Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
bam
2024/1120
2024/1072
8 Temmuz 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1120
KARAR NO : 2024/1072
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/337
DAVA TARİHİ : 17.05.2024
ARA KARAR TARİHİ : 17.05.2024
DAVA : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTEM : İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ : 08.07.2024
KARARIN YAZ. TARİH : 09.07.2024
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/337 Esas sayılı dosyasından verilen 17.05.2024 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 11/06/2024 tarih ve 2024/1368 Esas, 2024/1379 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davalı kurum ile müvekkili şirket arasında ... ili ... ilçesi ... mahallesi içme suyu ve kanalizasyon hattı yapım işi ile ilgili 12/10/2022 tarihinde sözleşme imzalandığını, 14/10/2022 tarihinde ise iş yeri teslimi ile çalışmalara başlandığını, yapım işi imalatlarının 11/09/2023 tarihi itibariyle tamamlandığını ve geçici kabul işlemleri yapıldığını, müvekkili tarafından kanuni sürede kesin hesap dosyası hazırlandığını ve devamında davalı idarenin onayına sunulduğunu, davalı idare tarafından söz konusu kesin hesap dosyası onaylanmadığını, davalı idare tarafından tek taraflı olarak hazırlanan, işin devamı sırasında ortaya çıkan yeni iş kalemlerinin daha önceden karşılıklı imza altına alınan ve idarece onaylanan yeni birim fiyatları üzerinden değil de davacı şirketin herhangi bir onay bulunmadığını ve birim fiyatlarının idarece keyfi olarak değiştirilmesi sonucu elde edilen yeni birim fiyatlar üzerinden bir kesin hakediş dosyası hazırlandığını, davalı tarafından Aydın 2. Noterliği 14/02/2024 tarih, 003259 yevmiye numaralı ihtarname ile bu kesin hesap tebliğ edildiğini ve teminat mektuplarının 21/02/2024 tarihinde nakde çevrileceğini bildirildiğini, müvekkili şirket Adana 13. Noterliğinin 20/02/2024 tarih 03266 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz ederek cevap verdiğini, davalı tarafından daha sonra Aydın 2. Noterliğinin 20/03/2024 tarih, 05799 yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, sonra da davalı idare son olarak Aydın 2. Noterliğinden 19/04/2024 tarih, 007349 yevmiye numaralı ihtarnameyi gönderdiğini, müvekkili şirketin davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, davalı tarafından tek taraflı olarak hazırlanan kesin hesap dosyasında işin devamı sırasında ortaya çıkan ve teklif birim fiyat cetvelinde yer almayan muhtelif imalat kalemlerinin yeni birim fiyatları tek taraflı olarak değiştirildiğini, yapım işleri genel şartnamesinde de açıkça belirtildiği üzere yeni birim fiyatını yüklenici ile birlikte tespit edilmesi hususunun zorunluluk arz ettiğini, davalı idaresinin yaptığı kendilerince hesap hatalarından kaynaklı bir durum sebebiyle müvekkili şirketten iade yoluna gidilmesi hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, yeni fiyatın tespitine yönelik kamu ihale kurumu tarafından yapılan düzenlemeler ihalenin türüne göre yapım işleri genel şartnamesinin 22. maddesi hizmet alımları genel şartnamesinin 37. maddesi ve kamu ihale genel tebliğinini 53/5. maddelerinde yapıldığını, yeni fiyat yüklenici ile birlikte düzenlenen tutanakla idarenin onayına sunulu ve 30 gün zarfında idarece onaylanması halinde geçerli olduğunu, müvekkili şirketin yapım işi imalatları 11/09/2023 tarihi itibariyle tamamlandığını ve geçici kabul tutanağının imzalandığını, müvekkili şirketçe davalı elinde bulunan teminat mektuplarının süresinin uzatıldığını, müvekkili şirketin imzaya zorlandığını, teminat mektuplarının nakde çevrileceği tehdidi gerek kesin hakedişin düzenlenmesi gereken en erken tarih açısından gerekse de kesin hesapların tamamlanarak kesin hakediş raporunun düzenlenmesi süreci açısından sözleşme ve mevzuat hükümlerine, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, İİK'nun 72. maddesince ivedi olarak davalı elinde bulunan teminat mektuplarının nakde çevrilmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle ivedilikle teminatsız yahut teminat mukabili olarak tedbiren teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin tedbir yoluyla durdurulmasını, haklı davalarının kabulünü, 2022/815287 ihale kayıt numaralı ... ili ... ilçesi ... mahallesi içme suyu ve kanalizasyon hattı yapım işinden kaynaklı müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 2024/337 Esas sayılı dosyasından verilen 17.05.2024 tarihli ara kararı ile özetle; "...Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; HMK' nun 389. maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK' nun 390/3 bendi ile ispat koşulları düzenlenmiş olup buna göre tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İncelenen tüm dosya kapsamı ve dava dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde; ihtiyati tedbir için yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği, zira davacının davalıya borcunun olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği, mevcut delil durumu nazara alındığında ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmakla, ihtiyati tedbir talebinin reddine " dair karar verilmiştir.
İSTİNAF EDEN: Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 30.05.2024 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Yerel mahkemenin tedbir talebini ret gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece haklılığın yaklaşık ispat edilmediği gerekçesiyle tedbir talebinin reddedildiğini, ancak dava dilekçelerinde ayrıntılı olarak belirttikleri üzere davalı belediye ile geçici kabul işlemi yapıldığını, geçici kabulün yaklaşık ispat için yeterli olduğunu, müvekkili yüklenici şirketin davalı idareye hiçbir borcunun bulunmadığını, davalı idare tarafından tek taraflı olarak hazırlanan kesin hesap dosyasında işin devamı sırasında ortaya çıkan ve sözleşme eki teklif birim fiyat cetvelinde yer almayan muhtelif imalat kalemlerinin yeni birim fiyatları tek taraflı olarak değiştirildiğini, sözleşme eki yapım işleri genel şartnamesinde de açıkça belirtildiği üzere yeni birim fiyatın yüklenici ile birlikte tespit edileceği hususu zorunluluk arz ettiğini, müvekkili yüklenici şirket ile davalı idare, fiyatlar konusunda anlaşarak imza altına aldığını, müvekkili yüklenici şirkete söz konusu birim fiyatlar üzerinden ödemelerin gerçekleştirildiğini, işin geçici kabulü noksansız ve eksiksiz olarak yapıldığını, ancak işin kesin hesap aşamasında davalı idarece daha önceden imza altına alınan yeni birim fiyatlar yerine idarece belirlenen başka birim fiyatlar kullanılarak kesin hakediş dosyası hazırlandığını, davalı idarenin yapmış olduğu kendilerince 'hesap hatalarından kaynaklı' bir durum sebebiyle müvekkili şirketten iade yoluna gidilmesi hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, işe esas sözleşmenin “sözleşmenin ekleri” başlıklı 8. maddesinin 8.2.1 fıkrası gereğince “yapım işleri genel şartnamesi” (yigş) sözleşmenin öncelikle uygulanması gereken eki niteliğinde olduğunu, dilekçelerinde belirttikleri üzere geçici kabul itibar tarihinden itibaren 12 aylık teminat süresinin bitiminden sonra yapılan işte kesbin kabulü engelleyecek bir kusur ve eksiklik görülmediği takdirde kesin kabul tutanağının düzenlenmesi, kesin kabul tutanağının idarece onaylanmasından sonra en çok 30 gün içinde idarece onaylandığını, kesin hesaplara dayalı olarak yapı denetim görevlisi tarafından kesin hakediş raporu düzenlenmesi gerektiğini, dilekçelerinde belirtilen sebeplerle, gönderilen ihtarnamelerde yer alan kesin hakedişin davalı idarece düzenlenip müvekkili şirketin imzaya zorlanması, hukuksuz talebin yerine getirilmemesi durumunda müvekkili şirkete ait teminat mektuplarının nakde çevrileceği tehdidi, gerek kesin hakedişin düzenlenmesi gereken en erken tarih açısından gerekse de kesin hesapların tamamlanarak kesin hakediş raporunun düzenlenmesi süreci açısından sözleşme ve mevzuat hükümlerine hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı elinde bulunan teminat mektuplarının tedbir yolu ile nakde çevrilmesinin durdurulmasını talep ettiklerini, teminat mektuplarının nakde çevrilmesi durumunda davacı müvekkili şirketin hem kredi notu hem bankalarla ilişkileri hem de sonraki işler için oluşacak olumsuz referanslar nedeniyle telafisi güç ve imkansız zararlara uğrayacağını, İİK’nın 72. maddeside “icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir” hükmü yer aldığını ve kanunun bu maddesi uyarınca ivedi olarak davalı elinde bulunan teminat mektuplarının nakde çevrilmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirket tarafından teminat mektuplarının süresinin uzatılması göz önünde bulundurulduğunda mahkemece tedbir amaçlı yeni bir teminatın istenmesi teminatın niteliği bakımından uygun olmayacağını, zira idarenin elinde zaten teminat bulunduğunu, bu sebeple mahkemece verilecek tedbir kararının teminatsız olarak verilmesi hakkaniyete uygun olacağını, davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, ancak davalı tarafında teminat mektuplarının nakde çevrilmesi durumunda davacı müvekkili şirketin hem kredi notu hem bankalarla ilişkileri hem de sonraki işler için oluşacak olumsuz referanslar nedeniyle telafisi güç ve imkansız zararlara uğrayacağı endişesi ve yaşayacağı her türlü maddi kaybın önüne geçilmesi sebebiyle iş bu menfi tespit davasını açmak zorunlu olduğunu, ihtiyati tedbir taleplerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece verilen kararın ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının kaldırılmasını, ve istinaf incelemesi neticesinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:
İhtiyati tedbir; 6100 Sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılmasıyla hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir kurumu kabul edilmiştir.
HMK'nın 389.maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde, mahkemece, uyuşmazlık konusu taşınmaz hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.
İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş, ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir.
İhtiyati tedbire esas olan hakkında iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun ''uyuşmazlık konusu hakkında'' diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (madde 389/1). Ancak özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Bu sebeple, para alacakları konusunda özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki koruma ihtiyati hacizdir. Keza, diğer özel hükümlerde açıkça farklı bir geçici hukuki korumadan bahsedilmişse, bu durumda da o çerçevede bir karar verilmeli, ihtiyati tedbir kararı verilmemelidir.
Talep, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasında, teminat mektubunun paraya çevrilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. 4734 sayılı Kamu İhale Yasası'nın 33. maddesinde geçici teminat ve teminat olarak kabul edilecek değerler düzenlenmiş olup, aynı Kanunun 34. maddesinin son fıkrasında da, "Her ne surette olursa olsun, idarece alınan teminatlar haczedilemez ve üzerine ihtiyati tedbir konulamaz" hükmü getirilmiştir. Bu düzenleme kamu yararı düşüncesiyle getirilmiş emredici bir düzenlemedir.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 34. maddesindeki düzenleme uyarınca, idarece alınan teminatlar her ne suretle olursa olsun haczedilemeyecek ve üzerine ihtiyati tedbir konulamayacaktır. Anılan düzenleme ile birlikte ihtiyati tedbir için yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği, davacının davalıya borcunun olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği hususları da göz önüne alındığında davacı vekilinin banka teminat mektubunun paraya çevrilmemesi konusundaki ihtiyati tedbir isteminin HMK'nın 389 ve devamı maddesindeki şartların da oluşmadığı kabul edilerek reddine karar verilmiş olmasında yasaya aykırı bir durum görülmediğinden davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin bu ara kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/337 Esas sayılı dosyasından verilen 17.05.2024 tarihli ara kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1). b. 1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 704,50 TL istinaf tedbir karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile kalan 276,90 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
-
Davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
-
Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 391/(3) ve 362/(1)-f maddeleri uyarınca, kesin olarak 08.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09