2024 (Tensip ara kararı ile)
İHT. TED. İTRZ. TARİHİ: 08.05.2024
ARA KARAR TARİHİ : 29.05.2024
DAVA : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTEM : İhtiyati Tedbirin Kaldırılmasına İtiraz
KARAR TARİHİ : 10.07.2024
KARARIN YAZ. TARİHİ : 10.07.2024
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/282 Esas sayılı dosyasından verilen 29.05.2024 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen ihtiyati tedbir istemli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında 09.09.2022 tarihli alt taşeron sözleşmesi yapıldığını, sözleşmeye göre davalının ... Mah., ... Önü Mevkii, ... ada, ... parsel .../... adresinde kayıtlı taşınmazla ilgili kaba sıva, ince sıva, seramik süpürgelik uygulama, seramik zemin duvar uygulama, otopark düz boya, ışık bandı, spot kanalı açma, perdelik, alçıpan tavan, şap, kaba sıva, alçıpan üzeri kaba karışık alçı, saten alçı sıva ve boya, makine alçı sıva, karışık alçı sıva, saten alçı ve boya işlerinin yapımını üstlendiğini, fakat davalı tarafın işi bitirmediğini, işlerin bir kısımında eksik ve ayıplar olduğunu, eksik ve ayıplı işlerinin tespiti amacıyla Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/98 D. İş sayılı dosyasında tespit yaptırıldığını, davalıya eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi bildirildiği halde eksik ve ayıpların giderilmemesi üzerine noterden ihtarname çekildiğini, sözleme bedelinin 8.167.020,72 TL (sekiz milyon yüz altmış yedi bin yirmi lira yetmiş iki kuruş) olduğu, 3.667.020,72 TL (üç milyon altı yüz altmış yedi bin yirmi lira yetmiş iki kuruş) kadarlık meblağın 15.10.2022 tarihi itibariyle 12 aylık çekler halinde ödeneceğini, ayrıca kalan miktar karşılığı Ege Home Projesinin birinci giriş üçüncü kat no.7 de ki dairesi toplam bedelinin 4.500.000 TL ' sine ( dört buçuk milyon lira) istinaden yükleniciye verileceğini, müvekkilin bu tarihe kadar olan çek bedellerini bankada bulundurduğunu, çekin günü geldiğinde veya gününden önce davalı veya ciro ettiği cirantaların çeki tahsil için bankaya ibraz etme ihtimallerinin çok yüksek olduğundan müvekkilinin olmayan borcu ödemesi ve daha fazla mağdur olmaması için teminatsız yahut teminat mukabili olarak tedbiren ...bank Kuşadası Şubesi’ne ait 30.04.2024 keşide tarihli, keşide yeri Kuşadası, 0055535 seri numaralı, 1.000.000 TL (bir milyon Türk Lirası) tutarındaki çeke ilişkin t ihtiyati tedbir kararı verilmesini, dava konusu çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 2024/282 Esas sayılı dosyasından verilen 24.04.2024 tarihli tensip ara kararının 24 nolu bendi ile özetle; ''...Davacının ihtiyati tedbir talebinin davalı yönünden kabulü ile; İİK'nun 72. maddesi gereğince dava konusu çekin bedeli olan 1.000.000,00-TL'nin % 15'i oranında hesaplanan 150.000,00-TL nakit teminat veya kesin/süresiz banka teminat mektubu karşılığında anılan çekin davalıya ödenmemesinin ihtiyaten durdurulmasına, dava konusu çekin davalı tarafından tedbiren dava sonuna kadar icra işlemlerine konu edilmemesine'' dair karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen ihtiyati tedbire itiraz dilekçesinde özetle; Davacının kötü niyetli olarak huzurdaki davayı açtığını ve ihtiyati tedbir talep ettiğini, verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, açılan davanın ticari dava niteliğinde olup, dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmaksızın ikame edilen davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 6100 sayılı HMK madde 389 gereğince davacının talebinde kanunun aradığı gerekli şartların mevcut olmadığını, müvekkilinin dinlenmeksizin ihtiyati tedbirin kabul edildiğini, dosya kapsamında yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğini, henüz delillerin dahi celp edilmediğini, bu nedenle davacı haklılığını yaklaşık olarak dahi ispatlamadan tedbir talebinin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin söz konusu işleri eksiksiz ve ayıpsız olarak yerine getirdiğini, davalının da belirttiği gibi taraflar arasında 09/09/2022 tarihinde alt taşeronluk sözleşmesi akdedildiğini, bu tarihten yaklaşık 2 yıl sonra müvekkilin işlerini tamamlamadığı iddiasının yerinde olmadığını, davacının, kötüniyetli olarak, ödeme yapmamasına gerekçe bulmak maksadıyla müvekkilin ayıplı ifada bulunduğunu iddia ettiğini, bu iddianın gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkilinin alacaklarının tam olarak ödenmediğini, eksik ve ayıplı işlerin neler olduğunun açıklamadığını, bu hususta yapılan bir delil tespitinin de mevcut olmadığını, açılan davanın müvekkilin alacağına kavuşmasını engelleme maksadıyla kötü niyetli olarak açıldığını belirterek verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinin 2024/282 Esas sayılı dosyasından verilen 29.05.2024 tarihli ara kararı ile özetle; ''..Mahkememizin 2024/98 D.iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun incelenmesinde rapora yansıyan eksik ve ayıplı iş tespitinin yapılmadığı, dava konusu çekten ve sözleşmeden dolayı davacının davalıya borcunun olup olmadığı yargılama ile belirlenebileceği, talep ve ara karar tarihi itibarı ile henüz delillerin toplanmadığı, değişen koşul ve delil durumuna göre her zaman yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceği gözetildiğinde, itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından verilen 05.06.2024 havale tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Taraflar arasında yapılan sözleşme belirtilen işlerin davalı tarafça eksik ve ayıplı olarak yapıldığının tespiti amacıyla Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/98 D. İş sayılı dosyası ile tespit davası açıldığını, dosyaya rapor sunulduğunu, fakat tespiti istenen hususlarla ilgili bir inceleme yapılmaksızın kaba taslak bir rapor hazırlandığını, bu nedenle rapora taraflarınca itiraz edildiğini ve ek rapor alınmasının talep edildiğini, bunun üzerine dosyanın ek rapor hazırlaması için yeniden bilirkişiye teslim edildiğini,
-Davaya konu çekin müvekkili şirket tarafından davalıya sözleşmenin eksiksiz ve ayıpsız olarak yapılması karşılığında verilmiş çeklerden biri olduğunu, fakat davalının edimini gereği gibi yerine getirmediği gibi kötü niyetli olarak dava dışı şirkete çeki davanın açılmasından sonra ciroladığını ve teslim ettiğini, son hamilin de çeki 03.05.2024 tarihinde bankaya ibraz ettiğini ve çekin arkasına tedbir kararı bulunduğu yönünde şerh düşüldüğünü, bunun üzerine hamilin davaya konu çeki Bursa 1. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/15036 E. Sayılı dosyasından 21.05.2024 tarihinde takibe başladığını, daha sonra davaya konu çek için ihtiyati haciz kararı aldığını ve müvekkili şirketin taşınır, taşınmaz, 3 kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulduğunu banka hesaplarına blokeler işlendiğini, davalının ise yerel mahkemece verilen tedbir kararına 09.05.2024 tarihinde itiraz ettiğini, 16.05.2024 tarihinde de cevap dilekçesi sunduğunu,
-Hâkimin ihtiyatî tedbire karar vermesi iç̧in mutlaka bir tehlikenin veya zararın doğmuş olması ya da halen var olmasının gerekmeyeceğini, hâkim hali hazırda ortaya çıkmamış ancak ortaya çıkabilecek tehlike ve zararın önlenmesi için de her türlü tedbire karar verebileceğini, somut olayda taraflarınca tespiti istenen eksik ve ayıplı işlerin neler olduğu, dosyada bu yönde hiç bir açıklama yer almadığı, bilirkişi raporunun yetersiz ve elverişsiz olduğu bu nedenle mahkemece ek rapor alınması için yeniden bilirkişiye dosyanın teslim edildiği, ek raporun henüz hazırlanmamış olduğu gibi hususların mahkemece değerlendirilerek tedbir kararına itirazın reddedilerek devamına karar verilmesi gerekirken, tedbirin kaldırılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Belirterek 29.05.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılması kararının kaldırılmasına, davaya konu çekin dava sonuçlanıncaya kadar davalıya ödenmesinin durdurulmasına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı taraf aleyhine hükmedilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili, taraflar arasında 09.09.2022 tarihli "Alt Taşeron Sözleşmesi" isimli eser sözleşmesinin yapıldığı, alt taşeron olan davalının sözleşme kapsamındaki edimlerini eksik ve ayıplı ifa ettiği ileri sürerek davalıya iş bedeli olarak verilen 30.04.2024 keşide tarihli 0055535 seri numaralı 1.000.000 TL (bir milyon Türk Lirası) tutarındaki çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile söz konusu çeke ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından 24.04.2024 tarihli ara karar (tensip 24 nolu ara karar) ile davacının ihtiyati tedbir talebinin teminat karşılığında davalıya ödenmesinin ihtiyaten durdurulmasına ve davalı tarafından tedbiren dava sonuna kadar icra işlemlerine konu edilmemesine karar verildiği; verilen bu karara davalı vekilinin itiraz etmesi üzerine Mahkemece 29.05.2024 tarihli ara karar ile itirazın kabulüne ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verildiği; verilen bu ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. Maddesinde: "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Hükmü düzenlenmiştir.
Aynı kanunun 392/1. Maddesinde ise: "İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmi belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlananın teminat göstermesi gerekmez.'' hükmü düzenlenmiştir.
Anılan yasal düzenlemelere göre; hukuki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce ya da dava sırasında geçici hukuki koruma olarak istenen ihtiyati tedbir kararının yasal koşulları olarak; "hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğması" olasılıkları belirtilmiştir.
Hak iddia eden kişinin, bu olasılıkları ifade ederek geçici hukuki koruma istemesi halinde, iddia ettiği vakıaları tam olarak kanıtlaması kendisinden beklenmez. Çünkü, adı üstünde; "geçici hukuki koruma ve olasılık" bunu gerektirir. İstek sahibinin, iddialarını yaklaşık olarak kanıtlaması, bunun için en azından iddiaya ilişkin bazı verileri mahkemeye sunması gerekir. Bu durumda mahkemece, iddiacı hak sahibinin muhtemel zararlarını önlemek adına tedbir kararı verilmelidir. Uygulamada genellikle tedbir istekleri mahkemelerce olumlu karşılanmakta olup, yerleşik yargı kararlarında da bunun için yaklaşık ispatın yeterli olduğu yaklaşımı mevcuttur.
Ancak; tedbir kararı verilirken, dava sonunda haksız olunduğu takdirde karşı tarafın veya üçüncü kişilerin uğraması olası zararların da mahkemece dikkate alınarak, istek sahibinden uygun bir teminat göstermesi istenmelidir. Kural bu olmakla birlikte, istisnaen bazı özel durumlarda hâkim takdiri ile teminat aranmayabilir. Teminatın niteliği ve miktarı da hâkim tarafından, taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine ve hakkaniyet dengesine göre uygun ve makul bir şekilde takdir edilmesi gerekir.
Ayrıca; bir davada, uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gibi, kesinleşmiş mahkeme kararının infazını engeller şekilde de tedbire hükmolunmamalıdır.
Somut olayda, taraflar arasında yapılan eser sözleşmesi kapsamında davalı alt yüklenicinin edimlerini yerine getirip getirmediği, eksik ve ayıplı ifa bulunup bulunmadığı, davacı yüklenicinin iş bedeli olarak davalıya verdiği dava konusu çek nedeniyle borçlu olup olmadığının yargılama aşamasında tarafların delilleri toplanıp, bilirkişi incelemesi yapılarak belirlenebileceği, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından sunulan delillerin yaklaşık ispat ölçüsünde ihtiyati tedbir talebinin haklılığını ispat etmeye yeterli olmadığı anlaşıldığından ihtiyati tedbir koşullarının somut olayda oluşmadığından ilk derece mahkemesi tarafından ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesinde usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen 29.05.2024 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/282 Esas sayılı dosyasından verilen 29.05.2024 tarihli ara kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1). b. 1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 704,50 TL istinaf tedbir karar harcı peşin harç ile karşılandığından, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
-
Davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 394/(5) ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca, kesin olarak 10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09