İzmir BAM 11. HD 2021/1721 E. 2024/959 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/1721
2024/959
9 Mayıs 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1721
KARAR NO : 2024/959
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29.04.2021
NUMARASI : 2019/285 E. - 2021/420 K.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 09.05.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 09.05.2024
İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.04.2021 tarih 2019/285 E. - 2021/420 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davacı tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalı araç ile davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı kaza neticesinde sigortalı aracın hasara uğradığını, kusurun karşı araç sürücüsünda olduğununu, davacı tarafından kendi sigortalısına ödeme yapıldığını, davlıların ZMMS şirketi tarafından yapılan ödemenin davacının yaptığı ödemeyi karşılamadığını, bakiye miktar yönünden ödeme tarihinden takip tarihine kadar işleyecek faizin zararın oluşmasına neden olan davalılardan kusuru oranında tahsilinin gerektiğini, bu hususta rucuen tahsil istemi ile yapılan takibe davalıların itiraz ettiğini, belirterek; itirazın iptaline, takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma, benimsen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı sigortalısı araç ile davalılardan ... adına kayıtlı olan aracın karışmış olduğu maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacı tarafından KDV dahil yedek parça ve işçilik bedelleri toplamının 129.800,00-TL ödeme yapıldığı, belirlenen işçilik bedeli, değişimi yapılan parça bedelleri ve onarımı yapılan parça bedellerinin piyasa rayiçleri ile uyumlu olduğu, söz konusu kaza nedeniyle davalı sürücü ...'nın % 80 oranında asli, davacı tarafından sigortalı araç sürücüsünün ise % 20 oranında tali kusurlu olduğu, davacının davalıdan kusur durumuna göre 103.840,00-TL talep edebileceği, bu tutardan dava dışı ZMM sigorta şirketinden tahsil edilen 33.000,00-TL'nin mahsubu sonrasında davacının davalıdan tahsil edebileceği hasar bedeli tutarının 70.840,00-TL, bu tututara ödeme tarihinden takip tarihine kadar yürütlecek faizin 3.912,69-TL olduğu, belirtilerek; davanın davanın kısmen kabulü ile; takibin 70.840,00-TL asıl alacak ve 3.912,69-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 74.752,69-TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin iptal talebinin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 9 oranını geçmemek üzere akdi faiz uygulanmasına, alacak yargılamayı gerektirdiğinden davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin reddine, reddedilen kısım yönünden davacının kötü niyeti sübut bulmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, hükme esas ATK raporunda davalı sürücü ...' nın % 80, sürücü ...'nın ise % 20 kusurlu olduğu sonucuna varıldığını, bu tespitinin yerinde olmadığını, davalı sürücünün % 100 asli kusurlu olduğunu, ATK raporlarında sürücü ...' nın sağ şeritten sol seride geçiş yapan araca karşı ikazda bulunup zamanında etkin fren yapmadığı gerekçesi ile % 20 tali kusur verildiğini, ancak sağ şeritten sol şeride geçmek isteyen davalı araç sürücüsü geçeceği aracı görünür ve duyulur şekilde ikaz ederek geçişini güvenli bir mesafe gittikten sonra sol şeritten yapması gerektiğini, bu kuralı ihlal eden araç sürücüsü davalının %100 kusurlu olduğunu, ATK'nın bu durumu değerlendirmeden eksik ve hatalı tespit yaptığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen tazminatın davalı üçüncü kişiden rücuen tahsili amacıyla yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir
-
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
-
Halefiyet, bir kişinin hukuken diğerinin yerine geçmesi anlamına gelir. 6102 sayılı TTK m. 1472/1. maddesinde sigorta tazminatını ödeyen sigortacının, hukuken sigorta ettirenin (başkası hesabına sigortada sigortalının) yerine geçeceği ifade edilmiştir. Bu nedenle hukukumuzda yasal halefiyete ilişkin olarak tazminat alacağının yasa uyarınca sigortacıya geçmesi ilkesi benimsenmiştir. Yasal halefiyet zarar sigortalarında söz konusu olup, mal sigortaları bakımından TTK m. 1472 hükmünde, sorumluluk sigortaları bakımından TTK m. 1481 hükmünde düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz’î haleftir. (Yargıtay HGK'nın 05/02/2019 tarih ve E. 2017/17-1088 E - 2019/65 K.)
-
Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'na göre kasko poliçesi kapsamında sigortalının zararını karşılayan sigorta şirketi ödediği tazminat tutarınca sigortalıya halef olur ve ödediği bu tazminatı gerçek zarar miktarı üzerinden üçüncü kişinin kusur oranına isabet eden bedel nispetinde zarara neden olan ve sigortacısına rücu edebilir. Üçüncü kişinin sorumluluğu kusur esasına dayalıdır. Dolayısıyla davacının ileri sürdüğü zarardan davalının sorumlu tutulabilmesi için davalının kazanın oluşumunda kusurlu bir davranışının bulunması gerekir.
-
Rücu davaları gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir. Davalı, davacının ödediği miktardan değil, kaza nedeni ile ortaya çıkan gerçek zarardan kusuru oranında sorumludur.
-
Bu çerçevede, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporları ile de olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde olayın oluş şekline uygun düşecek ve raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle, kusur değerlendirilmesi yapılarak, olayın oluşumunda tarafların mevcut kusuru ile sigortalı araçta oluşan gerçek zarar ve davalıya rücu edilebilecek miktarın tespit edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.
-
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, sigortalı araç malikinin zararının davacı tarafından sigorta poliçesi kapsamında giderilmesine, kusur ve rücuya konu tazminatın anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, halefiyet ilkesi ve poliçe genel şartları uyarınca davacının ödediği tazminatı gerçek zarar miktarı üzerinden zarara neden olanın kusur oranına isabet eden bedel nispetinde ve ödediği miktar ile sınırlı olmak üzere rücu edebilecek olmasına, asıl alacağa ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülerek takibe konu asıl alacak ile işlemiş faizin takip talebindeki miktarı geçmeyecek şekilde hüküm altına alınmış olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2. Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60. TL'den peşin alınan 59,30. TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30. TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3. İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19