İzmir BAM 11. HD 2021/1718 E. 2024/891 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2021/1718
2024/891
2 Mayıs 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1718
KARAR NO : 2024/891
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22.10.2020
NUMARASI : 2019/78 E. 2020/518 K.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 02.05.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 02.05.2024
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.10.2020 gün ve 2019/78 E. 2020/518 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davacının keişideci davalının lacaklı olduğu 01.03.2018 düzenlenme 01.04.2018 vade tarih ve 85.600,00-TL bedelli senede dayalı olarak alınana ihtiyati haciz kararı üzerine yapılan takip kapsamında icra tehdidi altnda toplam 116.619,66-TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, senet nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığını, icra dosyasına yatırılan paranın davalıya ödenmemesi için ihtiyati karar alındığını, belirterek; takip doyası kapsamında davacının davalıya 116.619,66-TL borçlu olmadığının tespitine, takip dosyasına yatıralan paranın davacıya iadesine, % 20 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı takibe konu senedin düzenlendiği tarihte dava dışı ...' nin davacı ve davalı şirketin yetkili temsilcisi olduğunu, 25/12/2018 tarihinde tüm hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığını, davalı şirket ile davacı arasındaki senete dayalı alacağın tıbbi cihaz satımına ilişkin olduğu, cihaz bedeli 85.600,00-TL'nin davalı şirket tarafından banka havalesi yoluyla davacı şirkete gönderildiğini, nöroloji uzmanının davalı şirketten ayrılması üzerine söz konusu cihazların satın alınmasından vazgeçildiği, cihazlara ihtiyacın kalmadığı, ücreti ödenen cihazların davacı şirkete teslim edilmediğini, cihazlar için ödenen bedelin iade edilmediği, şirketin tasfiyesi / ortaklıktan çıkarma davasında kayıtlar üzerinde usulsüz olarak para aktarılmış gibi bir iddia ile karşılaşılmaması amacı ile sirket temsicis tarafından takibe konu senet düzenlenmek suretiyle cihaz bedellerinin karşılığının şirket kasasına konduğunu, ödeme yapılan cihazların davalıya teslim edildiği hususunun davacı tarafça açıklanmadığını, senedin borçlusu ve alacaklısının birbirinden farklı olan bağımsız tüzel kişiler olduğunun, belirterek; davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatının davacından tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından davacı şirkete ait tıbbi cihazların davalı şirkete satışı yönünde işlem yapıldığı, davalı şirket tarafından davacı şirkete icra takibine konu bedel kadar birden fazla banka havalesi yapıldığı ve banka havale makbuzlarında hangi cihaza ilişkin ödeme yapıldığının belirtildiği, davacı şirket tarafından bu cihazların davalı şirkete teslim edildiğini gösterir herhangi bir belge veya kayıt bulunmadığı gibi yapılan tespit ile bu cihazların hali hazırda davacı şirket uhdesinde olduğunun tespit edildiği, davacı şirket ile davalı şirket arasında belirlenen bu işlemler karşılığında düzenlendiği iddia edilen senedin düzenlenme amacının bu şekilde tespit edildiği, davacı tarafından senedin sebebinin tahlil edilmiş olması nedeni ile söz konusu senetten dolayı borçlu olmadığı hususunun ispat yükünün davacıda olduğu, bu hususu ispatlar nitelikte herhangi bir delil veya kaydın dosya içinde olmadığı, icra takibinde dayanak gösterilen belgenin kambiyo senedi olduğu gözetildiğinde bu belgeye karşı aksinin ispatının yine aynı nitelikte aynı güçte bir delil ile ispatlanması gerektiği, dosyada toplanan mevcut delillere göre davacının icra takibine konu edilen senette gösterilen bedel yönünden borçlu olmadığı iddiasının ispatlanamadığı, davacı tarafın iş bu davayı açmakta kötü niyetli olduğu, belirtilerek; davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, eksik inceleme ile karar verildiğini, tarafların delil olarak dayandıkları ticari defter ve kayıtlarının incelenmediğini, tüm faturalarda ürünlerin teslim alındığında dair imza mevcut olduğu, davacı şirket uhdesinde olduğu iddia edilen cihazların satışa konu cihazlar olduğu kanaatine ne şekilde varıldığının anlaşılamadığını, tespit edildiği ileri sürülen cihazların ödemesi yapılan cihazlar olduğuna dair hiçbir bilgi ve belge bulunmadığını, davacı şirket uhdesindeki cihazların davalı şirkete satıldığı ve bedelinin ödendiği ancak teslim edilmediği ileri sürülse de hangi cihazlar ne zaman hangi fatura ile satıldığının açıklığa kavuşturulmadığını, davalı şirketin yapmış olduğu ödemelerin üzerinde ürünlerin teslim edildiğine ilişkin beyanların olduğu faturalara istinaden yapıldığını, iki şirket arasında senet düzenlenmesini gerektiren hiçbir hukuki ilişki olmadığı halde davalı şirket yetkilisi davacı şirketten ayrılırken keyfi olarak düzenlediği ve hiçbir kaydı olmayan senede istinaden müvekkil şirketi borçlandırmak amacıyla hareket ettiğini, senet üzerinde nakden ibresi yazılmış olup davalı tarafın bu senedin ürün alımına ilişkin düzenlendiğini iddia etmesi dahi çelişkili olduğunu, vade göz önüne alındığında bu senedin düzenleme tarihinin tahakkuk tarihi yönünden takibe alınabilir şekilde gerçekle ilgisi olmadan düzenlendiğini, borcun vadesi 01/04/2018 olduğunu, o tarihte böyle bir borç var ise tek başına şirket müdürü olan ve 25/12/2018 tarihine kadar harcamayı tek başına yapan ve sadece ... Bankası Çarşı Şubesi hesanbında hesapta davacı şirketin 109.863,82-TL mevcut parası var iken ödeme yapılmadığını, kötü niyet tazminatı koşullarının oluşmadığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istnafa cevap dilekçesi ile davacının istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, bonoya dayalı takip dosyası kapsamında menfi tespit / istirdat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
-
Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak kambiyo senetleri soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Bu nedenle ilke olarak kambiyo senedi uyarınca açılan menfi tespit davasında ispat külfeti davacı borçluya düşer.
-
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak, senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK m. 191/1, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Eğer taraflardan dan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Senede dayalı bu iddianın aksinin de yine yazılı belge ile kanıtlanması gerekir. ( Yargıtay HGK'nun 05.02.2019 tarih ve 2017/(19)11-821 E. - 2019/58 K. sayılı ilamı )
-
Eldeki davaya konu somut olayda; davacı nakten kaydı bulunan davaya konu bono nedeni ile davalıya borçlu olmadığını ileri sürmüş, davalı ise söz konusu bononun taraflar arasındaki tıbbi cihaz satışı kapsamında; cihaz bedeli olarak davacıya 86.500,00-TL ödeme yapılmasına rağmen, ihtiyaç kalmadığı belirtilerek cihazların satın alınmasından vazgeçilmesi üzerine ödenen bedelin iade edilmemesi nedeniyle, ödenen bedele karşılık o tarihte her iki şirketinde yetkili temsilcisi olan ... tarafından düzenlenerek davalı şirketin kasasına konulduğu, senet nedeni ile davalının davacından alacaklı olduğu savunmuştur.
-
Davacı ve davalının iddia ve savunmaları kapsamına göre davaya konu bononun ihdas nedeninin davalı tarafından talil edildiği açıktır. Zira, davalı nakden kaydı bulunan senedin mal alım satımı nedeni ile düzenlendiği, davacı ise taraflar arasında herhangi bir mal alım satımı bulunmadığı ifade etmektedir. Bu durumda, senedin düzenlenme nedeni davalı tarafından talil edildiğinden ispat külfeti yer değiştirmiştir. Artık; davalı, senet nedeniyle alacaklı olduğunu ispat etmek zorundadır.
-
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından takibe konu senedin talili dolayısıyla ispat yükünü üzerine alan davalının dayandığı tüm deliller toplanıp gerekiyorsa bilirkişi incelemesine başvurulmak suretiyle taraflar arasında bir tıbbi cihaz satımı bulunup bulunmadığı, sözleşme kapsamında davalının davacıdan alacaklı olup olmadığı değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek, davanın esası hakkında tarafların tüm taleplerini karşılayacak infaza elverişli şekilde bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;
1. Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. a. 6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2. İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.10.2020 gün ve 2019/78 E. 2020/518 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3. Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4. Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
5. İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19