İzmir BAM 13. HD 2022/1378 E. 2024/753 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
bam
2022/1378
2024/753
26 Mart 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1378
KARAR NO : 2024/753
KARAR TARİHİ : 26/03/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/596
KARAR NO : 2022/293
DAVA TARİHİ :13/09/2021
KARAR TARİHİ : 05/04/2022
DAVANIN KONUSU : Tespit
DAİRE KARAR TARİHİ :26/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ :26/03/2024
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/04/2022 Tarih ve 2021/596 E. 2022/293 K.sayılı kararının istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelenmenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ... numaralı abonelik üzerinden 30/12/2019 tarihinde elektrik perakende satış sözleşmesinin imzalandığı ve davacı tarafa yeni abone numarasının verildiği ve fakat davalının eski abone numarası bahane edilerek sayaç bağlama işlemini yapmadığı, davalı şirketin davacı şirketin eski aboneliğine ve sözleşmedeki adreste daha önce bulunan şahıslara ait kaçak kullanım mevcudiyeti iddiasından dolayı elektrik bağlamayı reddettiği , davalının edimini ifa yükümlülüğünden kaçınmasının Yargıtay yerleşik içtihatlarıyla mümkün olmadığı, davalının davacıya kaçak elektrik dı altında eski abonelik numaralarına ait 3 farklı yüksek miktarda 12/10/2019 tarihinde 21.679,83 TL 24/10/2019 tarihinde 7.006,24 TL ve 22/11/2019 tarihinde 45.140,29 TL olmak üzere 3 fatura tutarı üzerinden 77.341,70 TL tutarında alacağın tahsili bakımından dava dilekçesi ekindeki İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün n 2019/15672 E. Sayılı dosya üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, yapılan itiraz üzerine takibin durdurulduğu ve süresi içerisinde itirazın iptali davasının açılmadığı, dolayısıyla alacağın davalı nezdinde davalı yan kuruluşu olan ... A.Ş. Nezdinde keyfi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu buna rağmen davalı tarafça elektrik bağlanmadığının ve davalı tarafın ticari hayatına/imalatına son vermeye çalışıldığı ve keyfi rakamların ödetilmeye çalışıldığı, elektrik piyasası tüketici hizmetleri yönetmeliğinin 44. Maddesinde kaçak elektrik tüketim miktarlarının hesaplanmasının düzenlendiği ve bu kapsamda sayaçların detaylı olarak incelemesinin yapılmadan düzenlenen faturalara itibar edilmesinin mümkün olmadığı, Mahkemece atanacak bir uzman tarafından gerçekleştirilecek keşif ile bu dönemlere ait kullanımların tespit edilmesinin talep edildiği, davalı şirketin elektrik bağlamaması nedeni ile davacının iflasa sürüklendiği bu hususun davacı şirket ile yapılan görüşmelerde dile getirildiği, zararın giderek arttığı, davalının bu davranışının ihkak-ı hak yoluna gidilmesi olduğu, herhangi bir yargı kararı olmaksızın davalı şirketin bu tutumunun imtiyaz sahibi olan davalı tarafın hukuka ve ahlaka aykırılık teşkil ettiği, davalının imtiyaz sahibi ile ilgili hizmeti sunmaktan kaçınma hakkına sahip olmadığı ve ileride telafisi imkansız zararlar meydana gelmemesi, davacının ticari itibarının zedelenmiş ve ticari hayatının son bulma noktasına gelmesi nedenleri ile dava süresince yatırılacak olan teminat karşılığı elektriğin bağlanmasına yönelik ihtiyati tedbir kararının talep edildiği ve sonuç olarak yeni verilen abonelik numarası doğrultusunda yukarıda belirtildiği şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin, yargılama sonunda elektrik bağlanmamasına sebep gösterilen kaçak kullanım faturalarının gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği sebebi ile davacı şirket ile yapılacak sözleşme uyarınca davacı şirket iş yerine elektrik bağlatılmasının ve ayrıca yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesinin talep edildiği görülmüştür.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı'nın 12559580 tesisat ve ... sözleşme hesap numaralı abone olduğu, davacı ile müvekkil şirket arasında 30.12.2019 tarihinde abonelik sözleşmesi akdedildiği ve davacı adına abonelik tesis edildiği ancak tesisat üzerinden elektrik temin eden eski aboneliğe ve ilgili adreste daha önce bulunan şahıslara ait kaçak elektrik kullanımı sebebiyle ... A.Ş.'nin elektrik bağlamadığını iddia edilmiş ise de müvekkil şirketin yetki ve sorumluluğu bulunmadığından taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini, elektriğin kesilmesi ve bağlanması işlemlerinin dağıtım şirketi olan ... A.Ş.'nin görevi olduğu, davalı şirketin, tabi olduğu mevzuata aykırı bir işlemi bulunmadığını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine aksi kanaat hasıl olması halinde esastan reddi ile yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasının talep edildiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince "... Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı ile davalı taraf arasında 30/12/2019 tarihli 12559580 sayaç no.lu ... sözleşme hesap numaralı sözleşme üzerinden ... Mah. ... Caddesi No:.../... .../... adresinde bulunan iş yerine elektrik aboneliği bağlanmasına yönelik sözleşmenin imzalandığı, söz konusu iş yerinin dava dışı ... isimli şahsa ait olduğu, adı geçen ... isimli şahıs ile davacı şirket arasındaki kira sözleşmesinin 17/10/2018 tarihli olduğu ve davacıyı temsilen ... tarafından imzalandığı adı geçen ...'nin davacıyı münferiden temsil yetkisine sahip olduğu, mevcut davaya konu sözleşmenin de yine davacıyı temsilen ... tarafından imzalandığı, dava dışı ... isimli iş yeri lehine .... ile davalı arasında 12559580 no.lu sayaçtan kaynaklı iş bu dava konusu sözleşmenin imzalanmasından önce yine ... Mah. ... Caddesi No:.../... .../... adresinde bulunan iş yerine elektrik aboneliği bağlanmasına yönelik sözleşmenin 03/04/2015 tarihinde imzalandığı, 05/01/2016 tarihinde söz konusu adreste sayaç olmadan direkt bağlantı yapılması sureti ile kaçak kullanım tespit edildiği, yine dava dışı dağıtım firması tarafından ise 2019 yılında çeşitli tarihlerde abonesiz olarak davacı aleyhine yapılan denetimler sonucu kaçak kullanım tespit edildiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde her ne kadar 30/12/2019 tarihli sözleşmeden kaynaklı davacının iş bu davayı açtığı ve bu tarih öncesindeki kaçak kullanımlar yönünden davacının davalı ile imzalanmış herhangi bir sözleşmesinin olmadığı anlaşılmakta ise de esasen 03/04/2015 tarihli imzalanan sözleşmenin fiili kullanıcısı 30/12/2019 tarihli sözleşme muhatabı olan davacı olduğu kanaatine varılmış her ne kadar davacı tarafça sözleşme gereği aboneliğin bağlatılması yönünde iş bu dava açılmış ise de söz konusu adreste bulunan elektrik aboneliği yönünden gerek kaçak kullanımların gerekse ödenmemiş faturaların varlığı göz önüne alındığında adrese bu sözleşmeden kaynaklı olarak elektriğin bağlanmamasına yönelik kurum iradesinin yerinde olduğu kanaati ile, ..." ifadelerini içeren gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN:
Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf başvurusunda özetle; Uyuşmazlık taraflar arasında sözleşme yapıldıktan sonra davalı şirketin davacı şirkete elektrik sayacı bağlamamasından kaynaklandığını, davalı şirketin, davacı şirketin eski aboneliğine ait kaçak elektrik kullanıldığı iddiası üzerinden davacı şirkete elektrik bağlamayı reddettiğini, davacı şirket unlu mamüller işi yapmakta ve dükkanında kiracı olarak bulunmadığını, davacı şirketin eski abonelik numarasına yüksek tutarlı ve gerçeğe yansıtmayan 3 farklı fatura geldiğini, hakkında icra takibi başlatıldığını, davacı şirket haksız olarak gönderilmiş olan bu faturalara itiraz etmiş ve icra takibini durdurulduğunu, ancak davalı şirket, bölgede tekel firma olmasının verdiği güçten yararlanarak itiraz ile durdurulmuş borcu öne sürerek davacı şirketin yeni abone numarasına (...) elektrik bağlamadığını, davalı şirketin haksız bu tutumu sonucunda davacı çok zor durumda kaldığını, kirasını dahi ödeyemeyecek duruma geldiğini, davacı şirkete kaçak elektrik kullanım iddiasıyla kesilen faturaların haksız olduğunu, gerçeği yansıtmadığını, kesilen faturalara karşı davacı ilgili yerlere ve EPDK'ya başvurarak haksızlığın giderilmesi için uğraştığını, davalı şirket ... A.Ş. çalışanları da davacı şirkete, fatura tutarlarında hata olduğunu ve düzeltileceğini bildirmiş fakat sonrasında hiçbir işlem yapılmadığını, davacı şirket işbu davayı açmak zorunda kaldığını, haksız elektrik faturalarıyla ilgili İtirazın İptali Davası İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/518 E sayılı dosyasından görüldüğünü, davanın halen derdest olduğunu, ilk derece mahkemesinin davanın sonucunu beklemeden vicdani kanaatiyle karar vermek suretiyle davanın REDDİNE karar verdiğini, yerel mahkemece davacının ısrarına rağmen ihtiyati tedbir kararı vermediğini, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava; muarazanın giderilmesi talebine ilişkindir.
Davacı vekilince sunulan dava dilekçesindeki talebin somutlaştırılması konusunda tensip ara kararıyla davacı vekiline verilen süre üzerine davacı vekilince sunulan dilekçe ve duruşmadaki beyanda davanın muarazanın giderilmesine ilişkin olduğu belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davalı tarafça istinaf edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357. Maddesine göre de "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz." maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.
Genel olarak kişiler, özel hukuk alanında diğer kişilerle olan ilişkilerini hukuk düzeni içinde kalmak şartıyla diledikleri gibi düzenler, diledikleri konuda, diledikleri kişiler ile sözleşme yapabilirler. Bu olanak, Türk Borçlar Kanunu'nun 26. maddesinde öngörülen sözleşme özgürlüğü (akit serbestliği) ilkesinin bir sonucudur ve bu hak irade özerkliği (sözleşme hürriyeti) prensibi ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 48. maddesinde teminat altına alınmıştır. Bu sözleşme özgürlüğü çerçevesinde kişiler kanun tarafından düzenlenmiş olan sözleşme tiplerinden ayrı karma veya kendine özgü sözleşmeler yapmak ve bunların koşullarını diledikleri gibi tespit etmek, buyurucu ve yasak koyan kurallara, ahlâk ve âdaba aykırı olmamak şartıyla Kanun tarafından düzenlenmiş olan sözleşme tipini değiştirmek ve konusunu yasal sınırlar içinde tayin etmek hakkına haizdirler. Dolayısıyla bu özgürlük, sözleşmeyi yapma, sözleşmenin karşı tarafını seçme, sözleşmenin içeriğini düzenleme ya da değiştirme, sözleşmeyi ortadan kaldırma ve nihayet sözleşmenin tabi olacağı şekli belirlemeyi de kapsar.
Sözleşme özgürlüğü kuralı, sözleşmeyi kurma ve değiştirme özgürlüğü kadar sözleşme ile bağlı kalmama özgürlüğünü de içerir.
Sözleşme özgürlüğü kuralının istisnasını "sözleşme yapma mecburiyeti" veya "sözleşme yapma yükümlülüğü" oluşturur. Piyasa ekonomisinin hâkim olduğu hukuk sistemlerinde, sözleşme özgürlüğünden doğabilecek bazı sakıncalı durumlara ve özellikle de ekonomik gücün kötüye kullanılmasına engel olmak amacıyla sözleşme yapma mecburiyeti kabul edilmiştir. Tekelci ekonomik güçlerin haksız kazançlarını veya bu güçlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bir dereceye kadar bu dengesizlik ve haksızlığı düzeltmek için işletme ve kuruluşlara tekel mahiyetindeki madde ve hizmetleri talep eden fertlerle sözleşme yapma zorunluluğu getirilmiştir.
Sözleşme yapma mecburiyeti, bazı kişi, kuruluş ve kurumların hukuk düzeninde hak sahibi sayılan kişilerin talebi üzerine bunlarla belirli bir sözleşmeyi yapma yükümlülüğünü ifade eder. Sözleşme yapma mecburiyetinin mevcut olduğu hallerde, sözleşmeyi yapmaktan kaçınma, hukuka aykırı bir davranış oluşturur. Böyle bir kaçınmaya karşı iki türlü yaptırım uygulanabilir. İstenilen sözleşmeyi yapmaktan kaçınan kişi, kuruluş ve kuruma karşı ya aynen ifa davası açılarak sözleşmenin yapılması sağlanır. Ya da onun aleyhine tazminat davası açılarak uğranılan zararın tazmini istenebilir.
Özel hukuk ilişkilerini düzenleyen kanunlarda sözleşme özgürlüğü kural, sözleşme yapma mecburiyeti istisnai niteliktedir. Sözleşme yapma mecburiyeti, ancak kanunla öngörülebilir.
Fiili tekel durumunda bulunan özel kişilerden bir eczacı, hekim, fırıncı veya lokantacının sahip oldukları mallarla, arz edecekleri hizmet yönünden, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde bir sözleşme yapma zorunluluğu bulunmadığı ileri sürülebilir. Ancak bu gibi kişilerin haklı bir sebebe dayanmadan sözleşme yapmaktan kaçınmaları, hukuka ve bilhassa ahlâka, dürüstlük kuralına ya da hakkın kötüye kullanılmaması kuralına aykırılık teşkil etmesi halinde sözleşme yapmak yükümlülüğü söz konusu olur. (Yargıtay 3. HD 2021/2302E- 2022/3935K, 2014/6588E-2014/13331K)
Davacı vekili dilekçesinde; davacı şirketin başvurusu üzerine davalı şirketle ... numaralı abonelik üzerinden 30/12/2019 tarihinde elektrik perakende satış sözleşmesinin imzalandığı ve davacı tarafa yeni abone numarasının verildiği fakat davalı tarafça eski abone numarası bahane edilerek sayaç bağlama işleminin yapılmadığı, davalı şirketin, davacı şirketin eski aboneliğine ve sözleşmedeki adreste daha önce bulunan şahıslara ait kaçak kullanım iddiasından dolayı elektrik bağlamayı reddettiğini, davalının davacıya kaçak elektrik adı altında eski abonelik numaralarına ait 3 farklı fatura tutarı üzerinden 77.341,70 TL tutarında alacağın tahsili bakımından İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/15672 E. Sayılı dosya üzerinden ilamsız takip başlatıldığını, yapılan itiraz üzerine takibin durdurulduğu ve süresi içerisinde itirazın iptali davasının açılmadığı ve davalı şirketin elektrik bağlamaması nedeni ile davacının iflasa sürüklendiği belirtilerek işyerine elektrik verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemsince taraf delilleri toplanmış,icra dosyaları dosyaları, kira sözleşmeleri, abonelik sözleşmeleri, tutanaklar dosya içerisine alınmış,bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Dava dışı ... ile davalı arasında 29/08/2014 tarihinde davacı ile aynı yerde ve aynı konuda faaliyet gösteren ... Şirketi adına sözleşme imzalandığı ve adı geçenin aboneliğinden kaynaklı olarak işletmeye 12559580 sayaç numarasının tahsis edildiği, sonrasında ... ile davalı arasında çeşitli tarihlerde ikili anlaşma, sözleşmeler imzalandığı, adı geçenin kendi adına 2013 iş başlangıç tarihli vergi kaydının olduğu, söz konusu abonelikte birden fazla kaçak kullanım tespitinin yapıldığı, sayaca mühürleme işleminin yapıldığı, ... tarafından taksitlendirme başvurusunda bulunulması üzerine sayacın yeniden bağlantısının yapıldığı, ... A.Ş. tarafından davacı ve dava dışı ... aleyhine 12559580 tesisat numaralı abonelik yönünden 2019 yılı 9-10 ve 11. aylara yönelik faturalardan kaynaklı takip başlatıldığı, davacı ile davalı şirket arasında 30/12/2019 tarihinde 12559580 tesisat numarası üzerinden ... sözleşme hesap numaralı abonelik sözleşmesinin akdedildiği, bu sözleşmenin davacı adına münferiden temsil yetkisine sahip olan ... tarafından imzalanmasına rağmen söz konusu sözleşmeye istinaden davacı iş yerine elektriğin bağlanmaması sebebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı ile davalı taraf arasında 30/12/2019 tarihli 12559580 sayaç no.lu ... sözleşme hesap numaralı sözleşme üzerinden ... Mah. ... Caddesi No:.../... .../... adresinde bulunan iş yerine elektrik aboneliği bağlanmasına yönelik sözleşmenin imzalandığı, söz konusu iş yerinin dava dışı ... isimli şahsa ait olduğu, adı geçen ... isimli şahıs ile davacı şirket arasındaki kira sözleşmesinin 17/10/2018 tarihli olduğu ve davacıyı temsilen ... tarafından imzalandığı adı geçen ...'nin davacıyı münferiden temsil yetkisine sahip olduğu, mevcut davaya konu sözleşmenin de yine davacıyı temsilen ... tarafından imzalandığı, dava dışı ... isimli iş yeri lehine ... ile davalı arasında 12559580 no.lu sayaçtan kaynaklı iş bu dava konusu sözleşmenin imzalanmasından önce yine ... Mah. ... Caddesi No:.../... .../... adresinde bulunan iş yerine elektrik aboneliği bağlanmasına yönelik sözleşmenin 03/04/2015 tarihinde imzalandığı, 05/01/2016 tarihinde söz konusu adreste sayaç olmadan direkt bağlantı yapılması sureti ile kaçak kullanım tespit edildiği, yine dava dışı dağıtım firması tarafından ise 2019 yılında çeşitli tarihlerde abonesiz olarak davacı aleyhine yapılan denetimler sonucu kaçak kullanım tespit edildiği dosya kapsamı ve bilirkişi raporu ile sabit olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu olayda davacı şirketin abonelik sözleşmesi imzalamadan önce çok sayıda kaçak elektrik kullanımının mevcut olduğu, bu kaçak elektrik kullanımları sonrası ... A.Ş. tarafından düzenlenen faturaların ödenmediği bu yüzden davacı şirket hakkında icra takibi yapıldığı dosya kapsamındaki belgelerden bellidir.Gerçek yada tüzel bir kişinin kaçak elektrik bedelinden sorumlu tutulabilmesi için ya abonelik sözleşmesinin tarafı, ya da bu abonelikte kullanılan elektrik enerjisinin fiili kullanıcısı olması gerekmektedir
Davacı şirket adına yapılan başvuru üzerine 30/12/2019 tarihinde elektrik perakende satış sözleşmesinin imzalandığı yeni bir abonelik sözleşmesi yapıldığı dosya kapsamı ile sabittir.
HMK 355. Maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede; İlk Derece mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiş ise de; fiili olarak tekel durumunda bulunan davalı kurumun davacı ile yeni abonelik sözlleşmesi imzaladıktan sonra kaçak kullanım bedellerinin ödenmemesini gerekçe göstererek elektrik bağlantısı yapmamasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, yargılama aşamasında davacının işyerine ait kaçak tespit tutanakları ile ilgili dava ve takiplerin sonuçlanmadığı sözleşme imzalanmasına rağmen elektrik verilmediği taktirde davacının faaliyetini sürdüremeyeceği ve davacının ağır ekonomik kayba uğrayacağının açık olması karşısında verilen kararın usul ve yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğu kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/04/2022 Tarih ve 2021/596 E. 2022/293 K.sayılı kararına yönelik davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK 353(1). b. 2 maddesi uyarınca kabulü ile kararın KALDIRILMASINA,
-Davacının davalı kurum ile yaptığı abonelik sözleşmesi gereğince davalı kurumun davacıya ait işyerine elektrik bağlamak zorunda olduğunun tespitine ve muarazanın bu şekilde giderilmesine,
-
Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından 59,30 TL'nin mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
-
Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlülükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından ilk derece mahkemesi yargılama aşamasında karşılanan 825,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davalının ilk derece mahkemesi yargılama aşamasında yaptığı herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
-
Kullanılmayan ve artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine,
-
İstinaf talebinde bulunan davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
-
İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğinden itibaren yasal iki haftalık yasal süresi içinde Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere olmak üzere 26/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18