İzmir BAM 11. HD 2023/921 E. 2024/97 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2023/921
2024/97
17 Ocak 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/921
KARAR NO : 2024/97
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16.02.2023
NUMARASI : 2022/831 E. - 2023/94 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 17.01.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 17.01.2024
İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.02.2023 tarih 2022/831 E. - 2023/94 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, 28.01.2011 tarihinde sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki aracın Konya-Adana yolu Ereğli Şeker Fabrikası kavşağına geldiklerinde sağ arka tekerleğin patlaması üzerine araç kontrolünü kaybederek orta refüje çıkması sonucu tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, araç içinde yolcu olarak bulunan davacı ...'ın yaralandığını,davacının kazada kusuru olmadığını, kazadan sonra davacının Konya Ereğli Devlet Hastanesinde tedavi gördüğünü, davacının iç kanama sebebiyle acil ameliyata alındığını, bu esnada kaza sebebiyle dalağının yırtıldığının fark edildiğini,bu sebeple davacının dalağının ameliyatla alındığını,davacı ...'ın 15.06.1983 doğumlu olup kaza tarihinde 27 yaşında olduğunu, kaza tarihinde MEB'e bağlı olarak sözleşmeli sınıf öğretmenliği yaptığını, sözleşmeli öğretmenlerin bordrolarının o dönemde e-bordro sisteminde görülmediğinden alınamamakla birlikte davacının maaşının kaza tarihinde 1.550,00-TL maaş ve en 2.350,00-TL ek ders ücreti olduğunu, davacının iş bu kazadaki yaralanması ve sonrasında dalağının alınması sebebiyle 2011 yılı Mayıs ayına kadar raporlu kaldığını ve bu dönemde aylık maaşını almış olsa bile de ek ders ücretlerini alamadığını belirterek davacının geçici ve sürekli iş göremezlik, kalıcı kazanç kaybı, işgücü kaybı, güç ve efor kaybı nedeniyle bedensel zararına dair maddi tazminat tutarının belirlenerek, davalı ... Sigorta şirketinden poliçe limit ve teminatları kapsamında temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini tale ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, ... plakalı aracın sigortacı şirket tarafından tanzim edilen, 14.01.2011- 2012 vadeli 113567011 poliçe no’lu zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davaya konu kaza neticesinde davacı ...'ın davalı şirkete başvurarak tazminat talebinde bulunduğunu ancak sağlık kurulu raporunda yer alan arazlarının kaza ile illiyet bağı olmadığının tespit edildiğini, bu nedenle davanın reddini talep ettiklerini, ayrıca davanın yetki yönünden reddi ile dosyanın ortak ve kesin yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesini ve davaya konu talebin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle, sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmaması nedeniyle reddine, mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yolcu olarak içerisinde bulunduğu ... plaka sayılı aracın 28/01/2011 tarihinde tek taraflı olmak üzere yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasına karıştığı, geçici maluliyet durumunun oluşmadığı ve fakat kalıcı maluliyet durumunun oluştuğu, söz konusu kaza ile kalıcı maluliyet arasında illiyet bağının bulunduğu, bu kapsamda açılı dava bakımından davacının hukuki yararının bulunduğu, 27/06/2019 havale tarihli aktüer raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılmakla 28/01/2011 tarihinde davacı asilin hatır için taşınmadığı kanaati ile yolcu olarak içinde bulunduğu ... plaka sayılı aracın tek taraflı olarak karıştığı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası neticesi davacı asilde kalıcı iş göremezlik durumunun oluştuğu ancak geçici iş göremezlik durumunun oluşmadığı dosya kapsamından anlaşılmakla hesap ve takdir edilen 256.182,18 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının davacı tarafa ödenmediği sabit olduğundan başvuru tarihinin 22/06/2017 olduğu dosya kapsamından sabit olmakla temerrüt tarihi olarak hesap edilen 07/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte olay tarihinde geçerli poliçlere göre hem 200.000,00 TL yönünden ZMMS sigortacısı hem de arta kalan tutar yönünden kasko sigortacısı olan davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geçici iş göremezlik tazminat talebinin bu kalem tazminat durumu oluşmaması sebebi ile reddine karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI : Yerel mahkemece trafik kazası tespit tutanağı, sigorta şirketi başvuru evrakları, poliçe suretleri, hasar dosyası, hastane kayıtları, SGK kayıtları, davacının çalıştığı kurum kayıtları getirtilmiş, davalının zaman aşımı ve yetkili mahkeme yönündeki itirazlarının mahkemece davalı sigorta şirketinin bölge müdürlüğünün İzmir ilinde bulunması ve olayda yaralama nedeniyle 8 yıllık zaman aşımı süresinin dolmamış olmasına nazaran reddine karar verilerek yargılamaya devam olunduğu görülmüş, davacının maluliyetinin tespiti bakımından Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden alınan 03.08.2018 tarihli sağlık kurulu raporunda davacının Meslekte Kazanma Gücünde Meydana Gelen Azalma Oranı olay tarihinde yürürlükte olan“Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”ne göre meslekte kazanma gücündeki azalma oranının şahsın olay tarihindeki yaşına göre %16 ve bugünkü yaşına göre %18 olduğu, dalak yaralanması ve sonrasında dalağın alınması (splenektofni nda ortalama tıbbi iyileşme süresinin 1 (bir) ay olduğu rapor edilmiş, bilahare dosya aktüerya bilirkişilerine tevdi edilerek bilirkişi raporları aldırıldığı görülmüştür. Ancak, davaya dayanak teşkil eden kazaya ilişkin olarak herhangi b ir kusur raporunun alınmadığı, aktüerya bilirkişisi raporlarında PMF 1931 tablosu ile %10 artırım ve iskonto uygulanarak hesaplamanın yapıldığı, Yargıtay 17 H.D. ve 4. H.D. son dönemdeki kararlarında PMF Yaşam Tablosuna göre destek tazminatı hesaplanmasının güncel verilerle örtüşmediği poliçe tanzim tarihine bakılmaksızın ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek TRH 2010 Yaşam Tablosuna ve progresif rant metoduna göre tazminatın hesaplanması gerektiği açıklanmıştır. (Yargıtay 4. H.D'nin 22.06.2021 tarih 2021/3089E, 2021/3441K). Somut olayda bilirkişi raporunda PMF Yaşam Tablosuna göre hesaplama yapılması doğru görülmemiştir. Ayrıca her ne kadar İDM'ce hatır taşımasının bulunmadığı kabul edilerek hüküm oluşturulmuş ise de, bu hususun gerekçelendirilmediği, davalı ve davacı tarafın iddialarının tartışılmadığı, davaya konu taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı hususlarının aydınlatılarak TBK 51, 52.m kapsamında indirim yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi gerekmekle gerekçesi açıklanmayan hatır taşıması yönünden davalı tarafın istinaf istemi yerinde görülmüştür. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı ... tarafından sevk ve idare edilen dava dışı ..., ...ve davacı ...'ın içerisinde olduğu ... plaka sayılı aracın yukarıda belirtildiği şekilde 28/01/2011 tarihinde tek taraflı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasına karıştıkları, söz konusu olaydan kaynaklı davacının kamu görevlisi de olduğu göz önüne alındığında geçici maluliyetten kaynaklı bir zararının oluşmadığı ve fakat kalıcı maluliyete esas teşkil edecek arızasının bulunduğu, söz konusu kalıcı maluliyete esas teşkil eden davacı zararının hükme esas alınan aktüer raporu ile de anlaşıldığı üzere 1.025.062,67 TL'ye karşılık geldiği, davalı yana bu olaydan ötürü zarar giderim talebi ile 22/06/2017 tarihinde başvuruda bulunulduğu, davalı tarafça başvuruya olumlu yada olumsuz bir yanıt verilmediği gibi davacı zararının karşılanmadığı, davacı da oluşan kalıcı maluliyetin bahse konu kazadan kaynaklandığının anlaşıldığı, her ne kadar istinaf ilamında da belirtildiği şekilde hatır taşıması yönünden yapılan değerlendirme neticesinde ise davacı ....'nın kaza tarihinde gerek ilçe emniyet müdürlüğü gerekse SGK kaydına göre Siirt ili, Şırnak ilçesinde görev yaptığı, davacı vekil beyanında taşımanın Siirt ilinden İzmir iline şeklinde belirtildiği, davacının 2015 yılında Manisa ili, Gördes orta okuluna atandığı, taşımanın hatır için değil yol masraflarının yolcular tarafından birlikte karşılanması ile yapıldığı dolayısıyla bu taşıma yönünden olaya hatır taşıması olmadığı kanaatine varıldığı, Mahkeme davalısının kazaya karışan aracın hem ZMMS poliçecisi hem de İMMS poliçecisi olduğu, davalı yanın davacı zararından 2918 Sayılı Yasanın 91. maddesi uyarınca sorumluluğun bulunduğu, talebe konu edilen miktarın davalının hem ZMMS hem İMMS poliçe limiti dahilinde kaldığı, davalı yanın kendisine yapılan başvuruya cevap vermemesi nedeni ile başvuruya 8 iş günü eklenmekle 07/07/2017 tarihinde temerrüte uğradığı anlaşılmakla açılan davanın kısmen kabulü ile, davaya trafik kazasından kaynaklı taleple bağlılık ilkesi gereği 256.182,18 TL (200.000,00 TL'lik kısma kadar olan miktar yönünden davalı yanın ZMMS poliçesi gereği, bu tutarı aşan kısım yönünden ise davalının İMMS poliçesi gereği sorumlu bulunduğu anlaşılmakla) sürekli iş göremezlik tazminatının davalı yanın temerrüt tarihi olarak takdir edilen 07/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1,00 TL'lik geçici iş göremezlik talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, yerleşik Yargıtay kararları gereği maddi zararın tayini, belirlenmesi ve kriterleri kamu düzenine ilişkin olup hesaba esas alınan gelir ve asgari ücretin kamu düzeninden sayıldığını, dava konusu olayda hatır taşıması mevcut olmasına rağmen, hatır taşıması indirimi yapılmaksızın hüküm tesis edildiğini, mahkemece yapılan hatır değerlendirmesinin kabulünün mümkün olmadığını, dosyada kusur raporunun bulunmadığını, mahkemece kusur tespitinin yapılması gerektiğini, emniyet kemeri takmaksızın yolculuk yaptığını, eğer emniyet kemeri takmış olsaydı, aracın içinde kalmış olacağını ve zararın oluşmayacağını, emniyet kemeri takılmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı şirketin sorumluluğu sigorta poliçesindeki limitler ve sigortalıların kusuru ile sınırlı olduğunu, davalı şirket nezdinde İMMS poliçesi olduğu iddia edilmişse de, işbu poliçe kapsamında bir başvuru/ davanın mevcut olmadığını, ZMMS teminatını aşan kısım yönünden dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, hesaba esas alınan maluliyet raporunda tespit edilen maluliyetin ne kadarının kazayla illiyetinin bulunduğu ve ne kadarının bulunmadığı hususunda herhangi bir açıklamaya yer verilmediğini, dolayısıyla tespit edilen arazların kazayla illiyeti bulunmadığından tarafça kabulünün mümkün olmadığını, raporda belirtilen hastalık ile dava konusu kazanın illiyetinin bulunmadığını, kaldı ki raporu kabul anlamına gelmemekle birlikte olay tarihine göre davacının maluliyeti %16 olmasına rağmen hesaba esas alınan oranın %18 olmasının da hatalı olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılmasını gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaba esas alınan gelirin hatalı olduğunu, ek ders ücretlerinin hesaba katılmaması gerektiğini, kaza tarihinden hesap tarihine kadar gelinen dönem gelirlerine ilişkin kayıtların celbi ile bilinmeyen dönem hesabının son gelir üzerinden yapılması gerektiğini, kişinin fiilen çalıştığının ispatlanmasının gerektiğini, bu nedenle bilirkişiden ek rapor alınarak karar verilmesi gerektiğini, SGK'ca yapılan ödemelerin de mahsup edilmesi gerektiğini, kaza tarihindeki verilere göre hesap yapılması halinde tazminata temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, ancak güncel veriler kullanılarak hesaplanması halinde ayrıca faiz işletilmesinin hakkaniyete aykırı olacağını, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde ıslah tarihinden, aksi halde rapor hesap tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini, tazminat hesaplamasına itiraz ettiklerini, pay oranlarının içtihatlar doğrultusunda belirlenmesini talep ettiklerini, gelirin ispatlanamadığı durumda asgari ücretin hesap alınmasını talep ettiklerini, sorumluluklarının poliçe teminatı kadar olduğunu, geçmiş dönem - aktif dönem - pasif dönem hesaplarının hatalı yapıldığını, dosyanın aktüer siciline kayıtlı aktüer bilirkişisine tevdiini talep ettiklerini, her durumda kusurun bulunmaması nedeniyle davanın reddine, her durumda müterafik kusur indirimi yapılmasının temerrüt tarihine itiraz ettiklerini, ıslah aksi durumda dahi karar tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, hesaplanan vekalet ücreti, harç ve yargılama giderlerinin düzeltilmesini talep ettiklerini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın sürücüsü ... yönetiminde iken sağ arka tekerinin patlaması neticesi yaralanan davacı yönünden geçici ve kalıcı iş göremezlik nedeniyle ZMMS ve kasko sigortacısı olan davalıdan tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü ile, davaya trafik kazasından kaynaklı taleple bağlılık ilkesi gereği 256.182,18 TL (200.000,00 TL'lik kısma kadar olan miktar yönünden davalı yanın ZMMS poliçesi gereği, bu tutarı aşan kısım yönünden ise davalının İMMS poliçesi gereği sorumlu bulunduğu anlaşılmakla) sürekli iş göremezlik tazminatının davalı yanın temerrüt tarihi olarak takdir edilen 07/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1,00 TL'lik geçici iş göremezlik talebinin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanunun 5. maddesiyle değişik 2918 sayılı Kanunun 97. maddesi ile zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği belirtilmiştir. HMK'nın 114. maddesinde dava şartları gösterilmiş, 115/2. maddesindeki “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” şeklindeki düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise hakim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir. HMK'nın 114. maddesinde gösterilen dava şartı olarak belirlenen bir çok hususun tarafça giderilebilecek bir noksanlık olarak görüldüğü madde gerekçesinden de anlaşılmaktadır. Aynı maddenin 2. fıkrası "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu" belirtilmiştir. Yargıtay 4. ve 17.Hukuk Dairelerinin yerleşik uygulamalarında KTK'nın 97. maddesinde düzenlenen , dava şartının tamamlanabilir dava şartı olduğu, kabul edilmektedir. Somut olayda, mahkemeye tüm belgelerin sunulduğu ve rapor alınarak karar verildiği anlaşılmakla, dava şartı eksikliği bulunmadığından, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde değildir.
28/01/2011 tarihinde dava dışı ... tarafından sevk ve idare edilen ... plaka sayılı aracın Ulukışla istikametinden ereğli ilçesi istikametine seyir halinde iken kara yolunun 06+700 km'ne geldiğinde sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile tek taraflı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının oluştuğu, davacının hayati tehlike geçirecek şekilde bu kazadan kaynaklı yaralandığı, davacının kazadan kaynaklı yaralanmasının hükme esas alınan maluliyet raporundan da anlaşılacağı üzere % 18 oranında sürekli iş göremezliğine sebebiyet vermesinin yanı sıra olaydan itibaren 1 ay süre ile geçici iş göremezliğe uğradığı, dosyada alınan aktüerya bilirkişisi raporu ile TRH 2010 ve prograsif ranta göre kaldırma kararımız doğrultusunda yapılan hesaplamada 1.025.062,67 TL sürekli iş göremezlik zararının bulunduğu, bahse konu sürekli iş göremezliğe yönelik davacının zararının karşılanmadığı, somut olay göz önüne alındığında tek taraflı kaza olması sebebi ile kusur raporu aldırılmaya gerekli görülmeyerek, davalı yanın bu olaydan ötürü tam kusurlu olarak sebebiyet verdiği kabul edilerek, kaza ile davacı zararı arasında illiyet bağının mevcut olduğu yönündeki kabulü toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına nazaran yerinde görülmüş, davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf istemi isabetli bulunmamıştır.
Davacının kaza esnasında aracın arka koltuğunda oturduğu esnada meydana gelen kazada müterafik kusurunun bulunduğuna ilişkin kanıt sunulmadığından müterafik kusur indirimi yapılmaması yerindedir. Yine davacının kaza tarihinde Siirt ili, Şırnak ilçesinde görev yaptıktan sonra, Manisa ili, Gördes orta okuluna atanması sebebiyle yapılan yolculuk sırasında taşımanın hatır için değil yol masraflarının yolcular tarafından birlikte karşılanması amacıyla yapıldığı anlaşılmakla, hatır taşıması indiriminin yapılmaması isabetlidir, aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Her ne kadar davalı vekili tarafından maluliyet oranı yönünden illiyet bağının bulunmadığı istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş ise de, yerel mahkemece Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden alınan 03.08.2018 tarih 1790 sayılı Adli Sağlık Kurulu Raporu'nda davacı da 28.01.2011 tarihli trafik kazasına bağlı olarak oluşan meslekte kazanma gücünde meydana gelen azalma oranının olay tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri gereğince olay tarihindeki yaşına göre %16 ve bugünkü yaşına göre %18 olarak tespit olunduğu, yine aynı raporda dalak yaralanması ve sonrasında dalağın alınması durumunda tıbbi iyileşme süresinin bir ay olarak heyet raporunca tespit olunduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf nedeni de yerinde değildir.
Dairemizce verilen kaldırma kararından sonra alınan 23.01.2023 tarihli aktüerya bilirkişisi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda TRH-2010 tablosu kullanılmak suretiyle %10 arttırım ve %10 iskonto yöntemi uygulanarak, davacının dosyada bulunan tüm maaş bordrolarının irdelendiği, SGK tarafından davacıya mevcut kaza nedeniyle herhangi bir ödemenin tespit edilmediği, davacı tarafça davalı sigorta şirketine 22.06.2017 tarihinde müracaat olunduğu, davacının öğretmen olarak görev yapması sebebiyle geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı, davacının aktif ve pasif dönemler itibariyle sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat tutarının 1.025.062,67 TL olduğu yönündeki bilirkişi raporunun hükme esas almaya elverişli ve yeterli mahiyette tanzim edildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin, hükmedilen tazminata işletilecek faize ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 6100 Sayılı HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi hükmüne göre, belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Dava dilekçesinin istem kısmında, davanın açıkça belirsiz davası olarak açıldığının belirtilmemiş olması, açılan davanın kısmi dava olduğunun kabulü için yeterli olmayıp, dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirilerek, davanın niteliği belirlenmelidir. Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası olup davacının tazminat miktarının ancak rapor alındığında belirlenebilecek olması dikkate alındığında davanın belirsiz alacak davası olduğu kanaatine varılmıştır. (Yargıtay HGK 24.02.2022 tarih ve 2019/11-220 E. - 2022/376 K. sayılı ilamı) Bu nedenle, gerek dava dilekçesinde istenen kısım için, gerekse yargılama sırasında artırılan kısım için temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedilmesi yerinde olup, davalı sigorta şirketi vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.
Her ne kadar davalı sigorta vekili İDM'ce verilen kararın vekalet ücreti, harç, yargılama giderleri yönünden de hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, bu nedeninin dayanak ve hukuki nedenlerini açıklamadığı gibi verilen kararda iddia edilen hususlarda da isabetsizlik bulunmayıp, açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2. Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 17.499,80 TL'den peşin alınan 4.375,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 13.124,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 17.01.2024 oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38