İzmir BAM 11. HD 2024/518 E. 2024/888 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
bam
2024/518
2024/888
2 Mayıs 2024
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/518
KARAR NO : 2024/888
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07.12.2023
NUMARASI : 2023/255 E. 2023/990 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 02.05.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 02.05.2024
İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.12.2023 tarih 2023/255 E. 2023/990 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 40-45 yıllık Muğla İli Ortaca İlçesi acentesi olduğunu, müvekkilinin en son 24.04.2009 tarihinde verilen F1 belgesi ile acentelik yapmak üzere Ulaştırma Bakanlığından yetki aldığını, davalı ile İzmir 27. Noterliğinin 07.01.2002 tarih ve 606 yevmiye nolu acentelik sözleşmesinin akdedildiğini, TTK'nun 121. maddesi gereğince taraflardan her birinin üç ay önceden ihbarda bulunmak kaydı ile acentelik sözleşmesini feshedebileceğini, belirli bir süre için yapılan sözleşmenin süre dolduktan sonra sürdürülmesi halinde sözleşmenin belirsiz süreli hale geleceğini, aynı konuda taraflar arasında Acentelik Sözleşmesinin 5. maddesinde hüküm var ise de, sözleşmenin imza tarihinden sora yürürlüğe giren kanunun emredici hükümlerinin sözleşmeyi tadil ettiğini, aynı sözleşmenin 3. maddesine göre acentenin payının satışın %10'u olduğunu, zaman içinde bu payın davalı şirket uygulamaları ile artış gösterdiğini, en son %20 acente payı ve %8 firma payı olarak kesilen biletlerden ücret alınması gerektiğini, davalının hiç bir sözlü ya da yazılı ihtarda bulunmadan 04.03.2013 günü müvekkilinin acentelik faaliyetine son verdiğini, bu konuda müvekkiline ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin büyük ticari kazanç ve itibar kaybına uğradığını, yıllarca süren faaliyet sonucunda davalı firmanın büyüyüp marka haline gelmesi, toplumda beğenilen ve takdir edilen sağlam bir firma olarak algı oluşmasında gösterilen emek nedeniyle müvekkilinin TTK 122/1-2-3 maddeleri gereğince tazminat hakkının doğduğunu iddia ederek; TTK'nın 122/1, 2, 3, 4, 5 maddeleri gereğince zararının belirlenerek şimdilik 20.000,00 TL; manevi tazminat olarak 10.000,00 TL ve 2009 yılı Ocak ayından fesih tarihine kadar ödenmeyen alacak/tazminat haklarının her iki tarafın ticari defterleri ile ...bank ve ... Bankası Ortaca Şubesi nezdindeki davalıya ait pos hesabı bilgileri üzerinden belirlenerek şimdilik 20.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davacı ile aralarındaki acentelik sözleşmesinin 04.03.2013 tarihinde haklı sebeplerle feshedildiğini, davacının müvekkili şirkete acentelik ilişkisinden doğan borcunun bulunduğunu, bu alacağın tahsili için davacı aleyhine İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2013/3576 Esas sayılı dosyasında takip yapıldığını, davacının taşınmazının satılma aşamasında olduğunu, eldeki davanın açılma sebebinin de bu icra dosyası olduğunu, davacının piyasaya borcunun çok olduğunu ve borca batık olduğunu, acentelik faaliyetlerini gereği gibi yerine getirmediğini, bilet satış hasılatlarını ve otobüsçü ödemelerini zamanında yapmaması nedeniyle feshedildiğini, ödenmeyen otobüs ödemelerinin müvekkili şirket tarafından ödenmek zorunda kalındığını, davacının denkleştirme tazminat talep şartlarının oluşmadığını, davacının pos tahsilatlarından doğan bir alacağının da bulunmadığını, davacının manevi tazminat talebinin yerinde olmadığını, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının bir alacağı çıkarsa da takas mahsup talebinde bulunduklarını, alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacının ... Ltd. Şti acentesi olarak tayin edildiği, sözleşmenin süresinin Ulaştırma Bakanlığının yetki belgesinin bitimine kadar devam edeceği, yetki belgesinin bitim tarihinden taşıyı firmanın en az 30 gün önce noter kanalı ile feshedilmediği takdirde sözleşmenin ileriki yıllar için de geçerli olacağı konusunda anlaşmaya varıldığı, 04.03.2013 tarihli fesih ihbarnamesine göre, acentelik sözleşmesinin davalı şirket tarafından tek taraflı olarak feshedildiği, davalının davacıdan alacağı olduğuna dair İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2013/3576 sayılı takip dosyasına göre, alacaklısının ... Ltd.Şti olduğu, borçlularının davacı ... ve dava dışı ... olduğu, takip konusunun 25.09.2012 tarihli 23.149,00 TL bedelli senetten kaynaklandığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 2002 tarihli olduğu, sözleşme hükümlerinin ileriki yıllar için de devam edeceği kararlaştırılmış olmakla, sözleşme tarihi itibariyle eski 6762 sayılı TTK hükümleri uygulanmasının gerektiği, davacının iddia ettiği gibi sonradan çıkan yasa hükümlerinin sözleşme hükümlerini tadil ettiği hususunun kabul edilemeyeceği, dava dilekçesinde davalının haksız feshinden kaynaklanan zararlarının tazmininin talep edildiği, öncelikle davalının feshinin haksız olup olmadığının incelenmesi gerektiği, davacının ticari defterlerinde davalı taraftan bir alacak kaydının bulunmadığı, aksine davalının defterlerine göre davalının davacıdan 27.137,18 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacının acente olarak üzerine düşen ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediği, borçlandığı, acentelik hizmetlerini gereği gibi yerine getiremediğinin belirtildiği, yapılan defter incelemesinde davacının davalıya borcunun bulunduğu, dinlenen tanık beyanlarına göre de davacının sürekli bankalardan kredi çektiği, davalının sunduğu yazışmalara göre, acentelik hizmeti yürütülürken şikayetlere sebebiyet verildiği, hileli biletlerden bahsedildiği, davalı şirketin müdahale ederek soruna çözüm bulmaya çalıştığı, davalının sözleşmeyi haklı ve muhik sebeplerle feshettiği, davalıdan bir alacağının bulunmadığı, aksine davalının davacıdan alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ : Dairemizin 10.03.2023 tarih 2020/947 E. 2023/399 K. sayılı ilamı ile, davacı acente ile davalı şirket arasında İzmir 7. Noterliği'nin 07.01.2002 tarihli tasdikli Karayolları Şehirlerarası Yolcu Taşımaları Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesine göre acentelik sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 1. maddesinde davalı ... Ltd. Şti.'nin davacı ... firmasını karayoluyla şehirlerarası yolcu taşıması konusunda acenta olarak tayin ettiği; 3. maddede yolcu bileti satışından dolayı ... Ltd. Şti.nin davacı ... firmasına %10 ödeyeceğinin belirtildiği, 4. maddede ödeme şeklinin peşin olarak yapılacağının belirtildiği, 5. maddede sözleşme süresinin sözleşmeye dayanılarak Ulaştırma Bakanlığından alınacak yetki belgesinin verildiği tarihten başlayıp yetki belgesinin bitim tarihine kadar devam edeceği, acentenin sözleşmeyi feshetmedikçe sözleşmenin ileriki yıllar için de geçerli olacağı, sözleşmenin yıllık takribi değerinin 120.000,00 TL olduğunun belirtildiği; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin davalı tarafça 04.03.2013 tarihli fesih ihbarnamesi ile feshedildiği; ilk derece mahkemesince her ne kadar davacının acente olarak üzerine düşen ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediği, davalıya borcunun bulunduğu, davalının sözleşmeyi haklı ve muhik sebeplerle feshettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; ilk derece mahkemesince alınan 15.02.2017 tarihli ilk bilirkişi raporunda, davalı şirket tarafından davacı aleyhine 23.149,00 TL alacağın tahsili istemiyle başlatılan İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2013/3576 E. sayılı icra takibinden başka davacı acentenin yükümlülüklerini yerine getirmediğini ortaya koyan bir delil bulunmadığının tespit edildiği, 18.04.2019 tarihli ikinci bilirkişi raporunda da, davacının ticari defterlerinde davalı taraftan bir alacak bakiyesine rastlanılmadığı, davalının ticari defterlerinde ile davacıdan 27.137,18 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup, davacının tüm, davalı şirketin ise bir kısım ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin yaptırılmamış olduğu; ilk derece mahkemesi kararında sözü edilen tanıkların davacı tanıkları olduğu ve davalı şirketin davacı acenteye sözleşme gereği ödemelerini yerine getirmediğini beyan ettikleri de dikkate alındığında, davalı şirketin acentelik sözleşmesini feshetmekte haklı olup olmadığı noktasında mevcut dosya kapsamına göre net bir sonuca varılamadığı; davalı şirketin sözleşmenin feshinde haksız olduğu sonucuna varılması halinde dahi bilirkişi raporları arasında fesih öneli ve denkleştirme tazminatı miktarları yönünden çelişki bulunduğu sonucuna varılarak, dosyanın sigorta hesap uzmanından oluşacak bilirkişi kuruluna tevdi ile, gerekiyorsa tarafların kayıtları üzerinde yerinde yeniden inceleme yapılmak suretiyle, sözleşmenin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı, davacı tarafça tazminat talep edilip edilemeyeceği, denkleştirme tazminatı ödenmesinin adil bir sonuç olup olmayacağı, bu minvalde taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin süresi, acentenin gelir miktarı, acentenin tek firma-çok firma acentesi olup olmadığı gibi hususları içerecek şekilde bilirkişi kurulundan açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu dosyaya kazandırılıp, oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek karar verilmesi için HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararı uyarınca alınan bilirkişi raporunda; taraflar arasındaki belirsiz süreli hale dönüşen acentelik sözleşmesinin davalı tarafça 3 aylık ihbar öneli verilmeden tek taraflı şekilde feshedildiği, acentelik sözleşmesinin feshinin haklı ve somut nedene dayandığını gösterir ispata yarar bir delil, belge ve somut gerekçe tespit edilemediği, acentelik sözleşmesinin feshinde davacı tarafa izafe edilebilecek herhangi bir kusur saptanmadığı, acentelik sözleşmesinin davalı şirket tarafından bildirim öneli tanınmadan ve aynı zamanda haklı sebebe dayanmadan feshedildiğinin kabulü halinde davacı tarafın 3 aylık kazanç kaybı olarak 20.120,91 TL fesih öneli talep edebileceği, mahkemece koşulları oluştuğunun değerlendirilmesi halinde davacı acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşmayacak miktarda davacıya davalı tarafından ödenebilecek denkleştirme tazminatı üst limitinin 115.643,24 TL olabileceği, olası 2013 yılı 3 aylık 53.884,85 TL brüt kar beklentisi karşılığında 12.932,37 TL net kar denkleştirme hesaplandığı, davacı tarafın usulüne uygun tutulmadığı tespit edilmekle birlikte dosyada ibraz edilen banka kayıtları, ticari, defter ve kayıtları ile davalı taraf ticari, defter, belge ve kayıtlarının birlikte incelenmesi neticesinde davacı tarafın davalı taraftan 61.439,08 TL. alacaklı konumunda olduğu hususlarının bildirildiği; davacı vekili ıslah-bedel arttırım dilekçesi ile, 20.000,00 TL alacak talebinin arttırılarak 61.430,08 TL, TTK'nun 122/1,2,3,4,5 maddeleri gereği tazminat taleplerinin ise fesih öneli kazanç kaybına yönelik 20.120,91 TL, 2013 yılı olası kar denkleştirme tazminatı olarak 12.932,37 TL, portföy tazminatını ise 115.643,24 TL olarak talep ettiği, davalı vekilince, ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımı def'i ileri sürüldüğü, taraflar arasında 07/01/2002 tarihli acentecilik sözleşmesinin bulunduğu, feshedilmeyen sözleşmenin devam eden yıllar içinde geçerli olacağı ve davalı tarafça sözleşmenin 04/03/2013 tarihli ihtarname ile feshedildiği, fesih tarihine kadar sözleşmenin belirsiz süreli olarak ayakta kaldığı, davacının borçlu, davalının alacaklı olduğu İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2013/3576 E. sayılı 23.149,00 TL alacağın tahsili istemiyle açılmış icra takibinden başka acentenin yükümlülüklerini yerine getirmediğini ortaya koyan somut bir delilin dosyada bulunmadığı, kaldı ki TTK'nun 121/1. maddesine göre de davalı tarafından üç aylık ihbar süresinin yerine getirilmediği ve fesih ihtarında davalının açık bir şekilde fesih nedenlerine yer vermediği, borca batık olmayan davacının başka firma acenteciliğini de yapmadığı sabit olduğundan TTK'nun 122. Maddesinde belirtilen portföy tazminatı isteminde haklı olduğu; davacının bakiye 61.439,08 TL cari hesap alacağının bulunduğu ancak iş bu alacağın belirsiz alacak davası olarak ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, tacir davacının cari hesaptan kaynaklanan alacağını bilebilecek durumda olması gerektiği sonucuna ulaşılarak kısmi dava olarak değerlendirilen bedelde (cari hesap) yapılan ıslah dilekçesine karşı süresinde ileri sürülen zamanaşamı defi de dikkate alınarak maddi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, manevi tazminat talebinin ise şartlarının oluşmadığı; davalının takas def'ini ileri sürmesi nedeniyle; davacının borçlu, davalının alacaklı olduğu İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2013/3576 E. sayılı dosyasındaki davalı alacağının öncelikle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesine göre dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olduğu, bu ücretin iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemeyeceği, haczedilemeyeceği, icra dosyasında talep edilen icra vekalet ücretinin tamamının takas edilmesi doğru olmayacağından, takas def'i ileri sürülmekle dava tarihi itibarıyla takas edilecek borç miktarının belirlenmesi gerekeceği, takibin dava tarihi itibarıyla kapak hesabı celp edilerek davacının alacağından düşülmesi suretiyle bakiye alacağın hüküm altına alınması gerektiği; ıslah dilekçesinde, fesih öneli kazanç kaybı ile 2013 yılı olası kar denkleştirme tazminatı talep etmiş ise de; iş bu taleplerin dava dilekçesinde yer almayan ve ilk defa ıslah dilekçesiyle dava konusu edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 115.643,24 TL portföy tazminatı ile 20.000,00 TL alacak olmak üzere toplam 135.643,24 TL'den takas/mahsuba konu edilen İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2013/3576 Esas sayılı takip dosyasındaki güncel dava tarihli kapak hesabından (vekalet ücreti hariç 30.445,53 TL) mahsup edildikten sonra kalan 105.197,71 TL'nin davalıdan 28/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının ıslah ile talep etmiş olduğu 41.439,08 TL'nin zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, davacının fesih öneli kazanç kaybı ile 2013 yılı olası kar denkleştirme tazminatı talebine ilişkin usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2013/3576 Esas sayılı dosyasında takibe konulan teminat senedinin tanzim tarihinin 25.09.2012, vade tarihinin 26.03.2013, tutarının 23.149,00 TL olduğunu, bu icra dosyasının derdest olduğunu, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya bulunduğu dönemde müvekkilinin personeli hesabına 04/06/2013 ila 27/06/2013 tarihleri arasında toplamda 10.000,00 TL ödeme yaptığının ticari kayıtlarla sabit olduğunu, davalının sözde alacağının bu dönemde mahsup edilmeyip, müvekkili adına personeli hesabına para gönderilmesinin alacağın samimi olmadığını, ellerinde bulunan teminat senedinin kötüye kullanıldığının kanıtı olduğunu, yine 23.149,00 TL senetle alacak iddiasının karşısında, davalının da toplamda 61.139,08 TL borçlu olduğunun tespit edilmesi karşısında bu iki alacağın takas ve mahsubu ile kalan miktarın müvekkiline ödenmesi yoluna gidilmeyerek, zamanaşımı gerekçesiyle değerlendirme dışı tutulmasının da hukuka aykırı olduğunu, zamanaşımına ilişkin olarak müvekkilinin tek başına kendi defterlerine binaen alacağını belirleyebilmesinin mümkün olmadığını, fesih öneli kazanç kaybı ve 2013 yılı olası kar denkleştirme tazminatı istemlerinin usulüne uygun açılmış dava bulunmadığından reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, TTK 120/1,2,3,4,5 maddelerinde düzenlenen tazminatların taraflarına ödenmesini talep ettiklerini, bu tazminatların tamamına ilişkin olarak harç yatırdıklarını, davanın reddi yönünde verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın bu yönlerden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olmadığını, TTK'nın 122/3 maddesi gereğince müvekkilinin feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acentenin sözleşmeyi feshetmesi veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşmenin müvekkili tarafından haklı sebeplerle feshedilmesi halinde acentenin denkleştirme isteminde bulunamayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının itiraz ettikleri kusurlarının ve önceki rapora yapılan itirazların irdelenmediğini, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, müvekkili şirketin defter, kayıt ve belgelerine göre müvekkilinin alacaklı durumda olduğunu, davacı şirketin defter, kayıt ve belgelerinin kapanış tasdiki yapılmadığından delil değerinin de bulunmadığını, maddi hatanın düzeltilmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, bilirkişi raporu hatalı olduğu gibi ıslah ve maddi hatanın düzeltilmesi taleplerinin de hatalı ve haksız olduğunu, davacının ıslah dilekçesinde maddi tazminatı üç parçaya bölmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, bu alacak kalemlerinin farklı alacak kalemleri olduğunu, davacının alacak talebinin maddi tazminat olarak tek olduğunu, ayrıca 3 numaralı alacak kalemindeki alacak kaleminde ıslah edilen alacak rakamının üst limit olduğunu, davanın yanlış rakama ıslah edildiğini, böyle bir alacağın bulunmadığını, davacının müvekkili şirketten hiçbir alacağının bulunmadığını, bilakis müvekkilinin İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2013/3576 E. sayılı icra dosyası ile alacaklı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacı tarafça davalı şirketin acentelik sözleşmesini haksız olarak feshettiği iddiasıyla, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak TTK'nın 122/1, 2, 3, 4, 5 maddeleri gereğince zararının belirlenerek şimdilik 20.000,00 TL, 2009 yılı Ocak ayından fesih tarihine kadar ödenmeyen alacak/tazminat hakları 20.000,00 TL ve 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 50.000,00 TL'nin davalıdan tahsili talep edilmiş olup; İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı uyarınca yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, ıslah dilekçesinde, fesih öneli kazanç kaybı ile 2013 yılı olası kar denkleştirme tazminatı talep etmiş ise de; bu taleplerin dava dilekçesinde yer almadığı ve ilk defa ıslah dilekçesiyle dava konusu edildiğinden karar verilmesine yer olmadığına, portföy tazminatı 115.643,24 TL ile 20.000,00 TL alacak olmak üzere toplam 135.643,24 TL'den takas/mahsuba konu edilen İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2013/3576 Esas sayılı takip dosyasındaki güncel dava tarihli kapak hesabından (vekalet ücreti hariç 30.445,53 TL) mahsup edildikten sonra kalan 105.197,71 TL'nin davalıdan 28/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte tahsiline, davacının ıslah ile talep etmiş olduğu 41.439,08 TL'nin (61.439,08 - 20.000,00 = 41.439,08 TL) zamanaşımı nedeniyle reddine, manevi tazminat talebinin şartlarının oluşmadığınden reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, davacı tarafça 20.02.2020 tarihli ibraname sunulmuş ise de, bu ibranamenin icra dosyasına intikal etmediğinin ve güncel dosya borcunun 65.507,89 TL olduğunun anlaşılmasına göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, tarafların istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1. b. 1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2. Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3. Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 7.186,05 TL'den peşin alınan 1.796,51 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 5.389,54 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4. İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.02.05.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19